Menü Kapat

Etiket: paris (sayfa 1 / 3)

ANNE VAN DER LINDEN

1959 doğumlu Fransız ressam Anne van der Linden, Paris banliyölerinden biri olan Saint-Denis’te yaşıyor. Edebiyat eğitimi gören sanatçı, desen çalışmalarından sonra yağlı boyaya geçmiş, kısa bir süre soyut işler üretmiş, doksanlardan bu yana ise figüratif tarzını geliştirmiştir. Resimlerinde Alman ekspresyonizminden ortaçağ gravürlerine, Robert Crumb’a, erotik çizgi romanlara kadar uzanan geniş bir yelpazeden etkiler taşır; ilkel içgüdülerimiz ve toplumsal normlar arasındaki ilişkileri, gerilimi ifade etmenin yollarını arayan sanatçının ebebiyatla olan ilişkisi de resimlerinde dile geliyor ve pek tabii eserleri Fransa başta olmak üzere bir çok farklı ülkede sergilenmiş. karanlığa bakmayı tercih edenlere;

Anne van der Linden, born 1959, She is a french painter and drawer who lives in Saint-Denis, suburb of Paris. Brought up In a literary education, she came early to drawing and then to oil painting late. After an abstract period, she developed her figurative style from the 90’s. Her art draws from a vein of German expressionism, middle-age engravings, and the work of American cartoonist Robert Crumb along with others. Her attachment to literature is naturally brought to life through her work.

Her works aim is in searching for expression through the visual arts in finding the interaction between inner wild life and social standardization. Her work has been widely exhibited and published in France and other countries.

Anne van der Linden

jean jullien ve teknoloji bağımlılığı

teknoloji bağımlılığı konusunda sayfalarca yazmaya gerek yok diye düşünüyorum. fakat içinde bulunduğumuz durumu tekrar tekrar hatırlamakta fayda var. paris olayları sonrasında pek meşhur barış sembolünü çizen grafik sanatçısı jean jullien de bu durumu en etkileyici biçimde suratımıza çarpan arkadaşlardan olmuş.

göz atarken kendi durumunuzu sorgulamayı ve gökyüzüne telefonlarınızdan daha fazla bakmayı ihmal etmeyin.

jean jullien
jean jullien – teknoloji bağımlılığı

#BillionPeopleMarch

tarihin akışını biz değiştireceğiz.

kanadalı pek sevdiğimiz ve desteklediğimiz dergi “adbusters” dünyanın çeşitli bölgelerinden doğrudan eylem gruplarıyla işbirliği içerisinde 19 Aralık 2015’te #BillionPeopleMarch adında yeni bir sivil itaatsizlik günü çağrısında bulundu. an itibariyle paris’te toplanmış bulunan COP21 zirvesi’nde (birleşmiş milletler iklim değişikliği sözleşmesi taraftar toplantısı) yaşanan iklim krizine bir çözüm bulunamayacağını ve birkez daha dünya liderlerinin ve korudukları sistemin bizi felakete sürükleyeceğini biliyoruz. dolayısıyla online olarak bir araya gelecek aktivistler mevcut küresel ekonomik düzeni sona erdirmek için sokaklara çıkıp çeşitli global eylemlerde bulunacaklar; 19 aralık günü başlayacak hamle ile birlikte statükoyu mümkün mertebe bozup global dünya düzenini yeniden şekillendirme gayretiyle.

basit bir eylem çağrısı olarak yorumlayabilirsiniz, fakat “occupy wall street” hareketi arkasında da aynı grubun olduğunu belirtmekte fayda var. ayrıca aşağıda izleyeceğiniz video’da gezi parkından görüntüleri sevindirici iken diktatörler arasında pek tabii tanıdık yüzler göreceksiniz. ülkemiz sınırları içerisinden de destek bulması dileğiyle.

billion people march – world revolution?

tülay.

Tülay German, 1935’de İstanbul’da nispeten varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Sanatçının, gerek şarkı söylemesine karşı çıkmaları gerekse sol tandanslı biriyle ilişki yaşıyor olmasını onaylamamaları ailesiyle bağlarının kopmasına neden oldu.

Tülay German’ın hayatına bakıldığında ilk anılacaklardan biri hayat arkadaşı Erdem Buri’dir; bir radyo programcısı, entelektüel, döneminin önemli aydınlarından biri. Onunla tanışana kadar Batı müziği icra eden Tülay German onun önerisiyle caz söylemeyi bıraktı. Buri’nin deyimiyle “düşünce şarkıcılığına” yöneldi. Bu süreçte ilk hiti Burçak Tarlası’nı çıkardı. Böylece Anadolu Pop’un tohumları atılmış oldu.

Tam o tarihlerde marksist görüşü anlatan bir kitabı Türkçe’ye çevirdiği için Buri 15 yıl hapis istemiyle yargılandı ve kaçmaya karar verdi. 1966 senesinde kimseye haber vermeden Tülay German da onunla birlikte bugün hâlâ yaşamakta olduğu Paris’e gitti.

German, Fransa’da birçok albüm kaydetti ve konser verdi. Saygın plak şirketi Philips’le sözleşme imzaladı. Kariyerinde gün geçtikçe yükselen sanatçı, o dönemde ülkesindeki olaylardan etkileniyordu; bu tanıklıklar onun zamanla siyasi yönü ağır basan bir müzisyene dönüştürdü. Öyle ki radikal bir kararla bütün finansal yatırımını harcayıp Philips’le sözleşmesini feshetti. Türk halk türküleri ve Nazım Hikmet, Yunus Emre gibi şairlerin şiirleri için bestelenmiş şarkıları söylemeye başladı. O artık Paris’teki Türk ve kendi ülkelerinden benzer şeylere mazur kalmış göçmenlerin sesiydi.

German, 1987’de sahnelerden sessizce çekildi ve müzikal kariyerini noktaladı. 1993’te de Erdem Buri’yi kaybetmesinin ardından izole bir yaşam sürmeyi seçti.

Kaynak: Didem Pekün | Tülay German: Kor ve Ateş Yılları , Sinopsis


andre breton – nadja

güzellik ya sarsıcı olacak, ya da hiç olmayacak.

download . andre breton – nadja (.pdf)

Sürrealizmin yazın ve sanat alanında etkisinin görünmediği ender ülkelerden biridir Türkiye. Bir Türk gerçeküstücülüğü hiçbir zaman olmamıştır. Sürrealizmi, sanat alanında, biraz başkaldırı, biraz aykırılık, biraz değişiklik, biraz gerçeküstücülük olarak görenler (aslında onun felsefesinden hiç mi hiç haberi olmayanlar), örneğin Garip şiirini, Sait Faik’in son öykülerini ve benim kuşağımın ilk öykülerini, günümüzün biraz fantastik, biraz fantezi ürünü öykülerini sürrealizm sözcüğünü Türkçe’ye çevirerek “gerçeküstücü” olarak nitelemişlerdir.

Oysa sürrealizm yalnız bir sanat okulu değil, bir dünya görüşüdür. Akımlar ve okullarla dolu 20. yüzyıl sanat dünyasında, insanı ve dünyayı değiştirmeyi amaçlayan tek sanat akımıdır.

Bu akımın başlıca yaratıcılarından ve ölene (1966) değin savunucularından André Breton’un, dilimizdeki ilk kitabı Nadja, yayımlanışından (1928), altmış dört yıl sonra Türk okuruna sunuluyor.

Geçen yıl Paris’te Centre George Pompidou’da düzenlenen André Breton sergisini gezenler, Breton’un yalnız büyük bir şair, büyük bir yazar, eşsiz bir sanat akımının kuramcısı değil, aynı zamanda “burnu en iyi koku alan” bir sanat “kaşifi” olduğunu da gördüler.

Devam

lettrist enternasyonelin konumu

lettrist enternasyonel üyeleri paris’te charlie chaplin’in basın toplantısını sabote etti. “artık düztabanlara yer yok” başlıklı bir broşür dağıttı. broşür söyle bitiyordu; sahne ışıkları, sözde mükemmel bir mim olan kişinin makyajını eritti. artık tek görebildiğimiz kederli ve paralı yaşlı bir adam. evinize gidin bay chaplin.

isidore isidou bu durumu kınadı ve lettrist’ler arasında bölünme başladı. lettrist enternasyonel böyle kuruldu.


lettirst enternasyonelin konumu . 1952

Charlie Chaplin’in Ritz’de düzenlediği basın toplantısına müdahale etmemizin ve yönetmen Jean-Isidore Isou’ya cemaatvari bir şekilde teslim edilen külte karşı isyan eden “Artık Düztabanlara Yer Yok” başlıklı broşürün gazetelerde kısmen yayımlanmasının ardından, bu yönetmen ile dizginlerini elinde tuttuğu takipçilerinden ikisinin hazırladıkları ve yaptığımız eylemi onaylamayan bir yazı Combat’da yayımlandı.

Chaplin’in eserlerinin kendi döneminde önem taşıdığını takdir ediyoruz, ancak bugün yeniliğin başka bir yerde olduğunu ve “artık matrak olmayan hakikatlerin birer yalan hâline geldiği”ni (Isou) biliyoruz.Özgürlüğün en önemli kullanımının putların yıkılması olduğuna inanıyoruz, özelliklede bu putların özgürlüğü temsil ettikleri bir zamanda. Broşürümüzün kışkırtıcı havası, ortak ve körü körüne coşkunluğa karşı verilmiş bir tepkidir. Bazı Harfçilerin (ve bizzat Isou’nun) mesafeli duruşları bu olayda yalnızca ihanetlere; aşırılık taraftarları ile artık aşırı olmayanlar arasında, bizim ile eskimiş zaferlerine “gülüp geçecek” şekilde “gençlik dönemlerindeki keskinlik”lerini reddedenler arasında, yirmi yaşından büyük olanlar ile otuz yaşından küçük olanlar arasında sürekli yeniden gündeme gelen bir anlayışsızlığa yol açmıştır.Bizler yalnızca altına imzamızı attığımız metnin sorumluluğunu üstleniyoruz. Kimseyi inkâr etmiyoruz.

Çeşitli kızgınlık ifadelerinin bizimle ilgisi yoktur. Gericiler arasında dereceler yoktur.

Böylelerini meçhul ve şoka uğramış kalabalığın takdirine bırakıyoruz.

SERGE BERNA, JEAN-L. BRAU, GUY-ERNEST DEBORD, GIL WOLMAN

Not: Bu metin, 29 Temmuz 1881 tarihli yasanın 13. Maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle Combat tarafından reddedildi. Sonunda, 1 Aralık 1952’de Internationale Lettriste’nin 1. sayısında yayınlandı.

etilen sosyete . 2003 - 2019 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.