Yarın Yok

Yarın bir gündü. Ayakkabılarım yürüyordu. Sağa dön dedim, Döndü. Parmağım gözündeydi, Gözü kördü. Soğuktu. Ankara’ydı. Hava efsunluydu. Ben aldanmaz sandım, O aldandı. Ve ben aptal değildim. Belki çiçek pasajında Unutulmuş Bir demet lale olabilirdim. O da değildim Neydim? . . . Sokaktaki herkes Onun sıcaklığını taşıyor diye Hepsine iliştim. Soğuktu Ankara’ydı. Eve götürüp seviştim. Bazısı

BİLMEDİĞİMİZDEN

O’na… O'(n)larımıza… Dalında kurumuş çiçekler gibiydik. Dokundu bir çift el Düşmedik. Bilmediğimizden… Bir keresinde bir şiirde Seviştiğimi sanmıştım. Duvarları yoktu. Bacası tütüyordu. Omuzlarım anlamını bilmediği sıfatlarla Nitelenen bir ad olmuş. Kasım kasım. Parmak uçlarımda bir karıncalanma. Aşırı doz özgüven aldığım günlerin Sarılışları Methiyeler size çay içmeye geldiği gündü. Mahkemeler, davalar. Yatağının üstünde kenarı tırtıklı bir

Duyguların Termodinamiği : 0.Yasa

Anlamını bilmediğim çok şey var, Bilinmeyenler ülkesinden yola çıkmış . Her kavram biraz “şey” değil midir? Mesela ayrılıklar neden hep kötü havalarda gerçekleşir? Açıklasın birileri. Peki var mı cevabı doktorların Hasret insanın hangi organında birikir ve ağırlaşır bedeni. İçip içip birbirimizi arayacağımız Yaşı geçmişiz gibi ayrılıklar Kapımıza dayanmış. Bir de alkol çok zamlanmış O günlerden

TUMBA

Sen korkuyu beklerken maviye Yakın olduğunun ertesi gününden beri Hava bulutlu Akdeniz Bölgesinde Meteorolojinin de misyonunu üstleniyorum Belediyenin ısrarlara dayanamayarak Yaptığı göğe bakma durağında otobüsler durmuyor Bir bardak çayda evliliği bulabilme ihtimaline inananların Görünmez çaputlar bağladığı Ve bazen bir tiyatro sahnesi gibi oynadığı Televizyonumuzun üstünde Annemin çeyizinden sararmış bir dantel Çocukken ayak izi olmak isteyen