Jung’un kapıyı açmayışı

“Bundan böyle bütünüyle yalnızım. Artık size ‘Dinleyin!’ ya da ‘yapmalısınız’ ya da ‘yapabilirdiniz’ diyemem. Şimdi artık yalnızca kendimle konuşuyorum. Artık hiç kimse benim için daha fazla bir şey yapamaz, en ufak bir şey bile. Artık sana karşı bir ödevim yok ve senin de bana karşı bir ödevin yok çünkü artık gözden yitiyorum ve sen de

OTOMATİZME AĞIT- 6

Brainard’ın hafızası-2 Anti-militarist yaklaşımlarıyla, boktan odalarının sanrılı köşelerinde, cılız ışığın altıda yarım gözlerle bunalımlarını arşınlayanları hatırlıyorum. Türk ot tezgâhını yaşamının her saniyesinde kusarcasına protesto edenleri… Amfetaminin burun sızlatan cehenneminde kafalarında ışık yakanları ve zihninde kuş besleyip umutsuzca ölümünü bekleyenleri… İntiharın gayri-meşru çocuğu olup babasını ruh kerhanelerinde arayanları… İkinci el bir fahişeden satın aldığı ikinci el bir

OTOMATİZME AĞIT- BEŞ

Egonu doğrulamak için, Doğmamış olmayı istediğin, Kendinden koşarak uzaklaştığın ve saklanıp bir köşeye kendini gözetlediğin, Arzuların ve fetişlerin, Saçlarına basıldığında toplumun çığlığından korktuğun, Sanatsal zevkten meta-fetişist arzulardan kaçtığın, Doğurmak ve doğrulama arzunun yinelemesinden korktuğun, Âşık olmak ve çelişkiye düşmek, Alakasız, saygısız, dinsiz ve pişman olmayan alabilmek, Akıldışı zevkin bataklığında boğulmak, Çaresizliğin ışığını yakıp karanlıkta boğulmak,

OTOMATİZME AĞIT- 4

Karanlık jazz sokaklarında ruhunun ağırlığına dayanamayan ve kırmızı kurdele ile intihar eden Julia’ya… Tavan arasında eroin kokusuyla esrimiş bedeni üzerinde dolaşaduran salyaların ve ahşabı çürüten orgazm sıvılarının dehşeti. Akıl hastanelerinin granit duvarlarında homoseksüel arzuların, meta-fetişist arzuların, pedofilinin, nekrofilinin, körlerin,kişiliği bölünenlerin, majör depresiflerin, orgazm çığlıklarının, anal kimliklerin, oral kimliklerin, tanrıçayı sikmek isteyenlerin, ben tanrıyım diyenlerin, büyük

OTOMATİZME AĞIT-3

Duygularına başlık atıp zihinlerinin içerisinde delirircesine zuhur eden düşüncelerin esrik ve amorf meselelerini görebiliyorum. Zeus’un tapınaklarındaki metafizik melekleri arayan kapkara rahibelerin organlarında biriken ekşimiş suyu görebiliyorum. Ve onun içerisinde boğulan vaftiz bebeklerin karanlıklarını, Jim Morrison’un Dynonsos aydınlığının nefretlerini, Histeri nöbetleriyle solgun sarı ışığın tinlerinde vızıldayan arı kuşunun paranoid şizofrenik çığlıklarını, Her sabah koyu kahve bardağının