Etiket: osmanlı

cervantes – köpeklerin sohbeti

sözlerimin maksadını, sana hayat hikayemi anlatırken daha iyi idrak edeceksin. bazı hikayeler kendiliğinden güzeldir. bazılarınaysa bu güzelliği üslup verir. anlayacağın, bazı hikayeler girizgahlar ve süslü tasvirler olmadan olduğu gibi güzeldir; bazıları da bomboşken, anlatıcının ses oyunları ve tasvirlerle süslenip, jestler ve mimiklerle canlandırılarak hikaye haline gelir, sözün kısası, etkisiz ve zayıf olmaktan çıkıp çarpıcı ve hoş bir hal alırlar.

miguel de cervantes’i tanıtarak ya da anlatarak başlayacak değiliz pek tabii bu yazıya. ama şahsen kendisinin osmanlı’ya karşı ispanyol ordusunda savaştığını ve inebahtı deniz savaşında kolunu kaybettiği bilgisine sahip değildim. magazinsel olarak paylaşmaya değer bu bilgiden sonra kitabımıza gelelim. kolektif kitap sayesinde okuyabildiğimiz bu uzun öykü kitabın ismini tam olarak yansıtarak bir teğmenin kaldığı hastanede duyduğunu iddia ettiği köpeklerin konuşmasından ibaret. insanların ahlaksızlıklarını, ikiyüzlülüklerini, yozlaşmalarını ve çıkarcılıklarını köpeklerin tecrüblerinden ve gözünden öğreniyoruz. yoğun bir hiciv ile ciddi bir felsefi tartışma aslında okuyacağınız: en özet ve en güzel şekliyle. cervantes muhtemelen bunları yazarken kendi dönemini ve çevresini eleştirmeye çalışıyordu ama kanımca asıl üzücü olan eleştirdiği noktaların belki de daha şiddetli olarak günümüzde geçerliliğini koruması. insanoğlu kendi çirkinlikleri ile boğuşurken siz bu öyküden ilham almaya başlayabilirsiniz. kitap sizin.

köpeklerin sohbeti
miguel de cervantes
türkçesi: sinan okan
kolektif kitap
2015, 140 sayfa

Rainbow Over Ottoman

osmanlıcılık. F91W’ye selamlarla.

gavur imam isyanı

etilenin sosyetik dostlarına merhaba demek için gavur imam başlangıcı hiç fena olmaz diye düşünüyorum. bandista dinleyenler bilir gavur imam isyanını. eğlenceli bir şarkıdır ama ritmin neşesi aslında bir ağıta aittir. ben buna bandista temposu diyorum. politik eğlence topluluğu gibi adamlar. neyse gelelim hikayeye;

Göz bebeklerim titriyordu.Perdelerin arasından süzülen gün ışığı, odadaki tozu selamlayarak yerdeki İran halısının üzerine düşüyordu. Halının motifleri, vuslat kokuyordu. Hangi sıla hasreti çeken Acem kızı dokumuştu kim bilir? Taba renginin hakim olduğu oda, Kıta Avrupası’nın yarısını ilhak etmesine rağmen Osmanlı’nın oryantalist duruşunun sadece minik bir sunumuydu. Oda şaşırtıcı derece ufaktı. Bir valinin huzurundan çok, onun dinlenmek için kullandığı bir yerdi. Valinin sırtı bana dönüktü. Masanın üzerindeki haritaya bakıyordu.Yavaşça başını kaldırdı.”Refik efendi… Şöhretin sen gelmeden Kıbrıs’ı sardı efendi. Payitaht’tı İngilizlere dar edişin dilden dile yayılıyor efendi.” Vali’nin bir demirci gibi dövdüğü bütün sözcükler kafamda yankılanıyordu: Otorite…Otorite…Otorite

“Devlet-i Aliye, Kavalalı belasıyla boğuşuyor paşa hazretleri. Malumatınız vardır elbet, Kavalalı Kütahya içlerine kadar ilerlemiştir. Böyle elem bir halde iken size gerek seyfi gerek maddi bir yardımda bulunması mümkün değildir.” Odada bir dakikaya yakın bir sessizlik oldu. Ilık bir rüzgar pencereden bir hırsız çabukluğunda girip haritaları karıştırdı.

“Bir isyan nasıl bastırılır efendi, bilir misin? 3 yolu vardır. Birincisi, bütün halkı katledersin; Bizimkisi böyle bir imkanımız yok. Kıbrıs’ta ki Müslüman tebaayı arttırmamız lazım. İkincisi, İsyanın içindeki herkesi tehcir ettirmek. Bu da birincinin olmazına tekabül eder. Ve üçüncüsü, İsyanın yüzünü katletmek.” Paşa aniden bana doğru döndü.” Efendi, Osmanlı’nın istikbali senin kılıcında.”

(daha&helliip;)

baha tevfik . anarşizmin osmanlıcası

“…anarşizm demek; bireyin üzerinde doğa yasalarından başka bir yasa bırakmamak, muazzam hayat kavgası düsturunu bütün çıplaklığıyla ortaya çıkarmak demektir. ben bu yeni çağın içinde anarşizm’i görüyorum. kanımca kölelikten, ücretli köleliğe ve ücretli kölelikten sosyalistliğe geçen insanlık en sonunda anarşizme ulaşacak ve orada bireyselliğin bütün bağımsızlığını, bütün azametini duyumsayacaktır.”

baha tevfik, (1881-1916) düşünür. yükseköğrenimini mülkiye mektebi’nde tamamladıktan sonra (1907), bir süre felsefe öğretmenliği yaptı. kardeşiyle “teceddüd-i llmi ve felsefi kütüphanesi”ni kurdu. felsefe mecmuası (1912), zekâ (1912) dergilerini, eşek gülmece dergisini çıkardı (1913). Bu gazetenin kapatılması üzerine el malum’u, o da yasaklanınca yine o adlı dergiyi çıkardı.

osmanlı sosyalist fıkrası’nın kurucularından ve ilk merkez yürütme kurulu üyelerindendi (1910). bu partinin yayın organı iştirak’te yazdı, yönetimine katıldı. türkiye’de maddecilik akımının ilk örneklerini verdi. ludwig büchner’den çevirdiği madde ve kuvvet, o dönemde büyük tartışmalara yol açtı. felsefenin türkiye’de yayılmasına öncülük eden, bu alanda batı kaynaklarına dayanmanın gereğini ileri süren ilk türk aydını sayılır.

 download . baha tevfik – felsefe-i ferd