Etiket: önyargı

nasıl meditasyon yapılır

— nefes al —

kerouac şiiri üzerinden etilen özeti ve etilen çevirisi ile nasıl meditasyon yapılır;

kendi vücudunun içinde kaybol. algılarının kendini farketmesini sağla ve rasyonel zihnin aklının içerisinde sana spontane görüntüler getirdiğinde farkına varma. görmezden gel. gevşeme rutinin, içinde bulunduğun anda kalmanın verdiği haz ile sonlanıyor. uçup giden bulutlar gibi bütün düşünceler uzaklaşıyor, bütün önyargılar ve bütün takıntılar…

— ışıkları kapat —

bir vuruş eroin ya da morfin gibi anlık bir ekstazi etkisinin içine
düş, ellerini düğümle,
beynimin içindeki hipofiz boşalıyor
kendimi bırakıyorum ve aniden duran transa doğru
bütün vücut parçalarını bir arada tutan
iyi tatmin edici sıvı (Kutsal Sıvı) — iyileştiriyor
bütün hastalığımı —her şeyi siliyor — “umuyorum”un
en ufak bir parçasını bile ya da içinde kalan
deli balonu, sadece
boş zihin, huzurlu, düşüncesiz. Bir düşünce
uzaklardan sahip olduklarıyla yaylanarak geliyor-
görüntünün ilerideki görünümü, onu kandırıyorsun
onu boşaltıyorsun, onu aldatıyorsun ve
kayboluyor, ve düşünceler asla gelmiyor — ve
ilk kez farkına varmanın verdiği haz ile
“düşüncelerinin aynen düşünmüyor olması gibi —
yani artık
asla
düşünmek zorunda değilim”

jack kerouac
çeviri: etilen

sosyal filtre balonu

sosyal medya dedikten sonra faydalarından, basına etkilerinden, son yıllarda yaşam tarzlarını nasıl etkilediğinden, arap baharından, gezi olaylarından da bahsedeceğimizi düşünmüyorsunuz herhalde. biz de düşünmüyoruz. sosyal medyanın çok sık gözardı edilen bir özelliği var – ayna etkisi. bizim zaten bildiğimiz şeyleri bize yansıtıyor. kendi “like”larımız dışında ne yer alıyorsa hepsinden uzak duruyoruz, bir filtre balonunun içinde yaşıyoruz – gerçeğin ufak bir bölümüne tekabül ediyor bu. mevcut düşüncelerimize uymayan, mevcut kimliğimizi pohpohlamayan her şeyden izole bir sosyal medya yaşantası. bu filtre balonu insan düşüncesinin doğasında yer alan ve psikolojide “teyid önyargısı” diye adlandırılan şeyi yansıtıyor – sadece mevcut düşünceleri onaylayan şeyleri algılama eğilimi. ekranlara bakıyoruz ve sadece kendi yansımamızı görüyoruz… sonra da gerçeklik bu diye düşünüyoruz.

bu doğal bir şey bunda ne sıkıntı var ki diyebilirsiniz, kanımca etkisi görünenden daha fazla. en popüler örneği yüzde 50’ye yakın çıkan oy sonuçları sonrası sen oy vermiyorsun, ben oy vermiyorum ee kim oy veriyor karşı tarafa tepkisi. bunun yanında kafanı o ekranlardan kaldırınca toplumda yaşadığın yabancılaşma. bu durumun siyasilerin oldukça istediği kutuplaştırmaya da faydası olduğunu söyleyebiliriz. her iki kesimde kendi yarattıkları gerçeklik üzerinden kendilerini kandırmaya devam ediyor. bir takım komiklik, şaka ve dalga malzemesi arayan kitle dışında kimse karşı tarafın düşüncelerini anlamaya çalışmıyor. sokaktaki gruplar birbirine uzaylı gibi bakıyor. kafası yeterince çalışmayanı şiddet kullanarak dahi tepkisini gösterebiliyor.

muhtemelen bizimle benzer düşüncede olduğunuzdan bu yazıyı okuyorsunuz sizde. sıkıntı yok. yapmanız gereken mümkün olduğu kadar “like” edip, paylaşmak. ama sonrasında kafanızı o ekrandan kaldırdığınızda gözlerinizi de açın, sürekli o tepki gösterdiğiniz kesimin iletişim kanallarına da bakın. neye tepki gösterdiğinizi bilmeden ve anlamadan yaptığınız kendinizi kandırmaktan başka bir şey değil. en kötü ufkunuz açılır, “ay inanmıyorum” – “bunlarla aynı ülkede mi yaşıyorum” tivitlerinizi daha az atarsınız.