Etiket: nick zedd

ekstremist manifesto

© Nick Zedd 3/6/2013

Şimdilerde ayrıcalığı, adam kayırmayı, bağlantıları temsil eden çağdaş sanat nihayet yok oluyor, önümüzden defoluyor.

Bizler, galerilerinizin, müzelerinizin ve sanat deliklerinizin dışında tutulmuş… gözardı edilmiş, hakarete uğramış, mahkum edilmişler (ve yanlış sınıfa ait olanlar) geleceğin sesiyiz. Bugünün kültürünün o çok moda değersizliğinin üstüne tükürüyoruz. Ilımlılığın, bir neslin pek moda alaycılığının ve kasıtlı olarak sıkıcı olan çağdaş sanatın üstüne kusuyoruz. Kronik utangaçlığınızın, evcilleştirilmiş sanat anlayışınızın da içine sıçıyoruz.

Kırılma anı ve çağdaş sanatın gübresini dürüst yöntemlerle kazma zamanı geldi. Sisteminiz omurgasız ve değiştirilmeli. Sezilmez olmaktan onur duyanlar artık yok.

Bugün kapıları tutanların resim öldü dedikleri doğruysa eğer o zaman fotoğraf, sinema, müzik, heykel, performans ve insanın diğer bütün yaratıcılığı da öldü. Küratörler kültürünün hiyerarşik hakimiyetinin içeriği bireyin yerine nötr bir klon geçirmek. Bize söylenen akademinin küratör sınıfının tanrısal olduğu. Tarihi onlar belirler. Onların seçimleri üzerimize yağmur gibi yağdırılır. Ama gerçek şu ki tarihteki mihenktaşlarının yegane sahibi olan AMATÖR (üreten, yenilik yapan yalnız birey) yalıtılmış bir küratörün aynı anda iki ayrı şeye inanan gerçeklik tünelinin ötesindedir.

Bugünün küratörler eliti tutku, öfke ve mahkumiyeti alaycı bir kayıtsızlık, kendini geriye çeken bir duruş, bir kaçış ve sürüye katılışla değiştirme kararı almışlardır. Koyun gibi bir uysallıkla hiç bir görüş açışı bulunmayan takip edenler nesli türemiştir, herhangi bir şey için ayakta durmaya korkan, ama düzene uymayı kolaylaştıran alaycı kayıtsızlığın arkasına sığınıp korkusuz olduğu taklidini yapan bir nesil. Takipçi bu sanatçıların felsefesi teslimiyettir. Bu teslimiyet sayesinde takipçi yüksek sanata dahil olmayı ve onun getirdiği ödüllerden nasiplenmeyi beklemeye başlar.

Takipçilerin ve kapıları tutmuş ustalarının anlayamadığı noktaysa yüksek ve düşük sanat arasında temel bir farklılık olmamasıdır. Bugünün pornografisi yarının güzel sanatıdır. Zamanın tezgahında kafir, kutsala dönüşür. Gerici ontolojik yorumcuların altında elli yıldır acı çekmiş ekstremist hareketi içinden çıktığı sürecin özetinden daha büyük fenomendir. Hakim kültürlerin bizi inandırdığı şey tarihin objektif olduğudur, oysa gerçekte subjektiftir ve hiyerarşik sistemin küresel elitlerin yararına sömürülmesine dayalıdır.

Ekstrem sanat metafizik değildir ve duyulara dayalıdır. Bilgeliği tahsis eden bileşen olan insan vucüdunu nihai hakem olarak belirler.

Deneysel açıdan ekstrem sanat kişinin statükocu düşünceye direncinin ve onu dönüştürebilme yeteneğinin biricik teyididir.

Gölge iktidarlar ve gizli elitler tarafından bize dayatılan sahtecilik teşhir edilmeli ve yok edilmelidir. Bu tamamen ticarete dayalı kanserli sanat kurumlarının ve şahsi deneyimlere dayalı bireysel çıkışları da olumsuzlayan kapitalizmin yağmacı habis düsturlarının yok edilmesini de gerektirir.

Referansı olmayan, muvazaasız çıkışlar hayatın içine balıklama dalıp onu taşaklarından kavramaktır.

Bu da, şansını denemek, insanları kızdırmak, alarm zillerini çaldırmak ve genel olarak stratejik bir hareketle dengeleri sarsmaktır.

Bizler yeni ektremistleriz, gündemsel gerçekliğin kapılarını tutanlar tarafından bize dayatılan maskaralığa karşı silahlarımızı kuşandık, başardıkları kitlesel halüsinasyonu reddetmeyi seçiyoruz. Bizimkisi, yalanlar ve kendini aldatmaktan mürekkep sisteminizi lekeleyen ve yok eden bir zevksizlik sanatı.

Çok uzun zamandır aramızdaki koyun iflas etmiş bir sistemin yalanlarına karşı boyun eğmesi için ödüllendirildi.

TANRI’DAN NEFRET EDİYORUZ. ÇÜNKÜ TANRILAR YOK VE HİÇBİR ZAMAN DA OLMADI.

BÜTÜN TOTALİTER KONTROL SİSTEMLERİ ALTÜST EDİLMELİ VE YIKILMALI. İNSAN ÖZGÜRLÜĞÜ İSTER DEVRİMCİLER İSTER KARŞI DEVRİMCİLER TARAFINDAN EMPOZE EDİLMİŞ OLSUN BÜTÜN HİYERARŞİLERE KARŞI TETİKTE DURMAYI VE KARŞI KOYMAYI GEREKTİRİR.

BİZLER DEVRİMİN YERİNE GEÇECEK HIZLANDIRILMIŞ BİR EVRİM TARAFTARIYIZ.

BİZLER PROVOKASYON, AYDINLANMA, NEFRET VE AŞKI KULLANAN EKSTREMİSTLERİZ.

KARŞI UÇLARI BİRLEŞTİRECEĞİZ.

Çeviren: Cemal Akyüz

avangard & underground film gösterimleri

ekim ayı itibariyle her ay bir salı akşamı, kargart salonu’nda avangard ve underground film türlerinin önemli örneklerini izleme fırsatınız olacak.

uzun bir zamana yayıldığı için [ayda bir gün], gösterimler sona erdiğinde fark edilecek ki; aslında ortaya çıkan avangard/underground film dünyasının katmanları arasında yapılmış olan verimli ve keyifli bir yolculuktur. 6.45 yayınlarının deneyim ve kişisel tercihleriyle oluşturduğu bu gösterim tablosu sinema öğrencilerinden alternatif sanat takipçilerine dek farklı skalaların insanlarının ilgisini aynı ekrana çekecek.

ekim gösterimleri:

“Window Water Baby Moving”
Stan Brakhage
ABD, 1959
13 dk.

Stan Brakhage, 1933’€™de doğdu 2003 yılında göçtü. 20. yüzyılın en önemli deneysel film-yapımcısıdır. 16mm, 8mm, 35mm ve IMAX formatlarında “€œpure cinama”€ olarak adlandırdığı türde pek çok çeşit örnek verdi. 50’€™lerde, New York ve San Francisco’da şiir, mit ve düşsellik deneyimlerini temel alıp kendi kişisel sinemalarını yaratmaya çalışan birçok filmyapımcısından biriydi. 1957’€™de yaptığı “€œAnticipation of Night”€ onun için ve bağımsız filmcilik için bir dönüm noktasıydı. Çünkü görüş’€™ü işinin tam merkezine yerleştiriyordu. 4,5 saatlik “The Art of Vision”€,yapımcısı tarafından “görsel bir şölen”€ olarak tanımlandı.

“Un Chant d’Amour” veya “A Song of Love”
Jean Genet
Fransa, 1950
26 dk.

Jean Genet, tek filminde de kitaplarında işlediği ana teması eşcinselliği kullanmıştır.

“Konec stalinismu v Cechách” veya “Death of Stalinism in Bohemia”
Jan Švankmajer
İngiltere, 1990
10 dk.

Yaşayan en büyük sürreal film yapımcısı Å vankmajer’in politik görüye en net yer verdiği filmlerinden biri. 1948 Sovyet işgalinden 1989’€™da “Kadife Devrim”€e kadar Çekoslavakya tarihine kendi sürrealist sanat anlayışı ve politik görüşünü birleştirdiği bir gözle baktığı filmi.

“Regen” €veya “€œRain”
Joris Ivens
Hollanda, 1929
14 dk.

1898 doğumlu Hollandalı belgesel filmyapımcısı Joris Ivens, 1989’da Paris’de öldü. Dünya ticaretinin ve devrimlerin insanların kaderini belirlediği, global göçün, iki dünya savaşının hüküm sürdüğü 20.yüzyılı, film, radyo, TV, trenler, arabalar ve uçaklar ile görünür olan yeni iletişim ve ulaşım çağını kendi görüsüyle ve kamerasıyla bize aktardı.

“Emak Bakia”
Man Ray
Fransa 1926
16 dk.

1890 doğumlu Amerikalı sanatçı kariyerinin büyük bir kısmını Paris’de geçirdi. Aslında basitçe modernist olarak tanımlanabilecek sanatçı, her ne kadar informel bağları da olsa Dada ve Surrealist akımların da katılımcısıydı. En çok avangard fotoğrafçılığıyla bilinen sanatçı kendini tüm bunların ötesinde ressam olarak tanımlıyordu.

“€œChromofobia”
Raoul Servais
Belçika 1966
9 30 dk.

1940 Belçika doğumlu Raoul Servais, ressam ve filmyapımcısı olmadan önce Ghent’de Güzel Sanatlar’dan mezun oldu. 1960’lardan itibaren, fotograf ve animasyonu, animasyon tekniklerini ve trick fotografçılığının yeni olanaklarını keşfederek birleştirmeye uğraştı.

“€œThrust in Me”
Richard Kern & Nick Zedd
ABD, 1985
8 dk.

New York’€™lu underground filmyapımcısı, yazar ve fotografçı Richard Kern ve filmyapımcısı ve yazar Nick Zedd’in “shock value”€ filmi. Nick Zedd ayrıca 1985’de underground film hareketini tanımlamak için “€œCinema of Transgression”€ terimini icat eden adamdır da. Ve aynı isimli manifestosunda : “€œ Tüm film okullarının havaya uçurulacağını ve bir daha asla o sıkıcı filmlerin yapılmayacağını bildiririz.”€ demiştir.

14 ekim salı, saat:20.00
*giriş ücretsizdir…

KargART Adres: Kadife Sokak No:16 Kadıköy-İst.