Etiket: new york dolls

gg allin

gg allin, gerçek ismi jesus christ allen (1956-1993). müzik dünyasının en tehlikeli adamı. tehlikeli olmak için değil, tehlikeli olduğu için tehlikeli olan adam ve yapmak istediğinin rock müziği tekrar tehlikeli hale getirmek olduğunu her defasında söyleyen biri. uçlarda yaşamanın en uç noktasındaki adam.

eğer normal bir ailem olsaydı belki daha da kötü olurdum.

bu kadar sorunlu bir adamın normal bir aileden gelmesini bekleyen var mıydı? bence yoktu. abimiz hava karardıktan sonra konuşmayı yasaklayan ve elektriği olmayan bir klübede yaşayan dinle kafayı bozmuş bir adamın oğlu. 12 yaşında lyme hastalığına kapıldığı ve bu kadar küçük yaşta böyle bir hastalıkla karşılaştığı için sıkıntılarını hayatı boyunca yaşadığı da söyleniyor. babası ile annesi boşandıktan sonra üvey baba ile yaşama durumuna devam edip öğrenim hayatım boyunca arıza yaşama geçiş yapıyor. new york dolls’tan etkilendiğini belirterek okula kızların giydiği kıyafetle gidip, hırsızlıklık, sapıklık, uyuşturucu satıcılığı gibi cici olmayan ne varsa öğreniyor.

gg allin

herkesten nefret ediyorum

ilerleyen yaşlarında bir şekilde evlenip “gg allin & the jabbers” adlı grubu kuruyor. o dönemki eylemleri cam kırıkları üzerinde sahnede yuvarlanmak ve arada pipisini seyirciye göstermek olan gg allin’in asıl arızaları jabbers’dan ayrıldıktan sonra başlıyor.  “eat my fuck”, “suck my ass it smells”, “be my fucking whore” gibi şarkı sözlerinin ardından yazdıklarını uygularcasına her seferinde daha manyakça hareketler yapmaya başlıyor. evvela sahnede eline geçen kesici bir şey ile kendini doğrıp, mikrofon ile kendi dişlerini parçalıyor, seyircilere saldırıyor, sahneden atlayıp kadınlara tacizde bulunuyor, sahnede kadınları dövüp yine sahnede “sıçıp sıvama” hareketini mecazi anlamda değil gerçek anlamda yapıyor. bu gerçek anlam “boku yedim” ve “bok atmak” durumu için de geçerli. ayrıca makata mikrofon, muz sokma gibi eylemleri de oluyor.

etkilendiğim herhangi biri, herhangi bir kahramanım yok. sadece ben varım.

bunlara yaparken bir çok kez ölümden dönüyor. bir yandan uyuşturucu kullanıp, evlilik dışı çocuk sahibi oluyor. defalarca hapse girip çıkıp vücuduna jilet + tükenmez kalem mürekkebi ile dövmeler yapıp yaptırıyor. kendisiyle evlenmek isteyen bi kadına işkence ediyor. bu yaptıklarının hiçbirini reddetmeyip ve kendisiyle gurur duymayı da ihmal etmiyor. sahnede kendini ve izleyicilerini öldüreceğini idaa ederken de eroin komasından ölüyor.

yaptığım şey gerçek. dışarıda savaş var.

todd phillips kendisi hakkında “hated: gg allin and murder junkies” adlı bir belgesel çekiyor. gg allin ölmeden önce belgeselin gösteriminde fırlattığı bira şişeleriyle bir kadını yaralayıp karakolun yolunu tutarken filmin tamamını göremiyor. fakat film todd phillips’e sarılıp olumlu yorum yaptığı belirtiliyor.

seyircim orada benim için var.

kendisinin yaşamı ilginçliğini korurken bana daha da ilginç gelen bu abinin bile oyuncaklarının yapılıp satılması. grubu murder junkies ismini kullanarak müzik yapmaya devam edip, ürünlerini satması bir noktaya kadar mantıklı gelebilir ama kapitalizmin gg allin’i bile satıyor olması onu en tehlikeli şey yapmaya devam ediyor.

turne yaptık, ve ben daltonda, georgiada ve ardında orlandoda, davulcumuzla floridada ve ardından houstonda ve texasda tutuklandım.

mideniz kaldırırsa belgeseli izleyebilir, abinin görsellerine küçük bir aramayla ulaşabilirsiniz. mtv panklarına asi sıfatı eklerken, bir kez daha düşünmeyi de ihmal etmezsiniz.

risale-i punk

“punk rock 1960’ların ortalarında new yorklu müzisyenler tarafından amerikada yaratıldı.” cümlesiyle özetlenebilir bu kitap. punk’ı tanımlamanın en iyi yolu onun ne olmadığı söylemektir düsturundan hareketle velvet underground tarafından başlatılan bu akımın özünü jessamin swearingen’in “the emergence of punk in amerika” isimli çalışmasından artemis günebakanlı’nın çevirisiyle güzelce özetlenmiş bir halde okumanız mümkün.

dönemin ekonomik koşulları sebebiyle amerika’da punk sanat ve edebiyat çevresine öfkesini kusarken, ingilterenin işsiz gençleri pek tabii ki ekonomiye, kraliçeye ve sisteme sövmek zorundaydılar. ingilizlerin moda girişimcisi malcolm mclaren‘in sunduğu sex pistols, sid vicious ile meşhur olmaya devam ederken; television‘dan tom verlaine çengelli iğneden ziyade şiirleri ve müziği ile uğraşıyordu. cbgb‘nin tanınırlığının artması ve çalan grupların alt gruplarını kendileri seçmeleri güzelliği ile birlikte amerika’da müzik olarak olgunlaşan punk, ingiliz yavrusundan giyim kuşam tarzını alarak bir döneme damgasını vurdu.

new york dolls, patti smith, david bowie, lou reed, ramones, the who, iggy pop ve diğerleri ile neydi ne oldu öğrenmek için kısa bir yolculukta bitirebileceğiniz bir cep kitabı. tabii kitabı bulabilirseniz. bu arada kitap punk’ın 20 yıl sonra hala yanlış bir şekilde ingiliz icadı olmasını vurgulamaya çalışırken arka kapağın god save the queen olması mevcut durumu da güzelce ortaya koyuyor.

tanrı kraliçeyi korusun
ve onun faşist rejimini
seni bir ahmağa dönüştürdü
potansiyel bir hidrojen bombasına
tanrı kraliçeyi korusun

risale-i punk
risale-i punk | punk’ın amerika’da ortaya çıkışı

altıkırkbeş yayın
türkçesi: artemis günebakanlı
96 s. ~ 11×18 cm.
istanbul . 2007
1. basım
isbn: 9789752790728