more

“more” yani daha fazla, mark osborne’un yönettiği bir kısa film. 1998 yapımı, hala güncelliğini koruyor. özetle fabrikada çalışan bir işçi, hayat üzerine bir ders çıkarıyor. mutluluk nedir? ne zaman yeter demeliyiz? gibi çok sayıda soru soruyor olacaksınız. film sizin;

duhuliye

duhuliye’den şairler parkı sayesinde haberim oldu. üstte görmüş olduğunuz fotoğraf duhuliye. kelime anlamı “giriş ücreti” demek. bizi ilgilendiren kısmı ise 90’ların başına kadar İnönü Stadı’nda yerin altında geniş bir kitleye maç izleme imkanı sunmuş olan alan. bir siper fonksiyonu gören ve stadı boydan boya çevreleyen bu tribüne girenlerin gördükleri şey ekseriyetle futbolcuların ayakları. müdavimleri ise

gelişim

Düşünme yetisinin muhteşemliği karşısında imrenmeyen birkaç nadir tür arasında başı her zaman insan çeker. Tüm canlılarda olduğu gibi bizde de vücudumuzdan gelen sinyalleri algılayıp yorumlamak ve gerek duyduğunda aynı iletim ağı ile vücudumuza hatırlatmak olan beyni, doğada daha önce hiçbir canlının kullanamadığı şekilde komple kullanabilen ve bu uğurda evrimleştirmeyi başaran tek tür olarak yaşadığımız hayatlar

mutluluk ve hakikat üzerine

beni tanıdığını sanıyorsun, çünkü aynı yatağı paylaşıyoruz, nerede çalıştığımı, nerelere takıldığımı biliyorsun. beni tanıdığını sanıyorsun, çünkü aletimi emdin, yatağı düzeltip, evi temizledin. oysa ki onluk sistemde not vermek gerektiğinde ben klasman dışıyım. beni tanıdığını sanıyorsun çünkü seni becerdim, iş çıkışında bekledim, oyumu seninle aynı partiye verdim. beni tanıdığını sanıyorsun, şiirlerimi okudun, benimle ağladın, güldün, seviştin,