Etiket: mondo trasho

zen . diskografi

zen

doğaçlama müziğin türkiye’deki ilk ve en önemli gruplarından biridir zen. buna rağmen pek bilinmez; doğaçlamayı kafaların pek kaldıramasından olsa gerek. işin ilginci babazula dinleyen kesimin bile büyük bir kısmı bilmez. 1988 yılında boğaziçi müzik kulübü bünyesinde kuruluyorlar. demoları ardından 4 albüm yayınlıyorlar. bunlardan derya 1996 yılında spin “en iyi ve en az tanınan 10 albüm” listesine alıyor. aynı yıl new york times “yılın es geçilen en iyi albümleri” listesine alıyor. bakırköy akıl hastanesi’nde albümü hala kafamda soru işaretidir. mazhar osman isimli salonda verilen konserin nasıl bir ortamı vardı çok merak ediyorum. tanbul derdimi anla derken, suda balık bu yol hiç bitmeyecek diyor. grup elemanlarından murat ertel, emre önel ve levent akman 1996’da tabutta rövaşata’nın film müzikleri için yan grup kurup babazula oluyor, günümüze kadar geliyorlar.

zen

murat ertel fanzinlerle de haşır neşir, mondo trasho’ya destek veren güzel insanlardan biri. inanmazsınız diye bakın kanıtlıyorum: mondo trasho-2. 3. sayıdaki “zen” yazısında belirttiği üzre göztepe parkında yapı kredi sponsorluğunda çıkıp resmi gazeteden avazları çıktığı kadar katı atık yönetmeliğini okumuşlar. pek tabii ki katılımcıların büyük bir kısım kaçmış. aynı sayıda, posterler kısmısında bulabileceğiniz pek okunaklı olmayabilir diye aktardığım yazısında şöyle buyurmuş;

müzik yaparken sevdiğim şeylerden biri de çalarken yaptığım hataları derhal hatırlayarak onları tekrarlamak. zamanla  bu konuda ustalaştım, hatayı yaparken ne kadar şaşırırsam şaşırayım genellikle başı ve sonuyla birikte onu tekrarlayabiliyorum. böylece ne kadar kötü çalarsam çalayım yeni bir şeyler öğrenebiliyorum. en kötü çaldığım zamanlar, yapabildiğim ve bildiğim şeyleri tekrarladıklarım. zaten güvenli çalanlar, çalıştığı şeylerin aynısını yahut benzerini çalanlar bence maymundurlar. kendilerine ait olmayan şeyleri (parça, şarkı, tema, melodi) aynen tekrarlamaya kalkanlar en aptal ve taklitçi müzisyenlerdir. değiştirip farklılaştıranlara ise yorumcu denir. klasik veya konservatif müzikte aslına uygun çalmak üstünlük belirtisidir.
müziği ileri götürenler, kendilerinden önceki kuşak ve kuşakların hata, yanlış ve kötü olarak nitelediği bir takım öğeleri müziklerine katanlardır.

m.ertel

babazula’nın neredeyse düzenli aralıklarla bant dergisinde röportajlarını bulmak mümkün, bir+bir‘de müzikal ve kentsel dönüşüm üzerine pek keyifli bir röportajları mevcut kaçırmayın derim.

çok uzatmaya gerek yok, buyrun sıradan bütün albümleri, dinleyin. bazı şeyleri de yurt dışında aramaya gerek yok, bu taraftarda çoktan yapılmışı var. ayrıca sosyete güzellik yapmaktan kendini alamıyor. murat ertelin yazısı ile birlikte 3 konser posterini de sizlere sunuyor. daha ne yapalım?

 

suda balık – 1994

suda balık
1. çok su içtim
2. suda balık
3. aman dur bekle
4. seslen bana
5. ses nefes
6. inkilap vapuru
7. caktır
8. karşılama
9. acıklı ama aldatıcı
10. plaj havası
11. dadidi
12. yalı çiftetellisi
13. bu yol hiç bitmeyecek
14.hidden track
 download – zen . suda balık

 

derya – 1996

derya
1. eveleme develeme
2. bugün senden mektup aldım
3. bu da geçer
4. du b
5. çalmakla çalışmanın ne farkı var
6. jever
7. uzun yolun hikayesi bol olur
8. ispanyol kerranesi
9. köyün kızı derya
10. badi badi
11. hidayet abi
12. gaz
download – zen . derya

 

tanbul – 1998

tanbul
1. arıza oyun havası
2. derdimi anla
3. düz gel
4. tanbul
5. asır hasta
6. yalan
7. iki teker
8. ben de yalnızım
9. baaartma beni
10. yavaştan gel
download – zen . tanbul

 

bakırköy akıl hastanesi’nde – 1999

bakırköy akıl hastanesi'nde
1. bu dünya benim dünyam
2. mazhar, neyzen ve köpeği
3. burda bizden başkası yok ki
4. arkadaşım ateş
5. dut ali
6. bakırköy havası
7. birazdan
download – zen . bakırköy akıl hastenesi’nde

 

posterler

tık deyin büyüyor.

murat ertel bysr apathetic turmoil zen posterzen 2/5 bz maximal punch effect posterzen poster

mondoarkıno

waters’ın düşük bütçeli filmlerinde divine’ı, 16mm lik kurgu bilim ve korku filmlerindeki lateks canavarları “kötü zevk”in suyu hürmetine saygıyla izleyip, tartışıp parlatılmış yeni dünya düzeninin saçlarını ağartacak denli garip bu filmlere methiyeler düzerken, dünyayı kurtaran adam’dan yaralı kurt’a ipin her iki ucunda da oynamış cüneyt arkın’ı hiç iplemedik.

lynch’in film şirketi propoganda films’in adını duyduğumuz merakı arkın’ın malkoç film’ine duymadık ve natuk baytan hiç waters kadar çekici gelmedi. eraserhead’den sonra yarattığı bilinçli kiç dünyanın ardına saklanıp işi götüren lync’in, amatörlüğü elinden alınınca telaşlanan waters’ın objektif platformda arkın ve baytan’dan farkları yok oysa. fark yalnızca ambalajda. ideolojilerin “out”, için doldurulmamış bireyselliğin “in” olduğu, nörotik liberal engin ardıç’ın yükselen değerlerinin yılmaz bekçisi zafer mutlu’nun, beğenmediği filme “hay allah belanızı versin” diyecek kadar kibarlaşan “küçük ekran’ın ahlak zebanisi erdoğan sevgin’in, mehmet barlas ve ümit aktan’ın, feodal değerlere parmak basmak uğruna kadirizm bayrağına sarılıp savcı odasında sübyancıyı tokatlayan kadir’in, pişmiş kelle ve üff’ün, müjdat gezen’in borsa ve askerliğin olduğu bu müthiş dünyada cüneyt arkın ve filmleri ömer madra’nın filtresiz gauloise’ından ciğerlerimize çektiğimiz derin bir nefes gibi: baş döndürmüyor ama iyi geliyor.

mondo trasho

esat c. başak

esat başak

esat c. başak türkiyede fanzin olayının başlangıcı kabul edilen mondo trasho‘nun yaratıcısı aynı zamanda “türkiye fanzincileri sevelim onlara koyu çekelim derneğinin” başkanı olarak gözükmekte. mondo trasho okuma şansına erişmiş her insan için bir manifesto niteliğindedir. ben de fanzin yapmalıyım dedirtir ve ben dahil bir çoklarına yaptırmıştır, umarım yaptırmaya da devam eder. yapıldığı tarih 1991-1992 yılları olmasına rağmen günümüzde bile ele alındığında vay be dedirtmektedir. mondo trasho kesinlikle bir sanat eseridir. siz de bu şanslı insanlardan olmak istiyorsanız takas kısmımızda mondo trasho’yu göreceksiniz, görmeyenlere duyrulur. ayrıca o dönemlerde ürettiği “defterler” apayrı bir güzelliktir.

esat başak mondo trasho dışında zen grubu ile de yakın temas içindedir, zen’in konser sırasında dönen görsellerini hazırlamıştır, biz göremedik. bunları da after affects’i açıp 2 saniyede verilen efektler ile değil zamanın kısıtlı imkanlarıyla – slayt ve film makineleriyle gerçekleştirmiştir. yani bütün araç gereçler manueldir. ortaya çıkan sonuç bu alanda da bir ilktir.

mondo trasho

herkes 2004 yılında banksy louvre müzesine girip kendi işini asmış diye dolaşırken kimse esat başak’ın 1995 yılında akm’deki “fluxus sergisinde” sergide herhangi bir türk işi olmamasını “fluksus” yazan vesikalık fotoğrafı korsan olarak asarak protesto ettiğini bilmez. karşı sanat çalışmaları’nda 2002’de açılan ‘tehlikeli şeyler’ adlı sergiye, açılış günü yaptığı bomba ihbarıyla katılmasını da kimse kimse bilmez ~ imha ekibinin olay mahalline varışını en tehlikeli iş olarak görüyordu.

an itibariyle kendisi gökovada ikamet etmekte idi değişiklik var ise bilmiyoruz, ne önemi var deyip devam ediyoruz. son olarak mayıs 2010 – galeri non‘da “endüstri devrimi bitti. biz kazandık” dedi. sergide elektrik ocağından pikap, ayşe arman saçı yolan oyuncak, darwin’in türlerin kökenini parçalayan maymun, genetiği değiştirilmiş oyuncaklar (gdo) gibi harika işler mevcuttu. yıllar önce dahke fanzine verdiği röportajda şöyle demişti “söyleyecek söz olduğu sürece araç bulmakta zorlanmayacağız sanırım”. günümüzde de bu araçlar kesinlikle sosyal medya. esat başakta binbir ayrı profil ile işlerini yaymaya devam ediyor. facebooktan takip edebildiğimiz kadarıyla 6-7 kere atıldı. atatürk işleri en çok şikayet edilenlerden her zaman olduğu gibi ülkemizde.

lafı fazla uzatmadan ülke topraklarında en çok saygı duyduğum, en nev-i şahsına münhasır insanlarından olan esat başak’a sorduk klasik röportaj sorularımızı. o yine ezberleri bozdu. soruların cevapları işlerinde saklı, önce işlerine bakınız sonra da cevaplara. atladığımız paylaşımları farklı sitelerde muhakkak vardır, biliyorsanız belirtmeniz rica olunur.

kimdir, neden, düşlerde ne var?

esat başak niçin

ne yapmalı, ilham verenler, ne okuyalım, ne dinleyelim, ne izleyelim?

bu konularda tavsiyem yoktur hiç. insanın kendi iç dengesi ve varoluş sağolsun rasgetiriyor zaten herşeyi. yeni bişey yapmalı hemen, durmaksızın. zaten duramıyoruz da :)
elinden geleni yani. süper bir alandır, bilirsin.

bize ne sorarsın?

çok kolay gelsin derim, nefis iş yapıyorsunuz. devam elbet :)
çok selam sevgi saygı

immo guitti . dahke

dahke

marx and engels, god and angels” dönemi içerisinde olduklarından dinledikleri müzik “azınlık” müziğiydi ve her azınlık müziği gibi felsefesini öne atarak en doğru düşüncelerin kendine ait olduğunu iddia ederdi. liseye giden arkadaş grupları içerisinde olduklarından sık sık gezerler, kendilerini her daim atlas pasajı’nda bulurlardı. dead kennedys, minor threat, bad religion, sex pistols, kranch, rashit gibi grupları ilk dinlediklerinde birbirlerinin nefeslerinin tutulduklarına tanıklık ettiler. her ne kadar süreci geriden de takip etseler mondo trasho, eroll, disguast, dış mihrak, gorgor, eblek hardcore, hayta, pisscore gibi “fanzin”lerle duygusal bağ kurmuşlardı. 98 yılı geldiğinde o arkadaş grubundan oluşan baş harfleri yan yana getirip önceden edindikleri fanzinlerde yazan “kendi fanzinini yap” sözünden etkilenerek ilk yayıncılık hamlesine başladılar. uzun süre devam eden süreç kendini üretim kabızlığına sürükleyince kimi zaman internete kimi zaman da fotokopilere teslim oldular. aralarından çoğu yaptıklarının gençlik hezeyanı olduğu sanarak yaptıkları şeyden vazgeçtiler. o günden sonra immo guitti’nin çalışmaları kişisel hamleye dönse de kolektif çabalarla bir şekilde yürüyen dahke fanzinin ekseriyetle yılda bir sayısı fanzin şeklinde çıkarak can sıkmaya devam ediyor…

serinin bir sonraki ismi en harbici fanzinler listesinde baştan gelen pat kültür pank fanzini dahkenin çocuğu. dahke ne diyenlere yukarıda adam özetlemiş olayını. bir önceki cümledeki çok da gizli olmayan özne bizden çok tasarım/altyapı değiştiren tek site olma özelliğini kaybetmeyen dahke’nin hala ne olduğunu anlamadığımız has adamı immo guitti. bir dönem eskişehirde, senede bir şeref stadı‘nın deplasman tribününde gördüğümüz immo yaklaşık 5 yıldır bize dahke’nin eski sayılarını gönderecek. biz dahke’nin en çok “italyanların la gazetta dello sport’u varsa dahke teşkilatının da la gazetta dello dahke’si var!” girişini sevdik derken; pazar günü kendisine eski açıktan el-kol yapmadan önce cevap hakkı tanıyalım istedik;

kimdir?
insanın hep olmak istediği ya da hep olmaktan korktuğu her şeyim.
neden?
şimdilik yapacak daha iyi bir şey olmadığından.
düşlerlerde ne var?
ne var ya da ne yoktan ziyade elimde kalan son şeylerin ve hissederek yaptığım son şeyin düşler olması dahası beni hayatta tutan tek şeyin de yine aynı hisler olması o kadar korkunç ki…
ne yapmalı?
mutlu taklidi yapmak gerekiyor, mutlu olmadan önce.
ilham verenler?
76 yılının Mayıs ayında Rodos adasında doğan bir adam, birkaç yıl her gece bitmesin diye ağırdan aldığım romanın yazarı Louis Ferdinand Céline, lise yıllarındaki İngilizce hocam, Mondo Başako, kantinci Kemal abi, bir zamanlar nefesimi kesen Dead Kennedys…
ne okuyalım?
okunacak şey sonsuzdur.
ne dinleyelim?
ruhsal yorgunluğumuzu kulaklarımıza fısıldayacak şeyleri…
ne izleyelim?
the end yazısından sonra başlayan asıl filmleri…
bize ne sorarsın?
geçen gece taksim bostancı dolmuşunda omzumda uyuyakalan hatunun herhangi bir sosyal paylaşım sitesindeki profil adresini bana bulur musun? bu soru zor olduysa biraz hafifletelim istersen. alttan dersin var mı?
<etilen>alttan kalan yıllarımız var</etilen>
<etilen>bu soruyu kendin sorup, kendin cevaplar mısın?</etilen>
yalnızlık?
moda olsun, renklerini ben seçeyim. başucumda değil ayakucumda yalnızlık, üzerinde durduğum.

immo guitti

dahke
the ultimate fanzine