Etiket: mitoloji

Adonis

koparken durduğun yeşil geçitte
yüzün asılı saçlarından sonra
anlamlanamaz hiçbir kare öyle
hiçbir kare saatleri silmez zamandan
ölümlülerin en güzeli bir tel kumral
en yüklüsü iki göz

dönüyoruz başa  dönemiyoruz başa…
anda takılı bir an
gelip oturduğumu hatırla yanına
beklediğimi
sessizliği

sessizliğin ellerimde beklediğini
suslu, kırık gidişlerin
duman duman kayboluşların
küflü bir sesim sadece
ardında yüzünün hep arkasında
göğsüme dağılmayan kahvenin tonunda
aksak ritminde harflerin
düğümlü içim

bira şişesinde kağıt
söylüyor
bul beni !
kaybolduğun puslu sokakta
söz birikintilerine basmadan geçiyor
sonunu izlemeden bitiyor filmim
filmim,
artık gösterilmiyor

Adonis,
ölümlüler güzeli, hep küçülüyor söylemelerim
dillerim esir, niyetlerim tutuk
uzağım, pek uzak
kış bastırdı şimdi
o yeşilin altına indin,
aldın yazı da

Tanrıların İntikamı

On İkinci Hanedan Senusret I (M.Ö.1991-1803) zamanından kalan bir taş tabletten; Amenemhat I’in ağzından cinayetini dile getiriyor:

Yemeğimden sonra, gece düştüğünde, mutlulukla geçirdim son saatlerimi. Yatağımda uyudum ve kalbim de uyudu. Huzurumda silahlar çekildiğinde başkentimdeki kudretli bir yılan gibi kıvrandım yatağımda. Dövüşe uyandım ve anladım ki beni korumak için ant içmişlerden olacaktı katillerim. Silahlarıma sarıldım hızlıca ve ilk hamleye karşılık verebildim! Ama söyleyin bana, öylesine kudretli biri var mıdır ki gecede tek başına, yalnız, yardım umudu olmadan katilleriyle savaşsın. Bak ve gör, yaralar açılırken tenimde sen yoktun yanımda, tebaam duyamadan, sana öğreteceklerim dururken, sana planlarımı anlatamadan, tahmin bile edemeyeceğim bir şekilde, kalbim uşaklarım tarafından sökülüp alındı.

Afrodizyak Gezintiler

İnsan acıkır yemek yer. Yemezse ölür. İnsan üremek ister. Üremezse uzun vadede bu da bir ölme durumudur.

Yemek yemek ve sevişmek insanların varlığını sürdürebilmesi için en asgari koşulken bir ihtiyaçlar hiyerarşisi içinde piramidin en altına da en üstüne de yerleştirilebilir. Canlıların bu ihtiyaçları aynı zamanda oburluk ve şehvet düşkünlüğüne kadar da gidebilen lüksü, hayal gücünü, iradeyi, şiddeti, savaşı, bilimi, hurafeyi ve aslında insanla ilintili her şeyi içine alır.

İnsan denen yaratık tat alma duyusunu tatmin etmek için kazın minicik ciğerini bir mekanizma yoluyla yağlandırıp yer ve bu yemek Fransız mutfagında oldukça popüler ve pahalı bir yemektir. İnsan erkeklik organının sertleşmesi uğruna etinin tadi hiç de iyi olmayan zavallı yunusları sadece devasa penisleri için avlar. İnsan Baharat Yolu’nu kurar. Egzotik ve suya yakın olan bölgelerde daha aromatik ve duyulara hitap eden yemişler yetişir. Bunlarla beslenen bölge insanı dünya seks haritasında grafiğin tepe noktasını oluşturur. Finlandiya denince akla erotik herhangi bir çağrışım gelmezken Brezilya ya da Ekvator dendiğinde tropik meyvelerini yerken birbirine tutkuyla aşık kavruk bedenler gelir. Üstelik deniz mahsüllerinin hatırı sayılır afrodizyak etkileri vardır. Siz de sevgilinizle ılıman yerlerde tatilie çıktığınızda daha çok uyarılmıyor musunuz? Geniş bir yemek kültürüne, muhteşem bir doğa ve ılıman bir iklime sahip Yunanistan’da seks, erotizm, doğurganlık ve şehvetle harmanlanmış mitolojiye rastlamak tesadüf olmasa gerek. Bu mitolojik açılımlar bölgenin tutku, şehvet, eğlence gibi öğelerle algılanmasına da yol açmamış değil. Üstelik gözde “bal” ayı yerlerinden.

Esasen bir cangılın ortasında karnımızı doyurup soyumuzu devam ettirme derdindeyiz. Kadınlar kokularını salıyor, hele ki yumurtlama döneminde biyolojik olarak çiftleşmeye hazır bir kadın erkekliğin kendine özgü kokusunu alabilsin diye vucut östrojen seviyesini yükselterek koku alma yetisini keskinleştirir. Aç olduğumuzda da yemek kokularını daha keskin biçimde almaz mıyız? Kokusu ve görüntüsü hele ki tadının güzelliğinden emin olduğumuz bir yiyecek bizi çağırmaz mı? Bedenlerin hoş kokusu nasıl şehvet vericiyse güzel kokan bir yiyeceğin yarattığı iştah hissi de öyledir. Yemek programı izlemekle porno izlemenin verdiği zevkin çıkış noktası aynıdır diye bir şey duymuştum. Birisi yemek yapıyor. Muhtemelen güzel de bir yemek yapıyor. Aşçının hamuru kas gücüyle parmakları arasında sıkarak yoğuruşuna, yuvarlak ve sulu şeftalileri sıkarak suyunu çıkarışına, parlak ve tatlı bal kokulu ve minik çileklerin üzerinde gezdirişine zoom yapılır, aşçı yemeğini tamamlar ve kameraya gülümser; önce etrafı koku sarar sonra yemeği ağzına atar ve dilinin üzerindeki tat noktalarında yemek yayılır ve sonunda mideye vararak tatmin gerçekleşir. Fakat siz bunları ekran karşısında sadece izlersiniz ve muhtemelen de o an yapamazsınız. Bunlar bir yerden tanıdık geldi mi? Peki #foodporn da neyin nesi? Kurufasulyeye foddporn hashtagı koymuyoruz. Bala batırılmış muza ya da yarığının içinden çikolata sosu akan sufleye foodporn hashtagini yapıştırıveriyoruz.

Yazıya ilham olan kitap ise Isabel Allende’nin Aphrodite kitabı.

Allende diyor ki;

İştah ve seks tarihin iki büyük itici gücüdür, türlerin korunmasına ve yayılmasına sebep olur savaşlara ve şarkılara yol açar, dinleri, yasaları ve sanatı etkiler. Tanrı’nın yarattığı her şey, kesintisiz bir sindirim ve bereket sürecidir; her şey birbirlerini yiyip yutan , üreyen, ölen, toprağı verimli kılan ve başka bir biçimde yeniden doğan birtakım organizmalara indirgenir. Kan, sperm, tel, kül, gözyaşları ve insanlığın bir anlam bulmaya çalışan o şifa bulmaz şiirsel düş gücüdür her şey…

Bizlere onca çılgınca şeyi yaptıran oburluk ve şehvet düşkünlüğü aynı kökenden gelir; yani hayatt kalma içgüdüsünden.

Meme emmekten ölüme kadar, yemek ve cinsellik birbirinden ayrılmaz. Olgunluk döneminde, sindirmek ve sevişmek bir göreve dönüştüğünde, insan sofradan da yataktan da içine sinmeyerek uzaklaşır, ama uzun ve verimli bir yaşamın en son gunune gençlikteki dunyevi zevklere duydugu iştah eksilmeden ulaşabilen insanlar da vardır.

Yazar bu cümleden sonra tabi ki birkaç örnek veriyor fakat aklıma Kazancakis’in Zorba karakteri geldi. Fakat Zorba başka bir yazının konusu…

Kitapta afrodizyak yemek tarifleri de bulunuyor. Üstelik hazırlamak da hiç zor değil.

PS. Muzun herhangi bilinen bir afrodizyak etkisi bulunmuyor. Zihninizde imgelediğiniz şey dışında…

yüzüklerin efendisi mitolojisi – özet

nicedir sosyal ortamlarda hayatınızı kurtaracak, vatana millete faydalı paylaşımlar yapmıyorduk. ortamların dikkat çeken insanı olmanız için yine karşınızdayız. tolkien’in silmarillion’unu okumayanlara 4 dakikada yüzüklerin efendisini özet geçmiş arkadaşlar. bu video ile orta-dünya nedir, ne değildir, kimler vardır, akrabalık ilişkileri nedir kavramanız mümkün. pek tabii yaklaşık 700 sayfalık kitabın yerini tutmaz ama bar sohbetlerinizde karşı cinsi etkileyecek gerekli bilgileri edinebilirsiniz.