Etiket: mhp

ileri demokrasi

demokrasi

Başbakan Erdoğan, “Son 10.5 yıl Türkiye’de demokrasinin özellikle de millet egemenliğinin güç kazandığı, ileri standartlara kavuştuğu, geri dönülemez kazanımlar elde edildiği bir dönem oldu” diye konuştu.

Muhalefetin verdiği tüm önergeleri reddetmeye alışık olan AKP’li milletvekilleri, kendi verdikleri tasarı maddesine de muhalefetin “kabul” oyu verdiğini görünce toplu olarak “red” oyu kullandı. AKP’nin hazırladığı kanun tasarısında yer alan “taşradaki sağlık personellerinin özlük hakları” ile ilgili düzenlemeleri içeren kanun maddesi, AKP’nin oylarıyla reddedildi. Durumu fark eden AKP milletvekillerinin itiraz etti Ancak Meclis Başkanvekili Sadık Yakut maddenin reddedildiğini, yapacak bir şeyin olmadığını söyledi. Bunun üzerine iktidar partisi milletvekilleri Yakut’un oylamadan önce “madde” değil “önerge” dediğini iddia etti. İtirazların sürmesi üzerine Yakut, birleşime ara vererek tutanakları inceledi. Tutanakları okuyan yakut, maddenin reddedildiğini yineledi. Genel Kurul süreci tamamlanmadan, reddedilen maddeyle ilgili yeni bir formül aranıyor.

Mart 2012-18 Haziran 2013 tarihleri arasında geçen 440 gün boyunca verilen sonu önergelerinin durumu;

  • BDP – 54 Red
  • MHP – 56 Red
  • CHP – 103 Red
  • Ak Parti – 50 Kabul

zengin mutfağı . 1988

zengin mutfağı

zengin mutfağı, başar sabuncu’nun vasıf öngören’in aynı adlı tiyatro oyunundan beyaz perdeye aktardığı 1988 yapımı filmdir. başrolde şener şen’in yer aldığı film, varlıklı bir evde çalışanların hayatlarını anlatırken siyasi mesajlarını da itelemektedir. 70 dakikalık film sadece mutfakta geçmesine rağmen kesinlikle sıkmaz, aksine kendini pek sevdirir. türk sinemasının kenarda köşede kalmış filmlerindendir.

zengin mutfağı bu yıl istanbul şehir tiyatroları tarafından sahnelenmeye başlamış fakat oyun esnasında 2 MHP’li kadının küfürlü saldırısına uğradıktan sonra ocak ayında gösterimden kaldırılmıştır. sanıyorum tepkilere dayanamayan güzide kurumumuz 6-10 mart tarihleri arasında muhsin ertuğrul sahnesinde tekrar sergiletiyor – kaçırmayınız. imkanı olmayanlar filmin linkine yol alabilirler.

zengin mutfağı . youtube

“kız gitti… bir fabrikaya girmiş duydum. ardından seyfi ayrıldı… o da bir sendikaya girmiş. yerlerine selim gibi aynı bokun soyu iki kişi geldi… ya sabır… selim mutfağa iyice yerleşti… ya sabır… selim yetmezmiş gibi, arkadaşları da gelip gitmeye başladılar. lütfü usta içkili sofra hazırla… lütfü usta bize ziyafet çekeceksin… ya sabır… yahu biz kimlere hizmet ediyoruz? bu arada itler çoğaldı… üç taneler şimdi, ya sabır… yahu biz kimlere hizmet ediyoruz? insan kimlere hizmet ettiğini düşünmeli. ayrılayım diye düşünüyorum… ama zoruma gidiyor, yirmi yıldır burada, kerim beyin köşkünde aşçılık yapmışım… bu yaştan sonra nereye giderim? ne yaparım? mecburen ya sabır… ama bir gün… hatırlarsınız, hani bir mahkeme direnişleri olmuştu. hatırlarsınız canım… hani işçiler toptan işleri bırakmışlardı… şu mgm mi? dgm mi? işte o günlerden bir gün bu bizim ahmet var ya, zaten sık sık görüşürüz onunla, bana bir gazete gösterdi. gazetede bir fotoğraf vardı… bir baktım… amanın durun! yahu olamaz! ama olmuş… bir fabrikanın önünde işçilerle polisler çatışmışlar ve de bu bizim kız var ya! hah işte! onunla selim iti gırtlak gırtlağa dövüşüyorlar. işte o zaman dedim ki “ulan lütfü şu kız kadar olamadın! yuh olsun senin pehlivanlığına!” dedim ve o anda ayrılmaya karar verdim. bu selimgiller benim kızımın gırtlağına sarılsınlar, ben de onlara hizmet edeyim! bu olamaz dedim! ayrılmaya karar verdim. ama bizim ahmet de ayrılmayacaksın diyor. işte bu yüzden bir de size danışayım dedim. ayrılmaya karar verdim. ama yine de danışayım dedim. ayrılmak mı zor kerim beye hizmet etmek mi? hadi bana eyvallah!”

 

şaka.

MHP, 10’uncu Olağan Büyük Kurultayı’nda adaylıktan çekilen Kayseri eski Milletvekili Seyfi Şahin, “Zinayı yasaklayacağız, boşananı döveceğiz” şeklindeki açıklamalarının şaka olduğunu söyledi. Reklama ayıracak parasının olmadığını ifade eden Şahin, medyada yer alabilmek ve haber sitelerinde tıklanmak için bu tür açıklamalar yaptığını belirtti. Şahin, kongrede adaylıktan çekilme sebebi ile ilgili olarak da, “Bahçeli ve ekibi delegelere büyük baskı yaptı” dedi.

Şahin, “Reklama ayıracak paramız yoktu. Bu nedenle medyada yer alabilmek için bu tür çarpıcı açıklamalar yaptık. Magazinel açıklamalar yapmayı tercih ettik. Yoksa dövmek bizim anlayışımıza da, inancımıza ve hukuka da aykırı bir durum. Ama genel başkan olsaydım sevgi saygı çerçevesinde boşanmaları önleyecek çalışmalar yapacaktım. Bir diğer konuda Anıtkabir’de Atatürk’ün mezarının üstüne ruhuna fatiha yazılmasıydı. Müslümanlıkta bu var. Bu nedenle yazılmasından yanayız” dedi.

obama ile romney 2 milyar dolar harcarken seyfi abim parası olmadığından dövüyormuş boşananı.  huzurla boşanıp zina yapabilirsiniz.

seçim aşamasında düşünmeniz gereken bir diğer boyut:

Zamanı geldi çattı. Çağımızın en büyük yalanı “Seçme hakkı” her türlü kitle medyası ve araçlarıyla panayır havasında bizi hipnoz etmeye ve kandırmaya başladı. Her dört yılda bir kendini tekrar eden bu tiyatro oyunu oyuncuları değişse de aynı rollerle bizi kandırmaya devam ediyor. Değişen onlarca seçim, onlarca parti, onlarca kişiye rağmen bizlerde her şey olduğu gibi kaldı. Hiçbir zaman ülkenin nimetlerinden faydalanan zengin kesim değişmedi. Yoksul yoksulluğuyla kaldı, zengin servetine servet kattı. Hiçbir zaman sosyal adalet sağlanmadı. Ama her zaman zenginler korundu, her zaman işçiler ezildi, her zaman halk dolandırıldı, her zaman halk kandırıldı, her zaman milletvekilleri ve şirketler zenginleşti. Evet, değişen bunca kişiye partiye rağmen halkın nezdinde hiçbirşeyin değişmemesi tesadüf değildir. Çünkü seçilen kim olursa olsun değişim istemez. Onların istediği şey belli. Güç, iktidar ve zenginlik. Bunlar için her zaman kim seçilirse seçilsin her zaman halktan çalacak ve hiçbir zaman halkın yanında olmayacaklar.

Sen bu yazıyı okuyan işçi kardeşim. AKP, CHP, MHP fark etmez, tüm milletvekillerine, seni yönetmek için can atan bu kişilere iyi bak. Onlar senden değil, onların en büyük yalanı halkın içinden olduğunu söylemeleri. Onlara iyi bak. Tekrar tekrar bak. Onlar senin için istemiyorlar bunu. Onlar kendileri için istiyorlar. Onlar asgari ücret nedir bilmezler. Onlar her sabahın köründe kalkıp, belki işe hiçbir zaman uğramayan patronun için gününün tamamını feda etmek nedir bilmezler. Onlar pamuk tarlalarında insanlık dışı bir şekilde çalışmak nedir bilmezler. Onlar Tuzla’da, maden ocaklarında, ölmek nedir bilmezler. Bilmezler çünkü onlar senden değil, onlar senin üzerinizden geçinmek bir de yüzsüzce senin adınıza kararlar almak isteyen asalak insanlardır. Onlar seçildikleri andan itibaren seni unutacaklar.

Onlar senin için değil patronlarınız için çalışacak. Onlara fayda sağlayacak zengin kişiler için çalışacak. Sen okuyucu; iyi hatırla! Onlar seni sadece seçimden önce düşünmedi mi? Sen onlar için sadece birer oysun. Seçim vaatlerine bak hepsinin. Sana hak ettiğinizden çok küçük bir bölümünü sadaka, bir sus payı gibi önünüze sunmuyorlar mı? Ve biz kalbimizdeki tüm enerji ve üzüntüyle söylüyoruz; kendini senden kopmuş olanlardan ayır. Ayrılık yoluyla kazanacaksın, temsilci yok, milletvekili yok, parti yok.

Sen bu yazıyı okuyan vicdan sahibi kardeşim. Seçtiğin kişiler halka ihanet ettiğinde, halka eziyet çektirdiğinde bunun sorumluluğunu alabilecek misin? Senin seçtiğin asalaklar insanların ölümüne sebep olduğunda sen o ölen insanlara karşı suçlu duruma düşmeyecek misin?

Ya sen doğayı seven kardeşim. Oy verip meclise girmesine destek olduğun asalaklar şirketlerin doğayı tahrip etmesine izin verdiğinde ne düşüneceksin? Senin seçtiğin asalakların izin verdiği, kurduğu termik santraller, HESler, nükleer enerji santralleri, doğayı katlettiği, tarihi eserleri yok ettiği insanları yerinden yurdundan ettiği ve insanları öldürdüğü zaman kendine kızmayacak mısın?

Sen insan hakları savunucusu kardeşim. Seçtiğin kişiler meclise girdiğinde, faşizan yasalar uyguladığında, kolluk kuvvetlerine direnen işçilere, emekçilere, mücadele eden tüm insanlara şiddet kullandırttığında, halkların kardeşliğini hiçe saydığında kendine nasıl hesap vereceksin? Onlar Oy için, güç için, İktidar için insan öldürüp, bu ölümleri kutsayarak göz boyamadı mı?

Ve Sen; içinde biraz olsun özgürlük isteyen, hırsı olan kardeşim, seni yönetmeye ne kudreti ne erdemi yetecek olan asalaklara yönetme kudretini kendi elinle vermekten gocunmuyor musun? Bu meclisteki asalakların senin uymak zorunda olduğun yasalar yaptıklarını bilmiyor musun?

Sen özgür olmak isteyen insan, oy vererek kendi zincirini başkasının eline teslim ettiğini görmüyor musun? Emma Golman’ın “ Oy vermek bir şey değiştirseydi çoktan yasaklanırdı” sözünü söylemesinden bu yana çok şey değişmedi. Ve bizler her seçim bunun doğruluğunu daha iyi anlıyoruz. Oy vermek bir şey değiştirmez. Seni sanki bir şeyler kontrolündeymiş gibi göstermek ve seni susturmak için uydurulmuş bir yalandır oy kullanmak. Oy vermek koyunun kasabını seçme özgürlüğüdür. Sen oy kullanacak olan kardeşim, kasabını seç-mek yerine kesilmeyi reddet. Ve sadece reddetmen yetmeyecektir. Özgür ve eşitlikçi ilişkilerin vuku bulduğu bir dünya hayalini gerçek kılmak ve bunun için çetrefilli bir özgürlük mücadelesi vermen gerekecek. Sadece ve sadece o zaman onurlu ve insana yaraşır bir hayatımız olacak.

anarşistlerden seçim karşıtı bildiri

MHP İl Başkanlığı binasından yaklaşık 1000 kişiye hitap eden Göleli, sağ eliyle mikrofonu tutarken sol eliyle de ‘Çök’ ve ‘Kalk’ komutları vermeye başladı. Karşılamaya gelenlerin büyük bölümü aldığı komutlar üzerine üç kez oturup kalktı. “Hepiniz asker gibisiniz” diyen Göleli’ye toplananlar ‘Bozkurt Mikail’, ‘Alparslan Türkeş’in askerleriyiz’ sloganlarıyla karşılık verdi. Göleli, “Ekber Yeşil Başkanımız mı?” sorusuna aldığı yanıta, “Allah’a, Kuran’a ve silaha yemin olsun” dedi.

milliyetçi hareket

2009 yılındayız. 2009’un sıfırlarının üzerine çarpı koyun, atın. iki sıfırı kaldırdık. ne kaldı 29. 11 ile 29?u toplayın ne oldu, 40. milliyetçi hareketinin 40. yılı. bunlar tesadüf olamaz… devlet bahçeli

kendilerinin varlığının da “benzer şekilde” tesadüf olmadığını düşünüyorum