Menü Kapat

Etiket: metrodaki kemancı

sokaktaki futbolcu

daha önce paylaştığımız bir sosyal deney vardı – metrodaki kemancı. özetle dünyanın en iyi kemancısı olarak adlandırılan joshua bell bir metroda 45 dakika boyunca bach’ın bir eserini çalar. kemancının önünde sadece 6 kişi çok kısa bir süre durur. 45 dakikada 32 dolar toplar ve çalmayı bitirdiğinde kimse fark etmez, alkışlamaz. oysa elindeki keman 3.5 milyon dolarlık ve çaldığı eserler yazılmış en karmaşık eserlerdendir ve kendisinin iki gün önce verdiği konser bilet fiyatı ortalama 100 dolardır.

Capture

aynı mantık üzerinden benzer bir deney izlediğiniz ya da izleyeceğiniz video’da cristiano ronaldo ile yapılmış. kendisi bir evsiz kılığında madrid’de bir meydan da topla oynayıp sağa sola sataşmış ki üstündekilerin temizliği tam olarak bir evsizi yansıttığı da söylenemez. bu süre boyunca genelde kimse kendisini sallamamış, top oyunlarına cevap vermemiş. telefonunu istediği kızımız hayır diye kaçarak uzaklaşmış (videoyu izlediyse an itibariyle ne düşünüyor merak ediyorum). sadece siyahi bir abimizle biraz paslaşmış ve küçük bir çocukla oynayabilmiş. sonrasında topu imzalayıp çocuğa verirken maskeyi çıkartınca olabilecekleri siz tahmin edebilirsiniz – anında 50-60 kişi toplanmış etrafına.

mesaj aslında aynı ve deney bir gerçeği tekrar doğrulamaktan öteye gitmese de hatırlamamız gereken şey ortada. her şeyin imajlanıp bir paket halinde sunulduğu gösteri toplumunda değer diye aktarılan şeylerin basit bir gösteriden  ibaret olduğu. daha fazlası değil. diğer bir bakış açısıyla da tamamiyle makyaja odaklı ve kör olduğumuz. görmezden geldiğimiz o kadar çok gerçek yetenek var ki.

metrodaki kemancı

Soğuk bir Ocak sabahı, bir adam Washington DC’de bir metro istasyonunda, kemanla 45 dakika boyunca altı Bach eseri çalar. Bu süre içinde, çoğu işe yetişme telaşındaki yaklaşık bin kişi kemancının önünden geçip, gider.

Kemancı çalmaya başladıktan ancak üç dakika kadar sonra, ilk kez orta yaşlı bir adam kemancıyı fark edip, yavaşlar ve birkaç saniye sonra da gitmek zorunda olduğu yere yetişmek üzere yine hızla yoluna devam eder..

Kemancı ilk bir dolar bahşişini bundan bir dakika kadar sonra alır. Bir kadın yürümesine ara vermeksizin parayı kemancının önüne koyduğu kaba atarak, hızla geçer, gider.

Birkaç dakika sonra, bir başka adam duraklayıp, eğilerek dinlemeye başlar ancak saatine göz attığında işe geç kalmamak için acele ettiğini belirten ifadelerle hızla yoluna devam eder.

En fazla dikkatle duran ise üç yaşlarında bir oğlan çocuğu olur. Annesinin çekiştirmelerine rağmen, çocuk önünde durur ve dikkatle kemancıya bakar. En sonunda annesi daha hızlı, çekiştirerek çocuğu yürümeye zorlar. Oğlan arkasına dönüp dönüp kemancıya bakarak, çaresizce annesinin peşinden gider. Buna benzer şekilde birkaç çocuk daha olur ve hepsi de anne, babaları tarafından yürümeye devam için zorlanarak, uzaklaştırılırlar.

Çaldığı 45 dakika boyunca kemancının önünde sadece 6 kişi, çok kısa bir süre durur. 20 kişi duraklamadan, yürümeye devam ederek, para verir. Kemancı çaldığı süre içinde 32 dolar toplar. Çalmayı bitirdiğinde ise sessizlik hakim olur ve kimse onun durduğunu fark etmez, alkışlamaz.

Hiç kimse onun dünyanın en iyi kemancısı Joshua Bell olduğunu ve elindeki 3,5 milyon dolarlık kemanla, yazılmış en karmaşık eserleri çaldığını anlamaz. Oysa Joshua Bell’in metrodaki bu mini konserinden iki gün önce Boston’da verdiği konser biletleri ortalama 100 dolara satılmıştı…

Bu gerçek bir hikayedir ve Joshua Bell’in öylesine bir kılıkla metroda keman çalması, Washington Post gazetesi tarafından algılama, keyif alma ve öncelikler üzerine yapılan bir sosyal deney gereği kurgulanmıştır. Sorgulanan şeyler; sıradan bir yerde, uygunsuz bir saatte güzelliği algılayabiliyor muyuz? Durup ondan keyif alıyor muyuz? Beklenmedik bir ortamda, bir yeteneği tanıyabiliyor muyuz? İdi…

Bu deneyden çıkarılacak kıssadan hisse ise, dünyanın en iyi müzisyeni, dünyadaki en iyi müziği çalarken, önünde durup, dinleyecek bir dakikamız dahi yoksa, başka neleri kaçırıyoruz acaba?

buradan izleyebilirsiniz de…

etilen sosyete . 2003 - 2018 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.