Etiket: metro

children underground . 2001

children underground. izledikten sonra bir kaç dakika sizi yerinizden kıpırdatmayan ve tokat gibi çarpan belgesellerden biri. 2001 yılında çekilmiş. romanya’nın tarihinin kaybolmuş evsiz çocuklarını anlatıyor. komünist lider çavuşesku’nun ülkenin iş gücünü arttırmak amaçlı doğum kontrolünü ve kürtajı yasaklamasından sonra binlerce istenmeyen çocuk çok kötü koşullar altında yetimhanelere yerleştiriliyor. komünizmin yıkılması ile birlikte de bu çocuklar sokaklarda yaşamaya başlıyor. çocukların bir kısmı bu yetimhanelerden, bir kısmı ise yoksul ailelerinden kaçıyor. filmin çekildiği dönemde sokakta bu şekilde 20.000 çocuk olduğu söyleniyor – güncel rakamı bilmiyorum. bu belgesel ise 20.000 çocuktan 5 tanesinin hikayesini anlatıyor bükreş’te bir metro istasyonunda yaşayan.

ülkemiz için de farklı hikayeler olmadığını biliyoruz her gün sokakta gördüğümüz ve uzaklaştığımız çocuklardan. izledikten sonra belki daha dikkatli bakarsınız.

“… ve yine… bu hayar zor. oldukça zor. çok zor.”

izle . children underground @ youtube

seyfi solukal

* Zayıflama merkezleri açılacak: Tüm hemşehrilerim, her semtte açacağımız zayıflama merkezleri ile sağlıklı yaşama kavuşacak.

* Minübüsler sadece durakta duracak: Yollar kısmi felçten kurtulacak, trafikteki keşmekeşe düzen gelecek.

* Yotube’yi açtıracağım: DNS işkencesi sona erecek. Tüm hemşehrilerim internet’e filtresiz, özgürce girebilecek.

* Taksiler gece de gündüz açacak: Abi gündüz açar mısın devri kapanacak. Vatandaş taksimetrede yazacak miktardan korkmayacak, günün her saati rahatça taksiye binecek.

* Musluktan su içmeyi özledik: Susayan vatandaş, ağzını musluğa dayayıp, kana kana su içebilecek. Arsenik karışmıştır, zehirlenirim kaygıları son bulacak!

* Trafik, trajik olmayacak: Yapacağım düzenlemelerle trafiğe nefes aldıracağım. İsteyen istediği yere hem yer altından hem yer üstünden kolayca gidebilecek.

* Metro her mahalleye ulaşacak!: Raylar belli bir ideolojik kesimin boyunduruğundan kurtulacak. Gelişmişliğin simgesi metro, kapınıza kadar gelecek!

* Küresel ısınma bizi teğet geçecek: Ne kuraklık kalacak, ne sel, ne de felaket… Küresel ısınmayı önleyeceğim; Ben oldukça barajlar dolu, toprak verimli, çocuklar sağlıklı ve neşeli olacak. Ben seçileceğim, küresel ısınma bitecek!

ismine stencil yaptıran bir belediye başkanı adayı.

seyfi solukal

metrodaki kemancı

Soğuk bir Ocak sabahı, bir adam Washington DC’de bir metro istasyonunda, kemanla 45 dakika boyunca altı Bach eseri çalar. Bu süre içinde, çoğu işe yetişme telaşındaki yaklaşık bin kişi kemancının önünden geçip, gider.

Kemancı çalmaya başladıktan ancak üç dakika kadar sonra, ilk kez orta yaşlı bir adam kemancıyı fark edip, yavaşlar ve birkaç saniye sonra da gitmek zorunda olduğu yere yetişmek üzere yine hızla yoluna devam eder..

Kemancı ilk bir dolar bahşişini bundan bir dakika kadar sonra alır. Bir kadın yürümesine ara vermeksizin parayı kemancının önüne koyduğu kaba atarak, hızla geçer, gider.

Birkaç dakika sonra, bir başka adam duraklayıp, eğilerek dinlemeye başlar ancak saatine göz attığında işe geç kalmamak için acele ettiğini belirten ifadelerle hızla yoluna devam eder.

En fazla dikkatle duran ise üç yaşlarında bir oğlan çocuğu olur. Annesinin çekiştirmelerine rağmen, çocuk önünde durur ve dikkatle kemancıya bakar. En sonunda annesi daha hızlı, çekiştirerek çocuğu yürümeye zorlar. Oğlan arkasına dönüp dönüp kemancıya bakarak, çaresizce annesinin peşinden gider. Buna benzer şekilde birkaç çocuk daha olur ve hepsi de anne, babaları tarafından yürümeye devam için zorlanarak, uzaklaştırılırlar.

Çaldığı 45 dakika boyunca kemancının önünde sadece 6 kişi, çok kısa bir süre durur. 20 kişi duraklamadan, yürümeye devam ederek, para verir. Kemancı çaldığı süre içinde 32 dolar toplar. Çalmayı bitirdiğinde ise sessizlik hakim olur ve kimse onun durduğunu fark etmez, alkışlamaz.

Hiç kimse onun dünyanın en iyi kemancısı Joshua Bell olduğunu ve elindeki 3,5 milyon dolarlık kemanla, yazılmış en karmaşık eserleri çaldığını anlamaz. Oysa Joshua Bell’in metrodaki bu mini konserinden iki gün önce Boston’da verdiği konser biletleri ortalama 100 dolara satılmıştı…

Bu gerçek bir hikayedir ve Joshua Bell’in öylesine bir kılıkla metroda keman çalması, Washington Post gazetesi tarafından algılama, keyif alma ve öncelikler üzerine yapılan bir sosyal deney gereği kurgulanmıştır. Sorgulanan şeyler; sıradan bir yerde, uygunsuz bir saatte güzelliği algılayabiliyor muyuz? Durup ondan keyif alıyor muyuz? Beklenmedik bir ortamda, bir yeteneği tanıyabiliyor muyuz? İdi…

Bu deneyden çıkarılacak kıssadan hisse ise, dünyanın en iyi müzisyeni, dünyadaki en iyi müziği çalarken, önünde durup, dinleyecek bir dakikamız dahi yoksa, başka neleri kaçırıyoruz acaba?

buradan izleyebilirsiniz de…