albert einstein’dan kızına mektup

1980’lerin sonunda Einstein’ın kızı Lieserl Hebrew Universitesi’ne Einstein’ın yazdığı 1400 mektubu bağışladı, Einstein’ın tek koşulu mektupların ölümünden 20 yıl sonra yayınlanmasıyla, bu mektupta onlardan biri. Sevmeyi ihmal etmeyiniz. İzafiyet kuramını açıkladığım zaman çok az kişi beni anladı, şimdi insanlığa ulaşması için yazacaklarım da bu dünyada yanlış anlaşılma ve önyargıyla çarpışmaya mahkum. Mektupları gerektiği sürece korumanı

pazar ayinleri – 11. mektup

Zarafeti Pastel Renklerle Tasvir Etmeyenler Üzerine Monet! Hı? Empresyonist hani. Fransız. Ellerinizi göbeğinizin üzerinde bağlamış mini mini minicik adımlarla dolanıyorsunuz. Tual üzerine yağlıboya. İki yüz on dokuz çarpı altı yüz iki. Santimetre. Hapsedilmiş gerçeklik. Her baktığınızda aynı noktada aynı şekilde süzülmeye devam eden nilüferler. Gün doğumları. Sandallar. Mide bulandırıcı! Parlak dişleriniz, ütülü gömleklerinizle izlediğiniz tabloların

pazar ayinleri – 10. mektup

GÖÇ DÜŞLERİ ÜZERİNE Etrafımı saran gerçekliğin sahiden ne kadar gerçek olduğunu anlamamı sağlayacak o zihinsel motorum çalışmaya başlamadan evvel eşyanın sınırlarının esnekliğini test etmemeliyim. Buruş kırış olmuş emekli (öğretmen – emekli öğretmen) teyzelerin tın tın gezdirdiği köpekleri ısırmaya çalışmamalıyım mesela. Bu iyi bir fikir değil. Sahiden. Değil. O an ne kadar parlak görünürse görünsün. Değil.

Pazar Ayinleri – 9. Mektup

Güvercin Yumurtaları ve Alemlerin Uğultusu Üzerine Tamamlanmadan terk edilmekle nimetlenmiş apartmanların çatı katlarında çatır çatır çatırdaya çatırdaya çatlayan güvercin yumurtalarından yayılan enerjinin titreşimini hissedin. Kasıklarınızda. Binlercesini birden. Ve aynı anda. Bum! Buradayız.  Asfalt zeminden dokuz kat yukarıda. Beton kolonlar ve demir iplerle örülmüş bu mağaralar sisteminin tepesinde. İstihare uykusunda. Yeşil ve kırmızı. Kıyamet frekansları. Tatmamız

Pazar Ayinleri – 7. Mektup

Gerçekliğin Dokusundaki Sigara Yanıkları Üzerine Ne zaman barışacaksınız canavarlarınızla? Gecenin kör karanlığında ensenizden aşağıya süzülen buzdan parmakların teninize kazımaya çalıştığı mesajları algılayabilecek kadar korkusuz, kabuslarınızın ortasında kahkahalara boğulabilecek kadar hafif, metruk mabetlerinizi ateşe verip yola koyulabilecek kadar uyanık olabilecek misiniz? Silip atabilecek misiniz eşyanın o yapış yapış çapağını gözlerinizden? Yattığınız yerden doğrulup burun buruna gelebilecek