Menü Kapat

Etiket: meksika

Viva Revolución Gráfica!

dört koldan geliyor.

Serginin ilk kolu özel koleksiyonların mekansallaştırılması şeklinde gerçekleşiyor.

Frédéric Langlais ve Laetitia Brochier  acaip şeylerle doldurdukları hücrelerinin kapısını açıyor ve halk sanatına ait maskelerin, nesnelerin ve heykellerin değeri yeniden biçiliyor.

Aynı zamanda 3D projeksiyon için dikkatle seçilmiş olan görseller Meksika sanatının derinlerine bir dalış vaad ediyor.

Öte yandan sanat koleksiyoneri ve lucha libre uzmanı Jimmy Pantera bu tema çerçevesinde dergi, az bulunur afiş ve oyuncaklardan oluşan bir enstalasyon ortaya koyuyor.

Serginin ikinci kolu La “S” Grand Atelier  ile gerçekleştirilen işleri Meksika estetiği bağlamında keşfe çıkıyor.

Belçika’da  Ardennes Dağlarının kalbinde bulunan La “S” Grand Atelier  zihinsel olarak  eksik sanatçılar için birçok yaratıcı atölye (plastik sanatlar ve sahne sanatları) sunmaktadır. Şefkat kaygısı gütmekten ziyade, bu atölyeler sanat profesyonellerinden oluşan bir ekip tarafından denetlenmekte ve üretilen çalışmaların dağıtımı tüm kültürel çevrelerde yaygın bir biçimde yapılmaktadır. Her projenin etik karakterine özel önem verilmektedir, La “S” Grand Atelier  bünyesindeki her sanatçıya saygı duyulmasını garanti etmektedir.

La “S” Grand Atelier  Sanatçıları:

Adolpho Avril, Barbara Massart, Benoît Monjoie, Dominique Théâtre, Elke Tangeten, Florent Talbot, Gabriel Evrard, Irène Gérard, Jean-Michel Bansart, Joseph Lambert, Laura Delvaux, Léon Louis, Marcel Schmitz, Marie Bodson, Marie-Fzrance Morin, Pascal Cornelis, Pascal Leyder, Philippe Da Fonseca, Régis Guyaux, Richard Bawin, Rita Arimont, Sarah Albert.

Devam

Çölde san.at

Meksika’nın çöllerinde bir sanatçı. Kendisine sanatçı denmesini sevmeyen bir sanatçı, sanat kavramının da üstüne çıkmış ve yaptıklarıyla büyük bir miras bırakmış Ra Paulette.

Son 25 yılını toplumdan uzak bir şekilde, bir mağarada köpek dostu ile geçirmiş Ra Paulette, zamanını duvar oyarak geçirmiş. Ortaya çıkan sonuç ise tam anlamıyla bir şaheser.

Kendisine mağara oymayla ilgili bir takıntısı olup olmadığı sorulduğunda Paulette şöyle cevap veriyor: “Bir çocuk oyun oynamaya takıntılı mıdır?”

Projeyi yapma sebebini insanların ruhsal benliğini farketmesine ve huzurlu olduklarını hissetmesine aracı olmak diyerek açıklayan Paulette, mağaranın tamamen bitmesinden sonra burayı sanat odaklı aktiviteler ve sergilerin düzenlendiği bir alana dönüştürecek.

İlginç bir şekilde Ra, kendini bir sanatçı olarak görmüyor, merak algısını tutkulu bir biçimde betimleyen biri olarak görüyor.

Aşağıda bulunan video üzerinden Ra Paulette’in elleriyle işlediği bu insanüstü mağaraya göz atabilirsiniz.

Zapatistlerin 7 Haziran Mesajı

Aşağıdaki pasajlar, Zapatist hareketin liderlerinden Komutan Yardımcısı Moisés’in, Meksika’da 7 Haziran’da yapılacak seçimleri konu alan Seçimler Üzerine: Örgütlenin başlıklı metninden alınmıştır.

Subcomandante Moisés “Direniş ve İsyan” oturumunda konuşurken

Bugünlerde, ne zaman “seçim süreci” denen şeye girilse, birileri çıkıp ortalığa yalan yanlış haberler yayıyor: Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu (EZLN) boykot çağrısında bulunuyormuş, EZLN insanların oy kullanmaması gerektiğini savunuyormuş… Ne tarihten haberi olan ne de bir şeyleri anlamak gibi bir dert taşıyan bu ‘ben bilirimciler’ tayfası, bu ve buna benzer saçmalıkları ortalığa saçıyor. Yetmezmiş gibi, bu saçmalıkları para karşılığı sattıkları tarih kitaplarına ve biyografilere geçiriyorlar. Yani, yalanları karşılığında para alıyorlar. Tıpkı politikacıların yaptığı gibi…

Tepedekilerin, aşağıdakileri, onları düşündüklerine ikna etmek için uydurdukları bu tür zırvaların bizi alakadar etmediğini biliyorsunuz elbette.

Zapatistler olarak bizler, insanlara ne oy verme ne de oy vermeme çağrısında bulunuyoruz. Bizim, Zapatistler olarak yaptığımız tek şey, her fırsatta insanlara direnmek için örgütlenmelerini ve ihtiyaçları uğruna mücadele etmelerini söylemek.

Bu toprakların yerli halklarının çoğu gibi bizler de epeydir politik partilerin nasıl işlediğini biliyoruz. Bu partilerin tarihi, kötü insanların kötü tarihinden ibaret.

Ve biz Zapatistler için çoktan geride kalmış bir tarih bu.

Sanırım merhum Tata Juan Chavez Alonso’ydu, politik partilerin, aynı ailenin mensuplarını bile karşı karşıya getirerek ve aralarına nifak sokarak insanları ayrı düşürdüğünü ve böldüğünü söyleyen.

Ve bizler tekrar tekrar aynı şeyin olduğuna şahit oluyoruz.

Zapatistler olarak bizim dediğimiz şudur: Bir insanın bir partide politika yapabilmesi için, her şeyden önce ya yüzsüz, ya aptal, ya suçlu ya da hepsi birden olması gerekir.

Bir aday belirlemenin ya da seçim yapmanın ne anlama geldiğini bilmiyor değiliz. Biz Zapatistler, isyan topraklarında, direniş koşullarında, bambaşka bir takvimi ve coğrafyayı temel alarak seçim yapıyoruz.

Tonlarca plastik çöp yaratmadan, döneklerin ve suçluların fotoğraflarının basılı olduğu pankartlar üretmeden, milyonlar harcamadan insanların gerçek anlamla seçim yapmalarını mümkün kılmak için kendimize göre yöntemlerimiz var.

Doğrudur, gerçek bir demokrasi işleterek özerk yetkililerimizi seçmeye başlayalı topu topu 20 sene oldu. Bunca zaman hep beraber böyle yürüdük: Kendi mücadelemizle kazandığımız Özgürlükle, ve örgütlü bir halkın “öteki” Adaletiyle – binlerce kadının ve erkeğin katıldığı seçim süreciyle. İnsanların, yetkililerin üstlenecekleri görevleri belirlemek için örgütlendikleri bir yerde yaşıyoruz biz.

Bir başka deyişle, burada halk hükümeti yönetiyor.

Pek çok hata yaptığımız ve nice yenilgimiz olduğu doğru. Daha nicelerinin yolda olduğu da…

Ama, her şeye rağmen bunlar bizim yenilgilerimiz.

Hatayı yapan da ceremesini çeken de biziz.

Hataları yapıp bir de üzerine para alan, bedelini de aşağıdakilere ödeten politik partilere benzemeyiz.

İşte bu yüzden Haziran ayında gerçekleşecek seçimlerin bizim için iyi ya da kötü, hiçbir anlamı yok.

İnsanlara ne oy verin diyoruz, ne de oy vermeyin diyoruz. Seçimler bizi ilgilendirmiyor.

Dahası, endişelendirmiyor da.

Zapatistler olarak bizi ilgilendiren tek şey, bizi sömüren, baskı altında tutan, kaybeden[1] ve bizden çalan çokbaşlı kapitalist sisteme nasıl direneceğimizi ve karşı koyacağımızı öğrenmek.

Dolayısıyla insanları oy vermeye teşvik etmek gibi bir amacımız yok.

Ne de insanları boş oy kullanmaya ya da seçimi boykot etmeye teşvik etmek gibi bir amacımız var.

İnsanlara kapitalizme karşı koymanın yollarını gösteren reçeteler sunma iddiasında değiliz.

Görüşlerimizi başkalarına dayatmak gibi bir derdimiz de yok.

Farklı düşünme biçimleriyle ilgileniyorsak, bu, tüm dünyayı bekleyen şeyler konusundaki öngörülerimizde haklı olup olmadığımızı görmek içindir: Biz, diğer korkunç gelişmelerle birleşip, dünyada yaşayan herkese muazzam zarar verecek çok büyük bir ekonomik krizin yolda olduğunu düşünüyoruz.

Eğer bizi bekleyen, ya da halihazırda yaşanan gerçekten buysa, şimdiye kadar yapılagelmiş şeyleri aynı şekilde yapmaya devam etmenin işe yarayıp yaramayacağını düşünmenin vakti gelmiş demektir.

Kafa yormakla, çözümlemekle, düşünmekle, eleştirmekle, yaşadığımız yerlerde ve zamanlarda kendi ritmimizi ve yolumuzu bulmakla yükümlü olduğumuzu düşünüyoruz.

Seçimlerde oy kullanarak sistemi değiştirmenin mümkün olduğuna inanan insanlar olduğunun farkındayız.

Bize sorarsanız burada bir açmaz söz konusu çünkü seçimleri düzenleyen; adayları belirleyen; nerede, nasıl, ne zaman oy vereceğinizi söyleyen; kazananı açıklayan ve seçimlerin geçerli olup olmadığına karar veren, tek ve aynı Yönetici.

Yine de seçimlerin bir işe yarayabileceğini düşünen insanlar var. Tamam. Hayır demiyoruz, ama evet de demiyoruz.

İsterseniz bir renge ya da çoktan solmuş renklerden birine oy verin, isterseniz hiç oy vermeyin; biz tek bir şey söylüyoruz: Örgütlenmemiz, bizi kimin yöneteceği kararını başkalarına bırakmamamız ve seçtiğimiz kişinin halka itaat etmesini sağlamamız gerek.

Gidip oy vermemekte çoktan karar kılmış olabilirsiniz. İyi yapmışsınız da demeyiz kötü yapmışsınız da… Yalnızca bunun yeterli olmadığını, örgütlenmeniz gerektiğini söylüyoruz. Tabii kendinizi hazırlamayı da unutmayın, çünkü emin olun ki soldaki kurumsal partilerin içinde bulunduğu sefaletten sizi mesul tutacaklar.

Yok eğer çoktan gidip oy kullanmaya karar verdiyseniz, kime oy vereceğinizi de biliyorsanız, bizim diyeceğimiz şey yine aynı. Bize göre ne iyi ediyorsunuz ne de kötü. Açıktan söylediğimiz tek bir şey var: Hazırlıklı olun, çünkü dönecek dolaplar ve hileler gerçekten asabınızı bozacak. Zira İktidardakiler hile yapmakta ustalar. Ve tepedekiler zaten sonucun ne olacağına çoktan karar vermiş durumda.

Her şeyden önce, onların derdi sistemi değiştirmek ya da iktidarı ele geçirmek değil; tek dertleri yönetime gelmek. Bu ikisi aynı şey değil. Hükümete geldiklerinde iyi işler yapacaklarını söylüyorlar, ama sistemi değiştirmeyecekleri, yalnızca ufak tefek nahoşlukları ortadan kaldıracakları konusunda açıkça teminat vermeyi de ihmal etmiyorlar.

Fakat anlamadıkları bir şey var: Nahoş ve kötü taraflarından arındırılmış bir kapitalizm, zaten artık kapitalizm olmayacaktır.

Çeviri: Ayşe Boren, Derya Yılmaz

marcos: anarşistleri memnuniyetle karşılarız

anarchy

Subcommandante Marcos, son bildirisinde Meksika medyası ve solun bir kısmı tarafından yürütülen anti-anarşist kampanyaya yanıt vermek için biraz zaman ayırmış. Marcos, Zapatistalardan anarşistleri kabul etmemelerini, üstelik “bir özür ve kayıtlarının silinmesini beklediklerini” belirten Escuelita’ya kayıtlı olanların okulda hoş karşılanmayacaklarını açıkladı. Zapatistalar Meksikalı anarşistlerden onlara karşı yapılan suçlamalara yanıt verecek ve EZLN’nin websitesinde yayınlanacak metinler göndermeleri çağrısında bulundu.

ÖZEL DURUMLAR: Anarşistler

“Rahat vicdanlı” ve terbiyeli solcuların, sistemle mücadele eden (güna anarşizmin başka seçeneği varmış gibi) anarşistleri, genciyle yaşlısıyla, suçlamak için başlattıkları kutsal bir haçlı seferinde birleştiği ve onların gösterilerini kaldırmayı içeren (bu anarşistlerin görünmemesi için ışıkları söndürmek gibi bir şey) anti-anarşist kampanyalar ve “anarko-uyuşmazlar,” “anarko-provokatörler,” “anarko-haydutlar,” “anarko-vesaire” (bir yerde “anarko-anarşist” nitelemesini okuduğumu hatırlıyorum, muhteşem değil mi?) gibi tekrar tekrar kabak tadı veren hakaretler göz önünde tutulursa, Zapatista kadın ve erkekleri çerçevelere (tezgahın arasında -kölece çalışma koşulları, hijyenin olmayışı, düşük kalite, düşük besin değeri, kara para aklama, vergi kaçakçılığı ve sermayenin kaçırılması- ne olup bittiğini gözler önüne sermektense onu gizleyen pencereler: ) kararlı bir şekilde saygı talep eden bir histeri iklimini gözardı edemezler.

Çünkü şimdi, “yapısal reform” olarak yeterince maskelenememiş soygun, öğretmen sendikasına saldırı, ulusal mirasın “pazarda” satışı, vergilendirmeyle yönetenin yönetilene dayattığı hırsızlık ve mali boğulma – sadece büyük tekelleri destekleyen– anlaşılan, anarşistlerin suçuymuş.

Bu, şimdi “saygın insanların” artık protesto etmek için sokaklara çıkmadığı gerçeğinin (“peki ya yürüyüşlere, oturma eylemlerine, yol blokajlarına, yazılama ve el ilanlarına ne demeli…” “Evet, bunlar öğretmenler, otobüs şoförleri, satıcılar, öğrenciler yani taşralılar ve gerçekten Federal Bölgeden insanlardan bahsediyorum.” “Efsanevi orta sınıf, tüm politik görüntü ve medyanın tamamı tarafından o kadar yaltaklanmıştır, o kadar küçümsenmiştir ve o kadar aldatılmıştır ki…” ), kurumsal solun protesto yürüyüşlerini bırakması gerçeğinin, “rejime tek muhalefetin” isimsizler nedeniyle tekrar tekrar gölgelenmesi gerçeğinin, keyfi zorlamanın şimdi “diyalog ve müzakere” olarak tanımlandığı gerçeğinin, göçmenlerin, kadınların, gençlerin, işçilerin ve çocukların katledilmesi gerçeğinin inkar edilmesini içerir- tüm bunların suçlusu anarşistlerdir.

Mücadele edenlerde ve bir ulusu veya sınırları olmayan bir bayrağı ve çember içerisinde “A”yı sahiplenenlere ve SIXTH’in bir parçası olanlara -bir moda veya geçici heves için değil gerçekten mücadelenin içinde olanlara, dayanışmanın kucaklanmasına ek olarak, özel bir rica.

Anarşist Yoldaşlar: Biz Zapatista kadın ve erkekleri sizleri kendi eksikliklerimizden dolayı suçlamayacağız (veya hayal gücü eksikliğimizden), ne de olduğunuz kişi olmaktan dolayı size zulmetmek şöyle dursun kendi hatalarımızdan dolayı sizleri sorumlu tutmayacağız. Doğrusu, Ağustos kursuna kayıtlı bir çok davetli iptal ettirdi çünkü “anarşist olan, yırtık pırtık giyinen, punk, piercingli ve dövmeli genç insanlarla” aynı sınıfı paylaşamayacaklarını ve onlar (genç, anarşist, yırtık pırtık, punk, piercingli ve dövmeli olmayanlar) bizlerden bir özür beklediklerini ve kayıtlarının silinmesini söylediler. Bu arkadaşlar boş yere bekliyorlar.

Sizlerden rica ettiğimiz, kayıt yaptırdığınızda, çıkar amacı gütmeyen medyada sizleri hedef gösterdikleri eleştiri ve suçlamalara yanıt vereceğiniz maksimum bir sayfalık bir metin yazın. Bu metin, Zapatista yerlileri tarafından yazılan ve yürütülen web sitemizin (enlacezapatista.ezln.org.mx) özel bir bölümünde ve dergi, fanzin veya her nerede olursa olsun en kısa zamanda küre çapında okunabilecek şekilde yayınlanacaktır. İlk sayımızda sizlerin duygularınızı bizimkiyle birlikte yayınlamak bizim için bir onur olacaktır.

Ha?

Evet, “YALANCILAR!!” gibi tüm sayfayı kaplayan tek bir kelimelik bir sayfa veya “Size Anarşizmi anlayacağınız dilden anlatacağız” ya da “Anarşizm küçük beyinliler için anlaşılmazdır” ya da “Gerçek değişim önce polisin not defterinde ortaya çıkar” ya da “polis fikrine sıçayım” ya da Miguel Amorós’un “Golpe y contragolpe” kitabından şu alıntıyı yapsanız bile katkılarınız önemlidir: “Kara Blok bir örgüt değil, 1980′lerde çeşitli Alman kentlerindeki squatlar (işgalevleri) için verilen mücadelelerde liberter, “otonom” veya alternatif grupların buluşmasıyla oluşturulan “Sokak çatışmalarına [Kale Baroka]” benzer bir sokak mücadelesi taktiğidir” ve şöyle bir şey eklemişti: “Bir şeyi eleştirecekseniz, önce onu araştırın. İyi yazılmış bir cahillik iyi telafuz edilmiş bir ahmaklık gibidir: ikisi de eşit ölçüde işe yaramazdır.

Her halükarda, eminim ki, fikirlerinizi bizden esirgemeyeceksiniz.

etilen sosyete . 2003 - 2019 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.