Etiket: matematik

Foucault Sarkacı

Dumana döndü
solan gece.
Ağaran gün ve bütün tabiat yana duruyordu.
Ben yana duruyordum.
Sen soğuk,
sen taş duvar misali,
açık gökyüzündeki ayaz gibi,
soğuk kış geceleri koynuna koyduğum
ellerim gibi.
Gözlerimde tuttuğum yaşlar gibi
buğulu, sisli mevsim.
Dönüyoruz ama sallanıyoruz da gibi sanki.
Caminin minaresinden gayrısı gözükmüyor
penceremden.
Parmaklığı eksik evlerinde gecekondu sakinleri.
Öyle sessiz öyle dertsiz ki uzaklardan.
Değil mi ki her şey uzaktan güzel.
Güzeller yakından çirkin.
Masadan hep en son kalkan ben.
Ben ki ben demezden evvel,
seni gördüm.
Nereden bilecektim ki körlük tam da
bu noktada başlar.
Ve sinirle, inatla bilenir karanlığı.
Aydınlık, parmaklığı eksik evlerde tutsak.
Ve tutsaklar şehrin güneşinin en son battığı damlarda
zeytin çekirdeklerine emanet.
Dumanı üstünde tüten sıcak çorbalarla ısınan
evlerde zor geçer bu aylar.
Yemekle aynı anda bitirmeye çalıştığım
ekmeğimi seninle paylaştığımı unutma.
Unutma yaz sobanın harıyla ısınan
briket duvarlara.
“Yaşasın açların yoldaşlığı!”
Eskinin kadirşinaslığı
hafıza kaybına uğrayan sokakların ismi olmuşken,
Işıldayan sokaklarda isimlerin önemi mi kalır?
Kadrin, kıymetin ve
açlığı paylaşmanın doğurduğu çocuk
adı konulmamış bir piç olur sokaklarda.
En uzun gecede vururlar.
3.sayfa haberlerinde herkesleşir.
Bilinmezliği çözülen x’in ne değeri kalır?
Sıfıra doğru giderken alınamayan bütün limitler
hesap soruyor şimdi!
Cevabı tanımsızlar isyanda.
Sokakta matematik sesleri…
Bilsen, 2 ile 2’nin 4 etmediğini,
anlardın beni.
Artı sonsuz da buluşmak üzere sevgili!

çöl düşleri – III

ÇARPANLARINA AYIRMA

Zaman zaman matematik problemi çözüyorum. Perspektifi kaybetmemek için. Ucuz şeyler. Kitapçılardan bir önceki yıla ait hazırlık kitapları satın alıyorum. Eski müfredat. KPSS. YGS. ALES. DGS. Büyülü kısaltmalar. Haramilerin mağarasına açılan kapıların anahtarları. Geriden takip ediyorum. Yoldayım ama. Nihayetinde sorular halen yanıtsız öyle değil mi? Bir sigara yakıp kanepeye uzanırım genelde. Çay. Kitaplar kucağımda. Kulağımın arkasında bir kurşun kalem, bir tanesi elimde. (Market işi kurşun kalemler. Yirmi tanesi 4.98 TL. Bittikçe yeni paketler alırım) Ağır ağır çözmeye başlarım testleri. Sırasıyla. Hile yapmadan. Ünite ünite ilerlerim. Yanlışlarımı tespit eder, doğru çözümü kavramaya çalışır, işin içinden çıkamazsam internetten yardım isterim. Parça parça. Onlarca sene önce kapatılmış dosyaları kovalayan bir dedektif eskisi olduğumu hayal ediyorum o kanepede uzanırken. Yüzlerce. Binlerce dosya.

Çözüyorum ve sayfaları çeviriyorum. Faktöriyel. Fonksiyonlar. Havuz problemleri. Çarpanlara ayırma. Çarpanlara ayırmaya bayılırım. Çarpanlara ayırma evreninde gerçeklik ziyadesiyle öngörülebilir biçimde kurgulanmıştır. Bütün mesele, görebilmek meselesidir. Doğru eşitliğe ulaşabilmek için. Dünyaya bakın, gözleriniz kamaşacaktır! Yattığım yerde kıkırdıyorum. Dünyaya bakın, gözleriniz kamaşacaktır! Kamaşıyor da. Tavanım koca bir yapboz nihayetinde. Perspektifi kaybetmemek için matematik problemleri çözmemi engellemeyecek kadar. Fonksiyon? İşlem yani. Değişken sayıları girdi olarak kabul edip bunlardan bir çıktı sayısı oluşmasını sağlayan kurallardır. Bir işlem türüdür. Dört işlemden sonra gelir. Nokta. Elimdeki kalemin ucu körelince kulağımın arkasındakiyle değiştiririm. Sonra yeniden çözmeye başlarım. Ta ki o da körelene dek. İki kalemlik zihin egzersizi. Sonra toplarım kitaplarımı. Tertipli olmakta fayda vardır. Kitaplar rafa. Kalemler kalemliğe.

(daha&helliip;)