Etiket: marquis de sade

aşkın suçları

Dünya edebiyatında ihtilâl yaratan ünlü sadist Marquis de Sade (Marki dö Sad) ın 3 ciltlik şaheseri «Les Crimes de L’Amour» dan seçilmiş üç nuveli tam olarak Türk okurlarına sunmakla mutluyuz.

AŞKIN SUÇLARI, kadın ve erkek arasında toplum kurallarının yasak saydığı türden, erotik birleşmelerin heyecanlı hattâ korkunç trajedisini açıklamaktadır.

AŞKIN SUÇLARI, tekrar tekrar okunarak ruhsal hayatın derinliklerinde kımıldayan cinsel içgüdülerin insan karakteri üzerindeki etkileri anlaşılacak bu veriler ve bulguların ışığında kendimizi daha iyi, daha doğru tanımaya yardımcı olacaktır.

Bütün büyük yazarlar ve sanatçılar Marquis de Sade’ın eserlerini başuçlarından ayıramamışlardır. Beaudelaire, Lautréamont, Nietche, Puşkin, Dostoyevski, Apollinaire, Kafka bunlardan sadece birkaçıdır.

download . pdf – marquis de sade, aşkun suçları

marquis de sade . juliette

Tadına vardıkları hazlardan aslında pişmanlık duymaları gerektiğini düşünerek. Aynı anda hem günah içinde erdemli, hem de erdem içinde günahkar olurlar.

O halde öncelikle dinden kurtulmak gerekmektedir çünkü bu yaptırım sadece rahatsız edici ve sıkıcıdır. Meseleye sadece mantıklı bir şekilde baksak bile Tanrının sadece fantastik bir kurgu olduğu ortaya çıkıyor. Yani, bunu anlamak için tartışmaya ya da üzerinde düşünüp kafa patlatmaya gerek yok. Ama Juliette sadece din sorununu çözmek yeterli olmuyor, bunun yanı sıra daha farklı sosyal engeller de var ve en az din kadar etkili. İşte tüm bunları aştığında inanmanın verdiği rahatlıkla, zevk ve tutkuyla uykudan uyanacaksın, bilincin tamamen özüne dönecek doğaya yönelecek, sana yol gösterecek. Özel alışklanlıklarınla, derin düşüncelerin ve hayal gücünün sınırsızlığıyla kendine yeni, ulaşılmaz bir dünya kuracaksın ve bu sadece senin doğrularından oluşacak. Yavaş yavaş aklın güçlenecek -konuşma tarzımı yanlış anlama lütfen- ve tüm bunlar alışkanlık olmaktan çıkarak doğanın kurallarının gücü olacaklar. Bu tavsiyelerin kariyerinde de başarıya ulaşmanda etkili olacağına inanıyorum ve geçmişine baktığında geçirdiğin günlerin ne kadar aptalca olduğunu, zevklerden, tutkulardan uzak olduğunu göreceksin. Kendini bulduktan, duygularını özgür bıraktıktan sonra yaşadıkların ise her zaman aklının bir köşesinde unutulmaz güzellikte anılar olarak kalacak ve zamanı geldiğinde ise yeniden çiçek açacaklardır…


erdem, tanrı, zaaflar, evlilik, zaaflar, seks, doğa, özgürlük, vicdan ve okunması gereken bir marquis de sade.

download – marquis de sade . juliette (.pdf)

marquis de sade . yatak odasında felsefe

“insan nedir? onunla diğer bitkiler arasındaki fark nedir? onunla doğadaki tüm diğer hayvanlar arasındaki fark nedir? kesinlikle hiç fark yoktur. insan da onlar gibi bu yerkürenin üzerine rastlantı sonucu yerleştirilmiştir, onlar gibi doğmuştur; onlar gibi ürer, çoğalır ve azalır; onlar gibi yaşlanır ve onlar gibi doğanın her hayvan türüne biçtiği sürenin sonunda, organlarının yapısı nedeniyle hiçliğin içine düşer. benzerlikler bu kadar doğruysa, filozofun incelemeci gözünün herhangi bir farklılık görmesi de o ölçüde olanaksızdır. bu durumda, bir hayvanı öldürmek de bir insanı öldürmek kadar kötüdür, ya da her ikisi de pek az kötüdür ve farklılık yalnızca bizim önyargılı kibrimizde mevcuttur; ama kibrin önyargıları kadar saçma bir şey ne yazık ki yoktur.”

“özgür bir varlık asla mülk edinilemez; bir kadına tek başına sahip olmak kölelere sahip olmak kadar haksız bir şeydir; bütün insanlar özgür doğar, hepsi hukuken eşittir: bu ilkeleri asla gözden kaçırmayalım; buna göre, bir cinsin diğerine tekelci biçimde sahip çıkma hakkı kesinlikle meşru bir hak olarak görülemez ve cinsiyetlerden ya da sınıflardan biri diğerine asla keyfi olarak sahip olamaz.”

download . marquis de sade . yatak odasında felsefe

marquis de sade: tanrıya karşı söylev

Ey sen, dünyada mevcut her şeyi yarattığı söylenen: hakkında en ufak bir fikrim olmayan sen; ancak lafta tanıdığım ve her gün yanılan insanların bana söyledikleri kadar bildiğim sen; tanrı denen acaip ve hayal mahsulü varlık, kesinlikle, gerçekten ve herkesin önünde ilan ediyorum ki sana en ufak bir inancım yok. Ve bunun da nedeni gayet mükemmel: dünyadaki hiçbir şeyin akla yatkınlığına kanıt olmadığı saçma bir varoluşa beni ikna edecek hiçbir şey bulamıyorum.

Ey yanlışın ve fanatizmin kör ettiği zayıf ve saçma faniler, tepesi tıraşlı rahiplerin batıl inancının sizi gömdüğü tehlikeli yanılsamalardan vazgeçin! Onların size bir Tanrı sunmalarındaki müthiş çıkarı ve bu tür yalanların sizin mallarınız ve ruhlarınız üzerinde onlara sağladığı itibarı düşünün! Yüreğinizde bir ibadet ihtiyacı duyuyorsanız, tutkularınızın somut nesnelerine yönelin: gerçek bir şey sizi en azından bu doğal saygı içinde tatmin edecektir.

Ama tanrıya yönelik iki, üç saatlik sofuluğun ardından ne hissediyorsunuz? Sizin duyularınıza hiçbir şey sağlamayan soğuk bir hiçlik, tiksinti verici bir boşluk. Düşlere ve gölgelere tapmış olsaydınız da duyularınız aynı durumda olurdu! İndirin batıl inanç ağacına son darbeyi; dalları budamakla yetinmeyin: Etkileri bu kadar bulaşıcı olan bir bitkiyi tamamen kökünden söküp atın!

Tanrıları devirerek, aşıralım gök gürültülerini onların ve yıkalım bu ışıltılı şimşekle ürkütücü bir dünyada hoşumuza gitmeyen her şeyi!

indir . tanrıya karşı söylev (.pdf)

Tanrıya Karşı Söylev
Marquis de Sade
Çevirmen : Işık Ergüden
Versus Kitap

sileni . 2005

bayanlar baylar, izlemek üzere olduğunuz, bir korku filmidir. türe özgü tüm bozulumları barındırmaktadır. bir sanat eseri değildir. günümüzde sanat zaten ölmüştür. onun yerine narkissos’un yüzünün yansıması için bir tür fragmandır. filmimize, edgar allen poe’ya çocukça övgü gözüyle bakılabilir. kendisinin bazı motiflerini ödünç aldım. ve marquis de sade’a… ki film, saygısızlık ve yıkıcılığını kendisine borçludur. bu filmin konusu aslında ideolojik bir tartışma. akıl hastanelerinin nasıl yönetileceğiyle ilgili… temel olarak bu tür enstitüleri yönetmenin iki yolu vardır. ikisi de aynı ölçüde aşırıdır. biri mutlak özgürlüğü teşvik eder. diğeri, eski moda olanı, denenmiş bir kontrol ve cezalandırma yöntemidir. ancak üçüncü bir tane daha vardır. diğer ikisinin en kötü yanlarını bir araya getirerek daha da kötüleştirir. bugün içinde yaşadığımız tımarhane, budur.

jan svankmajer’in 2005 yapımı filmi sileni, deliliğin ötesinde tarifi zor bir başyapıt. kesinlikle izleyin, rahatsız olacaksınız.

 

provo hareketi

provo hareketi 1965 yılında anarşizm, dadaizm, herbert marcuse ve marquis de sade etkisiyle yapılanan bir oluşum. adını akademik bir yazıda arıza çıkaran gençliğin “provo” olarak nitelendirilmesinden alıyor. halinden memnun tüketim toplumunu uyandırmak için farklı yöntemler gerektiğini  savunan provolar 4 gruptan oluşuyor;

  • happeners: polisi provoke etmek için, şiddet kullanmadan absürd komediyi kullanan abiler
  • beatniks and hipsters: bildiğiniz gibi bunlar ve onlar
  • thinkers: okur yazar tayfa, magazin neyin çıkarıyorlar
  • street provos: doğrudan eylem diyen aktivistler

amsterdamda basılan ve ev yapımı bomba tarifleri içerdiği için hemen toplatılmaya çalışılan provo magazinde kendilerini şöyle tanımlıyorlar;

provo anarşistler, provolar, beatnikler, açık havada çalışanlar, makas bileyicileri, hapishane kuşları, basit simon münzevileri, sihirbazlar, pasifistler, patates cipsi müptelaları, şarlatanlar, felsefeciler, mikrop taşıyıcılar, kraliçe’nin atının şövalyeleri, belkiciler, vejetaryanlar, sendikacılar, noel babalar, anaokulu öğretmenleri, eylemciler, kundakçılar, asistan asistanları, tırmayıcılar ve frengililer, gizli polis ve diğer ayaktakımı için aylık bir mecmuadır. provo kapitalizme, komünizme, faşizme, bürokrasiye, militarizme, profesyonelliğe, dogmacılığa ve otoriteye karşıdır. provo ümitsiz direniş ile itaatkar yok oluş arasında seçim yapmak zorundadır. provo mümkün olan her yerde direnişe çağırır. provo sonunda yok olacağını bilir, ama toplumu provoke etmek için içten bir girişimde daha bulunma şansını tepemez. provo anarşiyi direnişin esin kaynağı olarak görür. provo anarşiyi yeniden canlandırmak ve gençliğe öğretmek ister.  provo bir imgedir.

provolar

polise karşı pek “kıreatif” eylemleri mevcut. marijuana üzerinden gidiyorlar. 1960larda marijuana yasak ama polis ne olduğunu bilmiyor. bunlarda her şeye marijuana demeye başlıyorlar – çay, köpek maması, çeşitli otlar vs. bu şekilde polisin cehaletini ortaya koyuyorlar. örneğin bir otobüsle belçikaya yola çıkmadan önce içlerinden biri polise otobüste uyuşturucu olduğunu ihbar ediyor. sınıra ulaştıklarında basın ve polis kendilerini karşılıyor. detaylı aramadan sonra otobüste tek buldukları köpek maması ve yasal otlar oluyor. ertesi gün gazetelerde “marijuana köpek mamasıdır” geyiği yayılıyor.

polis beklenildiği gibi iyiymiş abi takılın böyle demiyor, sürekli artan bir şekilde şiddet ve tutuklamalar başlıyor. eylemler ise kesilmiyor buna rağmen. bir noktada boş beyaz kağıtlar dağıtsalar bile tutuklanıyorlar. olaylar kraliçenin düğününde doruk noktasına ulaşıyor. kraliçenin bir anarşist olup provolar ile güç paylaşımı konusunda anlaşma yaptığı söylentisini halka yayıyorlar ardından düğün günü şehrin su kanalılan lsd dökecekleri söylentisi yayılıyor. yerli/yabancı basın ne yapacaklar acaba diye beklerken 25000 destek kuvvet geliyor düğün günü şehre. onlar da düz vatandaş gibi giyinip sis bombaları atmayı başarıyorlar. bu esnada paniğe kapılan polis provoları ayırt edemediği için basın ve diğer vatandaşlar dahil ne var ne yok dalıyor. tabii bunun sonunda baya bir eleştiriliyorlar ve halkın polise olan güveni azalıyor.

beyaz planlar

şehrimizi güzelleştirelim beyler mantalitesi içerisinde bir takım beyaz planlar da yapıyorlar. bunların en ses getireni şehirde ulaşım sorununu çözmek için beyaz bisiklet planı. şehir merkezinde bütün motorlu taşıtları kaldıralım, olacaksa bir tek taksiler olsun ama onlar da elektrikle çalışanlarından olsun diyerek belediye başkanına 20.000 kamu malı bisiklet al, isteyen istediği zaman kullansın diyorlar. bu istek pek tabii ki kabul edilmiyor, bunun üzerine kendileri 50 tane bisiklet alıp bunları beyaza boyadıktan sonra isteyen kullansın diyorlar. polis olmaz bu hırsızlık oluyor diyor. onlar da polisin bisikletlerini çalıyorlar.

beyaz baca planı çevreyi kirletenler vergi ödesin, bu bacalarda beyaza boyansın olayı. beyaz hanımlar planı bir klinikte özellikle genç kızlara cinsel eğitim verelim, istenmeyen hamilelikleri engelleyelim şeysi. beyaz ev planı yerleşim problemini çözmek için boş evlere isteyen gitsin yerleşsin durumu. beyaz tavuk planı amsterdan polisini yeniden yapılandıralım olayı, polisi silahsızlandırıp, mavi yerine beyaz giydirip beyaz bisiklet üzerinde prezervatif ve tavuk dağıtsın, bir korumadan ziyade kamu işçisi yapalım düşüncesi. (hollandalı abiler argoda polise “kip” diyorlarmış, bu da tavuk demekmiş aynı zamanda) – kendileri uygulamış bunu ve tutuklanmışlar. gibi gibi çeşitli planlar yapıyorlar.

beklenen son

provoların ömrü çok uzun olmuyor. gösterilen sırasında polis tarafından bir işçinin öldürülmesi ve vietnam savaşına karşı eylemlerde oldukça sempati toplayan grup mayıs 1967’de amsterdam polis şeflerinin görevden alınması ile birlikte hedefimize ulaştık deyip dağılıyorlar. ekibin bir kısmı kabouter hareket içerisinde devam ederken bir kısmı – VIP Provolar – belediye meclisinde sandalye elde etmelerinin ardından yeşiller hareketine benzer politik bir partiye dönüşüyorlar.

günümüzde – hollanda’da dahil – bir çok insan provolar hakkında herhangi bir bilgi sahibi değil, bir çok hollandalı genç kendilerini kafası güzel hippilerdi abi işte diye biliyor. bence olay yine bütün karşı-kültürlerin içine düştüğü çıkmazla ilgili. fakat yine sosyal ortamlarda işinize yarayacak bir bilgi ile sonlandıralım; hollanda’nın özellikle marijuana konusunda bu kadar özgürlükçü bir ülke olması bir nevi bu abilerin çabaları tarafından sağlanıyor. şiddet kullanmadan yaratıcılıkla bazı şeylerin değişebileceğini göstermek adına da faydalı işler yapıyorlar.

okumaya devam etmek isteyenler için;