Etiket: lsd

MKUltra DENEYİ

MKUltra Deneyi adı verilen proje 1950’li yıllarda uygulanmaya başlamıştır. Amerika’da CIA tarafından yapılan bu deneyin amacı zihin kontrolü yapmayı başararak “biyorobot” üretmektir. Yani insanları kumanda edebilmeyi amaçlamışlardır. Bu deney başlarda gizli tutulmaya çalışılmış, birkaç yıl içinde devlet tarafından resmileştirilmiş ve desteklenmiştir.

Deney yapılırken kullanılan denekler, hastanelerdeki kimsesizler, sokaklardaki fahişeler, başka milletlerden olan askerler ve çocuklardan oluşmaktadır. Bu büyük projenin içinde 44 üniversite, hapishaneler, ilaç şirketleri ve daha farklı birçok kurum çalışmıştır.

MKUltra Deneyi hakkında farklı fikirler vardır çünkü 1970’li yıllarda deneye soruşturma açılmasıyla birlikte belgelerin büyük bir kısmı yok edilmiştir.

Deneklere farklı işlemler uygulanmıştır. Ana madde olarak LSD kullanılmış, bunun yanında farklı kimyasallar, halusülojenler, uyku ilaçları, hipnoz ve beyin yıkamak için farklı ilaçlar hastalara verilmiştir. LSD tamamen kimyasal yollarla üretilen, kullanan her kişide farklı etki yaratan, zihni keskinleştiren ve birkaç miligramı bile fazlasıyla etkili olan bir kimyasaldır. LSD kullanımı oldukça tehlikelidir çünkü LSD, kullanan kişiyi bambaşka bir dünyada zannettirir, ve bu sanrı dünyasından çıkamayabilirler ya da beyninde kalıcı hafıza kayıpları olabilir. Bu deneyde LSD’yi havaya püskürterek denekleri saatlerce LSD’ye tabi tutmuşlardır. Bazı denekleri günler boyu elektro şok vererek uyutmuşlar, aynı zamanda düzenli olarak LSD ve kimyasal vermeye devam edip yapmalarını istedikleri şeyi aralıksız olarak dinletmişlerdir. Deneklerin çoğunun öldüğü, bazılarının suikasta kurban olduğu, bazı deneklerinse zihinsel kayıplarla akıl hastanelerine kapatıldığı söyleniyor.

Deneyin gizliliği ve belgelerin ortadan kaldırılmasından dolayı, başarısız olup olmadığı kesin değildir. Fakat john Kenedy, Marilyn Monroe gibi bazı kişilerin MKUltra denekleri tarafından öldürüldüğü iddia edilmektedir.

Bu deneyin yeterince duyulmamasının yanı sıra bu acımasızlığın üstü öylece örtülmüştür. Deneklere uygulananlar sadistçedir. Hiçbir insan o muameleyi, izinsizce kullanılmayı ve günümüzde bile tam olarak tanımlanamamış olan LSD’ye maruz kalmayı hak etmemiştir. Bu deneyde çalışan bilim adamlarından biri, röportajında savunmasız olan her insandan yararlandıklarını belirtmiştir. Bu insanlığı yok sayıp sadece kendi amaçları için kullandıklarını gösterir.

Söz ile savunmanın, kanun koymanın ya da yazmanın kolay olduğu fakat uygulamaya geçirirken hiç bahsedildiği gibi şeylerin yapılmadığı bir dünyada yaşıyoruz.

1955’te yazılmış bir belgede, deneylerin amaçları şu şekilde sıralanmaktadır:

  1. Halkın gözünden düşülmesine neden olacak kadar mantıksız düşünmeyi ve düşüncesizliği tetikleyen maddelerin geliştirilmesi.
  2. Mantıklama ve algılama süreçlerini yavaşlatan maddelerin geliştirilmesi.
  3. Kullanıcının daha hızlı veya yavaş yaşlanmasına neden olacak maddelerin geliştirilmesi.
  4. Alkolün etkilerini tamamen silecek bir ilacın geliştirilmesi.
  5. Kamuflaj ve taktik amaçlı, bilinen hastalıkların tüm belirtilerini yaratan; ancak istendiği zaman durdurulup bu etkilerin geri dönebilmesine neden olan ilaçların geliştirilmesi.
  6. Geçici veya kalıcı beyin hasarı ve hafıza kaybı sağlayan ilaçların geliştirilmesi.
  7. Baskı, işkence ve hayati ihtiyaçlara olan direnci arttırıcı ilaçların geliştirilmesi.
  8. Kullananın o anda ve öncesinde olan olayları kalıcı ya da geçici olarak unutmasına neden olacak maddelerin geliştirilmesi.
  9. Şok ve kafa karışıklığını geçici ya da kalıcı, kısa ya da uzun vadede yaratabilecek maddelerin ve fiziksel yöntemlerin geliştirilmesi.
  10. Bacakların felç olması veya akut kan yetmezliği gibi fiziksel yetersizlikleri anlık olarak yaratabilecek ilaçların geliştirilmesi.
  11. Vücutta su kabarcıkları yaratabilecek kimyasalların geliştirilmesi.
  12. Bireyin davranışlarını, arzu edilen bir diğer bireye bağımlı kılacak şekilde değiştirecek ilaçların geliştirilmesi.
  13. Sorgulama mekanizmalarını iptal edecek, mantıksal düşünmeyi engelleyecek ilaçların geliştirilmesi.
  14. Hırsı azaltacak ve genel çalışma verimliliğini düşürecek ilaçların geliştirilmesi.
  15. Görüş, duyma, vb. duyusal becerileri köreltecek ilaçların geliştirilmesi.
  16. Sonrasında kalıcı hafıza kaybı yaratan, ani bayıltma işlemini yapabilecek ve yiyeceklere, içeceklere, havaya karıştırılabilecek bir ilaç geliştirilmesi.
  17. Belirli bir fiziksel aktivitenin yapılmasını tamamen engelleyecek bir ilacın geliştirilmesi.

Uyanıkken Görsel Halüsinasyon Görmek

etilen not: herhangi bir rahatsızlığınız var ise buraya yazmak yerine bir uzmana danışmanızı tavsiye ederiz. din tacirleri ve “hoca”ların uzman olmadığını da hatırlatmak isteriz.


beyni etkileyen herhangi bir fizyolojik hastalık görsel-işitsel halüsinasyon görmemize sebep olabilir. bu durumda hastalığın beyinde olması şart değildir, akciğer, karaciğer ya da benzeri başka bir organdaki zarar verici “kötü huylu” hastalık da beyini yorduğu ve onu belirli noktalarda hasara soktuğu için görsel halüsinasyonları tetikleyebiliyor.

bu durum, teknik dilde anlatımların dışında şu şekilde ifade edilebilir; vücudunuzdaki herhangi bir tümörün beyni ve bedeni gün geçtikçe eritmesi ve “karartması” beynin karanlıkta kaçma arzusuyla doğru orantıda işliyor. insanın karanlık bir ortamda kaldığı zaman belirli bir süre zarfı sonrasında bazı görüntüler görmeye başlamasıyla aynı ortak kaynaktan çıkıyor bu iki durum. tümör-hastalık beyni karartmaya başladığı zaman beyin bunu savuşturmak ve kendi yapısını yenilendirmek için, uyanıkken rüya görmeni sağlıyor. uyanık olduğun zamanlarda bilinçaltına inip “depodan kendi için yararlı ne varsa” alıyor ve uyanık halüsinasyonları başlatıyor.

elbette LSD-esrar-sihirli mantar-dmt-ayahoska-meskalin gibi sanrı verici maddelerin (eğer birey tarafından kullanılmışsa) bu zamana kadar o “depo”nun kapısını sıkça açıp kapamış olmaları bu dakikadan sonrası için beyine büyük bir kolaylık sağlıyor. kolaylığın paralelinde ekstra malzemeler ve “serbest dolaşım-üretim” hakkını beyine sunmuş oluyor.

çözüm amaçlı yapılabilecek tedaviler olarak, beynin bu süregelen işlemini sanrı verici maddeler yoluyla manipüle edip kendi çıkarların doğrultusunda kullanmak psikolojik çarelerin başında geliyor.

fiziki çözüm olarak ise hastalığı yok etmek, uyanık halüsinasyonları yok etmekle eş değer bir nitelik kazanıyor. ya da beynin tek taraflı odaklanmasını önlemek ve gücü yaymak amaçlı yeni bir hastalık ortaya çıkartılabilir. tabi ki de bunun getireceği fiziki yükün riskini göz önünde bulundurarak.

eğer bu görselleri gören kişi genç biriyse (yaşlıysa bu hastalığa yakalanma sebebi yaşlılıktan kaynaklanmış olacağı için bu noktada bizim için önemsiz bir veri olur) ufak bir olasılıkla lewy cisimcikli demans hastalığına sahip olabilir. bu hastalık beynin bazı sorunları içten içe büyütmesi ve ruhsal çarpıntılara yol açmasıyla başlar. psikolojik bir istikrarsızlık baş gösterir.

Lewy cisimcikli demansta önce davranışsal ve zihinsel sorunlar ardından hareket bozuklukları başlar. Birçok hastada ilk yıllarda sadece bir depresyon gözlenip arkasından diğer davranışsal sorunlar, zihinsel güçlükler ve parkinsonvari hareket bozuklukları görülebilmektedir. Davranışsal sorunlar daha çok görsel halüsinasyonlar ve hezeyanlar şeklindedir. Hareket bozuklukları daha çok vücudun katılaşması, yürümenin yavaşlaması, yüzün donuklaşması şeklindedir. Hastalardaki aşırı uyuklamanın dışında önemli bir uyku bozukluğu da tabloya eşlik edebilir.

REM (Rapid Eye Movement-Hızlı göz hareketi) uyku davranış bozukluğu denilen bu durumda hastalar uykularında kontrolsüz bir rüya evreninin içine düşebilirler.

Saygı Duruşu: Gonzo!

Hiçbir zaman iyi bir başlangıç yapamamışımdır. Belkide bu sefer, yanıma eski bir savaşçıyı alarak, bunu başarabilirim… Huzurlarınızda Hunter S. Thompson! Etilen’de adına değinilmemiş olması açıkçası beni hayal kırıklığına uğrattı. Doğumundan ölümüne değin, kendi rotasında dans etmiş uyuşturucu sihirbazı bu adam, aynı zamanda Gonzo Gazeteciliği dediğimiz şeyinde yaratıcısı. Size neyin ne olduğunu, didaktik bir şekilde anlatmayacağım elbette, bu zaten tümüyle gonzo yazım ahlakına ters! (link vereceğin yinede, bakın, araştırın uzun uzun)

Ama etilendeki ilk metnime, diğer tüm yazar arkadaşlara ve okurlara göz kırpmak ve bundan sonrasında ne ile karşılaşacaklarını bilmeleri adına, Gonzo’nun kanından bir kaç örnek koyarak devam edebilirim: Bir gazetede köşe yazarı olduğunuzu düşünün, size  önümüzdeki hafta için verilen konu-görev şu: “Ayahoska denilen madde hakkında okurlara bilgi ver.”  Görüldüğü gibi, internet çağı için çok basit, altından kolayca kalkılabilecek bir iş bu. İşte, Gonzo bu noktada biraz da kendini zora sokma görevini üstleniyor. Verilen konuyu kabataslak yorumluyor, yeterli uyuşturucu stoğunu yapıyor ve çantasını sırtladığı gibi ayohoskanın doğup büyüdüğü yer olan güney amerika topraklarına uzuyor. Yola çıktığı an itibariyle, başına ne gelirse, ne düşünürse, çoğu zaman en sinir bozucu ayrıntısından tutunda en özeline kadar tek tek aktarıyor okuyucusuna. Yolda dolandırdığı adamları pas geçmiyor, bar tuvaletinde taktığı kadını pas geçmiyor, lsd nin ona sunduğu öğretiyi okuyucudan esirgemiyor, asla! Sonrasında güney amerikaya varıyor ve amacına ulaşmak için bir çok yolu deniyor. Bu yol en kısa ve doğrudan olanı da olabilirken, en uzun, en dolambaçlı ve en acılısı da olabiliyor elbette. Gonzo, kendini bir uçurumun kenarında elinde kalan son yarım ekstaziyi gömerken bulabiliyor, “ben buraya ne için geldim, yazmam gereken bir köşe yazısı var ve işime saygı duymam gerekiyor, amacımdan uzaklaşmamalıyım!” gibisinden öz benlik karmaşaları ve iç yüzleşmelere sürüklenebiliyor gonzo “yol” boyunca. Ormanın derinliklerine dalıp zazen ayinleriyle kendinden geçip, kabile üyelerine, şehir insanının üstün egosunun acizliğine kapılıp “bana iki doz fazla koy” diyebiliyor ve tabiki de saatler boyunca kusuyor ardı sıra. Bunu da yazıyor gonzo; “aşağılık herifler beyaz insanın sonunu getirmek istiyorlar, bana çaktırmadan fazla doz ayahoska koydular, ama hepsini yeneceğim.” Ama hepsinden önemlisi, diğerlerinin cesaret edemediği bir şeyi yapıyor, evde vikipedi den kopyalamaktansa, yaşayarak yazıyor!

Hunter Thompson, hayatı boyunca bunu yaptı işte tam olarak. Kendi kabul ettiği gerçekliğin peşinden koşarken bizim gördüğümüz gölgelerin hepsini attı bir kenara, onların birer hiç olduklarını ve önemsenmemeleri gerektiğini vurgulayarak.

İşte, böyle bir kostümle, karşınızdayız!

“I had no choice.”

tumblr_nhucqoKktp1qb6imio1_400

Hunter S. Thompson

 

 Etilen Notlar;

  • Etilen hayal kırıklığına uğratan bir neşriyattır. 
  • Takmak yerine eylemin çift yönlülüğünü vurgulayan takılmak kullanılabilir.
  • Gonzo gazeteciliğini yaparken vikipedi’nin olmayışı belki buna sebep olmuştur?
  • Bu notlar yazar bağımsız yazılmıştır, yazarı bağlamaz
  • Yazarın yazdığı etilen bağımsız yazılmıştır, etileni bağlamaz
  • Okur yazar ve etilen bağımsız okumuştur, kimseyi bağlamaz.