Etiket: kurgu

Işık Hızında Sabredin!

Duyguların ışığın dalgaboyları olduğunu düşüneniniz oldu mu? Kırmızı, yeşil, mavi, mor, UV ya da x-ray. Eğer düşünmediyseniz gördüğünüz renklerin zihninizdeki yansımasını küçük bir deneyle test edelim. Şimdi kendimizi gelen kışın soğukluğundan uzakta, masmavi denizin kayalıklarında arkamızda yemyeşil bir ormanla hayal edelim. Nasıl hissediyoruz? Keyfimiz yerinde mi? Bir de göremediğimiz, maruz kaldığımızda DNA’mızı değiştirebilecek olanları düşünelim; küçük dalgaboylu büyük enerjili olanları.

Newton’un renk çemberine göz atarsak; bir malzeme bir rengi soğuruyorsa biz o rengin tamamlayıcısı olan rengi görürüz bu çemberdeki. Eğer çemberi çok hızlı döndürürsek rengi algılamamız imkansız olabilir.

Bu kısa düşünce zerrelerinden sonra diyeceğim o ki lafı fazla uzatmadan, güneşten gelen kozmik ışınların dünya atmosferine gelişi duygusal iniş çıkışlarımızın bir nedeni olabilir.

Duygular, süpernova patlamalarından kaynaklanıp birincil kozmik ışınlar olarak tam dünyamıza büyük şiddetlerle çarpacakken gezegenimizin atmosfer gardiyanları ile aşk yaşarlar ve bu aşkları onları parçalara ayırır. Bu parçalar onların kozmik bebeleridir ve ikincil kozmik ışınlar olarak dünya yüzeyine düşerler. Neyse ki dünyanın manyetik alanı etkisinde kalan duygu bebeleri popülasyonun az olduğu kutup bölgelerine düşerek o bölgedeki insanların çıldırmasına neden oluyorlar. Diğer bölgelere düşenler de malum! Savaş, kaos!

Size tavsiyem hayatınız boyunca kutup bölgesini ziyaret etmemeniz. Auroraları evinizin konforlu ortamında belgesellerde görmeniz sizi mutlu edecektir. Azla yetinin, fazlasından ve duygusal patlamalarınızın sizi öldürebilecek boyuta gelmesinden kaçının.

Unutmayın; dünya bir savaş meydanıysa Lao Tzu’nun da dediği gibi
“Savaşta iyi olanlar kızmazlar, düşmanlarına galip gelenler, düşmanlarına karşı herhangi bir duygu beslemezler.”

Yaşadığınız zorluklarla başa çıkmak istiyorsanız; antik insanların şahit olduğu şimdilerde ise çok az bilinen Kozmik Işın olarak bilinen kahramanın zaman zaman duyguları emmek için dünyaya indiğini ve tüm zararlı dalgaboylarını kör olan gözleri ve üstün hissetme kapasitesi ile emdiğini bilmeniz yeterli.

Bu yüzden eğer duygusal patlamalarınız çok şiddetli ise merak etmeyin. Kemerlerinizi sıkıca bağlayın ve ışık hızında sabredin. Kozmik Işın daha büyük patlamaların yaşandığı bir yerde epeyce meşgul olabilir. Sabırla beklemenizi öneririm.

Pazar Ayinleri – 5. Mektup

Alemlerin Yeniden ve Yeniden Yaratıldığı Sabahlar Üzerine

Bazı sabahlar diğerlerinden daha gerçektir, beni dinleyin. Kapınızın önündeki sulama kanalında yüzen şişmiş köpek cesetlerine, kafanızdaki karmaşaya, çırıl çıplak uyandığınız mutfağın ortasındaki masanın üzerinde hop hop hoplayan mavi götlü çıplak cinlere, geceden vücudunuzda açılan kesiklerden dışarıya taşan çocukluk anılarınıza rağmen. Bazı sabahlar diğerlerinden daha gerçektir. Parmaklarınız titrer böyle sabahlarda. Bir türlü yanmaz sigara. Balkon kapısından içeriye dolan aralık rüzgarı nefesinizi keser, ensenizden yukarıya ilerleyen karıncalanmanın ise bir şeylerin habercisi olduğu ilham edilmiştir yüreklerinize. Feci biçimde yakın, keskin, acımasız bir şeylerin. Buna benzemeyen tüm sabahları sonlandırmanızı sağlayacak türden şeylerin. Serbest düşüş. Altın vuruş. Duvardaki çatlak. Firar. Rahmetliye söylediğim gibi, vakti gelmedi mi artık, hadi, süpürmeyelim mi seni? Seninle beraber, ceplerine tıkıştırmak zorunda kaldığın tüm kimliklerini? Seneler boyunca kafana vura vura ezberletilen repliklerini süpürmeyelim mi? Kurtulmayalım mı ruhunu gölgeleyen tüm o suratsız yükseltilerden? Üflemeyelim mi öteye, sırtına yüklenen o eski kelimelerin küflerini?

Mutfaktayız yani. Ben, rahmetli ve sakallarıma yuvalanmış cinlerim. Cigara sarıyoruz hep beraber.

Alemler hep yaratılmak üzeredir böyle sabahlarda. Yeni delilikler kurgulanmaktadır. Yeni öyküler örülmekte, hep bir ağızdan yeni tılsımlar fısıldanmaktadır. Çıtır çıtır genişlemektedir eşyanın tabiatı. Derinleşir. Kararır. Sizinle beraber ve size rağmen. Sabah haberlerinde, bilmemne köyündeki kız çocuklarına tecavüz eden muhtarın nefesinden yayılan sarımsak kokusundan bahsedilirken, yörüngedeki uydular dönmeye, iş arkadaşlarınız usul usul çürümeye, merkez bankaları faiz oranlarıyla oynamaya devam ederken, gözlerinizin önünde ama ötede de bir yandan, binlerce milyonlarca hayat ötede hem de, bulutların arasından uzanan doksan dokuz parmağıyla yokluğunuzu yoğurur birileri. Uzatır. Kısaltır. Törpüler. Yaptığınız tek şeyin yeterince makul bahaneler aramak olduğunu bile bile. Yukarında bakınca, yan yana sıralanmış masalarında oturan muhasebecilere benzediğinizi görmezden gelerek, arabalarınızın modellerini yükseltme çabalarınızı, rengi değişen saçlarınızı, çirkin bıyıklarınızı izleye izleye birbiri ardına patlar, rengarenk, ışıl ışıl, damar damar yayılır o birilerinin hakikati. Siz kendi cılız göz bağcılarınızın peşinde özgürlük düşleri kurarken kutsal kitaplardaki tüm kadim sözler çiğnenmektedir.

Zira parçalanmakla yazgılanmıştır tüm kurgular. Tüm büyüler bir gün bayatlar. Tüm duvarlar çatlar. Her organizma umutsuzca kendi kanserini arar. Siz isteseniz de istemeseniz de. Farkına varsanız da varamasanız da. Yeniden ve yeniden ve yeniden ufalanıp yoğrulmaktır varlığın kaderi. Sonra yeniden ufalanmak ve yoğrulmak yeniden. Bütün bu keşmekeşe rağmen kendinize ait bir köşe aramanız mide bulandırıcıdır. İstersiniz ki hep aynı sonucu versin denklemleriniz. Dalından kurtulan elmanın düşeceği noktayı tahmin edebilmenizle övünürsünüz matah bir bok yemiş gibi. Kural üstüne kural. Ve hep takip etmeli mevsimleri. On beş günlük yaz tatilleriniz, hafta sonu kaçamaklarınız, porselen demlikleriniz ve şirin mi şirin evcil hayvanlarınızla boşluğun çekimine karşı koymaya çalışır, zamanın dönüp dolaşacağını ve kapılarınızın böyle sabahlara açılacağını unutmaya uğraşırsınız. Unutursunuz da. Samimiyetle unutursunuz hem de. Oysa ki bazı sabahlar diğerlerinden daha gerçektir. Bu size sunulmuş bir fırsattır. Görebilesiniz diye şöyle inceden aralanmıştır perdeler.

Bak! Diye sesleniyorum rahmetliye. Eşyanın kırılganlığını gör. Düzenin aldatıcılığını. Bak. Şu andan itibaren hep yaratılmak üzeredir alemler.

(daha&helliip;)