Etiket: Kum

kum

Kumun tartışmamızla ilgili çeşitli nitelikleri vardır, ama bunlardan ikisi özellikle önemlidir. Birincisi parçalarının küçüklüğü ve aynılığıdır. Bu aslında iki değil bir niteliktir, çünkü kum taneleri küçük olduklarından aynıymış gibi algılanırlar. İkincisi kumun sonsuzluğudur. Kum  sınırsızdır; her zaman gözün görebildiğinden daha fazlası vardır. Küçük yığınlar halinde belirdiği yerlerde kum önemsenmez. Ancak sahillerde ya da çölde olduğu gibi tanelerinin sayısı sonsuz olunca kum gerçekten çarpıcıdır.

Kum sürekli yer değiştirir ve bu yüzden bir kitle simgesi olarak akışkan ile katı simgelerin arasında yer alır. Kum deniz gibi dalgalar oluşturur ve bulutlar halinde yükselir; toz incelmiş kumdur. Kumun düşman ve saldırgan nitelikli bir şey olarak insanın karşısına çıkması, tehlike oluşturması da önemlidir. Sayılamayacak kadar çok, homojen parçacıklardan oluşan çölün tekdüzeliği, göz alabildiğine uzanması ve yaşamdan yoksun olması neredeyse yenilmez bir güç olarak insanın karşısında yer alır. Kum tıpkı denizin yaptığı gibi insanı boğar; ancak bunu denizden daha haince yapar, çünkü daha yavaştır.

İnsanın çöldeki kumla ilişkisi onun giderek artan bir güçle minik düşmanlardan oluşan dev sürülere karşı sürdürdüğü mücadeleyi akla getirir. Kumun yıkıcı özelliği çekirgelere bulaşmıştır. Çekirgeler, kum gibi bitki örtüsünü kurutur ve ekip biçen biri olarak insan çekirgelerden kumdan korktuğu gibi korkar; çünkü bunlar arkalarında bir çöl bırakırlar.

Kumun nesillerin simgesi olması çok şaşırtıcıdır. Böyle bir simgenin pek çok örneği încil’de bulunabilir ve bu gerçek, insanın çok sayıda torununun olmasım şiddetle arzuladığını kanıtlar. Burada vurgu birincil olarak nitelik üzerinde değildir. İnsanların bir alay kuvvetli ve dimdik oğullarının olmasını diledikleri doğrudur, ama daha uzak bir gelecek, yani nesillerin yaşamının toplamı için bundan daha fazlasını isterler. Zürriyetlerinin bir kitle olmasını isterler; bildikleri en geniş, en sınırsız ve en sayılamaz kitle kumun oluşturduğu kitledir. Yeni nesillerin bireysel niteliğinin ne kadar önemsiz olduğu Çinlilerin benzer bir simgesinde görülebilir. Çinliler yeni nesilleri çekirge sürüsüyle bir tutarak sayılarını ve iç tutunumlarını insanın zürriyeti için bir model olarak yüceltirler.

Zürriyet için Incil’in kullandığı bir başka simge de yıldızlardır. Yıldızların da temel niteliği, sayılamayacak kadar çok olmalarıdır. Incil’de tek ve özel nitelikli yıldızların parlaklığından söz edilmez. Burada önemli olan yıldızların kalıcılığıdır; asla yok olmamaları, her zaman  orada olmalarıdır.

Elias Canetti

oto-yıkıcı sanat manifestosu

 

Regent Street’teki insanlar oto-yıkıcıdır.

Roketler, nükleer silahlar oto-yıkıcıdır.

Oto-yıkıcı sanat.

HH bombalarının damla damla düşüşü.

Kalıntılar ile ilgilenmiyor, (resmedilmeye değer)

Oto-yıkıcı sanat yıkım ile saplantıyı yeniden emreder, bireylerin ve kitlelerin tabi tutulduğu yumruklamaya.

Oto-yıkıcı sanat silah üretiminin mecburi mükemmeliyetçiliğini yansıtır – yıkım noktasının parlatılması.

Oto-yıkıcı sanat teknolojinin kamusal sanata dönüşümüdür. Engin üretim kapasitesi, kapitalizmin ve sovyet komünizminin kaosu, sermaye fazlasının ve kıtlığın bir arada bulunması; nükleer silahların depolanmasındaki artış – teknolojik toplumları yok etmeye yetecek miktardan fazla; makinaların ve yaşamın kişinin akıl yürütmesindeki muazzam dezintegratif etkisi.

Oto-yıkıcı sanat yirmi yılı aşmayacak bir sure içerisinde kendi yıkımına otomatik olarak ulaşacak bir aracı içeren bir sanat. Oto-yıkıcı formların diğer formları manuel manipülasyon içerir. Oto-yıkıcı sanatın, sanatçının dezintegratif sürecin doğası ve zamanlaması üzerinde sıkı bir kontrolü olduğu formları ve sanatçının kontrolünün çok hafif olduğu formları da var.

Oto-yıkıcı sanat üretiminde kullanılan malzemeler ve teknikler: Ahşap. Alçı, Asit, Balistik, Basınç, Beton, Boya, Buhar, Buz, Cam, Çömlek, Damlatma, Doğal Kuvvetler, Elektrik, Elektroliz, Esneklik, Fotoğraf, Geri Besleme, Güneş Enerjisi, Hareketli Resim, Isı, Işık, İnsan Enerjisi, Jet, Kağıt, Kaynak, Kil, Korozyon, Kum, Metal, Nükleer Enerji, Plastik, Radyasyon, Seri Üretim, Ses, Sıkıştırma, Sibernetik, Stres, Su, Tel, Titreşim, Tuval, Yanma, Yapıştırıcılar, Yük.

siber gnosis #2 için çevrilmiştir.

Gustav Metzger ~ 1960