Menü Kapat

Etiket: kriz (sayfa 1 / 2)

kriz hali ve devlet

baskın bir devletin kullandığı şiddet daha sonra televizyonun ve diğer kitle medyasının hipnotik gücü sayesinde bireyin düşüncesinin koşullanmasıyla – gene baskın olmakla birlikte- yer değiştirdi; bu araçların yukarıdan aşağıya -birinden pek çoğuna, tek bir yönde otoriter ve ısrarlı- işleyen iletişim formu bilincin kitleselleşmesini ve geçerliliğinin onaylanmasını daha etkileyici biçimde destekledi. theodor w. adorno, frankfurt okulu’nun diğer üyeleriyle birlikte, sadece piyasayı desteklemek için kullanılan günlü sanatsal değerlerin oluşmasıyla kitle kültürü (kendisinin “kültür endüstrisi” dediği bir süreçtir bu) tarafından taşınan koşullanmayı sert biçimde eleştirmekte haklıydı.

kriz hali ve devlet, ülke sınırlarında çok sık duyduğumuz bir kelime kriz özellikle ekonomi ile ilişkilendirildiğinde ve gidişatın gösterdiğine göre yakın zamanda çok daha fazla gözler önüne serilecek havuz medyası da konuşmak zorunda kalınca. kriz kelime anlamı olarak sadece ekonomi ile alakası değil pek tabii. günümüzün giderek küreselleşen dünyasının ürettiği çözümlerin belirli konularda tıkandığını ve türeyen popülizmin hangi seviyelerde olduğunu liderlerin enteresan çıkışlarına gülüp geçerek görüyoruz. ülke bu noktada istisna değil.

kitabımız “kriz hali ve devlet” yazarları değerli sosyologlar zygmunt bauman ve carlo bodoni. içinde bulunduğumuz ve farkında olduğumuz krizleri “devletin krizi”, “modernitenin krizi” ve “demokrasinin krizi” başlıkları altında detaylı bir şekilde inceliyorlar. hobbes ve leviathan, modernite, postmodernite, yapısöküm, ilerleme etiği, post-demokrasi gibi harika başlıklar ve oldukça değerli tartışmalar var kitap boyunca.

ve asıl değerli olan hiçbir iktidarın bilgi ve iletişimle ateşlendiğinde hayal gücünü durduramayacağı gerçeğini gözler önüne sermesi. 

okumanız, bilginin ve gerçeklerin peşinde koşmaya devam etmeniz dileğiyle.

Mutlu Krizler, Mutlu Yeni Korkular

Ölümde kutsal olan bir yan yoktur. Ölen kişiye ister “Şehit” ister “Maktül” deyin, bu birileri tarafından katledilen kişinin ölmüş olduğunu ve bunun bir cinayet olduğu gerçeğini değiştirmez. Ölen ölmüştür, bir gün hepimize olacağı gibi, buradaki korkunç yan bilmem kimin çıkarları için ve bilmem kimin amaçları uğruna katledilmesidir bu insanların.

Ölenler şehit değildir, onlar ölünce vatan sağ olacak da değildir. Onlar ölünce, onların birileri için sembolize ettiği umutlar, duygular ölmüştür, hayır bir daha sağ olamayacak insanlar, bir daha sağ olamayacak umutlar vardır. Ölenler şehit değildir, zira hiç kimsenin, bu insanların ölmelerinde sorumluluğu olan hiç kimsenin, bu insanlar öldükten sonra onlara bir mertebe verip, iki tane rahatlatıcı söz edip bu işten sıyrılmasına izin verilmemelidir.

Biz artık bir Korku Diyarı’nda yaşıyoruz, dışarı çıkmaktan korkuyoruz, kalabalıkta bulunmaktan, toplu taşımayı kullanmaktan dahi. Daha da korkuncu, biz artık bu tür ölüm, cinayet, tecavüz haberlerine alıştık veya daha doğrusu alıştırıldık.

En kötüsü de, bana dokunmayan bin yaşasın mottosuyla yaşayan insanlar. Oysa insanlar sanıyor ki, her zaman ötekiler, yabancılar öl(dürül)ecek.

Hepimiz buradan kaçmak için birçok şey verebiliriz ama, ya burada bırakacağımız sevdiklerimiz? Kötü olan duygularımıza ihanet etmek değil midir?

Bugün onlar öldü, yarın ben, sen, bir başkaları ölebilir. Geride bırakınca sevdiklerini, onlar ölebilir. Zira bir başka yere dahi gitsek, geçmiş gökyüzü gibidir, asla bırakmaz peşimizi.

Şimdi istihbaratının haberi halkıyla birlikte öğrendiği, seçilmişlerinin kendi kaderlerinden korktuğu, vatandaşlarının monoton bir devirde, ne idüğü belirsiz bir savaşın bombalarını duyduğu bu “cennet vatanda” yaşamaya devam ediyoruz, sanırım şans eseri.

Bir duvar yazısından alıntı yaparak,
Merry Crisis, Happy New Fear.

%13.8

bir ekonomi yılın ilk çeyreğinde yüzdeonüçnoktasekiz daralırken insanlar hala sessiz ve kriz teğet geçiyor diye düşünebiliyorlarsa, willhelm reich gelir aklıma başka bir şey değil;

asıl açıklanması gereken, neden aç insanın çaldığı ya da sömürülen insanın grev yaptığı değil, neden aç insanların çoğunun çalmadığı ve sömürülenlerin çoğunun greve gitmediğidir.

%15.5

teğet geçen krizde işsizlik oranı. %21.9’luk güney afrika’dan sonra önde gelen 58 ülke içerisinde 2.ciyiz.

televizyon karşısında kutlamaya devam bu rakamları; vatandaşın kutusundan ne çıkacak ya da bu akşam yemekte ne yapacaklar daha önemli tabii.

crisis of credit

http://www.youtube.com/watch?v=VlvVumYdMGs

kriz neden var?

crisis of credit

crisis of credit

hocaların 1 haftada anlatmak istedikleri şeyi, bir abimiz 11 dakikaya sığdırmış, harika da olmuş. pek kıymetli krizimiz neden oluştu diyorsanız 11 dakika da bütün sistemi öğrenin.

the crisis of credit visualized

etilen sosyete . 2003 - 2018 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.