Korku Hakkında

İnsan ve düşünce, yazdıklarımız ve rüyalarımız, psikiyatrinin bizle ilgili tanımladığı şeyler ve evrenin içindekiler – tüm bunlar çeşitlilik gösteren, cevaplarını ilahi veyahut bilimsel olarak vereceğimiz sorulardır. Peki, rüyanın tanımı tamamen başka bir dünyaya aitse ve bedenimizde kabul ettiğimiz ruh, aslında sadece beyin ise; bu neyi değiştirecektir? Belki bir şizofrensiniz ya da manik depresif ne fark

Mutlu Krizler, Mutlu Yeni Korkular

Ölümde kutsal olan bir yan yoktur. Ölen kişiye ister “Şehit” ister “Maktül” deyin, bu birileri tarafından katledilen kişinin ölmüş olduğunu ve bunun bir cinayet olduğu gerçeğini değiştirmez. Ölen ölmüştür, bir gün hepimize olacağı gibi, buradaki korkunç yan bilmem kimin çıkarları için ve bilmem kimin amaçları uğruna katledilmesidir bu insanların. Ölenler şehit değildir, onlar ölünce vatan

Devlet, korkusuz ve umutsuz yapamaz…

İnsanlar, kendilerine boyun eğdirebilecek kesin ve belirli yasalar bulunmadığında, böyle bir yasal düzeni kendileri de üretmiş olmadıklarında, umutla korku arasında salınıp dururlar. Önünde sonunda tarihe şöyle kabaca bir göz atmak bile, siyasal rejimlerin çoğunun bu iki duygunun kitleselleşmesine dayandığını gösterecektir: Tebalara verilen umut ya da yüreklere salınan korku… Umut taşıyan günlerinde insanlar mümkün olduğunca küstahtırlar;

Korkmasana!

Korku küçükken bir şeylere karşı duyduğumuz endişeydi; karanlıktan korkardık çünkü her an içinden bir şey çıkıverecekmiş gibi gelirdi. Yükseklikten korkardık, düşebileceğimizi düşündüğümüzden. Böyle büyüdük hep, karanlığa girecek olduğumuzda “öcü çıkar öcü!” dediler; yüksek bir yerin üstünde durunca “düşersin!” dediler. Kimse bize o karanlığın ardında güzel bir aydınlığın olduğunu söyleyerek yüreklendirmedi bizi, yüksekte olduğumuz yerden manzarayı

SEMBOLİZM VE SİNEMA: BEGOTTEN

Begotten Sembolizmin tavan yaptığı, biraz fazla rahatsız edici ama aynı zamanda türün meraklısı için izlenmesi aşırı zevkli film. Tanrı, toprak ana ve dünyanın oluşumunu merkeze alan ve bu üçlünün üzerine sembolik bir alt metin kuran bir konusu var diyebiliriz.  Ses, renk, efekt kısacası normal bir filmde ne varsa bu filmde yok. Türün meraklısı olmayan filmden

raoul servais – chromophobia . 1966

chromophobia özünde yunancadan geliyor: “chroma” renk demek, “phobos” ise bildiğiniz fobi ya da korku. ikisini birleştirme yetisine sahip olduğunuzu biliyoruz. raoul servais ise belçikalı ressam ve animasyoncu. bu da ikinci kısa filmi. yorum size ait.