Etiket: köpek

cervantes – köpeklerin sohbeti

sözlerimin maksadını, sana hayat hikayemi anlatırken daha iyi idrak edeceksin. bazı hikayeler kendiliğinden güzeldir. bazılarınaysa bu güzelliği üslup verir. anlayacağın, bazı hikayeler girizgahlar ve süslü tasvirler olmadan olduğu gibi güzeldir; bazıları da bomboşken, anlatıcının ses oyunları ve tasvirlerle süslenip, jestler ve mimiklerle canlandırılarak hikaye haline gelir, sözün kısası, etkisiz ve zayıf olmaktan çıkıp çarpıcı ve hoş bir hal alırlar.

miguel de cervantes’i tanıtarak ya da anlatarak başlayacak değiliz pek tabii bu yazıya. ama şahsen kendisinin osmanlı’ya karşı ispanyol ordusunda savaştığını ve inebahtı deniz savaşında kolunu kaybettiği bilgisine sahip değildim. magazinsel olarak paylaşmaya değer bu bilgiden sonra kitabımıza gelelim. kolektif kitap sayesinde okuyabildiğimiz bu uzun öykü kitabın ismini tam olarak yansıtarak bir teğmenin kaldığı hastanede duyduğunu iddia ettiği köpeklerin konuşmasından ibaret. insanların ahlaksızlıklarını, ikiyüzlülüklerini, yozlaşmalarını ve çıkarcılıklarını köpeklerin tecrüblerinden ve gözünden öğreniyoruz. yoğun bir hiciv ile ciddi bir felsefi tartışma aslında okuyacağınız: en özet ve en güzel şekliyle. cervantes muhtemelen bunları yazarken kendi dönemini ve çevresini eleştirmeye çalışıyordu ama kanımca asıl üzücü olan eleştirdiği noktaların belki de daha şiddetli olarak günümüzde geçerliliğini koruması. insanoğlu kendi çirkinlikleri ile boğuşurken siz bu öyküden ilham almaya başlayabilirsiniz. kitap sizin.

köpeklerin sohbeti
miguel de cervantes
türkçesi: sinan okan
kolektif kitap
2015, 140 sayfa

Köpek Ağıdı

Herkes beni seviyor, okşuyor, gitmememi söylüyor, kokuyorlar, elleri başımın üstünde geziyor, onların ellerini yalıyorum, onlar beni götürmek isteyenlere, bacaklarımı sürükleyip, patilerimi kanatanlara karşı çıkıyorlar.

Patilerim kanıyor, benimle birlikte birçoğu bekliyor burada, onlar ile konuşuyorum, onlar da korkuyorlar, ne yapacaklarını bilemiyorlar, havlıyorlar, ama ötekilerin verdikleri cevaplar acı verici haykırışlardan başka bir şey olmuyor.

Bizi denizin olduğu başka bir yere tahta araçlarla götürüyorlar, patilerimiz acıyor, ağlayanlarımız, hasta olanlarımız var, bazıları yaralarını yalamaya çalışıyor belki iyileştirebilirler diye, oysa ben bunun işe yarayacağını düşünmüyorum, bence artık çok geç.

Bizi bir adaya götürüp bırakıyorlar, dostlarım soruyor “Geri gelip bizi alacaklar mı?” diye. Hayır bilmiyorum,ne diyeceğimi bile bilmiyorum onlara.

Aşırı susuzluk çekiyorum, belki denizin suyunu içsem daha iyi olur. Belki, o da su nasılsa.

Yanıyor ciğerim, karşıdan birileri çağırıyor, bir arkadaşım yüzüyor onlara, ona su veriyorlar. O iyi oluyor belki hepimizin yapması gereken odur.

Tarih 3 Haziran 1910. Hayırsız Ada köpeklerine adanmıştır bu yazı.

evet evet

tanrı

tanrı aşkı yarattığında çoğu insana yaramadı
tanrı köpekleri yarattığında köpeklere yaramadı
tanrı bitkileri yarattığında eh işte idare ederdi
tanrı nefreti yarattığında standart bir hizmete kavuştuk
tanrı beni yarattığında beni yaratmış oldu
tanrı maymunu yarattığında uyuyordu
zürafayı yarattığında sarhoştu
uyuşturucuları yarattığında kafası kıyaktı
ve intiharı yarattığında bunalımdaydı

senin yatakta uzanmış halini yarattığında
ne yaptığını biliyordu
sarhoştu ve kafası kıyaktı
ve sonra dağları ve denizi ve ateşi
aynı anda yarattı

bazı hataları oldu
ama senin yatakta uzanmış halini yarattığında
tüm Kutsal Evren’in üzerine boşaldı.

c.b.

zengin mutfağı . 1988

zengin mutfağı

zengin mutfağı, başar sabuncu’nun vasıf öngören’in aynı adlı tiyatro oyunundan beyaz perdeye aktardığı 1988 yapımı filmdir. başrolde şener şen’in yer aldığı film, varlıklı bir evde çalışanların hayatlarını anlatırken siyasi mesajlarını da itelemektedir. 70 dakikalık film sadece mutfakta geçmesine rağmen kesinlikle sıkmaz, aksine kendini pek sevdirir. türk sinemasının kenarda köşede kalmış filmlerindendir.

zengin mutfağı bu yıl istanbul şehir tiyatroları tarafından sahnelenmeye başlamış fakat oyun esnasında 2 MHP’li kadının küfürlü saldırısına uğradıktan sonra ocak ayında gösterimden kaldırılmıştır. sanıyorum tepkilere dayanamayan güzide kurumumuz 6-10 mart tarihleri arasında muhsin ertuğrul sahnesinde tekrar sergiletiyor – kaçırmayınız. imkanı olmayanlar filmin linkine yol alabilirler.

zengin mutfağı . youtube

“kız gitti… bir fabrikaya girmiş duydum. ardından seyfi ayrıldı… o da bir sendikaya girmiş. yerlerine selim gibi aynı bokun soyu iki kişi geldi… ya sabır… selim mutfağa iyice yerleşti… ya sabır… selim yetmezmiş gibi, arkadaşları da gelip gitmeye başladılar. lütfü usta içkili sofra hazırla… lütfü usta bize ziyafet çekeceksin… ya sabır… yahu biz kimlere hizmet ediyoruz? bu arada itler çoğaldı… üç taneler şimdi, ya sabır… yahu biz kimlere hizmet ediyoruz? insan kimlere hizmet ettiğini düşünmeli. ayrılayım diye düşünüyorum… ama zoruma gidiyor, yirmi yıldır burada, kerim beyin köşkünde aşçılık yapmışım… bu yaştan sonra nereye giderim? ne yaparım? mecburen ya sabır… ama bir gün… hatırlarsınız, hani bir mahkeme direnişleri olmuştu. hatırlarsınız canım… hani işçiler toptan işleri bırakmışlardı… şu mgm mi? dgm mi? işte o günlerden bir gün bu bizim ahmet var ya, zaten sık sık görüşürüz onunla, bana bir gazete gösterdi. gazetede bir fotoğraf vardı… bir baktım… amanın durun! yahu olamaz! ama olmuş… bir fabrikanın önünde işçilerle polisler çatışmışlar ve de bu bizim kız var ya! hah işte! onunla selim iti gırtlak gırtlağa dövüşüyorlar. işte o zaman dedim ki “ulan lütfü şu kız kadar olamadın! yuh olsun senin pehlivanlığına!” dedim ve o anda ayrılmaya karar verdim. bu selimgiller benim kızımın gırtlağına sarılsınlar, ben de onlara hizmet edeyim! bu olamaz dedim! ayrılmaya karar verdim. ama bizim ahmet de ayrılmayacaksın diyor. işte bu yüzden bir de size danışayım dedim. ayrılmaya karar verdim. ama yine de danışayım dedim. ayrılmak mı zor kerim beye hizmet etmek mi? hadi bana eyvallah!”

 

karton darlığı

öncelikle fotoğrafta herhangi bir montaj yok, bu amcalar gerçek, köpek de yaşıyor. kendileri  osman gazi kültür dernekleri federasyonu. ellerindeki yazıları da ırkçılık karşıtı birer zat olarak yazmışlar. “system of a down” grubuna, “özür diliyorum” kampanyasına ve israil’in gazze saldırısına tepki vermekmiş amaçları. evet olay bununla da sınırlı değil, emniyet ifadesini aldıktan sonra ne diyor bu amcalar;

dövizdeki ‘ermeni’ ibaresinden rock grubunu ve çoktan tarihe karışmış asala’yı, ‘yahudi’den de israil ve askerlerini kastettiğini söylüyor. “ırkçılık, bunun neresinde?” diye soruyor. “bunların dikkatini çekmek lazımdı. ‘istediğimizi yaparız’ felsefesi var ermeni ve yahudilerde. yerine göre reaksiyon verdik. başka ne yapabilirdim? köpek olayını onlar çıkardı; ilham kaynağı onlar. eylem ırkçı değil, ırkçılığa karşı eylem yaptık biz.”  “dövize neden grubun adını değil de ‘ermeniler’ diye yazdınız” sorusuna, “sığdıramazdık ki” diyor.  “böyle bir genelleme ermenileri ve yahudileri incitmez mi?” sorusuna yanıt federasyon başkan yardımcısı şükrü acar’dan geliyor: “telefonla sorabilirler.”

köpeğin ve bu insanların cinsi nedir?