Etiket: kitap

gençler için hayat bilgisi

zorunlulukların ezdiği ve dolayımların serseme çevirdiği insanlar, iktidarın onları baştan çıkarmış olmasının bir sonucu olarak ezilmekten hoşlanırlar.
insanlar
a- sakatlayan bir dava uğruna
b- parçalayan hayali bir birlik uğruna
c- nesneleştiren bir görüntü, uğruna
d- sahici hayattan koparan roller uğruna
e- akıp giden bir zamana dahil olmak uğruna
kendi içlerindeki gerçek zenginliklerden vazgeçerler.

“önümüzde kazanacağımız haz dolu bir dünya var ve can sıkıntımızdan başka kaybedeceğimz hiçbir şey yok.” umarım okuyacağınız raoul vaneigem kitabının son cümlesi. vaneigem belçikalı filozof ve sitüasyonist hareketin öncü teorisyenlerinden gibi sıfatlar alıyor. okuduktan sonra daha fazlası olduğunu göreceksiniz. karşınızda moder dünyanın bir analizi, çözümlenmesi, bir ayaklanma çağrısı, kışkırtıcı bir manifesto, yerinizden kalmak için yeterli bir sebep, zihninize kazılacak sloganlar ve devrim neşe mevcut. bu sınıflandırmaların hepsini reddedeceği bilinci de bu kapsam içerisinde. hayatın yeniden kurulması, dünyanın yeniden inşası: bir ve aynı arzu.

gündelik hayata açıkça değinmeden, aşktaki yıkıcılığı ve zorunlulukları reddindeki olumluluğu anlamak isteyenlere harika bir kılavuz. okuduğunu anlayanların başucu kitabı yapacaklarına emin olduğumuz gerçeği ile – kitap sizin.

gençler için hayat bilgisi
raoul vaneigem
türkçesi: ışık ergüden
sel yayıncılık
2020, 295 sayfa

Máirtín Ó Cadhain / Anahtar

kamu hizmetini kim yarattı? tanrı. kamu hizmeti ne yaratıyor? memur. sen nesin? bir memur. neden yaratıldın? bu ofiste bulunmak için. bu ofisin amacı ne? evraka hizmet etmek. evrakın ve andıçların amacı ne? kamu hizmetine hizmet etmek. kamu hizmetinin amacı ne? devlete hizmet etmek. devletin amacı ne? kamu hizmetine hizmet etmek…

mairtin o cadhain, 1906 altı irlanda doğumlu ira üyesi ve katıldığı eylemler nedeniyle 5 yıl kadar da hapse mahkum edilmiş, tutukluluk sürecinde yazmaya başlamış. irlanda edebiyatının en önemli isimlerinden biri olarak görülüyor.

karşınızda ise tek oturuşta okumanız gereken bir eseri var; anahtar. bürokrasinin, politikacıların, din adamlarının anlamsızlığını, aşılmaz duvarlar, kırık bir anahtar ve sağlam kapı üzerinden harika bir şekilde özetlemiş. kafka muhtemelen kendisini etkilemiş, duyduğu evrak hışırtıları hepimizi olduğu kadar onu da yeterince etkilemiş.

kapıyı hep beraber kırabilmemiz için yüklenmeniz dileğiyle.

anahtar
mairtin o cadhain
türkçesi: berrak göçer
sel yayıncılık
2020, 76 sayfa

michel del castillo – gitar

çünkü aşmak zorunda kaldığı güçlükleri yalnızca yazarın kendisi bilir; yapıtın ortaya çıkmaya başladığı ilk haliyle bitmişi arasında katetmesi gereken mesafeyi yalnızca o ölçebilir. bu yapıtı, başka yapıtlardan daha çok ve kutsallıkla ilgili olmayan başka nedenlerden dolayı sevebilir: tıpkı bir annenin kendisine en çok üzüntü veren ve onu kaygılandıran çocuğunu yeğlemesi gibi.

yazarın önsöz yazdığı ve yıllar sonra yeni basımlarında sonsöz ekleyebildiği eserler bazen biraz kolaya kaçmak gibi olsa da anlatılmak istenilenleri doğru anlayabilme ihtimalinizi arttıran güzellikler. geri dönüp bakmanın güzelliği de denilebilir. not tutmayı sevenlerin, eski not defterlerini karıştırırken hafızalandıran geçenler ve hissettiklerini de ancak benzer bir anı tecrübe edenler anlayabilir.

michel del castillo, gitar adlı eserinde bunu başarabilmiş olanlardan. 1933 yılında doğan yazar II. dünya savaşı döneminde ve sonrasında zor bir yaşam geçermiş. yeterince çirkinlik görmüş. gitar’da ise çirkin ve dışlanmış bir adamın topluma katılma çabasını anlatıyor; genelde gözardı ettiğimiz ezilen kişilerin gözünden bir dünya. iyi ve kötü arasında bir yer edinme çabası ve kötülüğün toplum içerisinde nasıl yer edinebileceği ya da farklı bir tabula rasa yorumu.

kısa ve tek seferde okunabilecek, okunması gereken bir eser. ayrıca “çirkin” adıyla çeşitli tiyatrolarda da oyunu oynanmış. şahsen izlemedim ama fırsat olursa keyifle izlemek isterim. gitar sizin.

gitar
michel del castillo
türkçesi: inci kaplan gül
sel yayıncılık
2019, 94 sayfa

kristal dünya

insan türünün doğuştan gelen iyimserliği, her tufanı ya da afeti atlatabileceğimize dair inancımız o boyutta ki, çoğumuz kriz baş gösterdiğinde onu önleyecek araçların bulunacağından gayet emin, florida’da yaşananları bir omuz silkmeyle geçiştiriyor.

james graham ballard, daha ziyade “çarpışma” ve “gökdelen” gibi eserleriyle biliniyor. okumadıysanız bile izlemiş olma ihtimaliniz yüksek. çarpışma yani crash 1996 yapımı david cronenberg’in çektiği. gökdelen’i ise high-rise olarak ben wheatley 2016’da çekmiş. muhakkak göz atmanız gereken eserler.

bu yazı ise son dönemde yayınlayan ballard güzelliklerinden, kristal dünya. batı afrika ormanlarının derinliklerindeki bir doktorun yolcuğuna eşlik ediyorsunuz. kristalleşen ormanın gerçeküstü ortamında rüya ve gerçek arasındaki ince çizgi ya da her şeyden öte gerçekliğin doğasından rüyaya bir kaçış çabası olarak okunabilir. ama asıl dikkat çekici nokta akıcı dili oldukça başarılı anlatımı ile bu rüya-gerçeğe sizi de dahil edebilmesi.

ballard ise yapmak istediklerini aşağıdaki alıntısında özetlemiş bizim ek yorum yapmamıza gerek kalmadan. akabinde kitaba ulaşmanız ve rüyalarınızı geniş tutmanız dileğiyle.

Yakın geleceğin en büyük gelişmeleri Ay’ın veya Mars’ın üzerinde değil, dünya üzerinde olacaktır ve keşfedilmesi gereken yer de Dünya’nın dışı değil, içidir. Gerçekten yabancı olan tek gezegen dünyadır. Geçmişte bilimkurgunun eğilimi her zaman fiziksel bilimler – roketler, elektronik donanım, sibernetik – yönünde olmuş ise de bilimkurgunun vurgusu artık biyolojik bilimlere kaymalıdır. Hayal gücünden yoksun kişilerin son sığınağı olan gerçeğe uygunluğun en ufak bir anlamı yoktur. … Gereksinimimiz olan şey işte bu iç uzay elbisesidir ve bunu geliştirmek de bilimkurgunun görevidir!”

kristal dünya
j.g. ballard
türkçesi: ali karatay
sel yayıncılık
2019, 191 sayfa

korsanlar, punklar ve siyaset

oldukça çalkantılı bir dönemden geçiyoruz. agresif, popüler milliyetçlik ve emperyalizm dünyanın her yanına yayılırken hükümetler de giderek otoriter bir tutum takınmaya başladılar. böyle bir zamanda, fc st. pauli ve avrupa’daki diğer sol eğilimli futbol kulüplerine, faşizm karşıtı alerta network ile bir araya gelerek mültecilere ve göçmenlere karşı yapılan karalamalara tepki çekmek; milliyetçilik duygusunun nefreti ve bölücülüğü artırmak için bir araç olarak kullanılmasına meydan okumak gibi önemli görevler düşüyor. futbol taraftarları, karşı savaşın başını çekebilirler. forza sankt pauli!

kitabın alt metni fc st. pauli: radikal bir futbol kulübüne aşık olmak. bunu yapmayı başarabilen nick davidson yazmış, kendisini ayrıcalıklı hissediyor. ben de öyle. zira bu hafta içerisinde hamburg’u ziyaret edip, kitabı okuduktan sonra bahsi geçen mekanları, millerntor’u, st. pauli sokaklarını arşınlama ve kitapta yazılanları daha iyi anlama fırsatım oldu. herhangi bir şekilde altkültürlere ya da sol görüşlü düşüncelere yakın olanların aklına gelen takımlardan st. pauli. sosyal medya ortamının bu kadar yaygınlaşmadığı bir dönemden beri takip etmeye çalışıp bir şekilde desteklemek, endüstriyelin futbola karşı kalan son kalelerden birinin yanında olmak dünyaya ve geleceğe daha olumlu bakmanızı sağlıyor kesinlikle.

kitaba dönecek olursak, hem takımın, hem hamburg’un, hem de st. pauli taraftalarının gelişimini objektif ve akıcı bir dille anlatabilme başarısına sahip. ayrıca bölüm aralarına sıkıştırılan maç anıları da kitabı eğlenceli kılmış. deniz naki’ye açılan parantez, gezi parkı döneminde verdikleri destek, berkin elvan pankartı, türkçe yazılmış “ölene kadar” atkıları ve pankartı ve şehrin çeşitli bölgelerindeki sticker’lar, şüphesiz türk popülasyonu ile etkileşimleri de st. pauli’nin başka güzelliklerinden.

kalanını ben anlatmayacağım tabii, siz kitabı bir şekilde okuyun. st. pauli an itibariyle 2. bundesliga’da mücadele ediyor ve son dönemde biraz sıkıntılılar ama sahada ne olursa olsun tribünlerde neşe ve coşku devam edecek. ac/dc hells bells eşliğinde sahaya çıkıp kitaba geçiyoruz.

korsanlar, punklar ve siyaset
nick davidson
türkçesi: ulaş uçan
ithaki
2017, 326 sayfa

zen ustaları

soru sıradansa,
aynı olur yanıtı da.
soru pilavın içindeki kum tanesi gibi olursa,
çamurdaki dikene benzer cevabı da.

zen dünyasından devam ediyoruz bu hafta da kitaplara. zen ustaları’nın hikayelerindeki aydınlanma arayışını bulacaksanız bu sefer karşınızda. yeterince zaman tanıyıp anlamaya çalışmadan okuduğunuzda fazla kısa ve anlamsız gelebilir fakat bu fikirlerin tarih boyunca bir çok harekete esin kaynağı olduğunu unutmamakta fayda var. en azından kendiniz için gerçeklere ulaşma yolunuzda alternatiflerin arasında değerlendirmeniz gereken bir kaynak ve zen dünyası. bakın kafesin biri, bir kuş aramaya çıktı…

zen ustaları
wumen huikai
türkçesi: erdem kurtuldu
epsilon yayınevi
2015, 120 sayfa