Etiket: kırmızı

kırmızı rastlantı

Şehrin büyüklüğüne günah olan üç yoldaş, üç hayatı cebinde alakasız arkadaş günün telaşlı tesadüflerinden yorulup bir sahil koyunda buldular kendilerini. Ellerinde şehre nefret sisini çökertebilecek kadar iyi sarılmış sigaralarla hiç konuşmadan oturdular birer kayaya. Rastlantılara inanmayan bu üç adam bir mucize beklemektense daha anlamlı bir plan kurmaya çalışıyordu. Beklentilerini eski paltoların cebinde unutanlardan olduklarından pek de çabalayamadan kalıyorlardı denizin üstüne çöken dumanın ve dalgaların arasında. Yine de bu sırada rastlantı manifestosundan bahsediyordu kısa boylu olan. Hiç bir anlamı olmasa da yalnız adamın evindeki televizyondan hallice gürültü ihtiyacını gidermeyi görev edinmiş gibi sıralıyordu uzun uzun cümleleri…

Bir var bir yokken, bu saçmalıklar arasında oturdukları kayalıkların karşısından gemiler geçiyordu. Çok büyük gemiler, şiirlere anlam katmayacak kadar kaba ve büyük gemiler geçiyordu. Kabotaj bayramı denk gelmişti bugüne. Aklına gelince kabotaj bayramı şairane t-shirtlü dedi ki :

-Hadi alkışlayalım lan sesimizi duyarlar da ışık yakarlar belki. Vakit aydınlanma vakti.

Bunu yanlış anlayan bir diğer arkadaş el hareketiyle bir dalga yarattı adeta denizde. İnançsızlığından doğan özgür bir yaratıcılığı hep vardı zaten ve bugün ilk defa onu kendine saklamadı. Denizciler bunu onları gururlandıran bir alkış sesi sandı ve geminin ışıklarıyla göz kırptı bir kaç kere. Mecaza uzak bir yerlerde gerçekten aydınlanan dostlar ışıkta değiştiler. Hayat boyu mazisi karanlık adamları oynarken masum renkleri çıkıverdi ortaya…

Sonunda bu tersane şairliğinden sıkılan üçün biri, kayalıkları da sarıya boyamak ve günün anlam ve önemi hissetmek için elini sikine doğru usulca uzattı. Kayalıklara işerken sağ yanından vuran geminin ışığı her şeyi karıştırmıştı. Küçük penisinin devasal gölgesi sahildeki banklardan birinde oturan yaşlı ve bıkkın teyzenin ağzında duruyordu. Bu müstehcen sahneyi kimse göremedi. Üçün biri işemeye devam etti olanlardan bihaber. Kısa bir süre sonra insanlık vazifeleri kabaran bir halk kahramanı yetişti moruğun yardımına. Koşarak üzerine atladı onu bu insanlık ayıbı kareden çıkarabilmek için. Ardından yere yuvarlandılar birlikte. Onu büyük tehlikeden kurtardığını sanan bir kahraman hissiyatıyla sordu:

-İyi misiniz hanımefendi ?

Teyze ise bıkkınlığından ötürü bambaşka bir hissiyatla yanıtladı kahramanın sorusunu:

– Bacağımdaki sıcak salatalık haricinde iyiyim. Sanırım pazar poşetlerinden fırladı. Onu alabilir misiniz ?

Bir an fermuarı açık kaldığını farkeden kahraman utandı. Utancından kızaran yanakları, fermuarından taşan penisini ve uçsuz bucaksız başarısızlık hissini umursamadan uzaklaştı oradan.Kırmızı noktalara düştüğü bu utanç verici sahil gününde kırmızı üniformasını attı çöpe. Oysa ne çok severdi onu. Artık o da katılmıştı kırmızı rastlantılardan taşanlara.

defne kırmızı

nicedir röportaj dünyasından uzak kaldığımız etilen’de, röportaj bölümünü hareketlendirmeye uzun zamandır tanıdığımız güzel bir insan ile devam edelim dedik; defne kırmızı. sosyal medyayı en etkili kullanan insanlar sınıfında ön sıralarda oturan defne, sizi ya fotoğraflarıyla ya da paylaştıklarıyla başka yerlere götürecektir. buyrun yola koyulalım;

defne-

Kimdir?
Telaşe müdüresi, heyecan kumkuması. En çok matematikten, plancılığından ve sabırsızlığından çekmiş. Okuduğu bölümler aile, kampüsler yuva olmuş. Üç tarafı denizlerle çevrili, Ege Denizi ve Kuzey Atlantik Okyanusuna kıyısı var.
Neden?
Arayabileceğim ve hemen bulamayacağım bir şeyler olsun diye.
Düşlerlerde ne var?
Heveslenmeye heveslenmek var. Hareket edebilmek ve dağılmak var.
Ne yapmalı?
Esneyebilmeli. Didinmeli. Yetinmeli. Yaklaşmalı. Dolmalı. Utanmamalı.
Ilham verenler?
Tutkulular. Gözleri parlayanlar. Gökyüzüne düşkünler. Sinema salonları. Kediler.
Ne okuyalım?
Wolf Erlbruch – The Big Question
Wolf Elbruch, Werner Holzwarth – Kafasına Edeni Bulmaya Çalışan Küçük Köstebeğin Hikayesi
Adam Phillips – Missing Out
Roz Chast – Can’t We Talk About Something More Pleasant
Brian Massumi – What Animals Teach Us about Politics
Oliver Jeffers – Once Upon an Alphabet
Maira Kalman – My Favorite Things
Birgitta Sif – Frances Dean
Richard McGuire – Here
Ne dinleyelim?
Neneh Cherry – Spit Three Times
Alexander Ebert – Truth
Anna Calvi ft. David Bryne – Strange Weather
Tom Waits – Clap Hands
Riff Cohen – J’aime
Bitter Ruin – Diggers
Büyük Ev Ablukada (ve kırk haramiler)
Ne izleyelim?
Museum Hours – Jem Cohen
Bize ne sorarsın?
Bir gündüz, bir gece düşü?
<etilen>düşlerin her şekli caiz.
<etilen>Bu soruyu kendin sorup, kendin cevaplar mısın?</etilen>
Kazandibi mi, keşkül mü?
Kazandibi.

defne kırmızı

Benim sevdaaam kırmızı dıtdırıddıt

Birisi bana bu suyun renginin neden kırmızı olduğunu açıklayabilir mi ?

Yerden oluk oluk akan kırmızı bir su.. Yaralıları örtbas etmek midir amaç? Yoksa niye uğraşsın adamlar suya renk vermekle? Koy suyu püskürt dimi ama ?

Dün 1 Mayıs İşçi bayramı Dünyanın heryerinde en büyük alanlarda kutlandı. Taksim hariç. Sendikalarla hükümetin ve emniyetin düellosunu panzerler ve biber gazları kazandı. Çok kararlı gözüken sendikalar “can güvenliğimiz yok” diyerek çelenk bile bırakmaktan vazgeçti.. Bu nasıl bir insanlık ayıbıdır. Bu nasıl bir devlet terörü ne tür bir faşizmdir? Karşındaki insanlar senin düşmanın değil, emekçilerin… Tamam tüketim çok önemli senin için biliyoruz ama tüketim için üretim de lazım be adam. 77de yaşananları neredeyse gölgede bırakacak görüntüler vardı dün taksimde. 77de hiç olmazsa alanlara girilebilmiş, yürüyüş yapılmıştı. Tabiki 34 can yitirildi orada acısı daha büyük ama dün DİSK binasından çıkılamadı. İçeriye gaz bombaları atıldı. Çıkanlara kırmızı su sıkıldı.. Taaa rizelerden bile polis getirildi.. 20000 polis ve 2000 jandarma komando oradaydı. Taksimde emekçi başına 3 gaz bombası düşüyordu.. Yazıklar olsun diyorum sadece.. Bu insanlar bunu haketmiyor. 365gün sömürdüğün adamın tek bayram gününü ile kutlamasına izin vermiyorsun. Seneye ben de oradayım bu iş burada bitmedi.. O yerde tekmelediğin yaşlı kadının hesabını sormaya geliyorum. kafasına plastik mermi sıktığın 19yaşındaki çocuğun hesabını sormaya geliyorum.Yaşasın 1 mayıs!