AK! VAR! YUM!

ve kemirildi her şey ve zehirden her şey sıyrılan bir yıldız siyah köpükler döken makas mühürlü ellerin açıp kapadığı akvaryum açık denizlerin halatlarıyla süslenmiş dur her şey renkler sesler dokular değil sus bu adımlar adın değil bu eller rengin bu gürültüsüzlük sesin değil Mİ den DO ya RE den FA ya uç gözlerin kanatların değil

DELİ ile VELİ

Deli– Ve benzer bahçelerde filizlenen tüm çiçekler için, belki bir gün, kentin sokaklarında yalın ayak yürüyebiliriz. Veli– Güzel söylüyorsun, tanımadığım harflerle. Deli– Benimle konuşmadan önce ölmelisin. Veli– Toprağım senin içinde. Deli– Deliklere ayna bıraktılar. Z-emin değilim ben. Tut ellerimi, delikler kan bekliyor. Ve yaşamla arama gir. Beni uyut. Biri beni senden koruyor gibi hissediyorum. Ve

EVEVE

ve durmadan yıkıp tekrardan altı duvar yaptın kendine yaktın saksıları, içirdin çiçekleri ve sokağın çıplaklığı dokundu kanına ve gece yabancı ve kör tanık ve gündüz loş ve seferi tutuklu ve zerre devrik ve hiç bilgin ve alacakaranlık boş ve itiraf marazlı ve sokağın çıplaklığı dokundu kanına içirdin saksıları yaktın çiçekleri ve durmadan yıkıp tekrardan altı duvar yaptın

öteki

ayiniz geceleri, yazılabilir mi ötekinin mahrumiyeti. elleriz uzaktan. benzeriz uzaktan. koyulabilir mi ötekinin ismi. anda canda bir havadayız. tutulabilir mi ötekinin nefesi. toprak gösterir toprak gizler bizi. ne denildiyse dolanıyor hala göklerde. kesilebilir mi ötekinin sesi. ayiniz gündüzleri, silinebilir mi ötekinin masumiyeti.  

Çamurdan kaplıyım

Doğduğum ve büyüdüğüm andan itibaren tarihim yazılmaya başlandı. Attığım ilk adım, beğenmediğim her yemek, bacaklarımdaki her yara izi kayda geçsin. Yaptığım ilk hata, bu hatanın acısını çekişim, acemilikle söylenen içi boş havalı sözler de kayda geçsin. Beş yaşım, on yaşım, yirmi yaşım ve dönüm noktalarım. Sürekli yaptığım hatalarım, Her biri benim üzerimi sıvadığım çamur topaklarım.