Etiket: kargart

Sen, Ben ve İstanbul

Bağımsız Sanat ve Kültür Festivali

şehrin kötü çocuklarına

Açılış: 11 Eylül 2019 Kargart Kadıköy, İstanbul

Şiir Dinletisi / Serbest Doğaçlama / Spoken Word

Berlin Underground meets Istanbul Underground

MIRON ZOWNIR vs ALTAY ÖKTEM

Sumru Ağıryürüyen x Orçun Baştürk

Razorgirrrl: Ezgi Mutlu

Miron Zownir: 1953 Karlsruhe doğumlu. Fotoğrafçı, film yapımcısı, yazar ve bodyguard. 1976 yılında Berlin’e taşınıyor. Maceraperest ruhu onu yeni dünyaya; New York’a, Los Angeles’a, Pittsburg’a kadar sürüklüyor. 1997’de, insan hayatının görmezden gelinen, rahatsız edici gerçeklerini tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdiği ‘Radical Eye- The Photography of Miron Zownir’ isimli kitabını yayımlıyor. Aynı zamanda ‘Kein Schlichter Abgang’ adında bir cinayet romanı da kaleme alıyor. Zownir, yazın ve fotoğraf çalışmalarının yanısıra, birçok ödüle layık görülen 1993 tarihli ‘Skinheadlane’ gibi kısa metrajlı yeraltı filmleriyle de tanınıyor.

Altay Öktem: 1964 yılında İstanbul’da doğdu. Kuleli Askeri Lisesi’ni ve Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdi. Şiir, öykü, roman, deneme gibi türlerde çok sayıda kitabı olan Öktem, fanzinleri incelediği ‘Şeytan Aletleri’ adlı kitabı, ‘Şehrin Kötü Çocukları’ adlı fanzin şiir antolojisini hazırladı. 2002 yılında, Kadıköy Karg’art’ta ‘Genel Kültürden Kenar Kültüre: 101 Fanzin’ adlı sergiyi açtı. Edebiyat dergilerinin yanı sıra ‘Öküz’ ve ‘Hayvan’ adlı popüler kültür sanat dergilerinin ve ‘Penguen’ adlı mizah dergisinin yazar kadrosunda yer aldı. 2007-2008 yılları arasında ‘Yüxeses Karakalem’ ve ’46 Karakalem’ adlı kültür sanat dergilerini yayınlayan, 2013-2014 yılları arasında Marjinal Yayınları’nın genel yayın yönetmenliğini yapan Öktem, Fantastik ve Bilimkurgu Sanatları Derneği (FABİSAD)’ın kurucu üyeleri arasında yer almaktadır.

SO DUO: Sumru Ağıryürüyen (ses, mandolin, klavye) ve Orçun Baştürk’ten (panduri, ses, klavye, elektronikler, davul) oluşan SO Duo, iki müzisyenin gelenekselden avangarda farklı türlerdeki deneyim ve ilgilerini, söz ve müziklerini ağırlıklı olarak kendi yazdıkları şarkılarda buluşturdukları bir proje. İkili sadeliğin izini sürerken geleneksel tınılarda gezinen bu şarkıların kimilerinde sevdikleri metinlere uğruyor. Araya bazen bir halk şarkısı ya da unutulmuş bir dilin ninnisi, bazen de doğaçlamalar girebiliyor.

Türkiye’de yıllardır iz bırakan topluluk ve projelerde yer alan Sumru ve Orçun, 2013’ten bu yana birlikte yol alarak Konjo, Sappho, Black Sea-Balkans Line gibi doğaçlamadan geleneksele farklı projelere imza attılar. Sumru diğer türlerde ses getiren çalışmalarının yanı sıra Türkiye’nin özgür doğaçlama alanındaki ilk kadın seslerinden biri olarak dikkat çekerken, Orçun kendine özgü güçlü müzik diliyle hem önde gelen bir davulcu hem de besteci olarak tanınıyor.

Ezgi İrem Mutlu: Sanatçı bir ailenin ferdi olarak 1988 yılında İstanbul’da doğdu. 2002-2007 yılları arasında İstanbul Saint Joseph lisesinden mezun olan sanatçı 2005-2007 yılları arasında İstanbul Devlet Konservatuvarında yarı zamanlı müzikal bölümünde eğitim görmüştür. Sanatçı, Fransa’da Sorbonne-Nouvelle Üniversitesi Tiyatro bölümü’nden lisans ve yüksek lisans 1 ‘den 2015 yılında mezun olmuştur. 2013 yılında sınıf arkadaşlarıyla kurduğu Cabaret Barré’de hem müzisyen hem oyuncu olarak sahne alan Ezgi Mutlu, Paris’te dansçı ve şarkıcı olarak Crazy Horse’ta sahne almış, Montpellier Agora Dance Company gibi sahne sanatlarını ilgilendiren çok disiplinli sanat akademilerinde doğaçlama performanslar icra etmiştir. Sanatçı, Philippe Goudard, Michel Arbatz, Moni Grego, Alexandre Louschik gibi ustaların öğrencisi olmuş, Ariane Mnouchkine ile bir hafta süren derslere katılmıştır. Sahne performansı dahilinde kendine ait müzik düzenlemeleri, ses (vokal) ve video tasarımları E333 adı ile, deneysel müzik tarzında ep, plak ve mp3 olarak çeşitli plak şirketleri tarafından basılmıştır. Berlin, Paris, Angers ve Montpellier gibi şehirlerde ise tek kişilik canlı müzik performanslar düzenlemiştir.

OmA: OmA İstanbul, Büyükada’da oluşan bir müzik projesidir. Bas gitarist, prodüktör Burak Güngörmüş’ün besteci ve şarkıcı Demet Çizenel ile tanışmasıyla başlayan duo, ilk konserlerini Naya Istanbul’da verdi. Soul, funk, blues, trip-hop ve elektronik müzikten esinlenmektedirler.

Sesin ve imgelemin radikalizmi

Zownir’in poetikası, zihnimizde imgeler canlandıran bir müzikten farksızdır. Onun sanatındaki anlayış, şiirlerini okuduğumuzda daha da derinleşir ve çok boyutlu bir açıyla dönüp fotoğraflarına tekrar bakarız. Zownir’in şiirlerinde ampirik anlatımları güçlendiren biraz da empatik dilidir ki kullandığı temalarda her zaman ya birinci tekil ya ikinci tekil olan Zownir’in olayların içinde kendine yer açan bu anlatımı, ampirik olanı güçlendirirken bir o kadar da tinsel kılar ve okur kendini üçüncü tekil olarak çekim alanında, olaylara şahitlik ederken bulur. Bir başka deyişle yönetmen’liğinden şiirlerinde de kopmaz Zownir. Şehrin arka sokakları, izbe yerlerin geç saatlerde büründüğü buğulu atmosfer, kamerasından süzülen ışıkla gözlerimizin önüne serilirler. Onun fotoğraf karelerine baktığımızda dünyanın gürültüsünün bütünüyle kulağımıza çalınması ve bu durumun bizi rahatsız etmesi gayet doğaldır. Zownir’in sanatsal faaliyetlerindeki amaç da tam olarak budur zaten: Rahatsız etmek! Duyuları harekete geçirmenin kimine göre en keskin, kimine göre en acımasız yolu. Öyle ya da böyle insanca bir eylem, insanca bir tavır. Çektigi hardcore fotoğraf karelerinden bu tavrı kolaylıkla sezinliyoruz. Uyuşturucu bağımlıları, fuhuş sahneleri, suç mahalleri gibi çalışma sahası olarak seçtiği temalardaki estetik kaygı, şiirlerinde de göze çarpan bir unsurdur. Konuyu dize yerine bir bütünde anlatmayı tercih etmesini ve ses uyumundaki dikkatini buna örnek verebiliriz. Yeraltı söyleminin endüstriyel kasvetini ve hatta daha da uçlara giderek bu karanlığın uhrevi derinliğini ele alması, Zownir’in sanatını gözler önüne seren bir duadır. İnsanı ruh ve madde olarak irdelemeyen Zownir için Cennet ve Cehennem denilen yer çok boyutlu olduğu gibi bazen de yoktur veya hiç olmamıştır. Şiirlerinde kullandığı evren, onun olaylara, olaylarla birlikte insana bakışını da yansıtır. Zownir, uçlarda bir sanat sergilese de aslında bütün uçlara karşı başkaldırıda bulunur, dolayısıyla para ve şöhret dahil bütün bağımlılıklara da. Tüm bu radikalizm, esasında insanı iyilik ve güzellikleriyle ön plana çıkartmayı amaçlar. Varetmeyi ve yoketmeyi haince Tanrı’dan araklayan insanı suçlar; riyakârlığını yüzüne vurur ve karanlıkla beslenmiş bir tazelikte tıpkı fotoğraflarında olduğu gibi gözlerimizin önüne bir yapıt gibi diker.

Songül Eski

Etkinliğin facebok sayfası: https://www.facebook.com/events/2156192794503119/

kompile karga – 7

fazlasıyla geç kalmış yazılar listemizde nicedir ön planda duruyordu bu toplama albüm. zira kendisi haziranda yayınlandı biz yeni sesini çıkarıyoruz. fakat bu durumda bir sıkıntı olduğunu da düşünmüyoruz zira güncelliğini uzun süre koruyacak güzellikle bir toplama olmuş. memlekette yaptıklarını sorgusuz sualsiz destekleyeceğimiz bir oluşum karga. o derece sevilir, o derece güvenilir, varlığı o derece mutluluk verir. kıymetini biliniz ve bu güzelliği paylaşmayı, tadını çıkarmayı ve katkıda bulunmayı ihmal etmeyiniz.

kompile karga 7


Karga’nın geleneksel toplama albüm serisi Kompile Karga, bu yıl da Canlıkarga konser serisinde gerçekleşen performanslardan bir seçki ile ücretsiz olarak indirmeye açıldı. 2016 yılında gerçekleşen 10 performanstan seçilen kayıtlar, canlı performansın öneminin altını bir kez daha çizerken, Kompile Karga serisi memleketin fark edilmeyen aktif müzik sahnesine dair önemli bir belge niteliği olmaya devam ediyor.

Kes, Housing Crash, Mosquito, 90BPM, Come Again, Medical Phalanx of Space, Asphodel, Tolerance Break, Uluru ve Aga B’nin birer performans kaydı yer alan albüm, türler arasında gezmesine rağmen bir hissiyat bütünlüğü sağlayabiliyor. Bu hissiyatı “Vay Canına!” olarak ifade edebiliriz. Performansları dinlerken şaşkınlık ve hayranlık arasında gidip geleceğinizi ümit ediyoruz.

Yürütücü Yapımcı: Tayfun Polat
Yapımcı: Rammy Roo
Kayıt / Mastering / Mix: Rammy Roo
Track 09 Mix: Mehmet Demirdelen
Kayıt Asistanı: Ceylan Akçar
Görsel Tasarım: Bora Aydıntuğ
Koordinasyon: Murat Mrt Seçkin, Tayfun Polat, Rammy Roo

Teşekkürler:

Açık Radyo, Bora Aydıntuğ, Berk Öğüt, Beton Orman, Dunia, Eray Düzgünsoy, Fatma Okumuş, Fahri Karaoğlu, Hüseyin Eski, İlksen Mavituna, Murat “Küpe” Yeldan, Mustafa Deniz Erk, Özer Bal, Stüdyo Kare, Üzeyir Yasa, Vedat Rona, Wounded Wolf Private Press

ve tabii ki kompile karga serilerine eserlerini veren ve canlıkarga sahnesinden seslerini yayan müzisyenler, konserlere gelip neşesini ve ruhunu veren, desteğini esirgemeyen tüm takipçiler, her türlü ortamda etkinliklerin tanıtımına yardımcı olan takipçilerimiz, organizasyonlarda yardımcı olmaktan karşılıksız keyif alan tüm karga personeli.

kargART canlıkarga konser serisinin 2016 yılında yapılan performanslarından seçilmiştir.

karga kolonisi imece üretimidir. para ile satılmaz. 2017 ©

Etilen & Robonima Sunar: Buster Keaton “The General”

Geleneksel aylık kargart gösterimlerimize bu pazar güzel insanların katkılarıyla devam ediyoruz. Hamlelerini her daim takdir ettiğimiz Robonima tayfasından Zoo Psychology (Headspin & Cinuty), Cihan Gülbudak (Meczup) ve Sezer Altuntaş, biz Buster Keaton’un sessiz filmi “The General”‘i izlerken sesleri yayacak. Kuzey Güney savaşında bir tren makinistinin maceralarına odaklanan filmi izledikten sonra 1926’da nasıl böyle bir film çekilir diye tartışıp, filmin askerliğe övgü mü yoksa antimilitarist bir ters kroşe mi olduğuna hep birlikte karar vereceğiz. Bu arada Robonima’nın canlı müdahalelerine de kayıtsız kalamayacağız. Her daim olduğu gibi etkinlik ücretsizdir, gelenler çok memnun kalır ve kaçıranlar üzülür.

ETİLEN & ROBONİMA SUNAR: Buster Keaton “The General” // gösterim + performans
9 Nisan 2017 Pazar / 18:00
Salonda 50 kişilik oturma grubu vardır.
Etkinlik ücretsizdir.
18 yaş sınırı vardır.

Etilen Sunar: Come Worry With Us! // kargART gösterim

A Silver Mt. Zion ya da artık daha çok anıldığı hali ile Thee Silver mt. Zion Memorial Orchestra ekibi müzik endüstrisi, toplumsal olaylar ve bireysel kimliklere bakış açısı nedeni ile hep değerlilerimiz arasında oldu. Ekibin iki üyesi Efrim ve Jessica ise hayatlarına giren çocukları ile düzenleri, maddi sıkıntıları ve cinsiyet rolleri ile ilgili ciddi bir karmaşaya doğru yol alırlar. Bu süreci de onlarla beraber endişelenelim diye bizimle paylaşıyorlar. Bir çift olarak hayata bakarken ebeveyn olduktan sonra eşitlik konusunda dengelerini koruyabilecekler mi, turneleyen müzisyenler olarak yeni süreçte birbirlerine ve kendilerine karşı tutumları değişecek mi? İlk gösterimini !F İstanbul’da yapan Helene Klodawsky’nin bu samimiyet dolu belgeselini kaçırmamanızı tavsiye ederiz.

Come Worry with Us! // 2013 // Helene Klodawsky // Kanada // 1’21”

Ücretsizdir.
14 Mart Salı – 20:30 – Kargart

Etilen Sunar: Come Worry With Us! // kargART gösterim

Etilen Sunar: Remake, Remix, Rip-Off // kargART gösterim

Kısa bir aradan sonra  kargART gösterimlerine devam ediyoruz. Bu ay Cem Kaya’nın 2014 yapımı belgeseli “Remake, Remix, Rip-Off: About Copy Culture & Turkish Pop Cinema” yönetmeninin izni ile perdeye yansıyacak.

Remake… altmış ve yetmişli yıllarda ciddi yüksek tüketim potansiyeli olan Türk sinemasınında talebi karşılamak adına kopya senayolar ile yabancı yapımları uyarladılar. Yönetmen buradan yola çıkarak hem tuhaf bir üretim macerası hem de oldukça içten insan manzaraları çıkarmış. Belgeseli izledikten sonra Yeşilçam’a bakışınızın değişeceğinden eminiz. Ayrıca memleketteki siyasi değişimi de hatırlama şansınız olacak. Bütün bunların yanında oldukça keyif alacağınızda eminiz. Kaçırmayın.

Etilen Sunar: Remake, Remix, Rip-Off // kargART gösterim

21.02.2017 Salı
20:00
Türkçe
İngilizce Altyazı

Etkinlik ücretsizdir
18 yaş sınırı vardır
Salon 50 kişi kapasitelidir.

Etilen Sunar: Gargandi Snilld // kargART gösterim

Güncelleme: Etkinlik sağlık sorunları sebebiyle 29 Kasım’a ertelenmiştir.


Ne oldu da son 10-15 yılda İzlanda müziği hayatımızda bu kadar yer etti. Başlarda sadece Björk veya yaşı tutanlara Sugarcubes (yine Björk) göz kırpan bu uzak ada nasıl oldu da bir anda herkesi etkileyen seslerin merkezine dönüştü. İşte Gargandi Snilld İzlanda müziğinin temellerini bölgenin kültürü ve geçmişi üzerinden bize anlatıyor, güzel bir kapıyı içeriden aralıyor.

Müzik ile herhangi bir şekilde iletişimi olanlara muhakkak ilham vereceği, kalan herkesinde pek keyif alacağından emin olduğumuz gösterime bekleriz.

Başka yerde bulabileceğinizi de sanmıyoruz – zira Türkçe altyazısı Etilen tarafından hazırlanıyor.

Ari Alexander Ergis Magnússon – 87 dk. – 2005- İzlanda/Danimarka – Türkçe altyazı

29 Kasım 2016 Salı 20:30
Adres: kargART – Caferağa Mah. Kadife Sok. No:16 Kadıköy/Istanbul

Gösterim ücretsizdir
Salon 40 kişi kapasitelidir
18 yaş sınırı vardır

Screaming Masterpiece – IMDB

Etilen Sunar: Gargandi Snilld // kargART gösterim