Etiket: kar

Solkatt – Petrichor

Solkatt yani Şafak Özalan’ın geçen yıl Journey isimli albümünü yayınlamıştık. Üretimine devam edip yeni albüm ile karşımıza çıkması gülümsetti. Durmasın diyoruz.

Petrichor yağmurdan sonra gelen toprak kokusu anlamına geliyormuş. Eminim hepinizin o çok sevdiği koku. Albüm ise Anadolu topraklarından çıkan melodi ve ritimlerin yeni nesil downtempo, deep house ve IDM ile buluşturmayı heveslemiş. Inorganik ve organik bir dünya yaratma çabası başarı ile sonuçlanmış. Üstüne bir de kar beklediğimiz bu günlerde huzur veren bir klip de paylaşmış. Daha fazla söze gerek yok. İyi dinlemeler.

Solkatt – Petrichor

Aşk Hakkında Kısa Bir Yazı

Boş ve dolu süt şişeleri, dökülmüş süt, kanla boyanmış süt. Süt, kar, beyaz, ilk aşkın, saf aşkın masumiyetini, Tomek’in masumiyetini çağrıştırmak istiyor Kieslowski, Magda’ya gelince boşalan süt şişeleri Tomek tarafından dolduruluyor. Magda’dan boş süt şişesini Tomek saklayıp, ona dolu süt şişesini verirken, Magda bir başka boş süt şişesini veriyor Tomek’e.

Tomek’in röntgenciliği klasik bir röntgencilik değil, o Magda’nın mahrem olmayan parçalarını görmek istediği için gözetlemiyor, o Magda’nın yaralarını görmek istiyor, duygularındaki masumiyeti Magda’nın varlığıyla birleştirmek istiyor. Zira aşk bir yara sarma işidir, yaraları olmayanın aşık olabildiği görülmemiştir.

Film boyunca yağan kar, sürekli geçen beyazlar içindeki adam, hepsi Tomek’in duygularının masumiyetini, saflığını temsil ediyor. Magda bu masum duyguları anlayabilecek durumda değil, o da aşkın cinsel birleşmeye kılıf bulmak için uydurulmuş bir şey olduğunu düşünüyor, belki de düşünmesi için nedenler var, Tomek’e soruyor, “Ne istiyorsun benden? Beni öpmek mi, benimle sevişmek mi, benimle gezmek mi?” Tomek hiçbirini istemiyor, şok edici bu. Saf aşkın, nesnesinden hiçbir şey talep etmediği, saf olmayan hiçbir şey talep etmediği acaba lügâtından çıkalı ne kadar oluyor Magda’nın?

Tomek’in, Magda’ya dokunduğunda boşalması ve kadının bunu Tomek’in bu anı göreceği “yücelikle” görmeyip de “İşte aşk bu, git duş al.” gibi bir tepki vermesi aslında, bir kez o saflığı kaybettiğinde insanın, bir daha o saflıkla dünyaya bakmasının ne kadar zor olduğunu gösteriyor. Tomek’in dürbününün burada saf perspektifin nesneleşmiş hali olduğunu görüyorum ben. Magda’nın da o dürbünden baktığında olayları Tomek’in saf perspektifinden görebildiğini düşünüyorum. Kahve isteğini kabul ettiğinde Magda, Tomek’in yüzüne buz parçaları bastırması suratından taşan ısı için, çektiği acıyı unutmak için omzuna ütü bastıran adamı anımsatıyor bana. İki kişi farklı şeyleri unutmayı deniyor oysa, biri acıyı ötekisi ise tutkunun iç yakan, yapış yapış talepkârlığını.

Tomek, Magda’nın onu reddettiği, onu önemsiz gördüğü için intihar etmiyor, zihninde oluşturduğu masum imgenin, o ağlayan kadının, olanca saflığıyla dökülmüş sütle oynayıp gözyaşları döken kadının, aslında sandığı kişi olmadığı için zihninde yalnız kaldığından, zihninde aslında boşu boşuna bir şeyler yarattığından intihar ediyor, saf olan su, kanla karışıyor.

Kieslowski’nin kader takıntısı Maria Magdalena ile de görülebilir. Burada bir Mecdelli Meryem ve Nasıralı İsa alegorisi de görüyorum. Tomek’in saflığı ve Meryem’in günahkârlığı, saf olamayacağını düşünmesi, oysa İsa’nın onu eski saflığına kavuşturması, filmin dinsel alegorik tabanını oluşturuyor bence.

Sonuçta, saf aşk bir kez kaybedildiğinde bulunması zor olsa da, eğer istenirse, imkânsız değil. Kader hakkında hâlâ umudu olanlara, kader hakkında, kaderle, kader için masum bir film, Aşk Hakkında Kısa Bir Film.

norihito suda – light snowfall

sonbaharın gelişini yavaş yavaş hissediyoruz. kendi tecrübelerime istinaden, yazdan ziyade kışı tercih eden insanlar hep daha güzelleri oldu. biraz daha uyanık, biraz daha canlı ve biraz daha fazla hisseden. bir de bunların hissettirenler var. norihito suda gibi. light snowfall albümünün ismi, illa türkçe olsun desek “hafif kar yağışı” derdik. bir o kadar yavaş, bir o kadar basit, bir o kadar sade ve bir o kadar yumuşak. ama içinizi soğutacak bir albüm değil bu, aksine kışın üşüdüğünüzde imdadınıza yetişen kış güneşi gibi. dinleyin. ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaksınız;

Kara Basma Kürt Olur

Cümlede tek başına anlamı olmayan bir kelime gibi varlığım
Ondan sebep her sabah armağan edilişim
Günde bir öğün aç karnına andlar içişim
Yalnızlığımın suçlusu çoğul eki almamama sebep dil bilgisi
Ana dilim bile olmayan bir dilde
Yazım yanlışlarına savaş açıp
Çocuğumun adını Şahap koymak için
Nedenler arıyorum
Bibexşîn Daye…*

*: Affet Anne…

Kibritçi Kız

Kar yağınca akla gelir Kibritçi Kız : gerçekliğin masal hali..
Bak! Şu sokak sonunda bir tanesi
Bak! Şu köşe başında diğeri
Ah sizin zavallı umutsuzluğunuz, hemen yardım etmeye koşun
Sakın düşünmeyin değiştirmeyi çirkin bu düzeni!

teknoloji şirketleri nasıl para kazanıyor?

her gün pek sık ziyaret ettiğimiz teknoloji şirketleri değirmenin suyunu nasıl döndürüyoru öğrenmek için güzel bir site. kişisel veri güvenliğiniz açısından önemli bir kaynak.

how do they make money?