Kaplumbağaların Uykusuna Dek

kaplumbağalara sarı mumlar diktim sonra onları pamuk taşlara salıverdim titrek alevleri salınarak taşıyışlarını hayran hayran seyrettim bulutlara sarınmış nur yüzlü aydan pamuk taşların beyazlığından ve mumların aydınlığından yıldızlar bu gece karanlığa küsmüş bu gecenin karanlığına yıldızlar küsmüş yıldızlar bu gece sonsuzluğa küsmüş bu gecenin sonsuzluğuna yıldızlar küsmüş sessizliğin esrikliğinde birden bir ses duydum yaklaşan kurşunları

ÖZGÜR KAPLUMBAĞA

Annem su kaplumbağamı alıp özgürlüğüne kavuşsun diye bahçenin çimenlerine salmıştı. Yaşamımızdaki tek hatasız olaydı bu. Umutlu bir anne, şanslı bir kaplumbağa, ev sahibi bir çimen ve hatasız bir olay. Bu iki cümlenin sonunda bütün kaplumbağalar özgür kalabilir, bütün dünya el ele dans edebilirmiş gibi geliyor insana. Olayın hatasızlığından değil, öznenin yüreğinin güzelliğinden.. Ömrünüz hatasız olaylara,

kaplumbağa gazeli

bir gün, gezintim  sırasında çayırlık alanlardan geçtikten sonra bir kaplumbağa’ya rastladım.  antik bir kentin sırtından bin yıllık bir pıynar ağacının dibine… ilkin kafası dik adımlarımı takip etti, başını sağa sola yavaşça oynatarak . ona yaklaştıkça kaya gibi sert kabuğundan kalp atışlarının hızlandığını duyumsayabiliyordum ve bir kalbinin olduğunu… usulca önce kafasını sonra ayaklarını kabuğunun içine sakladı…