Etiket: jim morrison

jim morrison ve neden yağ güzeldir

jim morrison ve howard smith’in 1969 yılında yaptığı röportajın ses kaydı ve üzerine harika bir animasyon. sizin için metni de çevirdik. afiyet olsun.

aç mısın?

neden soruyorsun?

yani, belki biraz sandviç ya da bir şeyler sipariş verebiliriz. “chicken delight” ya da başka bir şey. aç değil misin? nasılsın: aç mısın? öğle yemeği zamanı. bu sabah kahvaltı yaptın mı?

evet.

demek yaptın. ne yedin?

buradaki çikolatalı kek ve çay gibi ufak şeyler.

sadece bu kadar mı?

tek istediğim bu.

daha çok yemelisin, howard.

çok fazla kilo almışsın. sen çok mu yiyorsun?

yani… bunun beni gerçekten rahatsız eden bir şey olduğunu biliyorsun. şişman olmanın nesi yanlış? bunu bilmek istiyorum. neden böyle…

bunun yanlış bir şey olduğunu söylemedim.

şişman olmak neden bu kadar zahmetli? hmm… yağ ile ilgili yanlış bir şey göremiyorum. bilirsin? demek istediğim, 83 kilo olduğumu hatırlıyorum. ben aynı boydayım. o zaman da aynı boydaydım ve 83 kilo ağırlığındaydım ve üniversiteye gidiyordum. ve yemekhaneden yemek kartı aldım. ve yemekhane yemekleri ağırlıklı olarak nişastaya dayanmaktadır. ucuz yemek olduğunu biliyorsun, değil mi?

ve bu yüzden ne olduğunu bilmiyorum, ama sırasıyla… bilmiyorum, sadece öyle hissettim ki… eğer öğününü kaçırdıysan, bilirsin… şimdi hatırladım ki: “eh, iğreniyordum, değil mi? ”eğer bir yemeği özlediysem onu gömerim. her sabah kahvaltı yapmak için saat 6: 30’da kalkarım tamam mı? yumurta ve irmik ve sosis ve tost ve süt. sonra birkaç derse giderim. ve ben orada öğle yemeğine geçerim.

patates püresi. arada sırada bir şeylerin içine ufak bir parça et koyarlardı, bilirsin? sonra birkaç derse daha giderim. sonra akşam yemeğine geçerdim ve orada daha fazla patates püresi olurdu.

ve yaklaşık üç ay sonra 83 kilo oldum. ve biliyor musun? çok iyi hissettim. bir tank gibi hissettim, biliyorsun. büyük bir memeli gibi hissettim. büyük bir yaratık. koridorlardan geçerken ya da çimlerden geçerken, herkesi yolumdan çekebileceğimi hissediyorum. ben sağlamdım dostum. zayıf ve inandırıcı olmak korkunç, çünkü bilirsin, kuvvetli bir rüzgâr ya da bir şey tarafından devirilirsiniz. yağ güzeldir.

şu an kaç kilosun?

bilmiyorum. 68 kilo civarı olsam gerek. bilek güreşi mi yapmak istiyorsun howard? hazır mısın? formda mısın?

tamam. hazırım.

jim morrison: biliyorsun röportaj bitti.

çeviri/yorum: etilen

jim

bize bir bak. harikayız. motosiklet kullanan, hızlı arabalara binen, garip kıyafetler giyen, söyleyecek sözü olan ve kendini dürüstçe ifade eden insanlardan bahsediyorum. genç insanlardan. bu bana çok romantik geliyor. bu çağda yaşadığım için çok mutluyum. gelecekteki insanlar dönüp bize baktıklarında, onlara çok güzel görüneceğiz.

– jim morrison

Babil Düşüyor


Beyin ifrazatı niteliğindeki bu  yazıyı sizlere takdim etmekten gurur duymuyorum. Keşke böyle gelmeyip böyle gitmeseydi.


Her şey ticaretin konusu artık, ruhlar bile. Her şeyin bir pazarı var. Pazar her yerde. Batıda teknoloji, Uzakdoğuda emek, belirlenmiş coğrafyalarda silah, çoğu yerde de insan pazarı  heyhat! İnsan ama prototip, içi boş, salt maddi bir gerçeklik olarak. İnsan arketipi kavramsal düzlemde, kendini gerçekleyemez bir halde sıkıştı kaldı.

Kaçamıyorum bu  absürlük girdabından. Hayatın arkaplanındaki o kendine has kutsal tadı alamıyorum.

Gerçeklik modelleri algılandıkça ölüyor ne var ki eskisinden daha sağlam bir şekilde peydah oluyor yenisi. Kanserli bir hücre motivasyonuyla -artmak, daha da artmak- simüle edilmişler sanki.

Toplu zihin katliamları yapıldı/yapılıyor her gün, her saat, her dakika, her saniye. Zihnin nedensellik fonksiyonu iğdiş edildi/ediliyor, kendisiyle bile bağ kuramadan bir anda yoz bir hale gark oluyor. Kollektif bilincimizin (altı-üstü) her zerresiyle yeni sosyo-ekonomik denklemler kuruluyor, bozuluyor ve yine kuruluyor.

Acaba bu dahi toplum mühendisleri tarafından dizayn edilen, yatay eksene sıkışmış yeni insan -Frankestein-, tanrılarından ateşi çalabilecek mi daha önceden yaptığı gibi?

İmkansız. Zira ateş onlarda da yok. Onların ateş dedikleri, ateş taklidi yapan, hiç de yakmayan bir avunma nesnesinden başka bir şey değil.

Dostum,

Umut yok bu tanrılar kavgasında. Dolayıyısıyla karamsarlık da…

Zamanlar, mekanlar, sınıflar, dekorlar, görüntüler, sesler  varoluşa küfredercesine hep aynı dionizik örüntüyle deviniyor. Devindikçe çürüyor.

Babylon düşüyor.

sean hart

yes future

sean hart. 1981 yılının baharında doğdu. tumblr’da gördüğüm bir çalışmanın tokatı vurmasının ardından sahibine ulaşmaya çalışırken ulaştım kendisine. ve ondan sonra bütün işlerine hayranlık duymak kaldı bize. takibe aldık. bu güzel insandan anlamsız cevap beklemek zaten absürd olurdu. olmadı. lütfen vakit ayırın. gelecek onun gibilerle mümkün. teşekkürler sean.

p.s: kimdir sorusuna verdiği cevap fransızca yazının görebileceğiniz google translate çevirisi üzerine yapılan yorum ile oluşmuştur. fransızca bilen bir kul varsa ve saçmaladıysak belirtebilirseniz sevinirim

kimdir?

zaman çizelgesine göre savaşta doğdum, ben yaşlandıkça da isyan ve devrim büyüdü. ama hala ayakları yere basan ve alçak dünyayı gezen sıradan bir insanım. ama aynı zamanda yıldızlarla birlikte güzellikleri de görüyorum. ufuk çizgisi hiç bir zaman açık değil; mesafe tanımaksızın yapılan yolculuk, gözlerimi açık tutmamı sağlayan kompleks ve meraklı zihin ya da araştırmalarda denildiği gibi kelimenin tam anlamıyla “uyandım”.

kelimelerin ve konseptlerin arkasında yaşamak için bir yol olduğunu biliyorum. ödün vermeden, kendi kendimi sansürlemeden, icat ederek, kendi dilimi bile yeniden icat ederek yaşıyorum. benim şiirim – benim “mesajlarım”,  yazdıklarım benim için günlük tutmak gibi.

neden?
can sıkıntısını öldürmek için

düşlerde ne var?
barış – aşk – özgürlük ve daha azı değil

ilham verenler?
bir çok sıradan ve ünlü olmayan insan. ünlüler arasından: muhammed ali, malcolm x, la rumeur, coluche, jean luc godard, huey p. newton, tupac shakur, john cassavetes, angela davis, dead prez, chris marker, noam chomsky, takeshi kitano, wu tang, jim morrison, jerry rubin, fela anikulapo kuti, antonin artaud, jim jarmush, william s. burroughs (…)

ne yapmalı?
ne yapmak istiyorsun?

ne okuyalım?
1984 (Nineteen Eighty-Four) – George Orwell – 1949

ne dinleyelim?
bu aralar top 10;

  1. Love Is The Blues – Dj Mehdi – Album : Megalopolis
  2. Visions – Outlines – EP : I cannot think
  3.  I Get Out – Lauryn Hill – Album : MTV Unplugged No. 2.0
  4. Me And The Devil – Gil Scott Heron  – Album : I’m New Here
  5. People get up & drive your funky soul – James Brown – Album : There it is
  6. Natural Mystic – Bob Marley – Album : Exodus
  7. Pas l’ temps pour les regrets – Lunatic- Album : Mauvais œil
  8. In the city – Chromatics – Album : Night Drive
  9. Day ‘n’ Nite – Kid Cudi –  Album :  Man On The Moon: The End Of Day
  10. Running Away – Nneka- Album : No Longer At Ease

ne izleyelim?
Dead Man – Jim Jarmusch – 1995.

bize ne sorarsın?
mutlu musun?
<etilen>mutlu olmak için yaşıyorken mutsuz olmak için henüz bir sebep yok</etilen>

<etilen>bu soruyu kendin sorup, kendin cevaplar mısın?</etilen>
ne yapmak istersin?
hareket etmeye, ve seyahate devam


no dream no hope

sean hart. born in spring 1981. when i saw a picture that slaps me hard in tumblr, i try to reach the owner of it and met with sean. after that all i have to do is admiring his works. i started to follow him. waiting for a meaningless answers from this smart guy would be foolish. this didn’t happen. please take your time. future is possible with the people  like him. thanks sean.

who?

( sorry i write this text in french – i don’t have the time to translate )

A l’ échelle du temps je suis né en guerre, j’ai grandi en révolte et je vieillis en révolution et en même temps je suis un être ordinaire, qui parcours le monde, les pieds sur terre, dans le sordide, dans la beauté également, et la tête bien plus haut, avec les étoiles.
La ligne d’horizon n’ est jamais nette et le voyage quel que soit la distance parcourue, a sa logique complexe et curieuse qui permet de stimuler mon regard de me tenir en mouvement, en recherche, avec la nervosité des sens en “réveil”.
Sachant que derrière les mots, derrière les concepts il y en une façon de vivre sa vie.
Vivre sa vie – sans concession, sans autocensure, en inventant, re-inventant sans cesse un langage bien à soi. Ma poésie – Mes “messages”, textes sont pour moi une façon de tenir journal intime, un carnet de route.

google translate

At the time scale I was born in war, I grew up in revolt and revolution in I get older and yet I am an ordinary being, who travel the world, down to earth, in the sordid, the beauty too, and head much higher, with the stars. The horizon line is never clear, the trip regardless of distance, a complex and curious logic that can stimulate my eyes keep me in movement, in research, with the nervousness of meaning “awakening.” Knowing that behind the words, behind the concepts there a way to live his life. Live life – without compromise, without self-censorship, inventing, re-inventing ever language on your own. My Poetry – My “messages”, text are for me a way to keep diary, a log book.

why?
To Kill the boredom…

what do you have in your daydreams?
Peace – Love – Freedom and nothing less

what should we do?
What do you want to do ?

Those who inspire you?

A lot of ordinary / infamous people, and for the famous :
Mohamed Ali – Malcom X – Nina Simone – La Rumeur – Coluche – Jean Luc Godard – Huey P. Newton – Tupac Shakur – John Cassavetes – Angela Davis – Dead Prez – Chris Marker – Noam Chomsky – Takeshi Kitano – Wu Tang – Jim Morrison – Jerry Rubin – Fela Anikulapo Kuti – Antonin Artaud – Jim Jarmusch – William S.Burroughs ( … )

what should we read?

1984 (Nineteen Eighty-Four) – George Orwell – 1949

what should we listen?
Top 10 of the moment:

  1. Love Is The Blues – Dj Mehdi – Album : Megalopolis
  2. Visions – Outlines – EP : I cannot think
  3.  I Get Out – Lauryn Hill – Album : MTV Unplugged No. 2.0
  4. Me And The Devil – Gil Scott Heron  – Album : I’m New Here
  5. People get up & drive your funky soul – James Brown – Album : There it is
  6. Natural Mystic – Bob Marley – Album : Exodus
  7. Pas l’ temps pour les regrets – Lunatic- Album : Mauvais œil
  8. In the city – Chromatics – Album : Night Drive
  9. Day ‘n’ Nite – Kid Cudi –  Album :  Man On The Moon: The End Of Day
  10. Running Away – Nneka- Album : No Longer At Ease

what should we watch?
Dead Man – Jim Jarmusch – 1995.

what do you ask to us?

Are you happy?
<etilen>there is no reason to be unhappy since we live in order to be happy</etilen>

<etilen>can you please ask yourself a question and answer it?</etilen>
What do you want to do?
Keep moving – always travelling …

support your local dreamer

i am the lizard king, i can do anything

38 yıl oldu “o” gideli, break on through (to the other side) dinleyerek anıyoruz kendilerini.