Menü Kapat

Etiket: izmir (sayfa 1 / 2)

tudita

saygı duruşunda bulunduğumuz hareketler ülke sınırları içerisinden nadiren geliyor. atlamadan geçmeyelim. tudita – yani türkiye dijital tekstil arşivi. izmir kalkınma ajansı desteğiyle izmir ekonomi üniversitesi moda ve tekstil tasarımı bölümü el atmış, sümerbank’ın geride bıraktığı desen arşivinin bir bölümünü dijital platforma aktarmaya başlamış. desenler 1956-2001 yıllarını kapsıyor. yani hepinize tanıdık gelecektir.

tudita – desen arşivi

+ Marc Lochner

BU DÜZLEMDE YÜZLERİNİZİ OKŞAYAN, zihinsel düzlükte büzüşmüş sinirlerinizin sıkıştığı (ya da daktiloyla düzeltilmemiş haliyle “sikistigi”) beyaz gürültüden sürünerek kaçmaya zorlanan bir karınca sürüsü.

Marc Lochner’in İzmir 1888’de açılan sergisinin girizgahı daktiloya çekilmiş kendi yazısından alıntı. Bu yazı binanın dış cephesinde orjinal A4 boyutunun iki misli büyük bir formatta düz zemine basılmış vaziyette karşılıyor izleyiciyi. Marc’ın sergi hakkında kaleme aldığı bir metin. Halihazırda bir iş.

Kendi tarifiyle bu bir yazı olmaktan ziyade bir melodi. Bir bestenin eskizi. Yazının üzerindeki düzeltmeler açıkca seçilmekte. İzleyicinin kulağında sergiyi gezecek bir iç ses, bir soundtrack.

Marc’ın bu asemik* sayılabilecek yazısında anlamı sözel değil görsel ve işitsel olanda aramamızı istediğini varsayıyorum.

Keza serginin bir ismi yok, işareti var :“+”

Marc’a göre bu işaret yatay yüzeylerde bedenlerin çakışmasını ifşa ediyor.

“+” insanın: | ve yüzeylerin: ⎯ çakışmalarını, insanın  fiziksel ve metafiziksel yolculuğunu; yani maddesel ve maddesel olmayanın (ruh ve beden) karşılaşmasını ifade ediyor. Serginin rotasında bu duruma işaret eden parçaların var olduğunu belirtiyor.

Bir transfer deneyinden söz edilebilir. Sergide yer alan fotoğraflarındaki dokunun vücuda gelmesine, diğer duyulara taşınmasına, taşmasına yönelik bir çaba içinde. Cisimsel olana, maddeye, maddenin geçirdiği evrelere, tene, toprağa, tenin ve toprağın gizlediklerine dokunma eğilimi seziliyor.

Devam

ecevit yazıları

Bu çevrimiçi veri tabanı, Bülent Ecevit tarafından 1950 ile 1961 yılları arasında, başta Ulus olmak üzere çeşitli gazeteler için Türkçe ve İngilizce dillerinde kaleme alınmış yaklaşık 1500 yazıdan oluşmaktadır. Ecevit’in 1961’de Çalışma Bakanlığı ile başlayan ve 2000’lerin başına kadar süren siyasal yaşamına kıyasla bu erken dönem az bilinir. Oysa, söz konusu dönemde olağanüstü bir üretkenlik ve bağlılıkla yazdığı kültür yazıları, sanat eleştirileri, siyasi analizleri ve gezi yorumları, sivil yaşam ve demokrasi üzerine korunması gereken bir literatür oluşturur, ilerleyen yıllarda geliştireceği fikirlerin ilk nüvelerini taşır ve entelektüel hayatta sanatın önemini irdeler.

Bu proje için orijinal kaynak araştırması, SALT Araştırma ile Rahşan Ecevit-Bülent Ecevit Bilim Kültür ve Sanat Vakfı’nın (Ankara) iş birliğinde, sanat tarihçisi ve projenin araştırma direktörü Sarah-Neel Smith tarafından yürütüldü. Dört yıllık süreçte SALT Araştırma’da tüm gazete kupürleri tarandı; yazılar orijinaline sadık kalınarak kontrol edildi ve erişime hazırlandı. Vakfın kurucu üyesi Emrehan Halıcı, Rahşan Ecevit ve kardeşi Asude Aral, Ankara ziyaretlerinde büyük bir iyi niyetle araştırmayı kolaylaştırıp eksik belgeleri tamamladı.

SALT güzel işler yapmaya devam ediyor. Ecevit Yazıları‘nın ne olduğunu üstte kendileri özetlemiş. Ecevit’in günümüz siyasetçileriyle farkının tartışılamayacak boyutta olduğunun en net örneği. Her birine kim bakacak diyenlere biz 3 yazıyı öne de çıkartıyoruz.

kilink – 3 akorun intikamı

kilink vakti zamanında ülke topraklarında pank musiki zikredebilmiş keyifli gruplardandı. torba var mı beyler ve serseri polise pandik attı gibi top 10 listelerini zorlayan parçalarının ardından musikileri biraz daha yumuşadı. herhalde büyümenin getirdiği etki ve enstrümanlara gelen hakimiyet ile birlikte son dinlediğimizde tarz değiştirmişler, daha duygusal insanlar olmuşlar. hayırlısı olsun. biz pek tabii 2005 yılında kaydedilmiş 3 akorun intikamı demosunu paylaşıyoruz.

serseri polis pandik attı şarkısını hatırlayıp demoyu indiriyoruz. ben sizinle pogo yapabilme ihtimalimizi sevdim.

ayın onüçü olmuş
günlerden de perşembe
ne var ne yok cebimde
deri montun içinde

tav olmuşum dünyaya
vurdum şişeyi duvara
vurdum polisin kafaya
beynim döndü bir anda

kovalamaca başladı
arka sokaklara taşındı
bir polis çıktı önüme
silahi da belinde

dedim alırım bak onu
sokarım senin gözüne
işler hiç öyle olmadı
silah yine bende patladı

sıyrıklarla atlattık
geceyi kodeste harcadık
işkence de gördük tabi
ertesi gün evimize yollandık

gazetelerde böyle yazdı
serseri polise pandik attı
namus meselesi tabi
polis burda çok haklı

download . kilink – 3 akorun intikamı

muhteviyat;

  • track01
  • track02
  • track03
  • track04
  • track05
  • track06
  • track07
  • track08
  • track09
  • track10
  • track11
  • track12
  • track13
  • track14
  • track15
  • track16
  • track17
  • track18
  • track19

na-mekan

Aklımızdan geçen ilk düşünce her zaman bi yere gidip bir şeyler alıyoruz onun yerine hem kendi yerimiz olsa hem de alacağımız şeyi ordan alırız hem kim rahat konuşma imkanına kavuşur daha kolay bir şeyler üretebiliriz olmuştu. aradık alsancak olsun istedik izmirde gidilecek başka bi yer olmadığından. alsancakda bulduk sonra orasını yapamadık başka bi yere gittik orayı tuttuk… çay ocağı olsun istedik hem herkes içiyor hem de ucuz diye, umudumuz içinde çeşit çeşit çayın bulunabileceği kolektif bi yer olması idi… kolektif çalışarak bir şeyleri beceremeye çalışıyoruz. lavabomuzu kendimiz yaptık. eksiklerimizi tam olarak tamamlayamasak da kolektif olarak herkesin katılımı ile hemen bitirebileceğimizi biliyoruz. anti-otoriter, anti-faşist, anti-seksist yerimizi herkesin katkılarını sonuna kadar sürecek şekilde hep birlikte açmak istiyoruz… çay evimizin ismi na-mekan 19 aralık cumartesi saat 15:00 de açılıyoruz. katkısı, önerisi, çay içmek isteyeni… herkesi bekliyoruz. herkesle paylaşmanız ile…

Dayanışma Bizim Silahımızdır.

1461 Sokak No:2/A Alsancak/Izmir

rock-a 2009

Ayrımcılığa Rock-A
26-27-28 Haziran
Gökkuşağı Koyu/Rainbow Bay
Özdere-İzmir

Dayatılmış hayatlar yerine, hayalini kurduğumuz özgür ve eşit dünyayı şarkılarımızla haykırmak için üçüncü kez Rock-A’da buluşuyoruz.

Yüzlerce genç insanın harcadığı gönüllü emeğiyle başlayıp aynı gönüllülükle devam eden Rock-A, neşesi ve coşkusundan vazgeçmeden bu yıl da yine kendine bir şeyleri ‘dert edindi’.

Kapitalizmin içinde debelendiği çukuru bize kriz diye yutturmaya çalışan iktidarlar hayatlarımızı her geçen gün daha da yaşanmaz hale getirirken;
Gözünü kar hırsı bürümüş şirketler doğayı ve hayatlarımızı sömürmeye devam ederken;
Dünyanın bir çok yerinde süren kar ve para savaşlarında binlerce insan ölmeye devam ediyorken;
Rock-A’nın bunları kendisine dert edinmemesi beklenemezdi.

Çünkü biz şarkılarımızı özgürlük ve barış için söylüyoruz.
Özgürlük ve barış için, ayrımcılığa karşı söylenecek şarkılarda…
Rock-A 2009’da buluşmak dileğiyle…

malazlar’ın bir konserini daha kaçırmama sebep olacak festivaldir. sörvayvır zile uçma girişimde bulunur mu yine bilgim yok ama ücretsiz katılım, 40 ayrı müzik grubu, atölyeler, kısa filmler, tiyatro gösterimleri, deniz, kumsal, güneş vs. bulunan bir ortamı çalışıyor olmaktan kaçırmak depresyon sebebi. gidenler bizim yerimize de eğlensin.

rock-a

etilen sosyete . 2003 - 2018 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.