Etiket: ithaki

korsanlar, punklar ve siyaset

oldukça çalkantılı bir dönemden geçiyoruz. agresif, popüler milliyetçlik ve emperyalizm dünyanın her yanına yayılırken hükümetler de giderek otoriter bir tutum takınmaya başladılar. böyle bir zamanda, fc st. pauli ve avrupa’daki diğer sol eğilimli futbol kulüplerine, faşizm karşıtı alerta network ile bir araya gelerek mültecilere ve göçmenlere karşı yapılan karalamalara tepki çekmek; milliyetçilik duygusunun nefreti ve bölücülüğü artırmak için bir araç olarak kullanılmasına meydan okumak gibi önemli görevler düşüyor. futbol taraftarları, karşı savaşın başını çekebilirler. forza sankt pauli!

kitabın alt metni fc st. pauli: radikal bir futbol kulübüne aşık olmak. bunu yapmayı başarabilen nick davidson yazmış, kendisini ayrıcalıklı hissediyor. ben de öyle. zira bu hafta içerisinde hamburg’u ziyaret edip, kitabı okuduktan sonra bahsi geçen mekanları, millerntor’u, st. pauli sokaklarını arşınlama ve kitapta yazılanları daha iyi anlama fırsatım oldu. herhangi bir şekilde altkültürlere ya da sol görüşlü düşüncelere yakın olanların aklına gelen takımlardan st. pauli. sosyal medya ortamının bu kadar yaygınlaşmadığı bir dönemden beri takip etmeye çalışıp bir şekilde desteklemek, endüstriyelin futbola karşı kalan son kalelerden birinin yanında olmak dünyaya ve geleceğe daha olumlu bakmanızı sağlıyor kesinlikle.

kitaba dönecek olursak, hem takımın, hem hamburg’un, hem de st. pauli taraftalarının gelişimini objektif ve akıcı bir dille anlatabilme başarısına sahip. ayrıca bölüm aralarına sıkıştırılan maç anıları da kitabı eğlenceli kılmış. deniz naki’ye açılan parantez, gezi parkı döneminde verdikleri destek, berkin elvan pankartı, türkçe yazılmış “ölene kadar” atkıları ve pankartı ve şehrin çeşitli bölgelerindeki sticker’lar, şüphesiz türk popülasyonu ile etkileşimleri de st. pauli’nin başka güzelliklerinden.

kalanını ben anlatmayacağım tabii, siz kitabı bir şekilde okuyun. st. pauli an itibariyle 2. bundesliga’da mücadele ediyor ve son dönemde biraz sıkıntılılar ama sahada ne olursa olsun tribünlerde neşe ve coşku devam edecek. ac/dc hells bells eşliğinde sahaya çıkıp kitaba geçiyoruz.

korsanlar, punklar ve siyaset
nick davidson
türkçesi: ulaş uçan
ithaki
2017, 326 sayfa

victor turner – ritüeller

bu noktada bir kayıt düşmek isterim: sanat konularında olduğu gibi dinsel konularda da “daha basit” halklar diye bir şey yoktur, sadece bizimkinden daha basit teknolojilere sahip bazı halklar vardır. insanın “hayali” ve “duygusal” hayatı her zaman ve her yerde zengin ve karmaşıktır. kabile ritüellerindeki sembolizmin ne kadar zengin ve karmaşık olduğunu göstermek bu kitaptaki hedeflerimden biri. “kendimizinkinden farklı bir zihin yapısı”ndan söz etmek de tam anlamıyla doğru sayılmaz. söz konusu olan farklı bilişsel yapılar değil, aynı bilişsel yapının büyük çeşitlilik gösteren kültürel deneyimler ifade etmesidir.

dünyayı kendi yaşadıkları dünyanın değerleri ile sınırlı tutan ciddi sayıda bir insan nüfusu var ve bu grubun büyük bir kısmı da diğer grupları küçümseme ya da kötüleme eşiğinde. bu durum özellikle afrika halkları üzerinde yıllardır tekrar ediliyor ve dile getiriliyor. burada yaşayan yerli gruplar üzerine sık sık “ilkel”, “basit”, “yamyam” gibi kelimeler kullanıldığını biliyoruz. bu durumun saçmalığını gözler önüne sermeye çalışan güzel insanlar da yok değil. büyük bir kısmı uzaktan okuduklarıyla kalmayıp bu insanların yanında bir süre yaşıyor. dolayısıyla yazdıklarının değeri de bir hayli katlanıyor.

bu güzel insanlardan biri victor turner, stanford üniversitesinde görev yapan bir hocaydı, 1983 yılında aramızdan ayrıldı. geride bıraktığı ve bir antropoloji klasiği haline gelen eser ise “ritüeller – yapı ve anti-yapı”. ziyaret ettiği kabile afrika’daki ndembu kabilesi. kitap iki bölümden oluşuyor. öncelikle ndembuların ritüellerinin tek başlarına ve karşılaştırmalı olarak derinlemesine bir analizi yapılıyor. ikinici bölümde ise geçmişte ve geçtiğimiz yüzyılda bizim de pek bildiğimiz hippiler, zen, beat kuşağı, krishna, bob dylan, 68 kuşağı gibi oluşum ve olgulardan örneklerle “komunitas” kavramını sorguluyor. ilk bölümüyle ufkunuzu açacağınız, ikinci bölümü ile bazı şeyleri artık daha iyi anlayacağınız ve antropoloji klasiği ünvanını sonuna kadar hakeden bir eser. unutmayın. etilen de bir sosyete.

jonathan wilson – futbol taktikleri tarihi

elinizdeki kitap herhangi bir tarih değil. kişisel bir bakış da değil. daha ötesi… wilson futbol taktikleri tarihini geniş araştırmalar yaparak satır satır yeniden kurmuş. kaynakçanın kendisi, kapsayıcılığıyla başlı başına bir çalışma zaten. kaynakçadaki belli başlı kitapları okusanız futbol uzmanı kesilirsiniz. kitap bu özelliğiyle futbol taktikleri tarihi çalışmalarının temel metni olma özelliğini şimdiden kazanmış bulunuyor.

bundan daha da önemlisi kitapta bütün söylediklerini olgulara, en başta da futbolun olmazsa olmazı maçlara dayandırıyor wilson. genellikle saha içinde olandan değil de olmayandan hareket eden ve yorumlarını “o top gol olsaydı, o pas şuraya atılsaydı, falanca oynasaydı, filanca oynamasaydı” gibi hiçbir zaman kanıtlamayacak önermelere dayandıran metafizikçi futbol fikriyatına yabancı bir şey tabii bu. ancak wilson bir tarihçi namusuyla saha içinde olanlardan yola çıkarak anlatıyor çözümlemelerini… başka deyişle saha içinde karşılığını bulamayacağınız hiçbir sözü yok.

bir derbi günündeyiz. futbol oyununu seven ve belirli armalara mesai harcayanların daha birçok alanında olduğu gibi eski tadı alamadığının farkındayız. şahsen kombinesini eksik etmeyen ve potansiyel deplasmanları kaçırmayan biri olarak passolig saçmalığı sonrası tribünlere veda eden kesimde yalnız olmadığımızı biliyoruz. bunun dışında endüstriyelleşmesi eleştirilen futbolun iktidarın bir oyun alanı haline gelmesi ile birlikte futbol oyununun saflığı peşinde koşanların hareket alanı gittikçe daralıyor. fakat vakti zamanında odtü’den çıkan dost bir fanzinin söylemi olan “futbol kitlelerin afyonuysa biz de bob marley’iz” demeyi sürdürüyoruz.

biraz fazla uzun bir giriş oldu ama amaç bu kadar olumsuzluk içerisinde size nefes aldıracak bir eser; futbol taktikleri tarihi. alt başlık 1-2-7’den tiki-taka ve ötesine. daha alt başlık ibrahim altınsay’ın sunumuyla. kanımca iki şey önemli, öncelikle 1-2-7 gibi bir dizilişin varlığı. gençler arasında bir anket yapılsa muhtemelen hepsinin yoktur öyle bir şey diyeceği bir diziliş ama oyunun evrimini anlatması açısından ne kadar geri gidildiğini yansıtıyor. tiki-taka’nın ise hangi takımı ifade ettiğini biliyorsunuz. diğer önemli şey ise ülkede sözüne güvendiğimiz ender futbol adamlarından ibrahim altınsay’ın bu kitabın sunumu görevini üstlenmesi. üstte alıntıladığımız bölümler kendisinin kalemi ve bizden çok daha iyi bir şekilde özetlediği kitabın anlatımı.

kendi dilimizle anlatmaya çalışırsak ise öncelikle basit bir futbol kitabı olmadığını belirtmek lazım. değişim ve gelişimlerin arkasından siyasal-kültürel değişimlere ve etkilediği toplumlara da değiniyor wilson. büyük britanya’dan hollandaya, uruguay, arjantin ve brezilya ile güney amerika’ya avusturya ve macaristan ile orta avrupa’ya ve futbolda yaşanan devrimlere de uzanıyor ve akabinde günümüze kadar geliyor. dolayısıyla aslında sürekli güncellenmesi gereken bir tarih için harika bir başlangıç olma özelliğini koruyor.

simon kuper  ise bu eseri “futbolun sahada nasıl oynandığına dair yazılmış en iyi kitap” diye özetlemiş. kendisine de katılıyor ve kitabı btirdikten sonra izlediğiniz her maça çok farklı bir gözle bakacağınızı ve oyunun saflığından çok fazla haz alacağınızı biliyoruz. bu güzel oyunun sadece güzeliklerine odaklanmanızı sağlayacak bu eser muhakkak kütüphanenizin baş köşesinde yer alması gerektiğini de ısrarla vurguluyoruz. kitabın yapımında ve yayımında emeği geçenlere teşekkürlerimizi sunuyoruz.

derbiye dönecek olursak, formamız beyaz, şortumuz siyah, oyun hareketli, vurduğumuz gol olsun.

futbol taktikleri tarihi
jonathan wilson
türkçesi: deniz arslan
ithaki 
2017, 592 sayfa