alfredo bonanno . silahlı neşe

bir özgürleşme ve yıkım uygulamasının nasıl bir idare grubunun önceden belirlenmiş kuralları çerçevesindeki ölümcül, şematik katılıktan değil ama neşeli mücadele mantığından çıkabileceğini göstermek. alfredo bonanno 93’de yazdığı önsözünde bu şekilde tanımladığı kitabı için 18 ay hapis cezası aldı ve italya yüksek mahkemesi tarafından kitabın imhası emredildi. download .pdf; alfredo bonanno . silahlı neşe

riot game

riot game adı üzerine isyanın oyunu. dünya çapında gerçekleşen isyanlardan ilham alarak bir 8-bit simülator şeklinde oyun tasarlayan bir grup italyan arkadaşın işi. üstte izlediğiniz de oyunun trailer’ı. oldukça umut verici. üzerinde uğraşan abiler finansman tarafında bir el atın diyor. italya’nın mevcut ekonomik koşulları altında patlamışlar. oyunun amacı olarak da iki grup tarafında da durum

okumaya devam

abim evin tek çocuğu . 2007

60lı yılların politik gelişmelerini bir aileye yansıması. oldukça eğlenceli ve inceden dokundurmaktan kaçınmayan bir film. sıpoylır sayılmaz pek “ulan o faşistler bizim ülkü ocağı tayfasına nasıl benziyor öyle” mio fratello è figlio unico

okumaya devam

mondiali antirazzisti

Mondiali Antirazzisti 1997 yılında birkaç arkadaşın bir araya gelip İtalya`daki evsizler ve göçmenler için düzenlediği bir futbol organizasyonuyken bugün Avrupa`nın hatta dünyanın her köşesinden futbolsevere ev sahipliği yapıyor. Önceleri Montecchio`da düzenlenen bu organizasyon son iki senedir Caselecchio`da. Bu organizasyona takım olarak ya da bireysel katılmak mümkün. Bir takımla turnuvada yer almak için internet sitesinden kayıt yaptırmanız gerekiyor önce. Kayıt ücretsiz. Kamp alanı, aktiviteler ve konserler de ücretsiz. Yalnız katılımcılardan az bir miktarda bağış bekleniyor. Miktar size kalmış.

Maçlar dışında da kamp alanında birçok aktiviteye katılmak mümkün. Film ve belgesel gösterileri, konferanslar, tartışma grupları ve akşamları konserler düzenleniyor. Bu seneki konser programı henüz açıklanmadı ancak geçtiğimiz senelerde konser verenler arasında Banda Bassotti, Tabula Rasa, Los Fastidios gibi underground ska, punk gruplar var. Organizasyon komitesine önceden bilgi vermeniz dahilinde kendi konserinizi verebilir ya da serginizi açabilirsiniz.

Bu organizasyonun en büyük kazanımı orda oluşan dostluklar dememe gerek yok sanırım. Daha önce bir postta yazdığım Bukaneros ve Iraklis taraftarlarının tribün kardeşliği burda başlamış.

Son birkaç senedir takım listelerinde hiç türk katılımcı göremedim. Bu sene bir ilk olsun artık.

Bu seneki turnuva 8-12 Temmuz tarihlerinde. Kayıtlar 20 Nisan`da başlıyor.

alıntı: mafalda @ flying dutchman

Sen de mi “kitsch” oldun St. Pauli?

St. Pauli, hem yüreği solda atan futbolseverin, hem de endüstriyel futbolun altta kalanın canını çıkartan paracı zihniyetinden ve plastikleşen ortamından sıtkı sıyrılanların efsane kulübü, malûm. Eldivenlerini bırakıp devrimci Nikaragua’da gönüllü çalışmaya giden kalecisiyle, anarşist-solcu taraftar çekirdeğiyle, dip kümelere düşse bile hep dolan tribünlerinin her daim neşeli atmosferiyle, “büyük”leri sarakaya alan yaratıcı sloganlarıyla.. alternatif bir marka.

Nitekim kulüp 2004’te basbayağı komaya girdiğinde, onu kurtaran, bu alternatif “marka değeri” oldu. Kulübe sadece kendi taraftar muhiti değil, cümle Alman futbolseverleri elini cebine atarak sahip çıktı (Tam üç sene önce buracıkta yazmıştım bu hikâyeyi). Nitekim St. Pauli 2. Bundesliga’ya tırmandı ve orada bari, tutunabilecek gibi görünüyor.

– tanıl bora son yazısında pauli’nin son durumundan ve sol kanattan saldıran takımlardan bahsetmiş. katılmamak mümkün değil, yazının devamı için;

Yeni keşif “Altona 93”

Ne var ki, bu kampanyanın bir bedeli de oldu galiba. Mübarek 11 Freunde (On Bir Arkadaş) Dergisi, geçtiğimiz temmuzda St. Pauli “biyotopunun”, -yaşam ortamının yani-, değişim geçirdiğini yazıyordu. Öz St. Pauli’liler, Millerntor Stadı tribünlerinin suskunlaşmasından, ruhsuzlaşmasından yakınıyorlar. Moda olduğu için buraya takılan orta sınıf züppelerin ortamı bozduğundan şikâyet ediyorlar. St. Pauli tekstil ürünleri kuşanmanın, St. Pauli bardak çanağı, cıncık boncuğu bulundurmanın, kolay yoldan “altenatif, aykırı, muhalif” gözükmenin alâmetine dönüştüğünü söyleyip kaş çatıyorlar. Üstelik bu işten nemalanan da, kulüpten ziyade, 2004’teki kriz sırasında can havliyle pazarlama haklarının devredildiği firma! Endüstriyel futbol kıtasındaki bu şenlikli vahayı, elhak çok iyi pazarlayarak, hafiften bir kitsch’e dönüştürdüler.

İki ay önce Ankara’da karşılaştığım Hamburg’lu bir futbol delisi gazeteci, Christoph Ehrhardt anlatmıştı: Bazı öz St. Pauli’liler, şehrin büyüğü Hamburg SV’nin lüksünden gına getirmiş bir kısım taraftarla beraber, şimdilerde Altona 93’ü keşfediyorlar. Nazilere ölümüne direnmiş işçi mahallesi ‘Kızıl Altona’nın takımı. Kırmızı-siyah-beyaz. Kuruluşu 1893. 1900 yılında Alman Futbol Federasyonu’nu kuran 80 kulüpten biri. 1. Dünya Savaşı’ndan sonra, baş aşağı gitmiş. 1968’e dek direndiği 2. Lig, o zamandan beri uzak bir rüya. Halihazırda 4. Ligde küme düşme hattının üç sıra üzerinde titreşiyor. Ama ne gam, şimdilerde Altona 93 bir nostalji “markası”. Oturaksız, köhne stadları özleyen, rakip oyunculardan birisine takıp kart gördürene kadar siniriyle oynayabilecekleri mesafesizliğe hasret çeken futbolseverler, bu tarihî çınarın saygıdeğer gölgesi altına sığınıyorlar. Vejateryenliği veganlığa, vicdani reddi total redciliğe vardıranlara da benzetebilirsiniz onları!

Hoffenheim herkesin gözdesi

lmanya’dan yılın dünyaca meşhur gönül çeleni ise, Hoffenheim. Çok zengin olmuş bir evlâdının mâmur ettiği köy takımı. Emek emek Bundesliga’ya tırmandılar, pahalı transferlerle değil mütevazı bir kadroyla, iştahlı hücum bir oyunuyla şampiyonluğa oynuyorlar. Hoş tabii; ama St. Pauli gibi tam teşekküllü efsane de değil.

İtalya’dan, anti-endüstriyel gönülleri önce Chievo çelmişti, sonra Livorno. (27 Aralık 2005’te burada yazmıştım Livorno’yu.) Memleketimizdeki “sol açıkların” ilham kaynağı ve referansları da, orası: www.forzalivorno.org’a bakın. Bir yıldır, beynelmilel “eleştirel” futbolseverlerin bir başka İtalyan sevgilisi var. Politik kimliğiyle değil ama anti-endüstriyel ruhuyla dikkat çekiyor: AlbinoLeffe. Bergamo yakınlarındaki 4 bin nüfuslu Leffe köyünün iki amatör takımının 1998’de birleşmesiyle kuruldu. Gökmavi-beyaz. Malî destekçisi, sürpriz çikolataların içinden çıkan minik oyuncakları üreten bir fabrikatör. Seyirci ortalaması iç sahada 2, 707, deplasmanda 3 ilâ 6 kişi. Kulübün yıllık bütçesi 4 milyon avrocuk. En pahalı oyuncu, yılda 170 bin avro alıyor (İbrahimoviç’in haftalık harçlığı.) 25 oyuncunun 14’ü çevre köylerin çocukları. Bu çekirdek, AlbinoLeffe’yi C-2’den Serie B’ye kadar çıkarttı. Geçtiğimiz yaz Lecce’ye yenilip Serie A’nın kapısından döndüler. Bu sezon, şanlı Livorno’nun lider götürdüğü Serie B’nin orta sıralarında takılıyorlar. Gönlünüzün bir kıyısında dursun onlar da.

Lotta continua; mücadele sürüyor! Popüler kültür endüstrisi kapıp götürüyor, biz korumaya çalışıyor; bu arada yeni “kaynaklara”, yeni imgelere bakarak oluyoruz.

Memleket futbolseverlerinin veganlarına ve total redcilerine müjdeyle bitirelim: 12 Eylül’ün kapattığı “Dinamo Mesken”, Meskenspor, yeniden kuruldu. www.meskenliyiz..biz’e uğrayın