Etiket: isyan

Merry Crisis and Happy New Fear 2021

Hiçbir şeyin değişmediği lakin her şeyin iyiye gidileceğinin düşünüldüğü bir senenin daha sonuna geldik. 365 gün geçti, sistem değişmedi, sömürü değişmedi, hüzünlerimiz değişmedi, bireysel yaşantılarımız değişti yalnızca ve onlara verdiğimiz anlamlarımız değişti. En temelinde neyin değişmesini bekliyorduk ki? 

Her senenin dönümünde hayatımızda değişimler olmasını bekliyoruz, yeni başlangıçlar yapmak, kilo vermek, almak, yeni şeylerde ustalaşmak, belki resim, belki de gitara başlamak. Hiçbirini yapmıyoruz her yeni yılın girişinde kendimizi iyi hissetmek için belli hedefler belirliyoruz yalnızca.

Bunları ancak sistemin içinde yapıyoruz, biliyoruz, hiçbir şey değişmiyor ve hiçbir şey değişmeyecek, çünkü sistem hala aynı kalıyor, çünkü 31 Aralık ile 1 Ocak arasında hiçbir şey değişmiyor yalnızca değişsin istiyoruz, yalnızca kafamızda kurulan bu kolektif zaman yanılsamasında, bu kategorilenmede bir şeyler hayatlarımızı değiştirsin diye bekliyoruz. Hiçbir şey hayatımızı değiştirmeyecek oysa ki.

Bir pandemiyi yaşadık, bir pandemiyi hala yaşıyoruz, fakirler ölüyor, zenginler malikanelerinden yaşamanın ne kadar zor olduğuna dair ve kendimizi korumamızın ne kadar önemli olduğuna dair “hikayeler” yolluyorlar bize. Oysa biz sokağa çıkamıyoruz, insanlar işlerini yapamıyorlar, işlerini yapamadıkları için yaşayamıyorlar da zira para kazanamıyorlar, bu dönem para kazanma dönemi zira, her şey parayla işliyor, istenen, sevilen ne varsa parayla yapılıyor. Sen bir bilim insanı mı olmak istiyorsun? Belli bir miktar para harcaman lazım dil okullarına, yurtdışı okullara, kendini harcaman lazım tezlere. Çünkü düzen böyle, yapmak istediğin şeyi sadece yapmana izin yok, böyle olsaydı nasıl para kazanılırdı? Sen sistemin gerektirdiğini yapmalısın, sen gerektirilenleri yapmalısın ki sistem işlesin. Sen belki tüm bunları zekan ile başardın lakin o halde başaramayanlar da parasıyla yapmalı.

Bilim artık bir para aracı, felsefe de. Felsefe okuyanlardan bu konuda “lisans” alanlardan daha çok bilgileri olanlar bile ancak bu “lisans” alanlardan bilgililerse felsefeye katkı sağlayabilirler, ha filozofların çoğu öyle değil miydi? Olsun, para gerekli, kendilerine eğitim kurumu diyen üniversitelere bile. Sen psikoloji bitirmedin mi? O halde uzmanlaşamazsın bu dalda. Ne demek psikoloji lisansı bitirenlerden daha iyi psikoloji biliyorsun? Lisans bitirmek elbette bilginin en iyi ölçücüsüdür.

Bu senenin hiçbir suçu yok, 2020 hiçbir suç işlemedi, o yalnızca bir kurgu. Biz sadece kendi yarattığımız ve başkaldıramadığımız bu sistemin suçunu seneye atıyoruz. Kapitalizmi biz yarattık, Amerikan, devlet ya da başka türlü kapitalizm, biz bunun suçunu kabul edemeyip suçu burçlara, senelere atıyoruz. Suç bizim, suç isyan etmememizin.

Biz isyan etmedikçe insanlar aç kalacak, bunu pandemi ile gördünüz, lakin insanlar hep aç kalıyor. Buna karşı çıkmazsanız da aç kalmaya devam edecekler. Sorun yalnızca sizi etkilediğinde sesinizi yükseltiyorsunuz.

Global Uprisings


Taksim Commune: Gezi Park And The Uprising In… by globaluprisings

ülkenin görmüş olduğu ve muhtemelen görebileceği en güzel isyanlardan olan “gezi” her toplumsal hafızayı ilgilendiren olayda olduğu gibi her geçen yıl daha da az hatırlanıyor ve unutulmaya devam ediyor. olayının öneminin yanında nasıl susturulduğu ve etkinsizleştirildiğinin de tartışılması gerekiyor diye düşünüyorum. üstte görmüş olduğunuz video’da aynı dönemde çekilmiş ve çok bilinmeyen görüntülerden oluşuyor ki görünürlüğünün artması gerektiğine inanıyoruz. ardından bu nadide kanaldan dünyadaki diğer önemli isyanlara göz atmayı da ihmal etmeyin.

global uprisings

Kibritçi Kız

Kar yağınca akla gelir Kibritçi Kız : gerçekliğin masal hali..
Bak! Şu sokak sonunda bir tanesi
Bak! Şu köşe başında diğeri
Ah sizin zavallı umutsuzluğunuz, hemen yardım etmeye koşun
Sakın düşünmeyin değiştirmeyi çirkin bu düzeni!

ankara anarşist kadın inisiyatifi manifestosu

Ankara anarşist kadın inisiyatifi her türlü otoriteyi ve iktidarı reddeder.

Özsavunmayı ve özörgütlülüğü yöntem olarak benimser.

Ataerkiye karşı yapılan, şiddet içeren ya da içermeyen tüm eylemlerin vicdanen meşru olduğunu kabul eder.

Bedensel bütünlüğümüzü ve yaşam alanlarımızı tehdit eden bütün unsurlara karşı antifaşist mücadeleyi esas alır.

Tek tipleştirip, bizi bize yabancılaştırdığınız düzeninize karşı isyanımız var. Kaldırımlarda toplanıp, beton dökülmüş zihinlerinizi ve siz efendilerin huzurunu bozmaya geliyoruz. Biz oyundan dışlanmış çocuklar! Oyunu bozmaya, oyununuzu karartmaya geldik.

Ordularınıza, bayraklarınıza, silahlarınıza ve ardına saklandığınız üniformalarınıza karşı küçük bir çocuğun sapanı olduk. Mülklerinizi ve yozlaşmış ahlak inancınızı yıkacağız! Hiçbir kadınsal deneyimin erk hegemonyasına ait olmadığının bilincindeyız. Kadınlığını tanımlayan herkesin ağacıyız. Sizin hayatınızı çeşitlendiren “renkler” değil, hayatın ta kendisiyiz. Ne doğduğumuz bedene sıkışıp kalacağız, ne de sizin gri yaşamınızı giyineceğiz. Görmek istemeyeceğiniz her yerde lgbtiq’ler olarak sesimiz her zaman kulaklarınızı tırmalayacak. Süslü vaatleriniz ve sahte sözleriniz sizin olsun. Sesinizi kısacak, tanımları yeniden yapacağız. Her zaman, her yerde, müdahale gerektirecek bir olayda şiddete başvurmaktan kaçınmayacağız. Kahkahalarımız erk zihniyetlerinize bir yumruk kadar yakın olacaktır. Ödünüzü tutun, patlatacağız!

Üzerinde yaşadığımız bu yerküre ve yaşamlarımız, sisteminizin çarkını döndürecek birer “kaynak” değildir. Her gün daha fazla tüketen, kendi kabuğuna çekilmiş, suya sabuna dokunmayan yalnız insanlar olmayacağız. Mezbahaneler, sirkler, çiftlikler birer işkencehaneyken topyekün bir özgürleşme mümkün değildir. Sömürünün makyajı olan; renkli reklam panolarınızda dönen afili sözleriniz, tecavüzcü zihniyetiniz, türcülük ve cinsiyetçilikle bezenmiş söylemleriniz, yaşamlarımıza karşı birer saldırıdır. Köklerimizi aldığımız toprağın her zerresine bastınız. Yüzsüzlüğünüz hükmünüze kılıf değildir. Ne kadar basarsanız o kadar oradayız. Rahat olmayın rahat uyumayın!

Biz dayanışmayla kavgamızı büyütürken, bu yeryüzünde hiçbir sınır göremiyoruz. Bir botta karşı kıyıya geçmenin hayali, yaşamı devam ettirmenin tek koşuluyken, çadır kentlerde gelecek belirsizken, buraların yerlisi olmayı kabul etmiyoruz. Buralarda ve oralarda göçmeniz, mülteciyiz, her ülkenin yabancısıyız. Pazarlarda satılan ezidi kadınlar gibi bıçağımız koynumuzda, öfkemiz kınında bileniyoruz.

Devletler eliyle çizilmiş sınırların mücadelemizde ve vicdanımızda hiçbir hükmü yoktur. Hayalini kurduğumuz özgür bir yaşamın şu anda bambaşka yerlerde filizlendiğini görüyoruz. Dünyanın herhangi bir yerinde, tam da şimdi kürdistan’da olduğu gibi yaşamları için direnenlerin, devletin mutlak otoritesine karşı başka bir yaşamın mümkün olduğunu gösterenlerin mücadelesini yükseltmek sorumluluğumuzdur. Demokrasi adı altında bize yutturmaya çalıştırdığınız zırvalıkları değil, özyönetimi mücadelemizin temel bir unsuru olarak görüyoruz. Sözümüz ve kavgamız devletlerin katliamcı yüzlerinin teşhiridir.

Size bir taş sözümüz var:

Bizler ruhları unutkanlaşmamış olanlar,

Yer ve gök arasında yaşamı kuranlar,

Kavgayı büyütmeye ve her türlü tahakkümü yıkmaya kararlıyız.

Sözümüz avcunuzdaki yumruğumuz sayılsın.

Kursağımızdaki hiçbir düğüm içeride kalmayacak!

Öfkemiz sözümüze tanıktır.

Ne babamız devlet, ne anamız toprak

Soyadımız yok adımız isyan!

sürrealist araştırmalar bürosu bildirisi

Girişimimize ilişkin kamuoyunda aptalca yayılmış olan yanlış bir yorum üzerine,

Edebiyat, drama, felsefe, tefsir ve hatta ilahiyat alanında anırmakta olan tüm çağdaş eleştirmen kitlesine duyururuz ki:

1. Edebiyatla hiçbir alakamız yoktur;

Ama herkes gibi biz de gerektiğinde edebiyattan istifade etmeyi gayet iyi biliriz.

2. Sürrealizm, yeni ya da daha kolay bir anlatım aracı değildir, bir şiir metafiziği de değildir.

Zihnin ve zihne benzer her şeyin bütünüyle özgürleşmesinin yordamıdır.

3. Devrim yapmaya kararlıyız.

4. Sürrealizm sözcüğünü devrim sözcüğüne iliştirmemizin tek amacı, bu devrimin çıkarsız, tarafsız, hatta bütünüyle umutsuz niteliğini göstermektir.

5. İnsanoğlunun âdetlerini değiştirme iddiamız yok; ama düşüncenin ne kadar kırılgan olduğunu, titreyen evlerimizi nasıl da oynak temeller ve mağaralar üzerine inşa etmiş olduğumuzu göstermek istiyoruz.

6. Toplum’a şu resmi uyarıyı haykırıyoruz: Sapmalarınıza ve yanlış adımlarınıza dikkat edin, bir tanesi bile bizden kaçmayacaktır.

7. Düşüncesinin her dönemecinde Toplum bizi tetikte bulacaktır.

8. Biz İsyan uzmanlarıyız.

Zorunlu olduğunda başvuramayacağımız hiçbir eylem biçimi yoktur.

9. Özellikle Batı dünyasına söylüyoruz: Sürrealizm vardır. Peki bize takılan bu yeni –izm de nedir? Sürrealizm bir şiirsel biçim değildir. Kendine geri dönen zihnin çığlığıdır. Ve prangalarını kırmaya kararlıdır, bunun için gerçek çekiçler gerekse bile.

27 Ocak 1925

adbusters #109

çeşitli güzellikler dergisi adbusters’ın gezi olaylarına yorumunu merak ederken saolsun ismini vermek istemeyen bir izleyeceğimiz güzelliğini yaptı; üşenmedi sayfa sayfa taradı. artık size de okumak düşüyor.

ütopya 12 gün sürdü. polis şiddeti tahmin edilebilirdi, ama türkiye’de bir şeyler artık geri döndürülemez biçimde değişti. iyi yönde.

download . adbusters #109