Menü Kapat

Etiket: İnternet (sayfa 1 / 3)

teyit.org

teyit.org yaygın bilinen yanlışlardan, sosyal medyanın gündemine oturan şüpheli bilgilere, medyanın gündeme getirdiği iddialardan, şehir efsanelerine birçok alanda doğrulama yaparak internet kullanıcılarının doğru bilgiye ulaşmasını sağlamak için çalışıyor.

teyit.org böylece birincil haber kaynağı olarak interneti kullanan yurttaşların ve sivil toplum örgütlerinin çevrimiçi platformlarda hangi bilginin doğru, hangisinin yanlış olduğunu öğrenmesini sağlıyor. teyit.org eleştirel düşünme alışkanlığını kazandırmayı ve yeni medya okuryazarlığını artırmayı amaçlıyor.

bildiğiniz ve yaşadığınız gibi “post-truth” diye adlandırılan bir yalanlar çağında yaşıyoruz. başta siyasiler olmak üzere, medya denilen kurumların ülkede herhangi bir güvenilirliği kalmadığı ortada. bunun yanında manipülasyona oldukça açık sosyal medya kanallarında çok fazla “şakacı” ve “troll” bulunması sebebiyle gerçek ve doğru bilgiye ulaşma konusunda ülkenin ciddi derecede bir problemi var.

bu probleme çözüm amaçlı hareket eden kaynaklardan biri ise “teyit.org”. üstte kendi yazdıklarından kendilerini nasıl sınıflandırdıklarını görebilirsiniz. özellikle popüler olan konularda bizce oldukça faydalı. yalanlara cevap verirken kullanmanız ve paylaşmanız dileğiyle.

teyit.org

sansüre karşı hep birlikte

 

pek bir değerli okuyucu.

günümüzde internet açık bilgi akışını demokratikleştiren en önemli araçlardan bir tanesi değil mi bunu sen de biliyorsun. öte yandan, rejimler/şirketler/örgütler kendi çıkarları doğrultusunda bu bilgiyi elde etmek ve onu kontrol etmek istemekteler ve kendi çıkarları doğrultusunda bu akışı ve içerikleri durmadan sansürlüyorlar.

türkiye’de ise 2009 yılında yürürlüğe giren 5651 sayılı kanun ile Internet ve bilgi akışı seçici olarak sansürlenmeye başlanmış ve 2015 yılına geldiğimizde bilinen 82585 websitesi sansürlendi. rakam birşey ifade etmezse yazıyla seksenikibinbeşyüzseksenbeş. hem artık seçici sansür değil, radikal sansür denilen şeyi yaşıyoruz.

diğer taraftan, türkiye’de gözetim ve takip için kötücül casus yazılımlar satın alma yoluna gidildiği ve bireyin gizliliğinin anayasaya aykırı olarak ihlal edildiği defalarca günyüzüne çıkmıştır. artık gizlilik diye bir şeyiniz yok, seviştiğinizi de biliyorlar, üzüldüğünüzü de, kızdığınızı da, ağladığınızı da. artık  daha fazla beklemenin bir anlamı yok. daha fazla vakit kaybetmeden açık, özgür, modern teknolojileri tercih edip sansüre karşı birlikte mücadele etmeliyiz. ve bunu kaçıncı kez söyledik bilmiyoruz.

1. Flash artık ölmeli!
web, bağımsız komiteler tarafından denetlenen daha açık ve özgür standartları hakeden bir çevrimiçi bilgi alanıdır. öte yandan, flash ise özel mülkiyet kapalı kaynak bir yazılım olmasının yanında her gün bir yenisi eklenen güvenlik açıkları nedeniyle hackerların, siber suçluların ve istihbarat servislerinin en çok yararlandığı bir yazılımdır. hem okuyucuyu hem de websiteleri tehlikeye sokan bir yazılım yerine HTML5 gibi açık kaynak ve modern teknolojiler tercih edilmelidir.

2. HTTPS zorunlu olmalı!
SSL/TSL protokolü Internet üzerinde sıklıkla kullanılan ve bilgisayarlar arası iletişimi şifreli ve güvenli hâle getiren bir protokoldür. HTTPS, web siteler ve ilgili sunucular arasında bir doğrulama sağlar, ziyetçi ve websitesi arasındaki iletişimin güvenliği için kayda değer bir garanti sunar. Bununla birlikte, SSL sertifikaları uygun hizmet ücretleri karşılığında satın alınmakta ve websitelerde kullanılmaktadır.

3. Reklamlar okuyucu gizliliğini hiçe sayabilir!
Internet, veri paketlerinin karşılıklı değişiminin olduğu bir ağ olup, bu ağlarda paketler temel birimlerdir. Kötücül reklamlar ise ziyaretçinin mahremiyetini hiçe sayarak derin paket analizi yöntemiyle bu paketlerin içeriğini inceleyebilir ve ziyaretçilerin eşsiz profillerini çıkartabilir. Örneğin, Türkiye’de kişisel reklam adı altında derin paket analizi yapan/yapmış Phorm, reklam havuzundan beslenen birçok haber sitesini ve bu siteleri ziyaret eden kullanıcıları doğrudan etkilemiştir. yoksa siz hala reklamları bloklamıyor musunuz? (bu başka bir yazısının konusu olabilir ve olacaktır)

4. Sansüre karşı tek çatı altında toplanılmalı!
2009′dan bu yana sadece  basına ait 160′ın üzerinde, bu websitelerden 100′den fazlası ise 2015 yılının temmuz ayı itibariyle TİB tarafından sansürlenmiştir. sansüre karşı biz-siz, o-ben hatasına düşmeden hep birlikte mücadele gösterilmeli, sansürlenen web sitelere ve içerikle aynı eşitlikte yaklaşılmalıdır. çünkü, sansür sadece bizim erişmek istediğimiz websitelere ve içeriklere yapıldığında değil, sansürün kendisiyle her zaman mücadele etmeyi unutmamalıyız. boyalı basına karşı bile olsa sansür sansürdür fakat pek kaliteli etilen okuyucularının birer fanzin sevdalası ve bağımsız haber kaynaklarını takip ettiklerini biliyoruz.

bilgiye açık erişimin en demokratik yollarından biri internettir. bu bilgiler bireyler tarafından incelenir, kullanılır, yeniden değerlendirilir ve yeniden paylaşılır. buna ayrıca araştırmacılıkta bilim etiği denilmektedir – siz ne etiği derseniz deyin artık. bununla birlikte,internet özgürlüğü ayrıca ifade özgürlüğünün de koruyucusudur – kuşlar gibi özgürüz, özgürmüş gibi kuşlar. ayrıca, sizi etkilesin veya etkilemesin, sansür bu açık bilgi akışını doğrudan etkiler ve bundan dolayı bilimin ve toplumun ilerlemesi söz konusu dahi olamaz – nereye ilerliyoruz?

gelin siz de bu çağrıya kulak verin. websitenizde modern, açık ve özgür teknolojiler tercih edin. gelir kaynağınız olan reklamlarda biraz daha seçici olun – pek çok secici olun başka gelir kaynakları yaratın. sansüre karşı başa gelmeden veya ilgi alanınıza giren konular sansürlendiğinde değil her zaman mücadele edin. doğru arayışında ve açık bilgi akışında her birey eşit şartlarda olsun, gelin bunun mücadelesini birlikte verelim.

unutmayın; internet bir insan hakkıdır. bu hakkı savunacak olan büyük şirketler, partiler veya örgütler değil bizleriz!

saygı, sevgi, rakı, roka

not: kame derledi, etilen uyarladı. 

sen bu yazıyı okurken ben hiç de uzakta olmayacağım

Yüzyıllar önce ilk matbaalar kurulduktan sonra, ilk kitaplar basıldığında, acaba yaşlı insanlar yeni nesil hakkında – bütün gün o sayfaların başından kalkmıyor, zamanının büyük bir kısmını o masada geçiriyor – sosyal yaşamı eskisi kadar iyi değil diye yakınıyorlar mıydı? İnsanlar uygarlığın getirdiği yeni teknolojileri kabul etmiş ama her seferinde bir süre sonrada şikayet etmiş. Bizim tarzımız bu. Şimdiki zamana döndüğümüzde bu araçların başında bilgisayarlar geliyor – diz üstü, masa üstü ve cepte taşınan telefonlu bilgisayarlar, tekerlekli bilgisayarlar, çamaşır yıkayan bilgisayarlar vb. bu yazının konusu şuan bu yazıyı okuyabildiğiniz türden olanlar. Bu akıllı makineler hayatımızın büyük bir bölümünü kaplıyor onlarla oyun oynuyor, sohbet ediyor, kitap okuyor hatta sevişiyor, bilgisayarıyla evlenen insanlar var bu dünyada. Bir çok işimizi o küçük kutularla halledebiliyoruz. Hayatımız o küçük kutularda kayıt altında belki, o kutularda merkezi başka kutularda kayıt altında. Sonuçta öldüğümüzde bakacakları bir kara kutu gibi bir şey artık bizim için. En büyük sırlarımız belki suçlarımız bile o kutularda. Kendinize itiraf edin Google sizi ailenizden daha iyi tanıyor. O kutulara  sevgilinizden daha fazla dokunduğunuzu biliyor muydunuz? Farklı sitelerde farklı profiller oluşturup istediğimiz kişiliğe bürünebiliyoruz. Bu profiller ile mükemmel insan olabiliyoruz tıpkı sistemin bize sürekli söylediği gibi. Artık ortalık mükemmel insan dolu. Herkes mükemmel  görünüyor. Herkes kusursuz. Sistem kusurlarımızdan faydalanıp bize mükemmel olmamız için her şeyi satıyor. Profilimizi ustaca düzenliyoruz, sanki kişiliğimizi düzenler gibi. Varoluşçu felsefenin sanal yansıması mı bu? Gel gelelim o sitedeki mükemmel profilinizin değeri en  fazla 2 GB. Öldüğünüzde 5 yıl sonra silinecek olan varlığınız 500 GB’yi geçmeyecek. Hayatınız boyunca uğraştığınız  herşey bir delete tuşuyla yok olup gidecek. Tarihe etkiniz, kullandığınız alanın silinmesiyle açılacak 2kblik bir zarar belki. Şimdi mükemmel profillerinizden bu yazıları okuyup,  haklı olduğunu bildiğiniz halde en fazla 5 dk düşünüp sonra kendinizi hayatınız böyle iyi olduğuna kanat getireceksiniz. Böyle düşünmeseniz bile öyle davranacaksınız. Elleriniz, ayaklarınız bunu sizin yerinize yapacak. Artık makineleşen onlar olduğu için önceden öğrenilmiş hızlı bir davranışla tıpkı bir robot gibi sekmeyi kapatacak parmağınız. Şimdi bu yazının neden internet aracılığıyla paylaşıldığı sorusunu soracaksınız. Bu yazı galata kulesinde bile yazılmış olsa biri bunun fotoğrafını çekip paylaşacaktı. Nasıl olsa böylesi bu yazının tüketimini biraz olsun yavaşlatır. Ve sen bunu sorma, yarın bu yazıyı unutacaksın nasıl olsa.

sansürden kalıcı olarak kurtulma yolu

yine pek sevdiğimiz konumuz sansür gündemde yer edindi ve pek tabii gündemde yer edinmesi için facebook ve twitter işin içinde olmalıydı. geri dönüp baktığımızda 2008’den beri onlarca yazı yazmışız sansür hakkında ve hepsi içinde bulunduğumuz noktaya adım adım nasıl geldiğimizin bir özeti olarak kullanılabilir. son geçen yasa ile birlikte bu yaşananların en ufak bir süpriz olmadığını da tekrar belirtmek isterim. ama balık hafızalı toplumumuzun tepkilerine de dışardan baktığınızda yapılabilecek tek yorum “ne bekliyordunuz ki?” olacaktır.

geldiğimiz noktada kullanıcı katkılarıyla oluşan engelli web adresine baktığımızda 70.700 üzerinde site engellenmiş durumda. muhtemelen burada yer almayan ve engellenen 10.000 kadar site daha vardır. devletin gerçekten çalıştığının bir göstergesi, kendileri bile neyi engellediklerini unutmuş olabilirler (bu yazı üzerine bizi de engellemeleri kuvvetle muhtemel). ama bir kısmı porno içerik, bir kısmı terör örgütü diyenleriniz olacaktır, sansürün iyisini ve kötüsünü tartışacak noktadaysanız yazının geri kalanını da okumanıza gerek yok diye düşünüyorum, buyrun; çıkış kapınız.

neyse içinde bulunduğumuz nokta herkes tarafından nettir sanırım ve son yapılan facebook & twitter engellemesi de  sadece bir başlangıç eminim ki önümüzdeki aylarda aç-kapa örneklerini onlarca kez göreceğiz. bu durumdan nasıl kurtuluruz noktasında ise sizlere yeni bir “introduction to network” dersi vermeyeceğiz. dns, vpn gibi konularda en bilgili toplum olabiliriz (devletin faydaları) bunları zaten biliyorsunuz. fakat bilmemiz gereken önemli bir noktada bu sansürü hepimiz yarattık. özgürlüğe inanan bir toplum isek -ki anket yapsak hepimiz özgürlük savaşcısı çıkar- kendi ellerimizle bu durumun oluşmasına izin verdik. güzel havalarda istiklal caddesinde birkaç turistik yürüyüş ve birkaç sanal eylem hareketi dışında en ufak bir tepki vermedik. şişli etfal olayına gösterdiğimiz önemin yarısını göstersek belki sansürün bu derece saçma ve aleni bir şekilde yapılmasını engelleyebilirdik. paylaştığımız yemek/kedi fotoğrafı kadar uygulanan sansüre tepkimizi ortaya koysak bütün dünyanın bazı şeyleri görmesini sağlayabilirdik. ama hiçbirini yapmadık ve yine biliyoruz ki hiçbirini yapmayacağız. tarih boyunca edinilmiş kazanılmış bütün haklar nasıl ki belirli mücadeleler sonrasında elde edilmişse, kaybedilmiş bütün haklar da toplumların bilinçsizliği ve duyarsızlığı dolayısıyla oluşan diktatörlüklerde yaşanıyor.

sansürden kalıcı olarak kurtulmak istiyorsanız yapmanız gereken bilgisayarın dns ayarlarını değiştirmek değil, kendinizi ve bakış açınızı değiştirmek. aksi takdirde oturduğunuz yerden söylenmenizin kimsenin umursamadığı “layk” sayısını arttırmaktan başka bir faydası yok. (merak etmeyin selfie, kedi ve yemek fotoğraflarını paylaşmanıza hep izin verecekler.)

ya da aaron’un söylediklerine (gerilla açık erişim manifestosu)  kulak verip bir şeyler yapmaya başlayabilirsiniz.

adil olmayan yasaları izlemek adaletli olamaz. aydınlığa çıkmanın, büyük sivil itaatsizlik geleneğimizle, kamusal kültürümüzün şahsi gaspına karşı olduğumuzu ilan etmenin zamanı gelmiştir.

13 adımda internetten tam olarak kaybolma ve tekrar bulunamama rehberi

1. adım: facebook’a email atın ve hesabınızı silmelerini söyleyin. BÜYÜK HARFLERLE yazın ve onlarca !!!!!! kullanın ki tesadüfen sizin talebinizi göz ardı etmesinler.
2. adım: onlara tekrar email atın ve daha fazla !!!!!! kullanın çünkü kuvvetle muhtemel sizin ilk mesajınızı okuma zahmetine katlanmayacaklar.
3. adım: diğer bütün sosyal medya hesaplarınızı deaktif edin ve silin. deaktif edemediğiniz bütün hesaplarınız için profil isminizi “Luther Blissett” olarak değiştirin.
4. adım: kendi adınızı arama motorlarında bir arayın ve unuttuğunuz hesapları bulun, oralarda biryerlerde baidu, myspace ve friendster hesaplarınız olabilir. onları da silin.
5. adım: arama motorlarından sizinle ilgili çıkan bütün sonuçları silmelerini talep edin. büyük bir kısmının süreci kolaylaştırmak için araçları var. eğer silmezlerse avrupa birliğinin yeni “unutulma hakkı” yasası kapsamında şikayet mektubunuzu gönderin.
6. adım: sizin isminizi ve fotoğraflarınızı içeren sitelerin yöneticilerine ulaşın ve kibarca içeriği silmelerini rica edin. kendilerine rüşvet vermek ve/veya onları tehdit etmek için hazırlıklı olun.
7. adım: en ufak bir haberiniz olmadan sizin online davranışlarınızı takip eden ve bu bilgileri ilgili şirket/kurumlara satan yüzlerce şirket var. bunların büyük bir kısmı sizin database’lerinden çıkmanız için bir opsiyon sunmuyor ve sakladıkları bilgilerini öğrenebilmeniz için bir ücret talep ediyor.
8. adım: email hesaplarınızı hala silmediniz mi? onları da silseniz iyi olur.
9. adım: bir avukat tutun ve fax makinesi satın alın.
10. adım: telefonunuzdan SIM card’ınızı çıkartın ve bir çekiç ile parçalayın. şimdi hızlı hareket edin – telefonunuzu fırlatın ve gittiğiniz yönün aksi yönünde giden bir taksiye binin.
11. adım: gecenin bir yarısı evinize geri dönün ve sadece gerekli olan şeyleri yanınıza alın. herhangi bir kimseye neyle uğraştığınız söylemeyin ve bulunduğunuz şehri günbatımından önce terkedin.
12. adım: artık ne yaparsanız yapın her şey için çok geç olduğunun farkına varın, internet üzerindeki varlığınızdan tamamiyle kurtulmanız için artık çok geç, ve gerçekçi olursak, tamamen kurtulmanız için yapmanız gerekenler söylediklerimizden çok daha fazlası – banka hesaplarınızı kapatmak, isminizi değiştirmek, temsil ettiğiniz şeyin hayali bir izlenimini oluşturan bütün sensörlerin ve kayıt cihazlarının meraklı gözlerinden ve kulaklarından uzak ormanın derinliklerine taşınmak. ve o zaman bile drone’ları ne yapacağız? elbette gelecek yıllarda makineleşme karşıtı küçük kulübelerinizin üstünde paranoyakların algoritmasında çok fazla kutucuğu işaretlediğiniz için sadece sizi gözetleyen drone’lar uçmaya başlayacak. ayrıca farzedelim internet size ihtiyaç duydu? bu olasılığı hiç düşündünüz mü? evet biraz idealistik fakat günümüzdeki bütün bu iğreç ve saçma sanal gerçeklik ortamı tıkanıklığında, ön sıradakiler pek tabii bütün bu anlamsızlığa karşı çıkmaya yardımcı olması, öfkeyi kızgın bir tweet ya da yarısı doldurulmuş başka bir dilekçeden daha verimli bir tarafa yönlendirmesi için sizin kadar düşünceli başka birini kullanabilir.
13. adım: bu yazıyı bütün sosyal ağlarda paylaşın ve 1. adıma dönün.

internet ve sansür – II

evet sevgili sosyete insanları. bir önceki yazımızda sansür nedir ne değildir üzerinden geçmiştik. bu yazımızda da çözüm odaklı olalım kurtuluş yollarından bahsedelim istedik.

DNS nedir, ne değildir artık biliyorsunuz. Google DNS’in engellendiğini de biliyorsunuz. DNS tarafında dikkat etmeniz gereken hususlardan başında DNS’in basit sansüre çözüm olduğu fakat sizin IP adresinizi kabak gibi gösterdiği gerçeği gelir. yani herhangi bir gizliliğiniz yoktur. google gibi şirketlerinde yaptığınız her hareketi kayıt altına aldığı gerçeği vardır. yani aradığınız biraz gizlilik ise aşağıdaki DNS adreslerini kullanmak bir çözüm olmayacaktır. DNS nasıl değişir ki sorusunu bana değil google’a sormanız gerçeğini unutmadığınızı düşünüyorum. buyrun size alternatif DNS sunucusu adresleri;

  • Google DNS: 8.8.8.8. – 8.8.4.4
  • Open DNS: 208.67.220.220 – 208.67.222.222
  • Comodo: 8.26.56.26 – 8.20.247.20
  • Yandex: 77.88.8.8 – 77.88.8.1
  • Norton ConnectSafe: 199.85.126.10 – 199.85.127.10
  • OpenNIC: 216.87.84.211 – 23.90.4.6
  • CensurfriDNS: 89.233.43.71 – 89.104.194.142
  • Public Root: 199.5.157.131 – 208.71.35.137
  • SafeDNS: 195.46.39.39 – 195.46.39.40

son dönemde DNS dışında en çok duyduğunuz şeylerden biri de VPN. VPN’i tüzel bir kişilik ya da bir program olarak gören kişiler ile karşılaştık, hayırlısı olsun. VPN (Virtual Private Network) demek yani sanal özel ağ. VPN ne yapar – VPN iletişimini tümüyle şifreler. devletin ve diğer gözetim aygıtlarının attığı dikizlere karşı sağlam durur, sır vermez. yani internet bağlantınızı en güvenli hale getirme yollarından biridir. pek tabii VPN kullanarak sansürden de uzak durmuş olursunuz – kafanız rahat olsun. fakat burada dikkat etmeniz gereken husus VPN’i nerede aldığınızdır. ücretsiz gördüğünüz ve özellikle özgür olmayan yazılımlar tehlikelidir. kullandığınız VPN üzerinde de her şeyin kayıt altına alınabileceğini unutmayın. kem gözlere şiş‘in önerdiği kaynaklar üzerinden gitmenizi tavsiye ederiz.

unutmamanız gereken noktalardan bir tanesi de DNS olsun VPN olsun bunlar bağlantı hızınızı yavaşlatan şeylerdir. çünkü ulaşmak için kapı kapı dolaşırsınız ekstra yol katedersiniz. dolayısıyla bağlantınız yavaşlar ise ne oluyor demeyin. bu sebeple proxy gibi ekstra yavaş ve riski azaltmayan çözümlerden bahsetmiyorum. iş bu sebeple derdiniz sadece twitter’a bağlanmak zaten sansürlenen diğer siteler ile de işim olmaz, milliyet.com.tr’den çıkmayan insanım diyorsanız. bilgisayarınızın hosts dosyasına aşağıdaki adresleri ekleyin ve en basit yoldan twitter sansüründen kurtulun. hosts dosyası nasıl değişir ki sorusunu da google’a soruyorsunuz.

  • 199.59.150.7 twitter.com www.twitter.com
  • 199.59.148.12 t.co www.t.co
  • 199.16.156.107 mobile.twitter.com
  • 199.59.148.84 pic.twitter.com s.twitter.com
  • 199.16.156.231 api.twitter.com

özetle düz internet kullanıcısı iseniz uygulanan sansürü basit yöntemler ile aşmanız mümkün. dikkat etmeniz gereken en önemli husus ise her gördüğünüz çözüme atlamayın. az biraz araştırın, bir bilene danışın çünkü sansürden kaçmaya çalışırken bütün güvenlik ve gizliliğinizden olabilirsiniz. yıllardır bağırdığımız fakat sesini duyaramadığımız tor browser gibi çözümlerden niye bahsetmiyorsunuz ki diyeniniz olacaktır. bunun için gizlilik temalı üçüncü yazımızı beklemeniz gerekiyor.

etilen sosyete . 2003 - 2018 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.