Menü Kapat

Etiket: insanlık

Yirmibirinci Yüzyıl Ağıdı

Varlığımı oyalayacak herhangi bir meşgale bulamıyorum bu dünyada. Saydam ve kendi – olmayan bir toplumda ne kadar kendi ruhunu yaşayabilir ki bir insan?

Tüm uğraşlar boşa çıkmış, inananlar inançsızca yaşıyor ve ateistler kendi inançsızlığına tapıyor ulus devletler eliyle yaratılmış kapitalistik toplumumuzda. Reform ve rönesans dönüştü ve tekellerin ezici makinesine besin oldu.

Fanatizmini ve ön yargılarını kaybetmiş bir ulus artık ilerleyemez ve herhangi bir şeyi elde edemez, hoşgörü bir toplumu ele geçirdiyse ve herhangi bir toplum ele geçirilmemiş ise tüm toplumlar hoşgörünün ele geçiremediği topluluğun avıdır.

Günümüzde olanda bu, fanatikler kendini patlatıyor, masumlar ölüyor ve politikler oy topluyor daha fazlası ya da eksiği yok.

Biz ise tüm kendi bireysel reddedilmelerimiz ve yalnızlıklarımız ile artık mücadele etmenin zorluğu içindeyiz oysa içinde bulunduğumuz toplum henüz fanatizmini yitirmemiş bir canlı bomba.

Ne yapabiliriz ki ruh halimizi anlamlandıran hüzünlü müzikler dinlemek ve çağımıza ağıt yakmak dışında?

Her suçu işleyebilirim ben – baba olmak suçu dışında.

Boşaltıyoruz

Bu köhne ve rutubetli yerin ardında bir hayat olduğu izlenimine kapılır belki insan. Bant kaydından yayımlanan sesleri andırıyor duyduklarım; gökyüzü yok, canlılık yok, acınası ve tekrar eden bir sessizlik dışında neredeyse hiçbir şey yok. Devamlılığı besleyen kozmik bir yanılgının dışından içeri fırlatılmış gibi insanlık.

Tanrı bize küstü

Koca bir hikaye kitabıydık biz, sayfaları kirli
kirlendikçe çocukların büyüdüğü
kirlendikçe üzerimizin örtüldüğü karanlık bir kitap
Herkesin satırı sahibinin hevesleriyle süslenmiş bu kitapta
her kelime parlatılıp cilalanmış
herkesin olmasını istedikleri varolanların yerini almış
karanlık unutulmuş yine
–Gözlerim bozuldu artık
göz gezdirirken başlıklara,
kitaptaki yerimi bulmaya çalışırken
tükendi gözümün feri bu karanlıkta
Kaçmak istedim
kaçayım derken tosladım hep uzun cümlelere
İnsanlık sahaflarından kaçan ben
eskitmeyi bilmezken
eski ve yeni farkıyla dillenen yaşlı yazarlara rastladım
İki lafı bir arada tutamayan ben, yine kaçtım
Daha cümleleri bir araya getiremezken
pek çok kez susturuldum
Bu sefer de
her şeyi yiyip bitiren efendilere
baş buyuran aç gözlere kaldım.
–Gezdim sayfa sayfa, atlayamadan korktuğum sayfaları
mecburi kılmıştı herkes hayatını başkalarına.
Herkes karıştı birbirinin sayfasına
duymaya değmezdi kahkahalar
herkes alıştı büyük acılar duymaya
alıştık sona yaklaşmaya, yokoluşa
Sonuna vardığımızda ne olacak biliyor musunuz?
…ben de bilmiyorum, kimse bilmiyor
Tek bildiğim bunca karalamanın hepsi şüphesiz
dönmemiz için yolumuzdan;
Tüketen halkların fırsatçı provakatörleri, liderleri
Otoriter psikoloji bilinçleri ya da zorbaya hak veren konformistleri
Sayfaların gölge altında saklanan tüm iğrençlikleri
Hepsi bu kitabın sonuna varabilmek için.
–Sona yakınız
Hiç soramadan ve hiç sıra alamadan
o devasal kurumlarda öleceğiz.
Yazıyor işte bunların hepsi, bakmayın öyle
Boşa yazılmış demek ki kitaplar
Bizim kitabımız bir, aklımız her daim selim tabi.
Çok gecikmez tepkileriniz, biliyorum
Boşuna yerimi aramamalıyım burada
devlet sinemalarına kaçak girer gibi
Boşuna tüm yazılanlar, boşuna tüm bu çaba
–Çok gecikmez, kadrolu eleştirmenlerimiz yerini almakta,
biliyorum artık öğrendim.
Yasaklı cümlelere adalet(imizi) getirmeli
her konuya değinmeliyiz sayfalarda yalandan da olsa
Şikayetim yine oturduğum koltuklarla götüm arasına
sıkışıp kalacak,sesi çıkmayacak
Pantolonuma yapışan sakız gibi hep küçük düşürecek beni
Göze alsam bile onca ayıbınızı bulmayacak yerini artık
Boka batacağım günden güne her denememde
Nitekim taşlar düştü kafamıza zaten, elmalar değil
–Korkulan ve tereddütlerimiz yerine
unutulan memnuniyetsizliğim değil ölümler oldu yine
Kin hiç uyumazken ölüm alarmlar gibi
Ertelendi hep düşünceler içinden
Acıtmadı ölümler bir anadan bir yardan fazlasını.
Alıştı kanında taşımaya insanlar
anlatamadığı çürümüş duyguların tadını
Ağız birliği yaptık, yaşam mücadelesi oldu katliamların adı
Hükmeden herşeye de düştü süslü bir isim
–Durmadı dünya
döndü döndü ve başımızı döndürdü
Direndi, çokça öldürdü ama ölmedi insanlık
Meleklerin kanatlarına sıçradı kan, kaçıştılar
Tanrı küstü evrenin karanlığına ve bize
Demek istediğiniz eğer bu ise
belki haklısınızdır, insanlık ölmedi
Sadece Tanrı bize sırtını çoktan döndü

tarkovsky’den insanlara tavsiye

insanlara ne tavsiye edersin?

bilmiyorum … bence tavsiye etmek istediğim tek şey, yalnız olmayı ve mümkün olduğu kadar çok tek başlarına vakit geçirmeyi öğrenmeliler. bence günümüz gençliğinin yaptığı hatalardan bir tanesi gürültülü ve her daim agresif etkinlikler ile bir araya gelmeye çalışmaları. bana kalırsa yalnız hissetmemek için bir araya gelme arzusu talihsiz bir hastalık belirtisi. her insan çocukluğundan itibaren kendi kendine vakit geçirmeyi öğrenmeli. bu insanlar yalnız olmalı anlamına gelmiyor, fakat kişi kendinden sıkılmamalı çünkü öz benlik tarafından baktığımda kendi kendine vakit geçirmekten sıkılan insanlar bana tehlikede geliyor.

 

ilerlemenin kısa tarihi

ilerlemenin kısa tarihi

Ronald Wright yirmiden fazla dile çevrilen çoksatar kitabı İlerlemenin Kısa Tarihinde bizi Sümerler, Mezopotamya, Roma, Mısır, Çin gibi kadim uygarlıklarda kapsayıcı bir geziye çıkarıyor. Bu kısa ama görkemli gezide uygarlık dediğimiz dikkat çekici deneyin aslında ne kadar kırılgan olduğu konusunda bizi uyarıyor. Antropoloji ve arkeolojinin bulgularını düşünceyle örerek geçmiş uygarlıkların yükselişi ve çöküşünün bizim medeniyetimiz hakkında neler öngördüğünü söylüyor. İlerlemenin Kısa Tarihi en son olarak Martin Scorsesenin yapımcılığında Stephen Hawking gibi bilim adamlarını ve Margaret Atwood gibi yazarları biraraya getiren “Surviving Progress” isimli belgesele esin kaynağı oldu ve birçok ödül aldı.

Kapitalizm, ekonominin sonsuz olduğunu ve bu yüzden paylaşmanın gereksiz olduğunu iddia ederek bizi, mekanik yaban tavşanlarının ardından koşan birer tazı gibi daima ileriye doğru önlendirmektedir. Yalnızca belli sayıda tazı gerçek bir tavşan yakalayabilir, geri kalanlarsa düşene kadar koşmaya devam eder. Geçmişte oyunu kaybedenler sadece yoksul olanlardı, ama bugün kaybeden gezegenin kendisidir.

insanlık tarihini küçük dipnotlar ile 130 sayfada öğrenip nereye doğru gittiğimizin farkına varmanız için okumadan geçmeyin kitabı. yabanıl sağolsun .pdf olarak okumanız mümkün. buyrun;

ilerlemenin kısa tarihi

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.