Etiket: hüzün

hüzün

yaptığımız ve yapmayı sürdürdüğümüz işlere, düşündüklerimize, hissettiklerimize asla inanmadan ne kadar çok şey yaşadığımıza dair bir tartışmayı içeren doktora tezimi nihayet dün sunabildim; bazı dostlarım sayesinde kabul edildi; böylece, teknik anlamda bazı düzeltmeler kalmakla birlikte daha bir aranızda olabilecek bir haldeyim… bir tez jürisi hikayesi anlatmayacağım elbette, ama tek söyleyebileceğim şeyi söylemeden edemeyeceğim: sevinç yerine bir “bakiye” duyguyla karşı karşıya kaldım… beş altı yıldır uğraştığım ve şu anda benim için “çok özel” üç kişinin sayesinde tamamlanmış olduğuna kani olduğum bir çalışma sürecinden geriye sadece biraz “hüzün” kaldı… olayı odtü’deki mahfuz bir lojmanda günbatımına karşı absolut vodka, havyar, hıyar turşusu, caz, rus, amerikan, alman ve barış gücü askeri ceket ve pantalonları, rebetika ve kazaska eşliğinde kutlamaya çalıştık –ama yine geriye hüzün kaldı… her yeni gün geriye kalan günlerin sorgulanmasıdır diyerek geçiştirmeye
çalıştığımız bir hüzündü bu… belki sadece duke ellington başedebilirdi böyle bir şeyle… ve öyle de oldu… ama geriye yine biraz hüzün kaldı…
aranızda bu olayın gerçekleşmesine –hiç farkında olmasalar bile– katkıları olanlara (ve olmayanlara da) sonsuz teşekkür ediyorum…

hüzün geriye kalandır. biraz blues dinleyin benim için…

not: “hüzünlü tezin” tamir edilmiş son halini yakında ortama göndereceğim, ilgilenenler okuyabilirler; ama burada bölük-pörçük de olsa tartışmakta olduğumuz bazı konulardan pek uzak değil ve ne yazık ki ingilizce…

ulus baker

Yirmibirinci Yüzyıl Ağıdı

Varlığımı oyalayacak herhangi bir meşgale bulamıyorum bu dünyada. Saydam ve kendi – olmayan bir toplumda ne kadar kendi ruhunu yaşayabilir ki bir insan?

Tüm uğraşlar boşa çıkmış, inananlar inançsızca yaşıyor ve ateistler kendi inançsızlığına tapıyor ulus devletler eliyle yaratılmış kapitalistik toplumumuzda. Reform ve rönesans dönüştü ve tekellerin ezici makinesine besin oldu.

Fanatizmini ve ön yargılarını kaybetmiş bir ulus artık ilerleyemez ve herhangi bir şeyi elde edemez, hoşgörü bir toplumu ele geçirdiyse ve herhangi bir toplum ele geçirilmemiş ise tüm toplumlar hoşgörünün ele geçiremediği topluluğun avıdır.

Günümüzde olanda bu, fanatikler kendini patlatıyor, masumlar ölüyor ve politikler oy topluyor daha fazlası ya da eksiği yok.

Biz ise tüm kendi bireysel reddedilmelerimiz ve yalnızlıklarımız ile artık mücadele etmenin zorluğu içindeyiz oysa içinde bulunduğumuz toplum henüz fanatizmini yitirmemiş bir canlı bomba.

Ne yapabiliriz ki ruh halimizi anlamlandıran hüzünlü müzikler dinlemek ve çağımıza ağıt yakmak dışında?

Her suçu işleyebilirim ben – baba olmak suçu dışında.