eduardo galeano – hikâye avcısı

Yabancı Barcelona’nın Raval semtinde yayınlanan bir gazetedeki imzasız yazıda şöyle diyordu: “tanrın yahudi, müziğin zenci, araban japon, pizzan italyan, gazın cezayirli, kahven brezilyalı, demokrasin yunan, rakamların arap, harflerin latin. ben senin komşunum. sen bana yabancı mı diyorsun?” bazı kitapları içeriğinden bağımsız sadece yazarına güvenerek okuyabilirsiniz. bizim için bu listenin başlarında eduardo galeano geliyor. kendisinin daha

mürekkep ve pancar

ağzında sadece dört dişi olan ihtiyar bir kadın varmış. üç dişi üstte, tek dişi ise alttaymış. ihtiyar kadın bu dişlerle yediği hiçbir şeyi çiğneyemiyormuş. aslında bakarsanız bu dört dişin ihtiyar kadına hiçbir faydası yokmuş. bu yüzden ihtiyar kadın bu dört dişi çektirip, yerine alt damağına bir tirbuşon, üst damağına ise ufak bir pense taktırmaya karar

kırmızı rastlantı

Şehrin büyüklüğüne günah olan üç yoldaş, üç hayatı cebinde alakasız arkadaş günün telaşlı tesadüflerinden yorulup bir sahil koyunda buldular kendilerini. Ellerinde şehre nefret sisini çökertebilecek kadar iyi sarılmış sigaralarla hiç konuşmadan oturdular birer kayaya. Rastlantılara inanmayan bu üç adam bir mucize beklemektense daha anlamlı bir plan kurmaya çalışıyordu. Beklentilerini eski paltoların cebinde unutanlardan olduklarından pek

mumsema han

yeni kıyafetler ve parfüm alınacak (koku için erhan’dan yardım istenilebilir), istanbul’un en güzel lokantaları keşfedilecek, gülümsemekten vazgeçilmeyecek, erhan ihmal edilmeyecek (gerektiği kadar görüşülecek), eylül’ün gelme ihtimaline karşı ev her daim tertemiz tutulacak, spor yapılacak, sigara azaltılacak, onun çevresindeki insanlarla kaynaşılacak ve eğer tehdit unsuru olan adamlar varsa gereken yapılacak, her akşam evine bırakılacak, ailesiyle tanışmaya

edgar allen poe – bütün hikayeleri

Adı en çok kötüye çıkmış talihsizlik bile eninde sonunda felsefenin yorulmak nedir bilmez cesaretine boyun eğer – tıpkı en inatçı şehrin bir düşmanın ardı arkası kesilmez saldırılarına boyun eğmesi gibi. Kutsal kitapta yazdığına göre, Salmanezer, Samaria’nın önünde üç sene beklemiştir; ama sonunda şehir düşmüştür. Sardanapalus ise -bkz. Diodorus- Ninova’nın önünde yedi sene beklemiştir; ama boşuna.