Etiket: grindcore

biquette’i kaybettik, başımız sağolsun

biquette

biquette fransanın dordogne nehri vadisi taraflarındaki küçük bir yerleşim yeri olan mauriac’daki süt üretim tesisinde geçirdiği 5 yıllık hayatından sonra kaçmayı tercih eden keçimiz. kendisinin kaçtıktan sonra bir konser alanına sığındığı söyleniyor. zamanla konser kitlesiyle kaynaşan, tütün ve alkollü bir yaşam tarzı benimseyen biquette 5 yıldır bir işgal evinde yaşantısına devam ediyordu. fakat geçtiğimiz günlerde aldığımız acı bir haber ile yıkıldık; maalesef bilinemeyen bir sebepten dolayı kendisi hayatını kaybetti. normalde keçilerin 20 yıl kadar yaşaması gerekirken muhtemelen alkolün etkisiyle genç yaşta hayata gözlerini yumduğu gerçeğiyle; merhuma tanrısından rahmet, ailesine, yakınlarına ve sevenlerine sabırla başsağlığı diliyoruz.

kendisini son katıldığı grindcore konseri ile analım;

kuaför cengiz

kuafor cengiz

sekiz senenin birikimi iki kelimeyle adını bulmuş oldu… 8 sene uğraş, 8 sene vahşet, 8 sene kriz, 8 sene dehşet, grevler, politika, saçmalık… tabelaya bakıp birbirimize döndük. aynı anda ”kuaför cengiz” deyiverdik. her şey böylece devam etti…

kuaför cengiz 1992 yılında kurulmuş ilk t.c.g.c.(türkiye cumhuriyeti grindcore) grubu. ekip albayrak-gitar&vokal, çaykur-bas&vokal, fatih davul’dan oluşuyor. bir müzik grubunun sahip olabileceği en güzel isimlerden biri de kendilerine ait kanımca. 1999 yılında çıkardıkları istanbul hatırası adlı demo albümden sonra dağılıyorlar. kısa ömürlü bir grup olmasına rağmen grindcore piyasasında etkileri büyük. kayıtları leş dediğimiz tarzda, müzik yeterince sert ve gülmek için birebir.

bir gün bir minibüse binin. fatih’ten küçükköy’e kadar gidin. siz de binlerce kuaför cengiz şarkısı bulabilirsiniz. bunun en güzel zamanı mart ayıdır. fatih’te kardeşliği konuşalım.

siyah beyaz, şaban abi’nin çay bahçesi, fatih’te kardeşlik var, 5 vakit coca-cola gibi şarkılarıyla gönüllerde taht kurmuş kuaför cengiz’in demosunu indirirken vokali albayrak ile yapılmış röportajı okuyabilirsiniz. siyah beyaz’dan mütevellit o şarkının lirikleri de sosyeteden hediye. ne de olsa yine kriz durumundayız.

istanbul hatırası . 1999

1. intro – çobansız koyunlar
2. mc türkiye gibisi yok
3. şaban abi’nin çay bahçesi
4. eczane limon
5. hamurdan kabızlar
6. yine kriz durumundayız
7. the smokie is great
8. 666. hükümet
9. siyah beyaz
10. fatih’te kardeşlik var
11. vinç
12. 5 vakit coca cola
13. atomik hurdacı

download . kuaför cengiz ~ istanbul hatırası

kuaför cengiz . myspace
kuaför cengiz röportajı

siyah beyaz

inönü
smoke above the dardanelles
smell of war still in our brains
1903 we come from dust
dawn of a new age

siyah beyaz
been so long but now we can fly
soon the jackals will be ceased
no longer servants of your master
no longer victims of your feast

kara kartal
the moon and star bound long ago, in disgrace.
celestial essence now ascends
to free them of their chains.
below, a lone wolf howls, “türk asla yenilmez”.
now your tyranny will end.
come to our merciful kingdom
bayern, leeds, a.c. milan
see the meaning of truth
piç avrupalı takımlar.

 

sakatat / semih

sakatat

semihle yıllar evvel ankarada bir hardkor/pank konseri sırasında malaz onur (selam olsun) vesilesiyle tanışmıştık. benimle birlikte bu tarz konserlerde çay içebilen tek insan olarak göze batan semih ve sakatat‘ı sanaldan paslaşmalar dışında ilk kez 2009 temmuzunda kemancı’da vuku bulan noizine festte (bakın fotoğraf çekmişim) canlı izleme fırsatı buldum. konser öncesinde geçen sessiz sakin diyaloglarımızın ardından sahne almalarıyla birlikte, ben “ne oluyor lan” diyene kadar 8 şarkıları bitmişti.

sakatat’a raw / oldschool grindcore grubu diyebiliriz sanırsam. uç noktalarda bir müzik, uç noktalarda bir gürültü. 2005 yılından beri aktifler. türünün sağlam gruplarıyla splitleri mevcut. yazları avrupa’da turne yapıyorlar. sitelerinden indirebileceğiniz diy plakları mevcut. bir ton konserde müziklerini icraa ediyorlar. her zaman mazlumdan yanalar. özetle güzel işler yapan, pek güzel insanlar. ben semihe sordum, o bööööaaaaarrrrghh dedi.

kimdir?
Onurcan (teller), Kayar (sopalar) ve Semih (gırtlak)

neden?
%66,6 gürültü sevgisi + %22,2 ifade etme ihtiyacı + %11,2 çünkü yapabiliyoruz.

düşlerlerde ne var?
Sermayeyle çok içli dışlı olmadan konser yapılabilecek mekanlar ve daha “farkında” bir kendin-yapçı Türk punk/hc/grind/metal dinleyicisi olabilir. Lakin “düş” demek fazla dramatik olur sanırım.

ne yapmalı?
Daha az şikayet edip daha çok çaba sarfetmeli, dayanışmalı.

ilham verenler?
Eski NAPALM DEATH, SIEGE, S.O.B., EXCRUCIATING TERROR, WARSORE, PROPAGANDHI, AGATHOCLES, FEAR OF GOD, ASSUCK, SORE THROAT, alkol ve dahası.

ne okuyalım?
Şuan aklıma gelenler: Profane Existence eski gazete formatına geri dönmüş, yeni sayıda çok klas MDC söyleşisi falan var. Çok güncel olmamakla birlikte, Almanya’dan Mystical Music (eski tarz death metal ağırlıklı), Yunanistan’dan Mountza (MRR ayarında) ve Polonya’dan Dropout’un (grind/fastcore ağırlıklı) son sayıları da fena değil. Ayrıca henüz okumadım ama yeni Short, Fast & Loud da bayağı kalifiye bi’ sayı olmuş gibi.

ne dinleyelim?
Listeyi daraltmak adına daha güncel olan yayınlardan bahsetmek gerekirse, şuan aklıma gelenler:

  • LYCANTHROPHY “Aynı” LP (Çek grindcore/powerviolence, muhtemelen geçen yılın en iyi işi!)
  • KALASHNIKOV “Living In A Psycho-chaos Era” CD/LP (Hanım vokalli İtalyanca punkrock, son yıllarda en keyifle dinlediğim gruplardan)
  • EXCRUCIATING TERROR “Expression Of Pain” LP (Grindcore klasiği. Nihayet yeniden basıldı.)
  • WINTER “Into Darkness” LP (Muhtemelen gelmiş geçmiş en iyi doom işi. Yakında yeniden basılıyor.)
  • DISPEPSIAA/VIOLENT GORGE Ortak 7″ (Brezilya’dan WARSORE tarzı grind + Kanada’dan leş grind!)
  • WARSORE/AUTORITAR Ortak 10″ (Geçen günlerde 12″ olarak yeniden basıldı.)
  • Onurcan’ın tavsiye edeceğini tahmin ettiklerim: ICTUS “Imperium” LP.
  • Kayar’ın tavsiye edeceğini tahmin ettiklerim: ICTUS “Imperium” LP.

ne izleyelim?
Çok güncel değil ama sizin sayfayı okuyanların beğeneceğini tahmin ettiğim “La Escana”yı tavsiye edebilirim. TROPIEZO elemanlarının hazırladığı, Porto Riko punk piyasasıyla ilgili çok osurtmayan fakat keyifli bi’ DVD belgesel. Eski gruplar ve uyuşturucuyla ilgili kısınlar biraz “Türkiye’de Punk ve Yeraltı Kaynaklarının Kesintili Tarihi” kitabında okuduklarımı hatırlattı bana. şu kısamsı film de çok klas, oynayanlardan bazıları arkadaşlarımız tesadüfen: http://vimeo.com/16943811

bize ne sorarsın?
Etilen fanzin niye bitti?
<etilen>tamamiye bitmiş olsa bu yazıyı yazarmıydık</etilen>

<etilen>bu soruyu kendin sorup, kendin cevaplar mısın?<etilen>
Neden fanzinler webzinlerden daha iyidir?
Çünkü fanzin yapmak ve dağıtmak çok daha fazla emek gerektirir. İnsanlar ancak çıkaracakları ürüne güvendikleri zaman bu zahmete katlanırlar, dolayısıyla çıkan fanzinin, hazırlaması çok daha kısa süren webzinlere oranla (istisnalar haricinde) daha okunur olması çok muhtemeldir. Boktan fanzinler yok mudur? Vardır, lakin her boktan fanzin için en az 10 tane daha boktan webzin vardır. Sıçarken okunulabilmesine ise hiç değinmiyoum bile. İlgin için sağ ol!

sakatat grindcore!