Etiket: gösteri toplumu

doğru.

Gerçek anlamda altüst edilmiş dünyada doğru, bir yanlışlık anıdır.”

Guy Debord – Gösteri Toplumu (La Société du Spectacle, 1967)

gösteri

bu yüzyılın iğrenç dilini kullanmak zorunda mıyız? gösteri öncelikle kendi hiçliğinin girdabında dönen imajların karmaşası olarak ortaya çıkar. işte bir siyasi lider. işte daha iyi saçlı bir lider. işte çin’de bir deprem. işte yeni bir akıllı telefon. işte yeni film için bekleyen kalabalık. işte yemek için ayaklanan kalabalık. işte şirin bir kedi. işte bir cheeseburger. hepsi bu göründüğü kadar olsaydı, birileri bunları daha iyi bir ücrete diğerlerinin ekranına yükleyebilirdi. ama gösteri imajlardan ibaret değildir. gösteri medya için sadece başka bir isim değildir. debord: “gösteri imajların bir toplamı değildir; hakikaten, o insanlar arasında imajlar yoluyla aracılık yapan toplumsal bir ilişkidir.” burada yapılması gereken imajlar tarafından dikkatin dağılmasının engellenmesi değil, bu toplumsal ilişkinin doğasını soruşturmaktır.

mckenzie wark

durumcu manifesto

Varolan çerçeve, teknolojinin karşı konulamayan gelişimi ve bunun anlamsız toplumsal yaşamımızdaki olası kullanımlarının [yarattığı] hoşnutsuzlukla birlikte gün be gün artan yeni beşeri kuvveti boyunduruk altına alamaz.

Bu toplum içerisindeki yabancılaşma ve tahakküm, bir dizi başka şekiller arasında dağıtılamaz, ancak bizzat bu toplumun kendisi tarafından toptan reddedilebilir. Bugünkü çok-biçimli krizin devrimci çözümüne kadar tüm gerçek ilerleme açıkça askıya alınmıştır.

Gerçekten de [özgün bir şekilde] “üretimi üreticilerin özgür ve eşit birliği temelinde yeniden örgütleyen” bir toplumdaki yaşamın örgütsel perspektifleri nelerdir? Çalışma, üretimin otomasyonu ve hayati malların toplumsallaştırılması yoluyla dışsal bir gereklilik olarak giderek azalacaktır –ki bu, en sonunda, bireye tam bir hürriyet sağlayacaktır. Böylece, tüm ekonomik sorumluluklardan, geçmişin ve diğer insanların tüm borç ve sorumluluklarından kurtulmuş olan insanoğlu, ücretli çalışma ölçüsüne indirgenmesi imkansız olduğu için paraya çevirilemeyen yeni bir artık değer üretecektir. Her insanın ve tüm insanların hürriyetinin güvencesi, oyunun ve özgürce inşa edilmiş yaşamın değerindedir. Bu civelek eğlencenin gerçekleştirilmesi, insanın insan tarafından sömürülmesinin son bulmasıyla güvence altına alınan yegane eşitlik çerçevesidir. Oyunun özgürleşmesi ve onun yaratıcı otonomisi, dayatılan çalışma ile edilgen boş zaman arasındaki eski işbölümünün yerini alacaktır.

Kilise, halk kutlamalarında korunan ilkel civelek eğilimleri bastırmak amacıyla sözde cadıları zaten yakmıştır. Gayri-katılımın [non-participation] berbat kalp-oyunlarını üreten varolan hakim toplumda, gerçek sanatsal faaliyet zorunlu bir şekilde bir suç olarak sınıflandırılır. Bu kısmen gizlidir. Skandal biçiminde ortaya çıkar.

Peki gerçek durum nedir? Bu, tamamen insan varlığıyla provoke edilen daha iyi bir oyunun gerçekleşmesidir. Tüm ülkelerin devrimci oyuncuları, günlük yaşamın tarihöncesinden ortaya çıkışını başlatmak için S.I.’da [Durumcu Enternasyonal] birleşebilirler.

Şu andan itibaren geçerli olmak üzere, varolan siyasi ve sendikal örgütlenmelerden bağımsız olarak (çünkü, biz, bunların halihazırda varolanın idaresinden daha başka bir şey örgütleme kapasitesine sahip olduklarından şüpheliyiz), yeni bir kültürün üreticilerinin otonom örgütlenmesini öneriyoruz.

Bu örgütlenme ilk kamusal kampanyasına yönelik başlangıçtaki deneysel aşamayı geride bıraktığı andan itibaren, bu örgüte atfettiğimiz en acil amaç UNESCO’nun ele geçirilmesidir. Dünya düzeyinde birleşmiş olan sanatın ve tüm kültürün bürokratikleşmesi, eklektik bir korumacılık ve geçmişin yeniden üretimi temelinde dünyada bir arada varolan toplumsal sistemlerin karşılıklı derin ilişkilerini ifade eden yeni bir fenomendir. Devrimci sanatçıların bu yeni koşullara karşı hamlesi yeni türde bir eylem olmalıdır. Kültür yönetimini tek bir yapı içerisinde toplayan bu yoğunlaşma komplocu [putsch] ele geçirmeyi tercih ettiği için; ve kurum, bizim yıkıcı perspektifimiz dışında herhangi bir anlamlı kullanımdan yoksun olduğu için, bu aygıtın ele geçirilmesini çağdaşlarımız önünde meşru görüyoruz. Ve onu ele geçireceğiz. Uzun bir talepler dizisinin aydınlatılmasında en önemli [iş] olduğu ortaya çıkacak olan bu işi hızla yerine getireceğimizden emin olduğumuz için, yanlızca kısa bir zaman için olsa dahi UNESCO’yu ele geçirmeye kararlıyız.

Yeni kültürün temel özellikleri ne olacaktır ve eski sanatla nasıl karşılaştırılacaktır?

Gösteri [spectacle] karşı, gerçekleştilen durumcu kültür topyekün bir katılımı işin içine sokar.

Korunan sanata karşı, yaşanan anın derhal örgütlenmesidir.

Parçalanmış [particularised, birbirinden tamamen ayrı, her biri kendine özgü ve özel olarak görülen] sanata karşı, bu, kullanılabilir tüm unsurlarla her an ilgili olan, küresel bir pratik olacaktır. Tabiatiyle, bu, hiç şüphesiz ki anonim olacak bir kolektif üretime meyledecektir (en azından işlerin artık metalaşmaması ölçüsünde, bu kültür arkasında izler bırakma gereğinin hakimiyetinde olmayacaktır.) Bu deneyimlerin asgari önerileri, davranışta bir devrim ve –tüm gezegene yayılma, ve bunun da ötesinde yaşanılabilir tüm gezegenlere yayılma yetisine sahip olan– dinamik üniter bir şehirciliktir.

Tek yönlü [unilateral] sanat karşısında, durumcu kültür bir diyalog sanatı, bir etkileşim sanatı olacaktır. Bugün, –tüm görünür kültürüyle– sanatçılar, tıpkı rekabet nedeniyle birbirlerinden koparıldıkları gibi, toplumdan tamamen koparılmışlardır. Ancak sanat, kapitalizmin bu açmazıyla karşı karşıya iken, buna tepki olarak temelde tek yönlü kalmıştır. İlkelciliğin bu içine kapalı döneminin üstesinden tam bir iletişimle gelinmelidir.

Daha ileri bir aşamada, herkes bir sanatçı, yani bütün kültür yaratımının ayrılmaz bir üreticisi-tüketici haline gelecektir; bu ise doğrusal yenilik kriterinin hızla dağıtılmasına yardım edecektir. Eğilimlerin, deneyimlerin veya radikal şekilde farklı “okulların” çok-yönlü –birbiri ardına değil, eş zamanlı– patlamasıyla, tabiri caizse herkes bir durumcu olacaktır.

Tarihsel olarak zanaatların en sonuncusu olacak şeyi resmen başlatacağız. Amatör-profesyonel –uzman karşıtı– bir durumcunun rolü, yine de –sanatçıların kendi yaşamlarını inşa etmeyi sonlandırmamış olmaları anlamında– herkesin “sanatçı” olduğu ekonomik ve zihinsel bolluk noktasına gelinceye kadar uzmanlaşmadır. Ancak, tarihin son zanaatı, kalıcı bir işbölümü [uzmanlaşma] olmadan topluma o derece yakındır ki, SI içinde ortaya çıktığında, zanaat olarak statüsü genellikle reddedilir.

Bizi doğru dürüst anlamayanlara, küçümsenemez bir aşağılamayla şunu söylüyoruz: “Belki de yargıçları olduğunuza inandığınız durumcular, bir gün gelecek sizi yargılayacaklar. Tüm biçimleriyle yoksunluk dünyasının kaçınılmaz tasfiyesi olacak o dönüm noktasını bekliyoruz. Bunlar bizim hedeflerimizdir, ve bunlar insanlığın gelecekteki hedefleri olacaktır.”

17 Mayıs 1960

gösteri toplumu üzerine bugüne dek yapılmış eleştirilerin -lehte ya da aleythe- reddi

etilen sosyete yayınları – 2 / guy debord / çeviri m.
fazla söze gerek yok. buyrun ve okuyun;

gösteri toplumu üzerine bugüne dek yapılmış eleştirilerin -lehte ya da aleythe- reddi

guy debord . gösteri toplumu

Fransızca 3.baskı için okurun dikkatine;

Gösteri Toplumu ilk olarak Kasım 1967 de Paris’te yayımlandı. 1968 olayları kitabın tanınmasını sağladı. Şimdiki baskı da 1967 baskısının kelimesi kelimesine aynısı olarak kaldı.

Böyle bir eleştirel teori değiştirilmemelidir; ilk kez bu teorinin doğru bir şekilde tanımladığı uzun tarihsel dönemin genel koşulları çürütülmediği sürece bu teori değiştirilmeden kalmalıdır. 1968 mücadeleleri esnasında ulaşılan en aşırı konumun ne olduğuna ve dolayısıyla da daha 1968 de neyi bilebileceğimize tanıklık etmektedir. O dönemin en enayileri bile o günden bugüne bütün yaşamlarındaki düş kırıklığı sayesinde; “yaşamın görünür hale gelmiş yadsınması”nın, “meta-biçimine bağlı nitelik kaybı”nın ve “dünyanın proterleştirilmesi”nin ne anlama geldiğini anlayabilmişlerdir.

Bu kitabı, gösteri toplumuna bilinçli bir şekilde zarar vermek amacıyla yazıldığını göz önüne alarak okumak gerekir. Bu kitap asla abartılı bir şey söylemedi.

Guy Debord
30 Haziran 1992

gösteri toplumu
ayrıntı yayınları
çeviri: ayşen ekmekçi, okşan taşkent
istanbul . 2012
256 sayfa
978-975-539-016-1

guy debord . gösteri toplumu download (.pdf)

ege üniversite’sinde altkültür günleri

Ege üniversitesi Sinema Topluluğu ve Şiir Topluluğu’nun ortaklaşa düzenlediği ve Altıkırkbeş Yayınları’nın desteğiyle gerçekleşecek olan etkinlik 3-4 Mart tarihlerinde Ege Üniversitesi kampusündeki Kültür Sanat Evi’nde yapılacak.

Dada, Sürrealizm, Beat, Punk, Siberpunk, Sitüasyonizm gibi alt kültür kavram ve kuşakları üzerine sunumların yapılacağı etkinlikte ayrıca, çeşitli gösterim ve performanslar da izleyicilerle buluşacak. Film gösterimi, konser, stencil atölyesi ve çeşitli şiir performanslarıyla renklenecek olan konferans, spontane gelişen bir durum şenliği olma amacı taşıyor.

KATILIMCILAR:

Rafet Arslan
1972 İzmir doğumludur ve Eylül adında bir kızı vardır. Son terk ettiği bölüm iktisattır. Albemuth Bilimkurgu, Düzensiz Alternatif Kültür/Sanat mecmuası’nı çıkarmış; metinleri Cey, Siyahi, Milliyet Sanat, Karakalem, Kadıköy Underground Poetix dergilerinde yayımlanmıştır. Bilimkurgu Öyküleri, Bir Bienal Bir Bilanço kitaplarında yer almıştır.

İnan Mayıs Aru
Ankara’da doğdu. Aralarında E.Ü. Sosyoloji bölümünün de bulunduğu bir çok bölümü bıraktı. Çeşitli çevirmenlik çalışmaları yaptı: Er-Tarih’e Karşı, Leviathan’a Karşı. Çeşitli dergilerde çevirileri yayımlandı. Altıkırkbeş Yayınları ve Kadıköy Underground Poetix dergisinde editörlük çalışmalarına devam etmektedir.

Şenol Erdoğan
1977 senesinde bugünkü Makedonya topraklarında yer alan eski Yugoslavya?da İştip?te doğdu. Simyanın Sinemacısı Jim Morrisson HWY ve Sinematografik Vizyon Notları Üzerine, Quantin Tarantino, Wim Wenders, Fransız Sineması, Garip Hareketi ve Beat Kuşağı kitaplarını yazmış; Sitüasyonist Enternasyonal, Dada Manifestoları, Mimar Wittgenstein, Risale-i Punk, Düş Makinesi, Sinema Manifestoları Sinemadan Videoya Görüntünün Yazılı Tarihi, Howl-Uluma, Charles Bukowski ve Beat Kuşağı kitaplarını hazırlamıştır. Şu anda Kadıköy Underground Poetix ve ALTIKIRKBEŞ YAYIN’da yayın yönetmenliğine devam etmekte Kadıköy?de yaşamaktadır.

Erinç Güzel
Bişkek’te doğdu. Eğitim hayatını Tükiye’de tamamladı. Punkla tanıştı ve müzik yazarlığına başladı. Yazıları Laneth ve NME Türkiye dergilerin yayınlandı. Türkiye’de gerçekleşen önemli konserlerde organizatörlük yaptı (Amon Amarth, Judas Priest, R.E.M. vs.).

Kerem Kamil Koç
1978 senesinde Brüksel’de doğdu. Latin dili edebiyatı ve Fars dili edebiyatı üzerine eğitim gördü. Hakemli hakemsiz dergilerde, fanzinlerde yazıları yayımlandı. Mc Kenzie Wark’ın Bir Hacker Manifestosu çalışmasına sunu hazırladı, hack kültürü ve sanat arasındaki bağlantılar üzerine çalışan Kerem Kamil Koç, 4 ayrı karşı-kültür web platformunun kurucu üyeliğini sürdürmekte, deneysel video işleri çekmekte ve bunları sergilemektedir. Kadıköy Underground Poetix dergisi sorumlu editörlüğünü yürütmekte, şu an “müstehcen” isimli sergi çalışması için çalışmaktadır.

Mehmet Ada Öztekin
İstanbul’da doğdu. Birçok video, klip ve film çalışmasında yer altı. Çalışmalarından bazıları: Devrim Arabaları (yönetmen yardımcısı), Gripin – Karışmasın Kimseler (klip yönetmeni), Cenk Taner – Ne Zaman Gitti Tren (klip yönetmeni), Uluma – kısa film (yönetmen), Bukranium – kısa film (yönetmen).

Oya Yalçın
Ankara’da doğdu. İstanbul Üniveristesi gazetecilik mezunudur. Çeşitli röportajları underground dergi ve fanzinlerde yayınlandı. 2007 tarihli Videoist sergisi oldukça ses getirdi. Kargart’ta çeşitli sergiler açtı, sunumlar yaptı. Halen Kargart’ta çalışmalarını yürütmekte ve Altıkırkbeş Yayınlarında çalışmaktadır.

PROGRAM:

3 Mart Salı

12.00 BOŞTA GEZER’İN ŞİİRİ

  • Rimbaud & Baudlaire – giriş

13.00 SÜRREALİZM

  • Sürrealizm nedir? – panel
  • Alfabetik Düşler – film gösterimi

14.30 DADA

  • Dadaizm Nedir? – panel
  • Dada Performans – performans

16.00 SOKAK SANATI

  • Stencil Nasıl Yapılır? – atölye

17.30 BEAT

  • Beat nedir? – panel
  • Uluma – film gösterimi

4 Mart Çarşamba

12.30 SİTÜASYONİZM

  • Sitüasyonistler kimdir? – panel
  • Gösteri Toplumu – film gösterimi

15.00 BALLARD – İÇ UZAY – SİBERPUNK

  • İç uzay ve bedenin dönüşümü – panel

16.30 PUNK

  • Punk nedir? – panel
  • Punk Tavrı – film gösterimi
  • Punk konseri
YER

Ege Üniversitesi Kültür Sanat Evi
Bornova Metro durağının 400 metre güney doğusu Yeşil Köşk arkası
Ege Üniversitesi Kampüsü / Bornova/ İzmir