Etiket: godspeed you!

Godspeed You! Black Emperor – G_d’s Pee AT STATE’S END!

İsmi bile heyecanlandıran oluşumlardan Godspeed You! Black Emperor ya da kısaca GYBE. Karanlıkta çalmayı tercih eden, şarkı söylemeyen, grup fotoğrafı çektirmeyen ve lideri olmayan bir grup. Vakti zamanında sahnede müzik yapmanın tek yönlü bir iletişim olduğu gerekçesiyle geçici olarak ayrıldıkları bir dönemleri de mevcut. Parçaların sözleri olmaması, anlatacakları bir şey olmadıkları anlamına da gelmiyor tabii, aksine çok fazla şey anlatıyorlar. En derinlere, oksijen tüpü olmadan daldırıyorlar.

Uzun zamandır beklediğimiz G_d’s Pee AT STATE’S END! isimli yedinci ve son albümleri de sonunda erişime açıldı. Kendi tanımlarına göre albüm hem sonu hem de başlangıcı beklemek hakkında. “Devletlerin bütün formalarının başarısız olduğu” bir dünyada yaşamak ve değişimin kaçınılmaz olması hakkında. GYBE dinleyicileri bilir ki parça bazlı yorum yapmaya ya da favori seçmeye gerek yoktur. Albüm bir bütündür ve kendini vererek, mümkünse kulaklık ile dinlenir. Geceye daha uyumludur. Doğru dikkat ile dinlendiğinde verdiği etkiyi yaşarken bu yazının daha anlamlı geleceği gerçeği de vardır.

Ölü-zamanlarda yaşıyoruz ve bizim tarafımız kazanmalı, kazanacak. Müzik ile yola koyulalım;

Godspeed You! Black Emperor – G_d’s Pee AT STATE’S END! – bandcamp

Dead Metheny

godspeed you! black emperor üzerine ilk yazımız değil basit bir arama ile görebileceğiniz gibi. son olmayacağını zaten biliyorsunuz. 2011 yılından bir konser kaydı. görselleri gözünüzden ayırmayarak dinliyorsunuz. zihinde nereye gittiğiniz size kalmış.

Coney adasıydı, Coney adasına dünyanın eğlence merkezi derlerdi.

Eşi benzeri yoktu, bütün dünyada, Coney adasının ben gençken.

Dünyadaki herhangi bir yere benzemiyordu, ve harikaydı. şimdi neredeyse hiçbir şeye benzemiyor… görüyorsunuz.

Ve, uh, her şeyin nasıl olduğunu hala hatırlıyorum zihnimde, ve … uh, bilirsin, çok kötü hissediyorum.

Ama dünyanın her yerinden insanlar geldi buraya… dünyanın her yerinden… buraya dünyanın eğlence merkezi derlerdi, dünyanın eğlence merkezi… buraya.

her neyse, görüyorsunuz, ben… uh… biliyorsunuz… ben, küçükken, ben küçükken Coney adasında kayboldum bile, ama beni buldular… buldular… sahilde.

Ve biz sahilde uyurduk eskiden, gecede kalırdık… artık insanlar yapmıyor bunu. devir değişti… görüyorsunuz.

artık sahilde uyumuyorlar.

çeviri: etilen

godspeed you! – BBF3

açılımı “blaise bailey finnegan the third”. slow riot for new zero kanada albümünün moya’yı takip eden ikinci ve son parçası. blaze bailey iron maiden grubunun solisti. şarkı da kendisiyle yapılan bir röportajın monologunu içeriyor. üşenmedik çevirdik, üşenmeyin okuyun.

 

pekala… niye böyle düşünüyorsun?

…pekala… ülkenin koşturduğu yönü sevmiyorum, bilmiyor musun, ve, eee … bu hemen hemen şiirimde yansıttığım şey. devlet… amerikan devleti – onlar alçak, onlar çok hilekar, onlar yalancı, onlar dolandırıcı, onlar sömürücü. demek istediğim, amerikan devleti, sistematik bir devlet .. kimsenin güvenemeyeceği. ben kendim onlara güvenmiyorum

ve ne kadar zamandır yazıyorsun?

ha?

ne kadar zamandır yazıyorsun?

dört yaşımdan beri.

bu tarz şeyleri çok yapıyor musun, yani, açık mikrafon önünde konuşmayı?

oh açık mikrafonlara bayılırım, buraya gelip mikrafon önünde konuşmayı çok seviyorum, kesinlikle.

genelde ne tarz tepkiler alıyorsun?

çoğunlukla, insanlar … genelde ne söylediğime katılıyorlar.

seninle konuşmadan önce kulak misafiri olduk… bugün aşırı hız yaptığın için mahkemeye çıktın…?

doğrudur.

peki, bize hikayeyi anlatmak ister misin?

evet, kesinlikle, hikayeyi anlatmamın benim için bir sakıncı yok. eee… bugün aşırı hız yaptığım için mahkemeye çıktım, ve hakime dedim ki, eee… “sana bir şey söylememe izin ver, ve dinle ve iyi dinle, bunu sadece ve sadece bir kere söyleyeceğim, ben hiçkimse için kendimi tekrarlamam” dedim. diyorum ki … “buraya aşırı hız cezamı ödemeye geldim, senin derslerini dinlemeye ve bir saat ağzını çalıştırmanı duymayı gelmedim.” diyorum ki “buraya aşırı hız cezamı ödemek için geldim … ve buraya para cezamı temizlemeye ve işime siktir olup gitmeye geldim” hakim diyor ki “benim mahkemem de böyle konuşamazsın, mahkemeye karşı hakaret ediyorsun” sonda dedim ki… hakime dedim ki “eğer yapabildiğinin en iyisi buysa, senin için üzgünüm” dedim ki “neden bir kere o amcık ağzını kapatmıyorsun ve dinlemiyorsun” dedim ki “herhangi bir bok alacak değilim” dedim ki “daha önce de söylediğim gibi para cezamı ödeyeceğim” lanet olası hakime doğru yürüdüm ve 25 dolarımı eline verdim ve diyorum ki “al işte benim param, ben şimdi gidiyorum”
ve böylece mahkemeyi bıraktım…
… sonra, çıkmadan önce, arkamı döndüm ve hakime dedim ki “kim olduğumu söylemek için burdayım ve sana karşı dürüst olacağım” dedim ki “eğer senin beni suçlamaya çalıştığın gibi yollarda tehlikeli olduğumu düşünüyorlarsa, ilk ceza aldığımda ehliyetimi elimden almayacaklar mı? evet alacaklar. ve hakim dedi ki ‘evet, doğru söylüyorsun’ devam etti ‘sesini yükseltmene gerek yok’ dedim ki “sesini yükseltme?” diyorum ki “sesimi yükseltmeye her türlü hakkım var” diyorum ki “bunun için bir sikim yapamazsın, çünkü kendimi mahkemede ifade ediyorum, ve sen bu yüzden hiçbir şey yapamazsın. tanrı olduğunu düşünüyorsun çünkü cübben var ve insanları 20 yıllığına lanet olası deliğe tıkabiliyorsun? pekala öyle değilsin.”
ve böylece mahkemeyi bıraktım…

yürüyüp gittin mi?

evet gittim… hukuk sistemini sevmiyorum, devletin sistemini sevmiyorum, polisleri sevmiyorum, bu ülkenin devletiyle ilgili herhangi bir şeyi sevmiyorum. sadece sevmiyorum, çünkü … onlar alçak, söylediğim gibi – onlar alçak, onlar çok hilekar, onlar yalancı, onlar dolandırıcı, onlar insanları sömürüyor. bu amerikan devleti sizin için. amerika bir üçüncü dünya ülkesi, ve insanlar bunun farkına varmıyor… ve bence bu çok üzücü bir durum, insanlar kendi ülkelerini üçüncü dünya ülkesi olarak görmüyor, üçüncü sınıf, üçücü sınıf gecekondusu.

pekala, herhangi bir silahın var mı?

evet, var. uzun menzilli harekat tüfeğim var, 12 kalibre çifte fişekli tüfeğim var, standart tüfeğim var, standart bir av tüfeğim var, 9 milimetrelik silahım var, 357, 45’lik tabanca, 38’lik özel, ve, eee, m-16 tam otomatik hareket tüfeğim var.

olayların daha kötü olmadan düzeleceğine inanıyor musun?

imkanı yok. herşey çok daha kötü olacak ve daha kötü olmaya devam edecek. dediğim gibi, amerika olduğu gibi bir üçüncü dünya ülkesi ve … ve olmaya devam ettiği gibi biz basitçe umutsuz bir durumdayız.

2003 yılında bu ülkenin nasıl bir şeye benzeyeceğini düşünüyorsun?

biliyorsun, sana doğruyu söyleyeceğim – size karşı bir şey değil beyler, fakat bu soruyu cevaplamak istemiyorum… benim bir düşüncem bile yok bu konuda bu… bu insanlık dışı.

gelecek olan şey için hazır mısın?

hazırım her zaman olacağım gibi

bir çok insan değil

küçük bir söylem var… nesiller boyu gelen…

devam et

herhangi birinden herhangi bir zamanda gelebilecek herhangi bir şey için hazır ol, hiçbir boka batma, her zaman olduğun yerde kal. insanlar bana doğru gelmek ve konuşmak isteyecekler – ne olacak biliyor musun? onlar siktimin penceresinden aşağı atacağım… bir kerecik bile olsun düşünmeyeceğim.

rica etsek şiirinizi bize ezberden okuyabilir misiniz?

katiyen, bir neden göremiyorum… neden yapamayacağımı göremiyorum .

insanlığı tehdit eden ölümcül bir virüs var
son teknoloji ürünü değil, ciddi bir zihnin ürünü
soyguncuların, arkadan bıçaklayanların, iki yüzlü elitlerin
topluma bir tehdit, sosyal bir hastalık
kötümser, bir ilgisizlik – fırsatçılık düzeni
sosyal çürümenin başlangıcını izlemek
hayatın kargaşasını zevkle seyretmek ve küçümsemek
kendi öz saygını kemirmek
söylüyor olabileceğin her kelimeye saldırmak
birinin zihnine saldırmak sosyal bir hastalıktır
anayasa, devlet, sıkıyönetim düzeni
el sallarken yüzeysel bir şekilde gülümsemek
arkanı döndüğün anda ihanet planlanmıştır
her iyi şey yok olduğunda
devletlerin tarafından, anayasaların ve onların yalanları tarafından
ve güvende olduğunu düşündüğün her zaman
ve arkanı dönüp giderken
biliyorsun ki onlar bıçaklarını keskinleştiriyorlar
hepsi zihninde
hepsi kafanda
ilişkilendirmeye çalış
hepsi zihninde
hepsi kafanda
bundan kaçmaya çalış
vicdan olmadan yok ediyorlar
ve bu onların zevk aldığı bir şey
hepimizin zihinlerinde olan bir hastalık onlar
gemiyi batırmak ve ayrılmak istiyorlar,
sana ve bana gülme biçimleri
biliyorsun bu her zaman oluyor
ama yalnızca senin zihninde oluyor
mahzendeki fareler onların kim olduğunu biliyorsun…
ya da biliyor musun?
sosyal çürümenin başlangıcını izlemek

vakit ayırdığınız için teşekkürler

çeviri: etilen

godspeed you! black emperor – nervous, sad, poor …

[ monolog – ölü bayrağın hüznü / “the dead flag blues” (intro) ]

[ bu monolog f#a#oo albümünün başlangıcında yer almaktadır; efrim’in son 5 yıldır üzerinde çalıştığı ve bitiremediği hapishane konulu tamamlanmamış bir filmden alınmıştır. ]

araba yanıyor ve direksiyonda bir sürücü yok
ve kanalizasyonlar binlerce yalnız intihar ile bulandırılmış
ve karanlık bir rüzgar esiyor

devlet yozlaşmış
ve  biz bir çok uyuşturucu kullandık
radyo açık ve perdeler çekilmiş

bu korkunç makinenin göbeğinde sıkışıp kaldık
ve makine  kan kaybediyor

güneş battı
ve  billboardlar pis bir şekilde bakıyor
ve  bayrakların hepsi direklerinin tepesinde ölü duruyor

şöyle oldu:

binalar kendi üzerlerine devrildi
anneler enkazdan çıkardıkları bebeklerini kucaklıyor
ve saçlarını yoluyorlar

ufuk çizgisi yanarken çok güzeldi
bütün bürkülmüş metaller yukarıya uzanıyor
herşey turuncu bir sise bürünmüş

“beni öp, güzelsin –
bunlar gerçekten son günler” dedim.

elimi tuttun ve biz içine düştük
hayaller ya da ateşlenmek gibi

bir sabah uyandık ve biraz daha aşağı düştük
eminim burası ölüm vadisi

çüzdanımı açtım
ve içi kan doluydu.

çeviri: etilen 

godspeed you! black emperor – mladic

ratko mladic, bosna savaşında birleşmiş milletler askerlerinin kontrolündeki srebrenitsa’nın kuşatılması emrini verdi. yaşları 12-77 arasında değişen yaklaşık 8 bin Bosnalı Müslüman, mladiç’in emriyle katledilerek toplu mezarlara gömüldü. 2011 yılında yakalandı ve lahey savaş suçları mahkemesine gönderildi. siz onu muhtemelen aşağıdaki sözlerinden tanıyorsunuz;

İşte 11 Temmuz 1995’te Sırp şehri Srebrenitsa’dayız. Büyük bir Sırp bayramı arifesinde iken bu şehri Sırp milletine armağan ediyoruz. Nihayet, yeniçerilere karşı ayaklanmasından sonra bu toprakta “Türkler”den intikam almamızın vakti geldi.