Etiket: göç

ulus devletlerin modası geçti

iklim değişikliği devreye girmeye başladıkça, gıda kıtlığı, kuraklık, savaşlar ve genelleştirilmiş jeopolitik karmaşa insanları eşi görülmemişler rakam dahilinde göç etmeye zorluyor. sınırlar aşınacak, kültürel farklılıklar azalacak, ulusal egemenliklerin etkisi azalacak, dinler ve ırklar hiç olmadığı kadar birbirine karışacak. bu durdurulamaz tek-dünya senaryosunun ortasında yer alıyoruz. bazıları için bu oldukça korkutucu, bazıları içinse rüyaların gerçek oluşu.

pazar ayinleri – 10. mektup

GÖÇ DÜŞLERİ ÜZERİNE

Etrafımı saran gerçekliğin sahiden ne kadar gerçek olduğunu anlamamı sağlayacak o zihinsel motorum çalışmaya başlamadan evvel eşyanın sınırlarının esnekliğini test etmemeliyim. Buruş kırış olmuş emekli (öğretmen – emekli öğretmen) teyzelerin tın tın gezdirdiği köpekleri ısırmaya çalışmamalıyım mesela. Bu iyi bir fikir değil. Sahiden. Değil. O an ne kadar parlak görünürse görünsün. Değil. O an ne kadar eğlenceli görünürse görünsün. Değil. O an ne kadar uhrevi görünürse görünsün. Değil. Ama yine de? Buradayken yani? Mithatpaşa caddesinden aşağıya doğru inerken. Kafam anaforken. Dinlerken kozmik boşlukta bağıra çağıra çiftleşen kertenkelelerin müstehcen öykülerini. Kıkırdarken kendi kendime ve sakallarımın arasında gezdirdiğim tüm diğer benlere. Kafamın arkasındaki delikten dışarıya dökülüyor kelimeler. Beyin kıvrımlarımın üzerine bağdaş kurmuş oturan bok suratlı ruh doktorunun kelimeleri bunlar. Biliyorum. Biliyorsun. Mithatpaşa caddesinden aşağıya iniyorsun. Aynı yoldan yıllar içinde hem de mümkün olan tüm ruh hallerinde geçince, yolla aranda tuhaf bir bağ oluşuyor, öyle değil mi? Biraz vıcık vıcık bir his. Sen halen burada mısın diye fısıldadığını duyuyorsun sokak lambalarının. Siktirin lan diye çiğniyorsun öfkeni dişlerinin arasında. Olmuyor ama. Horoz gibi kabarıyorsun binaların arasında, olmuyor. Olmadı. Olmayacak. Asla olmaz zaten, anlıyor musun? O yüzden saldırmıyor musun emekli (öğretmen – emekli öğretmen) teyzelerin tın tın gezdirdiği çirkin köpeklerine.

Döndüğünüzde anlatacak bir hikayeniz yoksa eğer ve huzur içinde uzun uzun yaşanacak kafalara uygun sahneler biriktirmemişseniz parmak uçlarınızda, yola çıkmanın manası yoktur. Kimseyi baştan çıkaramayacaksanız vizyonlarınızla. Korkutamayacak, kızdıramayacak, büyüleyemeyecekseniz. Sarhoş edemeyecekseniz. Halinize bakar mısınız? Kavramlar tarafından zehirleniyorsunuz. Bana inanın. Uzun, çok uzun zamandır zehirleniyorsunuz hem de. Kel kafalı iktidarsız profesörlerle fil işkembeli tüccarların havasız odalarından dışarıya taşan kavramlar. Güzelce ambalajlanmış, ışıltılı, ölümcül kavramlar. Eski hikayeleri unutturan, devasa kurutma kağıtları gibi ruhumuzun üzerine yapışıp tüm deliliğimizi emen kavramlar bunlar. Uzmanlaşma mesela. Uzmanlaşma nedir abiler? Biriniz izah etsin bana. Koca koca sertifikalarıyla silahlanmış bir yatırım danışmanının (yatırım danışmanı, hı?) bir avuç çiviyle bir neşeli çekici kandıramaması hep ürkütücü gelmiştir bana. Elleriyle çalışmayı unutmuş insanların kurguladığı bu gerçekliğin içinde dengeli hayatlar yaşamamıza imkan var mı sahiden? Bütün, ışıltılı, keyifli.

(daha&helliip;)

justseeds

justseeds 1998 yılında kurulmuş, merkezi bir yönetimi olmayan “artiz” kooperatifi. 24 sanatçının radikal, sosyal, çevresel ve politik kulvarda yaptığı baskı ve tasarım işlerini kapsıyor. ekip abd, kanada ve meksikada toplanmış ve kafa olarak aynı, çalışma tarzı ve iş yapış şekli farklı yaratıcı abi ve ablalardan oluşuyor. yaptıkları bu kolektif hareketin bir şeyleri değiştireceğine inanıyorlar. iş bu sebeple çeşitli işler üretip, adalet için yapılan mücadeleye destek atalım diyorlar. sanatçılar yaptıkları işleri satabiliyor. dükkanları ise oldukça geniş kapsamda albümlerden video çalışmalarına, kitap ve zine’lerden t-shirtlere, stencil baskılardan serigrafik baskıya kadar bir çok çalışma mevcut. kapsadıkları alanlar; ise anarşizm, ulaşım, insanlık tarihi, tasarım, çevre, hayvanlar, cinsiyet, eğitim, göç, işçi sınıfı, kapitalizm, media, kültür, hapishaneler, polis, sosyal hareketler, sokak sanatı, grafiti, savaş, militarizm. dükkandaki rakamlar biraz uçuk gelebilir. bu rakamın %50’si sanatçıya, %20-30’u organizasyon masrafları için kooperatife, kalanlar da projelere harcanıyor. bir para kazanalım hocam mevzusu yok. lafı fazla uzatmadan siteyi size bırakıyorum. tr’deki “artiz”lerimize ilham versin diyorum. inceleyin.