Sanal Oda

Yaşam odalarındaki insan kalabalığı sanallaşan yaşam iletişiminin bir mekanı. Gelişerek ileriye doğru giden iletişim kanallarımız sadece haber alma aracı tanımının dışına çıkıp eğlencenin, sanatın, kültürün devamında da güncel olup güncel kalmanın aracı ve kaynağı konumuna yerleştiler. Ayrılamaz bir parçamız. Metafor yok bu sefer. Düpedüz karşımızdalar. Kağıt, ses ve sonrasında görüntü. Sahip olduğumuz bu üç zemin,

Köpeğim, Ona Baktığımda Ölü Taklidi Yapıyor

Sıfırda. Mantık eser arada. Estikçe o gelir aklına: “Tekrar gider mi?” Yüzüne bakmadığı şeyleri Çekiştirdikçe tüm rengârenk papağanlar, Bozar tüm kurguyu birden kargalar. Bozdukları anda, şu geldi aklına: “Kargalar konacağı yeri bilir mi?” Kargalardan iğrenir sorsan öylece Ama şeytanı özler ve şeytanıdır onun kargalar. Tüm bunları temizler, temizleyemediğini sansürler ve tenhada bağırır kendine: “Belki de

İnsan Takıntısı

“Maymun nedir ki insanın gözünde? Bir kahkaha ya da acı verici bir utanç, insan da işte bu olmalı üstinsanın gözünde; bir kahkaha ya da acı verici bir utanç.” Friedrich Nietzsche, Böyle Diyordu Zerdüşt İlahî olmadığımız şimdi, bizi öz eleştiriden yoksun bir istikbale sürüklüyorsa bu bencilliğin meşrulaştırılmasıdır. Öyle ki ahlak bile dayanıklı kalamaz bu gücün ezici

Gerçek

gerçeği acı çekmekle yargılayan bir çağ bu. dünya’nın ruhunu övdü bir nesil. bir sonraki, yoksaydı bu ruhu. ve şimdinin nesli, bilmiyor varlığını dahi. venüs adına! oysa, iki göze sahipler ve iki kulağa, saygı duymuyorlar ne doğaya ne de antik olana. gerçeği acı çekmekle yargılayan bir çağ bu. lucifer’ın parlayışını övdü bir nesil. bir sonraki, reddetti

kafka okuduk

Bundan ötürü, önce gövdesinin üst bölümünü yataktan çıkarmayı denedi ve başını dikkatle yatağın kenarına doğru çevirdi. İstediğini kolayca yaptı da ve gövdesi genişliğine ve ağırlığına karşın, sonunda ağır ağır başın döndüğü yönü izledi. Ama başını en sonunda yatağın dışında, boşlukta tuttuğunda, bu konumda daha çok ilerlemekten gözü korktu, çünkü kendini böylece düşmeye bıraktığı takdirde, başını

Ateş

Beni delilikle itham edebilirsiniz. Haklı da çıkarsınız. Buna rağmen Yinede Ne yazık ki Bu gerçeği değiştiremezsiniz. Bu dümeni çevirenler bile senin benim gibi gönüllü tutsaklardır. Yalanı göre göre bile bile hemde. Yalnız (1) ortada tek bir yalan olsa (2) çoktan kırılırdı o çember. Arıtılmış suya kadar her şey yalan olunca inanın inanmamak elde değil. ( 1 ) – Belirtmeliyim ki – ( 2 )