Etiket: gandhi

arundhati roy – kapitalizm: bir hayalet hikayesi

hindistan denilince akla ilk gelenler insan nüfusu, kirlilik ve toplumumuzun bir türlü aklından çıkaramadığı ineklerin kutsal olması durumu. 1.2 milyar nüfuslu bir ülke ile ilgili sadece bunların ön planda olması kanımca ilginç olmak ile birlikte 4. sıraya özellikle çalışanların ve amerikan sitcomu takipçilerinin bir şekilde  tecrübe ettiği kapitalizm gelebilir. örneğin call center ya da IT sektörü için çalışanlar bilir ki konuştuğunuz bir kişinin 1 ay sonra o rolde olmaması gayet olağan bir durumdur. ucuz iş gücü cümle içerisinde kullanılacak ise en güzel şekli bu ülkeden örnekler ile olur.

arundhati roy da bu ilginç ülkenin belkide en iyi yazarı. booker prize aldığı küçük şeylerin tanrısı ile biliniyor ya da boyalı basın gandhi üzerine söylediklerinden sonra onu hindistan’ı karıştıran kadın diye tanıtmayı seviyor. biz ise kendisini hrant dink için ülkeye gelmesinden, duruşundan, netliğinden ve bir silah gibi kullandığı kelimelerinden dolayı takdir etmeye devam ediyoruz.

bu güzel insanın başta kapitalizm: bir hayalet hikayesi makalesi olmak üzere 7 makalesinin toplandığı bu kitabı okuduğunuzda da söylediklerimize hak vereceksiniz. pek tabii gelişmekte olan ülkeler listesinde elele olduğumuzdan yazdıklarının ülkemizde de farklı olmadığını görüp, hindistanı biraz daha tanırken aaa olay aslında sadece burada böyle değilmiş ana fikri ile de düşünmeye başlayabilirsiniz. bir haftasonu başlayıp bitireceğiniz kitaplardan.

Hindistan hükümeti, ABD ekonomi politikalarına tapıyor. Serbest Piyasa ekonomisiyle geçen yirmi yıldan çıkan sonuç, bugün Hindistan’un en zengin yüz kişisinin, ülkenin GSYİH’sinin dörtte biri kadar varlığa sahip olması; öte yandan nüfusun yüzde 80’den fazlası günde elli sentten azıyla geçiniyor. Açlık sarmalına sürüklenen 250.000 çiftçi intihar etti. Buna kalkınma diyoruz ve kendimizi süper güç zannediyoruz. Sizin gibi biz de yüksek niteliklere sahibiz, bizim de nükleer bombalarımız ve tiksindirici bir eşitsizliğimiz var.

Kapitalizm: Bir Hayalet Hikayesi
Arundhati Roy – Türkçesi: Çiçek Öztek
Sel Yayıncılık
2015, 106 sayfa
ISBN: 978-975-570-717-4

sivil itaatsizliğe çağrı

ingiltere yanmaya devam edip “şiddet” tartışılmaya devam ederken eylemin diğer bir eylem şekli de sivil itaatsizlik.  sivil itaatsizliğin tarihteki uygulamalarıyla ayrıntılı bir şekilde irdelendiği gilles luneau ve josé bové tarafından yazılan kitabımız da bu noktada güzel bir bakış açısı sağlıyor. kitap tanıtımı aslında içeriği yeterince özetliyor, biz de thoreau’yu unutmayak (“asıl problem sivil itaatsizlikte değil, sivil itaatliliktedir. vicdanını hükümet otoritesine teslim edenler felaket tehlikelidirler. unutmayın “körü körüne” teslimiyetçilerin olduğu yerde “derebeyleri” türer.”) okumanızı tavsiye ediyoruz.

Sivil itaatsizlik deyişini ilk defa, Amerikalı felsefeci ve şair Henri D. Thoreau 1849’da hükümete karşı kaleme aldığı bir metinde kullandı. Sivil itaatsizlik, insanlık tarihini hep en kritik noktalarda yönlendirdi, tarihin seyrini değiştirdi ve sonuçta hep yasaya karşı, ama sonradan aklanmış bir eylem biçiminin adı oldu. Gandhi ve Martin Luther King sivil itaatsizlik kampanyalarıyla tarihe yön verdi; kadınlar haklarını, siyahlar eşitliklerini sivil itaatsizlikle aradılar.

José Bové’yi genetik müdahalelerle tarımsal ürünleri bozan çokuluslu şirketlere açtığı savaşla tanıdık. Bu kitapta, Gilles Luneau’yla birlikte, sivil itaatsizliğin dünya tarihinde geçirdiği aşamaları ve bugünkü önemini anlatmaya çalışıyor: Kanunların ruhu; herkesin eşitliğini, kanun önünde kamu çıkarının esas olduğunu kabul ederek varolur. Eğer kamunun çıkarları yerine şahsi çıkarlar veya şirket çıkarları esas kabul edilmeye başlanırsa hukukun yeniden kamu yararını koruyan bir araç haline gelmesi için ne yapılabilir? Haksızlığa karşı barışçıl bir yöntemle örgütlenmek… Bové ve Luneau’nun kitapta etraflıca ele aldıkları sivil itaatsizlik, yasal olana karşı toplumsal vicdanın meşru kabul ettiği talepler için şiddete başvurmadan harekete geçmenin adıdır.

sivil itaatsizliğe çağrı
iletişim yayınevi
çeviri: ışık ergüden
264 s. ~ 14 x 20 cm.
istanbul . 2006
isbn: 9789750504174

ingilizlerin kaba kuvvet kullandıkları mutlak surette doğrudur ve bizim de aynı şekilde davranmamız mümkündür ama aynı araçları kullanarak ancak onların sahip olduğu aynı şeyleri elde edebiliriz. kabul edersiniz ki biz onu istemiyoruz. amaçlarla araçlar arasında hiçbir bağ olmadığı inancı büyük bir hatadır. eğer okyanusu geçmek istiyorsam onu sadece bir gemi vasıtasıyla yapabilirim; eğer bu amaç için bir araba kullanacak olursam hem araba hem de ben denizin dibini boylarız.

mahatma gandhi