Menü Kapat

Etiket: galatasaray (sayfa 1 / 2)

bedava lig tv izle

merhaba sevgili o veya bu şekilde digiturk çalışanı ya da ücretsiz maç izlemeye çalışan arkadaş. öncelikle maç izlemeye gelen vatandaşı fazla üzmeyelim, linkin burada mevcut değil. fakat maç saatinde google üzerinden arama yapmak yerine maçların yoğun olarak tartışıldığı forumlara ve sözlüklere göz attığın takdirde özel mesajdan çeşitli linklerin paylaşıldığını göreceksin. boşuna google ile uğraşma.

gelelim sevgili çalışana. biliyoruz sen de emir kulusun, yıl sonunda alacağın terfi ve maaş zammına bakıyorsun. yazacağın raporda şunları da içermeni tavsiye ediyoruz ve bir takım sorularımız var;

  • 321 milyon dolar ödeyerek süper toto süper ligi maç yayın haklarını satın aldığınızı belirtiyorsunuz. bu yüzden illegal yayın yapan vatandaşlara karşı savaştığınızı ekliyorsunuz. mevcut sistemin serbest piyasa olduğunu sanırım hatırlatmamız gerekiyor. siz ihaleye girdiğinizde arkanızda siz alın abi biz sizden satın alacağız diyen bir kitle yoktu. halkınızdan destek almadınız. danışmanlarınızın gazına bu kadar gelmeseydiniz. bu agresifliğinizin sebebi işlerin iyi gitmemesi olduğu biraz kampanyalarınızı erken başlatmanızdan belli.
  • dertleri o değil ki olayın yasallığı diyecekseniz, biz de farkındayız. fakat saçma sapan sansürleme yoluna gitmek yerine acaba biz nerede yanlış yapıyoruz diye düşündünüz mü? donan görüntü ve binbir zahmete rağmen vatandaş hala izlemeye çalışıyorsa ve sizden satın almıyorsa acaba fiyatlarımız mı sıkıntılı diye düşündünüz mü? digiturk web tv servisinin ücretlerinde düzenleme yaptığı takdirde emin olun kimse kalitesiz ve sıkıntılı ve kesilmeme garantisi bulunmayan sitelerden o maçı izlemeye çalışmaz. kendim ve etrafımdan genelliyorum.
  • o kadar para dökülmesine rağmen maç yayını içerisinde ekran görüntüsünü bozarak, oraya buraya sıkıştırdığınız reklamlar ile tüketicinizi hiç düşündünüz mü? tüketicinizin sizi neden beğenmediğinin farkında mısınız? sizin isteğiniz ile düzenlenen fikstür sizi yeterince tatmin etmiyor mu?
  • lafı fazla uzatmadan sadede gelelim. düşünülmesi gereken onlarca şey varken blogspot’u engelleyerek her şeyin çözüleceğini gerçekten düşünüyor musunuz? düşünüyorsanız yanılıyorsunuz, hala düşünüyorsanız interneti türkiye’de yasaklatın çünkü link paylaşımını durduramayacaksınız.
  • yasaklama başvurusunu diyarbakır’da yaparak büyükşehirlerde gelebilecek itiraz başvurularını engellemeye çalışmanız acizlik değil mi?
  • bu başvuruyu yapmadan önce google ile muhtemel çözümler için görüştünüz mü? adamlar biz illegal içeriği destekliyoruz mu dedi?
  • bu karar için şikayet başvurusu yaparkan sadece illegal dağıtım yapan siteleri mi listelediniz yoksa bütün blogspot mu dediniz? yasal olmayan içeriği kapattırmak ne derece saygılı, hangi kamuoyuna saygıyla duyuruyorsun?
  • zaten sevilmiyorsunuz, iyicene nefret edilir konuma geldiniz. isterseniz yeni bir araştırma yaptırın internet kullanıcılarını baz alarak.
  • ayrıca kusura bakmayın ama malsınız, olayın kamuoyuna yayılmasını sağlayarak dreambox ve web üzerinden maçların izlenebildiğini bilmeyen büyük bir kitleye bunu tanıtmış oldunuz.
  • ve siz tüketiciler; olayın çözümü basit. #blogumadokunma yazmanın yanında digiturk aboneliklerinizi iptal etmeniz yeterli bir cevap olacaktır.

online maç izle, spor toto süper lig maçları, izle, ücretsiz, canlı, lig tv, digiturk, beşiktaş, yayın, maç, galatasaray, fenerbahçe, derbi, bedava, beleş, izle, seyret, gör, öğren, digiturk naber?, niye hala okuyorsunuz? peki, trabzonspor, gol, izle, bursaspor, bedava, lig tv, hala mümkün.

alkış ve yuha

her alkışa bir yuha
17 aylık oldu ali bey ve benim torun
rüzgarı alkışlıyor
tutulan bir gümüş balığını alkışlıyor
önüne konan karpuzu alkışlıyor
kendi sesini alkışlıyor
dileğim o ki:
büyüdüğünde de çevresinde er geç dönecek boklukları da
aynı heyecanla yuhalasın yeri göğü inletircesine…

can yücel

ali şu an kaç yaşında ve ne kadar yuhalıyor bilmiyorum ama ülkede yuhalayanlar “şerefsiz”, “nankör”, “babasını bile bilmeyenler” olarak adlandırılıyor can baba. galatasarayın yeni stadının açılışında sadece bir devlet kurumunda görevli halbuki bayraktar vatandaşın vergileriyle sağladığı maddi desteği tayyip erdoğan’la para birleştirip yaptık kıvamında aktarırken “stad helal-i hoş olsun” dedi. bunu ıslıklayan taraftarın geldiği son nokta ise “protesto edenleri kameradan tesbit ettirip kombinelerini alacağız” oldu. demokrasi ile yönetildiği iddaa edilen bir ülkede herhangi bir şiddet kullanılmadan ıslıklamak bile caiz değilmiş bunu görmüş olduk.

ultraslan ve karabükspor başkanın yaptığı ekiki kıvamında açıklamalar ardından basının %95’nin “skandal”, “talihsizlik” olarak nitelendirmesi ise bizi şaşırtmadı. ortak nokta saygısızlık yapıldığı ve eleştirinin yanlış bir zamanda yapıldığı. galatasaray taraftarı birebirde tayyip erdoğan ve toki başkanlığıyla diyalog yaşayabilir kıvamda ve bize söylemiyorlarsa kendilerini kınıyorum. daha ilginç bir noktada başkanların istediği “müşteri” kıvamındaki bir kitlenin – sadece kombine sahipleri ve davetiyeliler gidebildi – protestosu. hani nerede sizin “müşteri her zaman haklıdır”, “markayı kurumlar değil tüketiciler oluşturur” mottonuz?

gelinen noktada problem artık sadece galatarasay taraftarının değil, yolu tribünden geçen bütün taraftarların problemidir. tribünde sadece ıslıkla bir şeyleri protesto edip küfürlere, tehditlere maruz kalıp, kameralardan gözaltına alınma, kombinenin iptal edilemesi ihtimaline sessiz kalmak rasyonel değildir.

bütün takımların taraftaları;
birleşin!

d.not: can yücel ile başlamışken, can yücel ile bitirelim. inci sözlük “can yücel gibi yazmayı öğretiyorum” başlığı akademik yayınlara ders nitelikte bir sosyal araştırma olmuş. şukularını veriyoruz.

hepimiz tekneyle geldik

bildiğiniz gibi medya maymunu okan bayülgen diskotava programında emenikenin fotoğrafını gördükten sonra şu cümleyi sarfetti; “ne bu ya, tekneyle gelen arkadaşlardan mı?”. üzerine de herhangi bir özür dilemeden saçmalamaya devam etti. tekrarlamaya gerek yok, ziyadesiyle kendi kalitesini ortaya koydu.

ardından ali atıf bir denilen şahıs ilkokul seviyesinde bir yazıyla RTÜK Pascal Nouma’yı engelle… diye yazdı. kimmiş bu adam diye baktığımda sıfatları “prof. dr., şovmen, reklam danışmanı ve köşe yazarı”. okuduğum en trajikomik yazılarından biri. şu tarz cümleler mevcut; “Adam gavurluğuna, zenciliğine bakmadan üç reklamda birden oynuyor, bir de yarışmada para üzerine para kazanıyor.”

basında bu tür örneklere alışığız, vakit zamanında “dingiltere” “bir baba hindi ingilizce bindi” “o. çocukları” manşeti atılabilen bir ülkedeyiz. cnn türk spor müdürü barış kuyucu twitter üzerinden niang ve dia için “beyaz atalarınızı da böyle paketlemiştik” yazabiliyor. ahmet çakar bey efendinin yine nouma üzerine “zenci” saçmalığı tekrarlansa şaşırmayacağımız hareketlerden.

tribünlerin de basından aşağı kalır yanları yok, detaylı araştırmadan ilk fırsatta aklıma gelen örnekler şöyle;
  • trabzonsporlu taraftarlarının, “ayağa kalkmayan ermeni olsun” tezahuratı, kendilerinin ayrıca ogün samast beresi yaklaşımları
  • elazığspor taraftarlarının, hrant dink’in malatyalı olması sebebiyle “ermeni malatya” diye bağırması
  • bursaspor taraftarlarının, diyarbakırspor maçında “pkk dışarı” söylemi
  • dönemin trabzonspor başkanı mehmet ali yılmaz’ın kendi oyuncusu kevin campbell’a “yamyam” demesi
  • galatasaray taraftarlarnın, sivasspor maçında “kahrolsun israil, orospu çocuğu balili” tezahuratı
  • yine bursaspor taraftarlarının alen’in ermeni olmasından dolayı inönü stadında dile getirdikleri “ermeni köpekler, beşiktaş’ı destekler” tezahuratı
    gibi…

işin daha da kötü tarafı bu olaylardan sonra yaşanan tartışmalara bakıldığında vatandaşın büyük çoğunluğunun “büyütülecek bir şey yok canım”, azımsanamayacak bir kısmının da “hakettiler” diyebiliyor olması (ermeni ve kürt meselelerinde). toplumun gözünde ırkçılık denildiğinde hala akla asmak, kesmek, öldürmek geliyor – “ee o kadar nazi filmi izledik”. asıl ırkçılığın gündelik hayatta farklı olana karşı tahammülsüzlük olduğunu ne zaman anlayabileceğiz merak ediyorum.

unutturmadan bu ülkede festus okey öldürüldü. arkadaşlarının topladığı parayla ülkesine gönderilen fotoğrafının üzerinde şöyle yazıyordu;

“festus okey: gidiyoruz. teşekkürler türkiye”

bazı şeyler ingilizce söylenince daha bir önem gösteriliyor ülkemizde artık, bize de o zaman “stay sharp” demek düşüyor.

one day in europe . 2005

avrupan’nın 4 ayrı köşesinde, futbol ortak parantezinde 4 ayrı hikaye. ortak parantezinde içine de galatasaray-deportive şampiyonlar ligi finalini iliştiriyoruz. film boyunca da re re re ra ra ra gassaray ile ultraslan sesleri bol bol geliyor kulağa; uefa kupası almanın getirileri madde I. 8 ayrı dil konuşuluyor filmde; her ülkenin ayrı tarzancası var bunu öğreniyoruz. sıcaklarda baymayan, keyifli bir film olarak yazdık zihnimize. yalnız filmin türkçeye çevrilmiş hali “avrupa’da bir gün; canım türkiyem” sopayla kovalamak lazım bunu çeviren adamı. bu süpersonik çeviriler bknz.(türkçeye saçma çevrilmiş film isimleri) bir noktadan sonra sinir bozucu oluyor.

one day in europe

en büyük taraftar

Fenerbahçe mi?
Galatasaray mı?
Beşiktaş mı?
Yoksa Trabzonspor mu?

Haydi futbolseverler… Turkcell Süper Ligi’de yer alan tüm takımların taraftarları…
Yıllardır sorulan sorunun cevabı bu sayfalarda yine sizin oylarınızla belli olacak.
Yapmanız gereken tek şey, tuttuğunuz takımı yazıp 2829’a mesaj atmak.
Bu anket sonucunda taraftarı en büyük olan kulüp ortaya çıkacak.
Anket 13 Şubat tarihinde sona erecek.
Sonuçlar her hafta salı günü Hürriyet Spor’da olacak.

süpersonik gazeteler sıfatı içinde her daim yer alan hürriyet, yıllardır arzuladığımız şeyi gerçekleştirmiş. en büyük taraftarı buluyormuş. metinde önce ilgi sıralarına göre dört büyükleri sıralayan gazete ulan diğer takımlarda atsın para kazanırız ekiki diye düşünerek işi futbolsevere çevirmiş ama hala turkcell süper lig’de kalmış. taraftarın büyük olması için takımın süper lig’de yer alması gerekiyormuş bunu öğrendik. yöntem yine mesaj yöntemi, iyi para geliyor sanırım bu işten vazgeçen çıkmadı henüz. tribüne takılıp şu olaya mesaj atacak bir tane adam tanımıyorum ama kullandıkları görsel de mesajı da vermişler; “ölesiye haykırdık, bir mesaj mı atmayacağız!”

hayat ne tuhaf gazeteler filan.

türk edebiyatında futbol

turgut çeviker hazırlamış. can yücel, nazım hikmet, rıfat ılgaz, aziz nesin, cemal süreya, islam çupi, enis batur … içerikli 50 kadar şair ve yazarın eseri mevcut. abidin dino’nun çizimleri ise ayrı bir güzel. okuması çok keyifli. her kütüphaneye lazım.

türk edebiyatında futbol

ayrıca, cemal süreya’dan babı hakkı yazısı, isteyenler;

Şükrü’nün köşe vuruşu. Top döne döne, hiçbir oyuncuya değmeden kaleye giriyor. Fenerbahçe kalecisi Cihat Umarsız. Gol! Dönem, Beşiktaş’ın ve “emsalsiz” Hakkı’nın dönemi. Ama o golden sonra Baba Hakkı’nın sahanın bir yerinde Şükrü’yü kıstırdığı görülür: “Atacaksan doğru dürüst gol at!” Kornerden doğrudan atılan golde bir raslantı rüzgarı da sezmiş olacak… Ya da niçin kızmışsa işte,

İkinci bir olay Hakkı Yeten’i daha iyi açıklar. Suat Mamak’ın tanıklığı: Suat Galatasaray’dan Beşiktaş’a transfer olmuş. Ama son bir şampiyona maçı var iki takım arasında. Suat’lı Galatasaray çok etkili bir oyunla Beşiktaş’ı yenip şampiyon oluyor. Maç sonunda Beşiktaş soyunma odasına giren Suat’a şöyle diyor Hakkı Yeten: “Çok iyi oynamasaydın buraya giremezdin.”

Vodina’lı Hakkı. Son tulumbacı.

Tehlikeli melek. Altın yürekli ve çıkarsız haydut. “Yenilmez Armada”nın azıcık boydan kısa kaptanı. Lise yıllarında birçok kez seyretme olanağı bulmuştum Baba Hakkı”yı. Fenerli olduğum için çok ürkerdim ondan. Gittiğim Hakkı”lı maçların hemen hepsini kaybettik. Taş gibi adam kalmış belleğimde. Kendisi de anlatır anılarında, futbolun yanı sıra barfiks, güreş, boks da yapmış. Ama asıl heybeti hızından, inanılmazı gerçekleştirebilmesinden geliyordu.

Granit amatör. Elini beline koydu mu karşısındakilerin işi bitik.

1910 doğumlu. Halıcıoğlu Askeri Lisesi”nin kart öğrencisi. 9. sınıfta profesyonel de oldu. Diyelim ki profesyonel. Transfer ücreti de şu: Sivil lise giderleri (tramvay bileti, vb) kulüpçe karşılanacaktı.

Baba… Doğan Koloğlu”nun “baba” kavramı için getirdiği yorum çok ilginç. Ona göre Hakkı Yeten”in “baba”lığı “şambabalığı ve parababalığının uzlaşmaz karşıtıdır.” Gerçekten Hakkı”nın “baba” sanında bir yiğitlik, bir özveri de saklı ki hemen hiçbir futbolcuya nasip olmamış. Beşiktaş takımının tarihsel görüntüsünü de açıklar. Daha neler var bu adda: Hocalık, şövalyelik, tok söz, kurumlaşmış ağabeylik… Daha, daha: Sıkı denetim, içinde ürkü bulunmayan saygı, son ânı hiçbir zaman gündemden düşürmeyen gizilgüç, uyluğuyla top alan bıçkınlık, şıklığı dışlamayan sert oyun.

Ve kahraman şımarıklığı… Tribünlerdeki aykırı gösterilere, hatta belki kimi zaman hakeme karşı donunu indirip orasını da gösterebilmiştir. Sarışın bayan gazeteciyi Şükrü Enişte”ye havale ettiğini sezdirmiştir. Ama “Baba” imgesindeki büyük karizma her zaman çirkin görünmesini önledi onun.

Baba Hakkı hem başkan, hem kaptan, hem oyuncuydu. Aynı zamanda da seyirci. Hakemin ürküttüğü tek futbolcu da o oldu sanırım.

Beşiktaş”ın Mao Zedung”u.

Beşiktaş”a ne kaldı ondan? Tek kişiden kalabilen en çok şey… Bugün, Fenerbahçe”yi zaman içinde var olmuş birçok oyuncuyu yan yana koyarak tanımlayabiliriz. Galatasaray”ı da. Beşiktaş”ı ise yalnız onu düşünerek de açıklayabiliriz. Bu bir olay. Mutlaka bir adı olmalı.

Bulaşıcı güç.

İkinci devrede 6 gol atarak ve attırarak bir maçı 6-3 alabilen kaptan.

Beşiktaş, sermayesi insan olan bir kulüp. O yarattı bunu.

Bir Recep, bir Mehmet Ali, bir Lefter, bir Can, bir Metin… Bunları tek tek sanatçılar olarak anımsıyor kişi.

Baba Hakkı ise bir kurum gibi, bir ordu gibi, bir okul gibi… Tuhaf şey, çok büyük buluyorum, ama tek başına düşünemiyorum onu. Maksim”den, Kristal”den, Novotni”den, başka eğlence yerlerinden çıkmazmış. O yanını ise hiç düşünemiyorum.

Şükrü”sünü bulmuş bir Hakkı benim için çok büyük şey.

Beşiktaş bugün gerçek bir spor kulübü. Galatasaray daha da sağlam bir spor kulübü. Fenerbahçe ise bir türlü kulüpleşemedi. Beşiktaş”ınkini burada biraz da Baba Hakkı geleneğine bağlayamaz mıyız? Beşiktaş”la özdeşleşen ad. Yöneticilik, genel kaptanlık, başkanlık ve onursal başkanlık da yaptı kulüpte. Kulübüne böylesine damga vurmuş başka sporcu var mı ülkemizde?

Kurtuluş Savaşı tadı var Baba Hakkı adında. O da var.

Şemsiyesi koskoca bir palto. Çok da uzun geliyor ona.

23 Nisan 1989

 

etilen sosyete . 2003 - 2018 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.