jonathan wilson – futbol taktikleri tarihi

elinizdeki kitap herhangi bir tarih değil. kişisel bir bakış da değil. daha ötesi… wilson futbol taktikleri tarihini geniş araştırmalar yaparak satır satır yeniden kurmuş. kaynakçanın kendisi, kapsayıcılığıyla başlı başına bir çalışma zaten. kaynakçadaki belli başlı kitapları okusanız futbol uzmanı kesilirsiniz. kitap bu özelliğiyle futbol taktikleri tarihi çalışmalarının temel metni olma özelliğini şimdiden kazanmış bulunuyor. bundan

pek milli takım

gündem malum fatih terim ve arda turan’dan geçilmiyor. biz de uzun zamandır tribün dolaylarında iki kelam etmemiştik. milli takım nedir, ne kadar millidir, temsil gibi kavramları ve felsefi boyutlarına da girebilirdik ama dünkü maça dair yazı görselinde kullandığımız fotoğraf gerçekten düşündürüyor. “türk milli takımı”nın öne çıkan güzelliği (belki de tek güzelliği) emre mor. kendisinin sevincinde

minik takım (l’equip petit)

Margatania F.C. 7 yaş altı minikler takımının oyuncuları kalelerinde 271 gol gördüler. Ancak son maçta bir gol atabildiler. Yine de çok eğlendiler, çok şey kazandılar. Miniklerin bu eğlenceli hikayesi, “minik takım” (l’equip petit) adlı 9 dakikalık bir kısa filmle anlatıldı. Filmin yapımcısı bunun bir kısa film olmadığını, yalnızca çocukların aileleriyle ve yakın dostlarla paylaşmak için

işçi hareketlerinin futbolun tarihsel gelişim sürecine etkisi

Günümüzde bir oyun ve bedensel aktivite dışında futbol, sosyal dokuya ilişkin bir anlamlandırma ve gösterge aracı olarak birçok araştırmaya konu olmuştur. Bu çalışmada, modern futbolun erken dönem tarihsel süreci, işçi sınıfı kültürünün gelişimi paralelinde, literatür tarama yapılarak farklı bir boyutu ile ele alınmıştır. Çalışmanın amacı, modern futbolun ortaya çıkışı ve gelişiminde önemli bir unsur olan

futbol x anarşi

Zapatista bölgesindeki, Aguascalientes’de, iki uzun ahşap yatakhanenin arasında, ağı olmayan, bel vermiş direklerden oluşan kalelerle futbol oynadık. Top sık sık binaların çatısına gidiyordu. Böyle olunca top taca çıkmış sayılmıyor, top yuvarlanıp geliyor ve saçakların altında topu kapma mücadelesi sürüyordu. Çılgın anlardı, gerçek değil gibiydi, çünkü benim gibi ziyaretçilere yabancı gelen bir yoksulluğun orta yerinde top

o değil de

“o değil de” yıllardır aklımızda olan ama sonunda birilerinin vakit ayırıp hazırladığı -biz bunları konuşurken aslında ne oluyor?- platformu. başlangıç için başarılı gözüküyorlar. umarız güncel tutmayı da başarırlar. o değil de’lerin en ünlüsü “fado, futbol ve fiesta” bilinen ama “fado, futbol ve fatima” olan hikayeyi de ibrahim altınsayın ağzından aşağıda dinleyebilirsiniz. gözlerinizi açık tutun. o

okumaya devam