Menü Kapat

Etiket: fransa (sayfa 1 / 2)

dada: dadacılıktır

Dadayı kim yarattı? Kimse ve herkes. Ben bir bebekken Dada yapıyordum ve anamdan kıçıma şaplak yiyordum. Şimdi herkes Dadacı olduğunu iddia ediyor. Son otuz yıldır Zürih’te, Köln’de, Londra’da, Tokyo’da, San Francisco’da, New York’ta. Ben New York’ta bir Dadacı olduğumu iddia edebilirim. 1912’de Dadadan evvel. 1919’da Dadacıların izni ve onayıyla, Dadayı New York’ta yasallaştırdım. Yalnızca bir kez. Bu yeterli. Zaman daha fazlasını hak etmez. Bu bir Dada-tarihidir. New York Dadası’nın tek sayısı, hatta yazarlarının isimlerini bile üstlenmeden. Dada için ne kadar sıra dışı. Tabi ki, açıkça ortada bazı katılımlar vardı. İsteyerek ya da istemeyerek. Güvenerek ya da şüphe duyarak. Ne önemi vardı ki? Sadece tek bir sayı. Unutulmuş- birçok Dadacı ya da Dada karşıtı tarafından görülmemiş bile. Şimdi Dadayı yeniden diriltmeye çalışıyoruz. Neden? Kimin umrunda? Ya da değil? Dada öldü. Ya da Dada hala hayatta mı?

Yaşayan bir şeyi diriltemeyiz, aynı ölü olan bir şeyi diriltemeyeceğimiz gibi.

Daha Öldü mü? Dada Yaşıyor mu? Dada: Dadacılıktır.

Man Ray
Ramatuelle, Var, Fransa, 8 Temmuz, 1958

baudelaire – kötülük çiçekleri

bana ne sendeki dirlik ve düzenlikten
hem güzel ol, hem de acı duy!
ekler gözyaşı yüzüne başka güzellik,
yeşillikte bir su gibi üstelik;
borayla canlanır çünkü çiçekler.

diyemezsin ki, tutsak kraliçe,
beni korkuyla sevebilen ancak,
ağır dehşetiyle sürerken gece
çığlıklar içinde ruhun, delice,
bana: “ey kralım, sana dengim, bak!

ilk olarak 1857’de fransa’da yayımlanmıştır. ilk temel baskısı 5 bölüme ayrılır; melankoli ve mükemmeliyet, kötülük çiçekleri, isyan, şarap, ölüm. ilk baskının yayımından sonra, şair ve yayıncıya, ikinci imparatorluk rejimi tarafından eserin “toplumsal değerleri aşağılaması” nedeniyle dava açılmıştır. bu davanın sonucunda charles baudelaire 300 frank para cezasına çarptırılmıştır. ayrıca kitap 353 adet satmış ve yayıncısını iflasa sürüklemiştir.

download . baudelaire – kötülük çiçekleri

düşmanın portresi

(Düşmanın toplu, tek tek, yakından, uzaktan, cepheden, arkadan, yandan, yatarken, otururken, çömelmiş, dururken, hareket ederken, dışardan, içerden çekilmiş fotoğrafı)

Realizm, gerçekliğin tamamının sadece polis gerçekliğiyle işgal edilmesidir.

General de Gaulle, Fransız Cumhuriyeti Devlet Başkanı: Burjuva, militarist, başkanımsı, Cumhuriyet karşıtı ve Fransız bir realist. Gerçek polisin aşırı realist şefi, gerçek baskının realist tertipçisi; kârı iki paya bölen, kapitalizme gerçek, işçilere hayalî bir pay ayıran katılımcı tasarı aracılığıyla tehdit altındaki kapitalizmi koruyan realist muhafız.

Fransız Komünist Partisi ve yan kuruluşları: Komünist çağrıyı daha kaynağındayken boğan realist aygıt. Devrimcileri ihbar eden realist muhbirler.

Tüm siyasî partiler, tüm sendikalar: Bilinci geliştiren hayal gücünden ve gerçekliği değiştiren arzudan duydukları korkunun yönlendirdiği realist kurumlar.

Devrimci itkiyi donduran ve halkın sesini parlamenter söyleme dönüştüren seçim realizmi.

Çoğunluk realizmi: yabancılaşmış kitlelerin alt-gerçekliği.

Kültürün realizmi: canlı fikirlerle iç içe geçmiş ölü fikirler – ulusların bayrakları altında, folklorun çerçevesinde, ve kitle iletişim araçlarıyla bu fikirleri burun kıvırarak yayan entelektüeller kastı içerisinde.

Algının – dêjà vu’nun realizmi.

Sınıfların açık veya gizli, her halükârda realist işbirliği.

İpleri elinde tutan realistlerin ağzının içine bakmayı bilen açlığın realizmi. Hiç sabredemeyen açlığın realizmi.

Devrimin taleplerine karşı realist reformlar isteyen realist irade.

Realist ele geçirme taktiği.

İstihbaratın nesnel realizmi.

Tarihsel gerçekliği hiç kaale almadan, daimi muhbirlerle ve hainlerle birliğin realizmi.

Halka edilgen ve telafisi olanaksız bir aptallık atfeden ve o andan itibaren realist biçimde beslenmesi gereken etkin aptallığın realizmi. […]

Otoritenin realizmi. Babanın, şefin, patronun, öğretmenin, papazın.

Hiyerarşinin realizmi. Ustabaşının, orta kademe yöneticinin, aparatçik’in, astsubayın.

Ticaretin realizmi.

İlerlemenin realizmi.

Disiplinin realizmi.

Apolitizmin realizmi.

Liyakatin realizmi.

Dalkavukluğun realizmi.

İyi yurttaşlığın realizmi.

 

Realist olan her şeyin içi geçmiştir. İçi geçmiş olan her şey realisttir.

3 Mayıs 1968’de realizm ölüme mahkûm edilmiştir. Bugün, tüm gerçekliğiyle sapasağlam olan devrimin hedefi, onu idam mangasının karşısına yollamaktır.

1968

 

Vincent Bounoure, Claude Courtot, Annie Le Brun, Gérard Legrand, José Pierre, Jean Schuster, Georges Sebbag, Jean-Claude Silberman

 

1871 paris komünü’nün kısa tarihçesi

Paris Komünü, Fransız tarihinin en büyük destanlarından birisidir. “İşçi sınıfının merkezi bir rol oynadığı ve daha iyi için toplumu değiştirmeyi amaçladığı ilk devrimdir”

“Paris Komünü’nün temsil ettiği düşünce, her topraktan ve her ulusdan olan işçiler için neden bu kadar çekicidir? Cevabı basit. 1871 devrimi herşeyden önce bir halk devrimiydi. Halkın kendisi tarafından yapılmıştı, kitlelerin ortasında kendiliğinden doğmuştur; ve kendilerini onun savunucuları, kahramanları, onun şehitleri olarak bulan büyük bir halk kitlesi içinde olmuştur. Bu, orta sınıfın asla affedemeyeceği kadar ‘aşağı’ olması nedeniyledir yanlızca. Ve aynı zamanda onun hareketli ruhu toplumsal bir devrim düşüncesiydi; kesinlikle belirsiz, belki de bilinçsizce, ama yüzyılların mücadelelerinin ardından elde etmek için çabalamaya değer, tüm insanlar için gerçek özgürlük, gerçek eşitlik. En aşağı halk katmanlarının haklarını elde etmek için yürüdüğü bir devrim”, London: W. Reeves, 1895.

Fransa, 1870’de Prusya’ya savaş açtı ve 1871’de yenildi. Ulusal Hükümet’in başkanı Adolph Thiers barış koşullarını görüştü. Ancak Parisliler Prusyalıların Zaferini kabul etmeyeceklerdi. Alman ordularının 1 Mart’ta Paris’e çoşkulu bir şekilde girmelerine izin verildiği haberi Parislileri ateşledi ve Ulusal Muhafız [Almanların] girişlerini engellemeye karar verdi. Paris Kuşatması’ndan arta kalan toplar şehrin değişik kesimlerine ve işçi semtlerine nakledildi.

Devrimi ateşleyen şey, Hükümetin Ulusal Muhafızların silahlarına el koyma girişimi oldu. Kalabalıklar toplaşmaya başladı; Montmartre’de askeri birlikler halka ateş açmayı reddederek Ulusal Muhafızla kaynaştı. Ulusal Hükümet Versailles’e çekilmek zorunda kaldı ve “ayaklanmacılar yavaş yavaş şehri işgal ettiler; tüm ana yollara barikatlar kurarak mitralyözler yerleştirdiler”. Daha zengin semtlerde oturanların çoğu şehri terk etti.

26 Mart’ta, 227.000 Parisli oy kullanmaya gitti ve 28 Mart’ta “silahların patlatılması ve bin kadar muhafızın zafer çığlıkları eşliğinde” komün Hotel de Ville’de ilan edildi.

Komün, görevde kaldığı kısa dönem içinde, kuşatma süresince kiraları azalttı ve zamanı gelen borçların ödenmesini üç yıllığına erteledi. İşsizlerin değişimini düzenledi; fırıncıların geceleri çalışmasını yasakladı; çalışmayan fabrikaları tekrar faaliyete geçirmek için sendikalara ve işçi kooperatiflerine verdi. Fabrikaların yakınına gündüz kreşleri kuruldu ve özellikle de en ihmal edilen alan olan kadınların eğitimi başta olmak üzere, eğitimi geliştirmek için pekçok şey yapıldı.

Thiers, 2 Nisan’da birliklerine saldırma emri verdi. Banliyölerdeki beşbuçuk haftalık bir çarpışmadan sonra ordu 21 Mayıs’ta Paris’e girdi. Federaller teslim olmayı reddettiler ve Versailles’cilerle şiddetli bir çatışmaya girdiler. Vahşet her iki tarafta da yükselmişti. Kanlı hafta olarak anılan bu dönemde 10.000 ile 30.000 arasındaki Parisli öldürüldü. İlk örgütlü idam, onbeş erkeğin kurşuna dizildiği Parc Monceau’da 22 Mayıs’ta gerçekleşti. En büyük katliam Luxembourg, Châtelet ve La Roquette’de gerçekleşti. 24 Mayıs’dan 28’ine kadar, gece ve gündüz erkek, kadın ve çocuklar Petit Luxembourg’a taşınıyor ve suçlu bulunanlar kurşuna dizilmek üzere bahçelerde sıralanıyorlardı.

28 Mayıs’ta Komün tamamen sona ermişti. Devrimin ardından 38.000 tutuklu Versailles’e nakledildi. Çoğu, –ordunun şüphelendiği ancak aleyhinde delil bulamadıklarını için bir cezalandırma yöntemi olarak kullandığı– ağır bir tutukluluk döneminden sonra serbest bırakıldı. 11.000’den fazla kişi Conseils de Guerre’de yargılandı; bunların 5.000 kadarı Yeni Kaledonya’daki ceza kolonilerine gönderildi.

Paris 5 yıl boyunca sıkıyönetim altında kaldı ve Enternasyonal yasadışı ilan edildi. Dokuz yıl sonra genel af için oylama yapıldı. 25.000 kişi sosyalistlerin çağrısına uyarak, polis saldırısına rağmen Pére-Lachaise Duvarı’nda düzenlenen ilk anma gösterisine katıldı.

Bu arada hala la commune izlenmediyse kınama mesajlarımız sizindir.

İşçilerin Öz Yönetimi

Öz yönetim, çalışma yerinde uygulanan, çalışanların, onları yöneten ne yapması, nasıl yapması, nerede yapması gerektiğini söyleyen bir yöneticinin aksine kendilerinin seçenekler üzerinde (iş bölümü, üretim yöntemi, dağıtım vs. gibi) anlaştığı bir çeşit karar verme türüdür. Bu tip bir öz yönetimin pratikteki tam örneklerinden birisi İspanya’daki “geri alınmış fabrikalar” hareketinde görülmüştür. Burada işçiler ya sahibi tarafından bilerek batırılmış fabrikanın kontrolünü almış ya da yönetimin bir lakavt uygulaması riskine karşı fabrikayı işgal etmiştir. Geri al anlamına gelen İspanyolca “recuperar” fiilinin sadece geri almak anlamına gelmediğine dikkat edilmelidir, fiil ayrıca iyi bir duruma sokmak anlamına da gelir. Başta endüstri için kullanılsa da bu terim fabrikalar dışındaki sahalarda da karşılığı vardır. İşçi öz yönetimi çoğunlukla işçi kooperatifleri, işçi konseyleri gibi iş yerinin patronsuz olarak işlediği yerlerde kullanılan bir karar verme modelidir. Eleştiriler her küçük sorun için bütün işçilere danışmanın verimsiz ve etkin olmadığı üzerinde durur. Ama, dünyadaki gerçek örneklerde de görüldüğü gibi, sadece geniş ölçekteki kararlar bütün çalışanlar tarafından bir konsey toplantısı sırasında alınır ve küçük kararlar onları uygulayanlar tarafından diğerleri ile koordine olarak doğrudan alınır.

Teori

Öz yönetim ilk Pierre-Joseph Proudhon tarafından 19. yy’ da kuramsallaşmıştır. Daha sonra özellilke devrimci sendikalizm içindeki sendikaların temel parçası olmuştur. Fransız sendikası CFTD 1970 programında işçi öz yönetimini programına almıştır (daha sonra kaldırmıştır). İşçi öz yönetimi fikirleri hala IWW tarafından geliştirilmektedir.

Tarih

İşçi öz yönetimi deneyiminin tam örneği İspanyol Devrimi (1936-1939) sırasında yaşanmıştır. (Ayakkabı boyacısı çocuk bile George Orwell’in anlatımına göre boya sandığını kollektifleştirdiğini sandığın üzerine yazar, ayrıca fabrikalar dışında berberler gibi esnaf da öz yönetim uygular). 1950’lerde Titoist Yugoslavya soğuk savaş sırasında sosyalist bir öz yönetim yöntemini seçeceklerini söyleyerek Moskova ile bağların kopmasına neden olmuştur. Yugoslavya’nın ekonomisi Tito ve Milovan Dilas’ın teorilerine göre organize edilmiştir. Fransa’da 1968 Mayıs’ını takip eden günlerde, Lip adındaki bir saat fabrikasında, hissedarların fabrikayı kapatmak istemesinin ardından 1970 ve 1973 arasında öz yönetim uygulanmıştır. CFTD sendikası işçilerin üretimlerini kendi ellerine alması konusunda grevi desteklemiştir.

Güney Amerika

2001 ekonomik krizinin ardından, yaklaşık 200 Arjantin şirketi işçileri tarafından geri alınmış ve kooperatiflere dönüştürülmüştür. Örnekler arasında Brukman fabrikası, Bauen Oteli ve FaSinPat bulunur. 2005 gibi 15,000 Arjantinli işçi bu geri alınmış fabrikaları işletmiştir. Çoğu geri alınan fabrika kooperatif olarak çalışır ve tüm işçiler aynı ücreti alır. Önemli kararlar bütün işçilerin katıldığı meclislerde demokratik olarak alınır, uzmanlardan oluşan bir yönetim yerine.

fransız devrimi görsel arşivi

fransız devrimi

stanford üniversitesi kütüphanesi ve the Bibliothèque nationale de France (BnF) katkısıyla yüksek çözünürlük ve detayda 14000’den fazla görsel. saygı duyuyor ve sık kullanılanlara ekliyoruz.

french revolution digital archive

etilen sosyete . 2003 - 2019 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.