hukuk modeline karşı

Foucault hiçbir zaman yazmayı bir amaç olarak görmedi. Onu büyük bir yazar yapanın tam da bu olduğunu söyleyenler haklıdırlar. Onlar, Foucault’nun yirmibeş yılı aşkın bir zamana yayılan eserinin güzergahlarında şen bir bilimin yolaçtığı kahkahaları bastırmasız, özgürce ve sakınmaksızın savuranlar olabildiler: Foucault’nun öncesinde Spinoza ile Nietzsche’yi, sonrasında ise Deleuze’ü ve yeni bir düşünür kuşağım bu kahkaha

Foucault Sarkacı

Dumana döndü solan gece. Ağaran gün ve bütün tabiat yana duruyordu. Ben yana duruyordum. Sen soğuk, sen taş duvar misali, açık gökyüzündeki ayaz gibi, soğuk kış geceleri koynuna koyduğum ellerim gibi. Gözlerimde tuttuğum yaşlar gibi buğulu, sisli mevsim. Dönüyoruz ama sallanıyoruz da gibi sanki. Caminin minaresinden gayrısı gözükmüyor penceremden. Parmaklığı eksik evlerinde gecekondu sakinleri. Öyle

Halk ve İktidar

Kafedeyim, oturuyorum. Kimsenin beni yargılamayacağını düşünerek. Oturup izliyorum düşüncelerin birbirlerini takip etmesini, insanların düşüncelerinin. Biri diyor ki: -Ben eşimin istediğini yapacağım, eşim diyor ki, işine fazla zaman ayırma. Ötekisi diyor ki: -Ben ailemin dediklerini yapacağım, ailem diyor ki seni bu düzende ne kurtaracak ise onu yap. Oysa ben kendime diyorum ki ben ne istiyorsam onu

Son Tüketim Tarihi

Bu faşizmin yükselişe geçtiği, ölümün biz sıradan insanlar için, sıradan olmayanlara göre çok daha normalleştirildiği bu dönemde, çağın insanında psikolojik sorunların yükselişe geçmesini şaşırtıcı bulmuyorum, bu bana, Sanayi Devrimi’nin ilk dönemlerinde işçilere devlet ve burjuvazi tarafından uygulanan politikaların devamı gibi geliyor. Foucault, Deliliğin Tarihi’nde Viktoryen dönemlerde tımarhanelerin nasıl işgücü yaratmak amacıyla kullanıldığını yazıyordu, tımarhaneler de

Agamben: Tanık

1. Felsefenin bir temizlik işçiliği olduğu” üzerine –Deleuze Agamben felsefesini yaklaşık olarak bu sözlerle selamlıyordu; cam yontucusu Spinoza’dan beri kavramları temizleyip parlatmak felsefenin örtük özü haline gelmiş olmalıydı… “Agamben’in kişiliğinde felsefe bir yaratıcılık, bir yapıp etme sanatı, kelimenin esas anlamıyla bir poetika haline geliyor…” (Deleuze) –ve Agamben’in Pier Paolo Pasolini’nin “Matta’ya Göre İncil” filminde Filip

Denetim Toplumu Nedir?

Tarihsel Bakımdan Denetim Toplumları Nedir? Foucault “disiplin toplumları”nı Onsekizinci ve Ondokuzuncu yüzyıllara yerleştirmişti. Bu toplumlar doruk noktalarına Yirminci Yüzyıl başlarında varmışlardı. Bu toplumlar, geniş ve yaygın kapatıp-kuşatma mekânları düzenlemeleriyle ayırdedilirler. Birey hiç durmadan, her biri kendi yasalarına sahip olan bir kuşatma mekânından öbürüne geçer; önce aile; sonra okul (“artık ailende değilsin“); ardından kışla (“artık okulda