Etiket: evren

modern mitler

dolayısıyla, aksine yönelik iddiasına karşın, güneş hiç de özel değildir. milyarlarcasından sadece biri, ortalama bir yıldız olarak, samanyolu’nun dış kolunda kendisini harcamaktadır. güneş, tam 2 ışık yılı uzaklıktaki cisimleri çeker ancak kendisi sadece tek bir galaksinin merkezinden 26.000 ışık yılı uzaklıktadır.

homo sapiens türünün diğerlerinin üzerinde bu kadar baskın bir şekilde galip gelmesinin en büyük sebeplerinden biri hikaye anlatma ve dolayısıyla bilgiyi gelecek nesillere aktarma yeteneği. tarih boyunca bu hikayeler ve mitlerin ne kadar büyük yer edindiğini ise tekrar tekrar anlatmaya gerek yok ya da bütün o kutsal kitaplarda yer alan hikayelerin benzerliğini. bunun yanında ise bu yazılan hikayelerin güncelliği günümüzün aşırı hızlı gelişme gösteren teknoloji çağında güncellenmesinin bir zararı olmamakla birlikte bir gereklilik olarak dahi düşünülmesinde bir sıkıntı görmüyorum.

oren harman’da mitlerle büyümüş bir insan olarak bunu denemeye çalışmış. amacını “hikaye anlatıcılığı üzerinden bizim şaşaalı modern dilimiz için kadim bir görevi üstlenmek” olarak özetliyor. “evren, dünya ve yaşamın evrimini bugün nasıl açıklıyoruz?” sorusu üzerinden, bilimin mitoloji ile estetik buluşması şeklinde harika bir ürün ortaya çıkarmış. başlıklarımız kader, kibir, annelik, ölümsüzlük, aşk, özgürlük, ölüm, gurur, kıskançlık, merak, yalnızık, fedakarlık, hafıza, doğru ve umut.

okuduğunuzda pişman olmayacağınız, keyif alırken düşünmeyi de ihmal etmeyeceğiniz eserlerden. tavsiye listemizdedir.

modern mitler
oren harman
çeviren: ılgın yıldız
say kitap
2019, 232 sayfa

Simülasyon Kuramı

Bu kuram kısaca bizden daha üstün bir varlığın, medeniyetin veya canlının bizi bir bilgisayar benzeri bir simülasyonda canlandırdığını söylüyor. Bilgisayar oyunlarından fark ettiğimiz üzere bizim fareyi çevirdiğimiz yönde görüntüler oluşmakta. Görmediğimiz kısımlar ise karanlık ve hareketsiz. Bu kuramın en büyük dayanağı fizik dersinde gördüğümüz Young deneyi veya çift yarık deneyi.

Bu deneyde iki tane paralel ekran bulunuyor. Öndekinde iki tane çok ince çizgi-yarık var. Bu çizgilerden birini kapattığımızda ve ışık gönderdiğimizde beklendiği üzere arkadaki ekranda tek bir parlak çizgi görünüyor. Fakat iki çizgi de açık olduğunda arkadaki ekranda ikiden fazla sayıda parlak çizgi görünüyor. Yani elektronlar dalga gibi davranıyor. Daha sonra bunu gözlemlemek için çok hassas bir dedektör de deneye dahil ediliyor. (İşte dünyamız bir simülasyon bug yani hata burası) Dedektör açıldığı zaman arkadaki ekranda iki tane çizgi oluşuyor. Yani elektronlar parçacık gibi davranıyor. Bir gözlemcinin olması sonucu değiştiriyor. Tıpkı bilgisayar oyunlarındaki gibi. Kafamızı çevirdiğimizde fizik kuralları işlemiyor. Eğer bir tanrı varsa hata yapmış demektir. Young deneyi determinizm ilkesini yıkıyor ve indeterminizmin doğmasına sebep oluyor.

Eğer evren bir simülasyon ise nasıl çıkılabilir?

Entropi

Günün birinde bir aptal, bir diğer aptala demiş ki; ‘’Galaksilerin spiral yapısı ve enerji dağılımındaki eşitsizlik beni huzursuz ediyor. ‘’ Söylemiştim sadece aptal.

Diğer yandan bir sokaktan bir diğerine geçerken elindeki telefonla oynayan genç kız, kırmızı bir pikap kullanan dikkatsiz sürücü tarafından 88 parçaya ayrılıyor.

Aynı gün, ne tarafına gitsen kuzeye çıktığı, bitki örtüsünün olmadığı sadece paytak yürüyen penguenlerin mutlu olduğu, o buz kaplı kıtada hayatının 18 senesini bilimsel çalışmalara adayan bir dangalak kullandığı kar motosikletine aşırı yük yüklediği için incelen buz tabakasından içeri kestirme bir yol bulur ve macerasını hayallerinin bile ulaşamayacağı bir soğukluk içerisinde bitirir.

Zaten evrenin en komik yönü de budur. Bir şeyler hep olur.

İnsanın en komik yönü ise sebep bulmasıdır. Evrenin karmaşası tek başına yeterli değilmiş gibi muhakkak bir sebebi olduğuna inanmasıdır, haksız da sayılmazlar ancak bu durumda atladıkları tek nokta sonsuz olasılıkların evrenin geneline hâkim olduğudur. Yani sebebi neydi ki? sorusu mantıklı olsa da bunun seninle bir alakası yok arkadaşım. Evrenin umurunda değiliz.

Totaliter inanışların, dinlerin, sabit fikirlerin tümü bu genel geçer kaosun mantığını kavrayamamanın sonucudur.

İnsanların başına gelenler karşısında takındığı tavırlar, bunları hak etmediğini düşünmesi ve bunun sonucunda seçilmiş, kutsanmış ya da lanetlenmiş olduğunu düşünmesi kişi için zararlı ve gereksizdir.

Biyolojik olarak büyük bir oyunun içinde değilsiniz. Bu hayata gelmenizin özel bir amacı yok.

Bir örnek vermem gerekirse; yaşamın sadece dünyada olması, yaşam için uygun koşulların sadece dünyada var olması yüzündendir.

Tanrıların İntikamı

On İkinci Hanedan Senusret I (M.Ö.1991-1803) zamanından kalan bir taş tabletten; Amenemhat I’in ağzından cinayetini dile getiriyor:

Yemeğimden sonra, gece düştüğünde, mutlulukla geçirdim son saatlerimi. Yatağımda uyudum ve kalbim de uyudu. Huzurumda silahlar çekildiğinde başkentimdeki kudretli bir yılan gibi kıvrandım yatağımda. Dövüşe uyandım ve anladım ki beni korumak için ant içmişlerden olacaktı katillerim. Silahlarıma sarıldım hızlıca ve ilk hamleye karşılık verebildim! Ama söyleyin bana, öylesine kudretli biri var mıdır ki gecede tek başına, yalnız, yardım umudu olmadan katilleriyle savaşsın. Bak ve gör, yaralar açılırken tenimde sen yoktun yanımda, tebaam duyamadan, sana öğreteceklerim dururken, sana planlarımı anlatamadan, tahmin bile edemeyeceğim bir şekilde, kalbim uşaklarım tarafından sökülüp alındı.

soluk mavi nokta

şu noktaya tekrar bakın. orası evimiz. o biziz. sevdiğiniz ve tanıdığınız, adını duyduğunuz, yaşayan ve ölmüş olan herkes onun üzerinde bulunuyor. tüm neşemizin ve kederimizin toplamı, binlerce birbirini yalanlayan din, ideoloji ve iktisat öğretisi; insanlık tarihi boyunca yaşayan her avcı ve toplayıcı, her kahraman ve korkak, her medeniyet kurucusu ve yıkıcısı, her kral ve çiftçi, her aşık çift, her anne ve baba, umut dolu çocuk, mucit, kâşif, ahlak hocası, yoz siyasetçi, her süperstar, her “yüce önder”, her aziz ve günahkâr onun üzerinde – bir günışığı huzmesinin üzerinde asılı duran o toz zerresinde.

evrenin sonsuzluğu karşısında dünya çok küçük bir sahne. bütün o generaller ve imparatorlar tarafından akıtılan kan nehirlerini düşünün, kazandıkları zaferle bir toz tanesinin bir anlık efendisi oldular. o zerrenin bir köşesinde oturanların başka bir köşesinden gelen ve kendilerine benzeyen başkaları tarafından uğradığı bitmez tükenmez eziyetleri düşünün, ne çok yanılgıya düştüler, birbirlerini öldürmek için ne kadar hevesliydiler, birbirlerinden ne kadar çok nefret ediyorlardı.

böbürlenmelerimiz, kendimize atfettiğimiz önem, evrende ayrıcalıklı bir konumumuz olduğu hakkındaki hezeyanımız, hepsi bu soluk ışık noktası tarafından yıkılıyor. gezegenimiz, onu saran uzayın karanlığı içinde yalnız bir toz zerresi. bu muazzam boşluk içindeki kaybolmuşluğumuzda, bizi bizden kurtarmak için yardım etmeye gelecek kimse yok.

dünya, üzerinde hayat barındırdığını bildiğimiz tek gezegen. en azından yakın gelecekte, gidebileceğimiz başka yer yok. ziyaret edebiliriz, ama henüz yerleşemeyiz. beğenin veya beğenmeyin, şu anda dünya sığınabileceğimiz tek yer.

gökbilimin mütevazılaştırıcı ve kişilik kazandıran bir deneyim olduğu söylenir. belki de insanın kibrinin ne kadar aptalca olduğunu bundan daha iyi gösteren bir fotoğraf yoktur. bence, birbirimize daha iyi davranma sorumluluğumuzu vurguluyor, ve bu mavi noktaya, biricik yuvamıza.

carl sagan 

o sırada gündemde.

o sırada mahallede.

sen neden kendini üzüyorsun. allah her şeyin hayırlısını versin.
olmuyo ayla abla.
sus, karşı çıkma sakın.
anne? kuşların uçtuğu yerin yukarsında ne var?
gökyüzü. hem böyle şeyler sorulmaz oğlum, günah.
neden?
sssst.

o sırada haberlerde.

şu el kadar kumaşı etek diye giyip dışarı çıkmaya utanmıyor musun dedi, hayır diyince vurdu.
bu dükkanın önüne çok geliyorlar müşteri kaçıyor. belediye ilgilenmedi herhalde, dükkan sahibi kedileri çuvala koyup götürdü. denize attı.
bombalı saldırıda ölenlerin sayısı artıyor.

o sırada kahvede.

yanlış iş yapıyolar ben hep diyorum, topunu asacaksın bunların.
çıkmayacak abi o saatte dışarı, adam da kaçırır tabii.
bi siyasete bi dine kafa yormayacaksın abicim.
mübarek ayda ne işleri varmış birayla alkolle.

o sırada yönetimde.

ben her cuma bir tane ayyet sallıyorum.
afişe kırmızı gül de koyalım peygamberi ifade eder.
ölenleri saydık mı?
twitter’a yaz, şey yaz ne bileyim yaz işte bi şeyler.
yarın unuttururuz bi şekilde. 

o sırada güneş sisteminde.

o sırada samanyolu galaksisinde.

o sırada yerel galaktik grupta.

o sırada başak galakside.

o sırada yerel süperkümelerde.

o sırada gözlenebilir evrende.

o sırada evrende.

o sırada sende.

sıra sende.

sen evrensin.

evren sende.

gördüklerini anlat.

soru sor.

itiraz et.

kabullenme.

İzin verme.