Etiket: eşitlik

çöl düşleri – III

ÇARPANLARINA AYIRMA

Zaman zaman matematik problemi çözüyorum. Perspektifi kaybetmemek için. Ucuz şeyler. Kitapçılardan bir önceki yıla ait hazırlık kitapları satın alıyorum. Eski müfredat. KPSS. YGS. ALES. DGS. Büyülü kısaltmalar. Haramilerin mağarasına açılan kapıların anahtarları. Geriden takip ediyorum. Yoldayım ama. Nihayetinde sorular halen yanıtsız öyle değil mi? Bir sigara yakıp kanepeye uzanırım genelde. Çay. Kitaplar kucağımda. Kulağımın arkasında bir kurşun kalem, bir tanesi elimde. (Market işi kurşun kalemler. Yirmi tanesi 4.98 TL. Bittikçe yeni paketler alırım) Ağır ağır çözmeye başlarım testleri. Sırasıyla. Hile yapmadan. Ünite ünite ilerlerim. Yanlışlarımı tespit eder, doğru çözümü kavramaya çalışır, işin içinden çıkamazsam internetten yardım isterim. Parça parça. Onlarca sene önce kapatılmış dosyaları kovalayan bir dedektif eskisi olduğumu hayal ediyorum o kanepede uzanırken. Yüzlerce. Binlerce dosya.

Çözüyorum ve sayfaları çeviriyorum. Faktöriyel. Fonksiyonlar. Havuz problemleri. Çarpanlara ayırma. Çarpanlara ayırmaya bayılırım. Çarpanlara ayırma evreninde gerçeklik ziyadesiyle öngörülebilir biçimde kurgulanmıştır. Bütün mesele, görebilmek meselesidir. Doğru eşitliğe ulaşabilmek için. Dünyaya bakın, gözleriniz kamaşacaktır! Yattığım yerde kıkırdıyorum. Dünyaya bakın, gözleriniz kamaşacaktır! Kamaşıyor da. Tavanım koca bir yapboz nihayetinde. Perspektifi kaybetmemek için matematik problemleri çözmemi engellemeyecek kadar. Fonksiyon? İşlem yani. Değişken sayıları girdi olarak kabul edip bunlardan bir çıktı sayısı oluşmasını sağlayan kurallardır. Bir işlem türüdür. Dört işlemden sonra gelir. Nokta. Elimdeki kalemin ucu körelince kulağımın arkasındakiyle değiştiririm. Sonra yeniden çözmeye başlarım. Ta ki o da körelene dek. İki kalemlik zihin egzersizi. Sonra toplarım kitaplarımı. Tertipli olmakta fayda vardır. Kitaplar rafa. Kalemler kalemliğe.

(daha&helliip;)

İnsan kendini hep farklı, anlaşılmaz, kabul görülmez hisseder yeni bir yola girince. Belki destek görememe korkusundandır belki de kişi henüz kendi kabul edememiştir. Belki de haklıdır; anlamayanlar, karşı çıkanlar, dalga geçenler olur. Ama herkesin bir frekansının tuttuğu belki aynı mesele için koşan belki de yürekten yüreğe bağ kurduğu biri mutlaka vardır. O insanlara güvenmek gerekir. Bu tek düze, sözsüz anlaşmaların kabul edildiği dünyada yenilik iyidir. Hayal etmek yeni tohumları yeşertecek su gibidir. Hayal etmekten, güvenmekten korkmayın. İçinizde kıpırdanıp duran yeni fikirleri, isyanı, ütopyayı, hayali saklamayın. Aşık olduğunuzda susmayın. Avazınız çıktığı kadar haykırın, bu kirli atmosfere temiz soluklarınız karışsın. Yeni olan temizdir. Hiçbir şeyi iyi-kötü sınıfına sokmamak lazım. Yüreğinizin ritmini değiştiriyorsa o yoldan vazgeçmeyin. Her seçim önüne yeni bir yol açar insanın. Herkesin yürüdüğü yolda yürümek zorunda değilsiniz. Herkes gibi üst üste dizilmiş evlerde yaşamak zorunda değilsiniz. Zengin olmak, modern olmak zorunda değilsiniz. Değiliz.

Başarılı olmak nedir? Öğrencinin yüksek puan alması, iyi bir üniversiteyi kazanması, mümkünse doktor olması; çalışanın her ne yolla olursa olsun çok para kazanması mıdır? Tüm bunlar toplumsal algının bize başarı diye öğrettikleridir. Başarı, insanın hangi alanda mutlu olacaksa orada olup istediği şeyin peşinden gitmesidir. Herkes sevdiği işle ilgilenirse daha iyi sonuçlar alınır. Ne mesleğin ne de insanın sınıfı olabilir. Herkes birbirinden böylece farklıyken hangi ölçüte göre sınıflandırma yapılır ki? Hangi meslek diğerine göre üstün olabilir?

Aklınıza yeni bir heyecan yeni bir fikir düştüğünde onu toplumun tepkisine göre değil, kendinize göre, yüreğinizin sesine göre inceleyin. İnsan aşık olduğu şeyin/kişinin peşinden koşmalı. O yolda koşarken insanların size verdiği tepkileri tartacağınıza olumlu yönden bakmayı deneyin. Yanınızda yürümeye çalışanlara izin verin. Aynı amaç için çarpan yürek çoğaldıkça yol kısalır. Kim bilir, bir kıvılcımdan çıkar yangın.

Hiçbirimiz anlaşılmayacak kadar karmaşık, olağanüstü değiliz. Sizden de benden de çok var. Fakat aramızdan sıyrılanlar yüreklerindeki ateşi söndürmeyip, o ateşin aydınlığında yürümeye devam edenlerdir.

Durmayın, bağıralım içimizdekileri!

etilen not: sosyete kişisel gelişiminizde de yanınızda.

yaşasın modern yaşam

Aşıkların elinden sazlarını alıp, gitarlar tutuştururlar. Türküleri unutturur, tatsız tuzsuz Halukleventler, Cemkaracalar, Barışmançolar yaratırlar.

Malraux bir kitabının bir yerinde diyordu ki, “eşitlik olamaz peşinde olduğumuz, üstte olanın alttakiyle eşit olmayı kabul etmesi değil. şu fransızların bulduğu gibi birşey olması lazım… kardeşlik!”

Misyonerlerden arta kalan yangın yerine antropologlar gittiler. Saygı duyduklarından değil, enteresan bulduklarından. Belki de sıkıcı salonlarında anlatacak ilginç birşeyleri olsun diye. Öğrenmeye değil, incelemeye gittiler. Bir de öğretmeye gittiler, modern bilimin müthiş faydalarını. Onlar da bizim gibi insan olduklarına göre, onların da bu müthiş bolluktan bu harika birikimden, bu elbombalarından, bu nefis kanserojenlerden faydalanmaya hakları var.

Fakir mahallelere, çağdaş yaşamı desteklemeye gittiler. biz de insanız, onlar da insan, o zaman onlara destek olalım da onlar da bizim gibi insan olabilsinler. Onlara da şu tattığımız harika şeylerden tattıralım. Halideedipadıvarreşatnurigüntekin falan okuyabilsinler. çağdaş yaşam o kadar güzel ki, çağdaş yaşamımızla o kadar mutluyuz ki bunu herkesle paylaşmak, mutluluğumuzu herkese bulaştırmak istiyoruz.

En kötüsü de buydu işte “eşitlik” bunların hepsinin ağzından düşürmediği bir “eşitlik” var. Adına faşizm demek bunu çok küçültmek olur. Bunun çok daha kökten, karmaşık yöntemleri var.

Sonuçta da, her bireye okuma yazma, her eve internet, herkesin ayağına çarıktan daha iyi pabuç… ve tatsız tuzsuz şarkılar. kıraçlar… iğreti hikayeler, elifşafaklar, tunakiremitler falan. ruhunu besleyecek şeyden o kadar yoksun ki, maneviyat denilen şeyin dinden başka biryerde bulunabileceğini bile tasavvur edemiyor. ne için yaşadığını, ne için öleceğini bilemeyen bir topluluk.. koskoca mutsuz bir dünya.

eşitlik

Eşitlik yok diyorlar. Var ama yanlış yerde arıyorlar. Eşitlik çöpte.

mary green*